
Ahilik Haftası, nedeni ile yurdumuzun birçok il ve ilçe merkezlerinde çeşitli kutlama etkinlikleri düzenleniyor.
Bilindiği gibi Ekim Ayının 2. Pazartesi günü başlayarak Bir hafta sürecek olan “Ahilik Haftası” başladı.
Ahilik Haftası Kutlama Etkinlikleri, Resmi Gazetenin 13.08.2008 Tarih ve 26966 Sayısında ilan edilerek yürürlüğe girmiş bir yönetmelikle ve Sanayi ve Ticaret Bakanlığının koordinasyonunda, TESK- Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonunu, TESKOMB- Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Kredi Kefalet Kooperatifleri Birlikleri Merkez Birliğini, TOBB: Türkiye Odalar ve Borsalar Birlikleri’nce bir kutlama Komitesi vasıtası ile yapılıyor.
Yönetmelik, 12.YY’da esnaflar asında yer etmiş olan ahlâki, ticari ve sosyal ilkelerin bilinmesini ve bu kurallara uygun ticaret geleneğinin günümüz esnafına da taşınmasını amaçlıyor.
Hafta nedeni ile yurdumuzun bir çok yerinde yapılan Ahilik Haftası kutlama programlarının ilçemizde de yapılıp yapılmadığı ve yapılıyorsa neler yapıldığı konularını sizlerle paylaşmak ve kamuoyuna duyurmak amacı ile, Aliağa Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Hüseyin Ekren ile bir söyleşi yaptık.
B.Taşköprü; Sayın Ekren, öncelikle Ahilik nedir?
H.Ekren: Ahilik, Ahi Evran zamanından geliyor. O da yaklaşık olarak 7-800 yıllık bir geçmişi var. Osmanlıdan evvel de var. Osmanlının kuruluşunda da aktif rol almıştır. Bu adı nasıl aldı. O zaman esnaflar, toplumun güvenilir, kişileri olduğunda sözlerine itibar edilirdi. Şimdiki Meslek Eğitim Merkezlerinin üstlendiği görevi ahiler yapıyordu. O zamanlarda çalışanlara biraz mesleği öğrendiklerinde, çırak, biraz daha öğrendiğinde kalfa, sonra da ustalık mertebesine ulaştıklarında buna göre kuşak takılırdı. Kuşakların rengine göre ne oldukları anlaşılırdı. Şimdi Belge veriliyor.
Örneğin, “pabucunu dama attı” deyimi o zamandan kalan bir söylemdir. O zaman çalışan bir eleman ustası tarafında sınanırdı. Çırağın yaptığı pabucu beğenmeyen usta, pabucu dama atar, ta ki usta olduğuna kanaat getirinceye kadar o pabuç damda kalırmış. Hatta 3308 Sayılı Çıraklık Kanunu bize Almanya’dan kopya yapıldı. O aman Almanya’ya incelemeye giden ekibe “siz eski tarihinizi bir inceleyin orada bunların hepsi var” denmiş. Gerçekten de bizim ahilik kurallarımız vardır.
B.T: Nedir bu ahilik kuralları?
B.T : Pekiyi Aliağa’da ne tür etkinlikler düzenlediniz?
H.E : Lokma döktürüyoruz.
B.T: Peki ne amaçlanıyor bu kutlamalarla?
H.E: Esnafa iyi ahlaklı olmayı müşteriye iyi davranmayı, kandırmamayı, birbiri ile yardımlaşmayı öğretmek, yukarıda saydığımız kuralları hatırlatmak.Halkla esnafı buluşturmak, kaynaştırmak.
B.T :Bu kutlamaların esnafa bir yararı oluyor mu?
H.E: Yararı şu; her iş dalında olduğu gibi, esnaflar arasında da ahlaki davranmayan Yanlış davranışlar gösteren arkadaşlarımız oluyor ne yazık ki. Bu etkinliklerde, bu hatırlatmalarla daha iyi bir esnaf olmaları sağlanıyor.
AHİLİK; Selçuklu Türkleri’nde, dinî ve millî birliğin muhafazasında, Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda ve Osmanlı insanının yetişmesi ve terbiyesinde büyük hizmetler gören içtimaî (sosyal) bir teşkilat. Arapça “kardeşim” manâsına gelen ahî ile Türkçe “cömert, eli açık” manâsında olan akı kelimeleri ile yakınlık göstermekte ise de, hangisinden geldiği belli değildir. Her iki kelimeden de gelmesi ihtimal dahilindedir. Ahilik, 13. yüzyılda Anadolu’da yaşayan Türklerin, esnaf ve sanatkârlarının birliğini, çalışma esas ve usullerini teşkil eden, sosyo-ekonomik bir Türk kurumudur.
Ahilik, ihtiva ettiği hizmetler bakımından cömertlik, mertlik ve mürüvvet manâlarına gelen fütüvvet teşkilatının daha da gelişmiş bir şekli olarak görülmektedir. Sonraları esnaf ve sanatkârlar birliğine unvan olarak verilmiştir. On birinci asrın ikinci yarısından itibaren Anadolu’ya girmeye başlayan Müslüman Türkler (Selçuklular), Türkistan’da ticaret ve sanayi merkezlerinde yaygın fütüvvet ilkelerini de beraberlerinde getirdiler. Bu ilkeler arasında bilhassa; Müslüman kardeşinin işini görmek, onun yardımında bulunmak, hatâ ve kusurlarını affedip, husumet ve düşmanlık beslememek, ayıp ve kusurlarını örtmek, kendisini başkasından üstün görmemek, musibete uğrayan düşman bile olsa sevinmemek, başta gelmektedir.
Ahilik teşkilatında şu mertebeler bulunurdu:
1) Teşkilata yeni giren yiğitler, 2) Ahi bölükleri (Altı bölük olup ilk üç bölüğe “eshab-ı tarik”, diğer üçüne de “nakib” denirdi), 3) Halife, 4) Şeyh, 5) Şeyh-ül-meşayıh.
Ahilerin yönetmeliğine göre, ahinin üç şeyi açık olmalıydı: Eli açık, yani cömert olmalı; kapısı açık, yani misafirperver olmalı; sofrası açık, yani aç geleni tok göndermeli. Üç şeyi de kapalı olmalıydı: Gözü kapalı olmalı, yani kimseye kötü nazarla bakmamalı; kimsenin ayıbını görmemeli; dili bağlı olmalı, yani kimseye kötü söz söylememeli; beli bağlı olmalı, yani kimsenin namusuna ve şerefine göz dikmemeli.
Ahilik mensuplarının, takdir edilmelerinin yanında cezalandırıldıkları da olurdu. Fütüvvetnamelerde, şu on sekiz şeyin, ahiyi ahilikten çıkarma sebebi olduğu, ayrıca 1) Şarap içmek, 2) Zina yapmak, 3) Livata yapmak, 4) Dedikodu ve iftira etmek, 5) Münafıklık etmek 6) Gururlanıp kibirlenmek, 7) Sert ve merhametsiz olmak, 8) Hased etmek, kıskanmak, 9) Kin tutmak, affetmemek, 10) Sözünde durmamak, 11) Kadınlara şehvetle bakmak, 12) Yalan söylemek, 13) Hıyanet etmek, 14) Emanete riayet etmemek, 15) İnsanların aybını örtmeyip, açığa vurmak, 16) Cimrilik etmek, 17) Koğuculuk ve gıybet etmek, 18) Hırsızlık etmek.
H.E:Harama bakma, haram yeme, haram içme. Doğru, sabırlı, dayanıklı ol. Yalan söyleme. Büyüklerinden önce söze başlama. Kimseyi kandırma. Kanaatkar ol,dünya malına tamah etme, yanlış ölçme, eksik tartma. Kuvvetli ve üstün durumda iken affetmesini, hiddetli iken yumuşak davranmasını bil. Ve kendin muhtaç iken bile başkalarına verecek kadar cömert ol. Gibi gerçekten esnaf olman altın kurallarını içeriyor.