ALİAĞA,SOMA İÇİN SOKAĞA DÖKÜLDÜ
16 Mayıs 2014, Cuma Paylaş Gönderiyi YayınlaEmek ve Demokrasi Platformu Bileşenleri,aldıkları bir günlük grev kararı sabahın ilk saatlerinde Petkim, Tüpraş, okullar ve belediyede hayat buldu. Her günkü gibi işe gelen işçiler işyerlerine girmedi. Kapı önünde toplanarak saygı duruşunda bulunan işçiler, suçluları lanetleyerek sorumluların yargılanmasını istediler. Sendika özel bir çalışma yapmadı duyurudan başka, gerek görmedi, çünkü “Soma deyince herkes konuyu biliyor”du ve eyleme idari kadroda katıldı. Daha önemlisi Petkim’de çalışan taşeron işçiler beraber şehre kadar yürüdü.
Petkim işçilerinin yürüyüşüne,belediye işçileri ve liseliler katıldı. Alp Oğuz Lisesi öğrencileri, Cumhuriyet İ.Ö.O öğrencileri, toplu olarak, öfkelerini dövizlerine yansıtarak geldiler. Aliağa halkı balkonlara, kapılara çıktı, yetişebilen yürüyüşe katıldı.
Soma’da yaşanan facianın duyulmasından hemen sonra başladı Aliağa’da hareket. İlk tepki, işçiler evlerinin yandığını duymuşcasına koştu Soma’ya. Petkim’den, Tüpraş’tan, gemi söküm ve demir çelik fabrikalarından işçiler kendi aralarında bir araya gelerek, araba tutup, kendi arabalarına doluşarak gitti Soma’ya. Gemi sökümden bir grup işçi gitmiş gece, tanıdığınız, akrabanız mı vardı? Deyince, “hiç tanıdığımız yok, yakın bir yer ama daha önce gitmedim hiç, araba ayarladık gittik. İnanamadık duyduklarımıza, yerimizde duramadık. Ölümlü kazaları biliyoruz, nasıl bir ateş düşer ocaklara biliyoruz. Ama orası başka bir şeydi, iş kazası demek anlamsız. Savaş alanı gibi. Dayanamadık bakmaya”. Çok fazla acı yaşamış, her sene 4-5 arkadaşını iş cinayetlerinde kaybetmiş insanlar bunlar. Bu kadar büyük bir felaket görmediklerini, nasıl anlatacağını bilmediğini söylüyor. Ertesi gün akşam Aliağadaki eyleme katılmış “insan içini nasıl boşaltacak bilemiyor” diyor. Benver şekilde petkim’den, Tüpraş’tan, demir çelik fabrikalarından Menemen ve Aliağa’da oturan işçiler gitti Somaya. Geldiklerinde madenden çıkan kendisi gibi konuşuyordu, bitkin, insanlık adına, kendi adına utanan. Sonrasında öfkeli. Hükümete, başbakana, medyaya, yalan söyleyen ve gizleyen herkese öfkeli. Sadece Soma’ya gidenler değil, hemen hemen bütün şehir.
Demir çelik fabrikaları kısmen katıldı. Sabah Emek Partisi servis durağında çağrı yaptı, sendikaların grev kararı olduğunu, sendikacıları buna uymaya zorlamalarını istedi. İşçiler bir tek Habaş’ta başaramadı bunu. Sider işçileri kararı hayata geçirdi, İDÇ işi durdurdu, Ege Çelikte “zaten puant duruşu yapıyoruz, bir açıklama yapsalar” diyen bir işçinin anlattığına göre “bir açıklama dahi yapmadılar Türk Metal Sendicıları. Habaş’ta gün boyu konuştuğumuz işçiler sendikacıları zorladılar, bu fabrikada ses çıkarmayacaksak nerde ses çıkaracaksınız” diyerek, “İDÇ ve Siderde çalışmıyorlarmış, burada niye durdurmuyoruz” diye soruyorlardı. En çok kazanın yaşandığı, en çok işçinin öldüğü fabrikada katilleri lanetlemeyen Türk Metal yöneticileri tepki gördü. Habaş’ta öğlen arası saygı duruşu ve dua okumayla geçiştirdiler, “patron bunu uygun görmüş” dedi işçiler. “kahrolsun sendika ağaları, genel grev genel direniş, iş kazası değil cinayet” öfkeyle, gür sesle, atıldı. Kürsüde konuşan Petrol-İş Başkanı Ahmet Oktay da aynı şekilde ilk olarak başbakanı, “1800lü yıllarla kıyaslayan, işçi sağlığını yasadan çıkaran, ölümleri doğal gören” tutumlarıyla protesto ederken, oradaki sendikacıları da, Türk-İş’de protesto etti.
Alınan grev kararını “adam gibi kararlar alın ve adam gibi arkasında durun. Yapamayacak durumdaysanız çekilin gidin, işçiler ölerek çalışmak zorunda değil”dedi. Kendi üyelerini de “böyle sendika, sendikacı olmaz, olmamalı” diyerek uyardı. İşçiler eylemi konuşmalardan sonra bitirmek istemedi.
Meydandan hükümet konağına doğru yürüyen işçiler burada da hükümete, sendika ağalarına, medyaya yüklendi. “katillerin peşini bıarakacağımızı sanmayın. Onları bulun, yargılayın. Siz yapamazsanız bi yaparız bunu da bilin” diye uyararak yarın toplanmak üzere işyerlerine gittiler, “kesinlikle çalışmayacak ve bekleyeceğiz fabrikada” dediler.