13 Ocak 2026, Salı

TOPLUMSAL BOYUTLARIYLA ÖZGECAN ASLAN CİNAYETİ

17 Şubat 2015, Salı Paylaş Gönderiyi Yayınla
TOPLUMSAL BOYUTLARIYLA ÖZGECAN ASLAN CİNAYETİ Evine giderken bindiği minibüste vahşice katledilen ve ülkeyi yasa boğanÖzgecan Aslan cinayetine tepkiler çığ gibi büyüyor. Ülke genelinde eylemlerini sürdüren vatandaşlar, sosyal medya üzerinden imza kampanyaları düzenleyerek Aslan'ın suçlularının en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyor.

Bu tip cinayetlerin altında yatan toplumsal dinamikleri irdeleyen ve konuyu değerlendiren Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Engin Önen, kadınlara sosyal statüde verilen hakların, ataerkil bir ülkede erkekler tarafından hazmedilemediği için şiddetle sonuçlandığını ifade etti.

Son yıllarda ‘kadın cinayetleri’nin kamuoyunu en çok meşgul eden konulardan biri haline geldiğini söyleyen Önen, ''genellikle eş veya erkek arkadaşlar tarafından işlenen bu cinayetler sosyolojik olarak ataerkil değerlerin sürmesine rağmen kadının kazandığı sosyal statüsündeki değişim arasındaki gerilimin ürünü gibi gözükmektedir. Kadının bireyselliği ve genel olarak özgürleşmesi karşısında gösterilen tepkilerin şiddetle sonuçlandığı olayların yaygınlaştığını görüyoruz'' dedi.

ÖNEN, ''YALNIZ YAŞAYAN KADIN TOPLUM GÖZÜNDE CİNSEL BİR NESNEYE DÖNÜŞÜYOR''
Henüz bir kaç gün önce Mersin’de işlenen Özgecan Aslan cinayetinin de ne yazık ki bu kapsamda olduğunu söyleyen Önen şunları kaydetti, ''yalnız başına veya akşam vakti sokakta gezen bir kadının bir çok erkekte cinselliği çağrıştırması oldukça tehlikeli bir durum. Yalnız yaşayan ve yalnız seyahat eden bir kadın tahammül edilemeyen bir cinsel nesneye dönüşüyor bazılarının gözünde.''

Cinayetin işleniş gerekçesi ve şeklinin kamuoyunda ciddi infiale yol açmasının normal olduğunu çünkü çok fazla kadın cinayetine ve detayları ile medya üzerinden tanık olunduğunun altını çizen Önen,'' bu ciddi bir birikime yol açmış bulunuyor. Ama bundan hareketle bazı yetkililerin tekrar idamın geri getirilmesi yönündeki önerileri de bir hayli endişe verici'' diyerek sözlerini sonlandırdı.

Psikolog Hediye Ertürk de Özgecan Aslan’ın başına gelenlerin aslında toplumun acı gerçeğinin gün yüzüne çıkması anlamına geldiğini söylemenin yersiz olacağını çünkü bu gerçeğin hep var olduğunu belirterek, malesefgün geçtikçe vakaların sayısının arttığını söyledi. Ertürk konuya ilişkin görüşlerini şu şekilde sıraladı...

ERTÜRK,''ÖZGECAN BELKİ DE KENDİNİ KURBAN EDEN GİBİLER HAKKINDA ARAŞTIRMALAR YAPACAKTI''
Ertürk, toplumda kadın erkek diye ayırım yapmak istemediğini söyleyerek, ''toplumda birçok kişi fiziksel ve cinsel istismara maruz kalıyor. Toplumsal yargılar ve hukuksal boşluklar nedeniylede kişiler bu durumla ilgili haklarını arayamıyorlar. Özgecan bir kurban ve meslektaşım eğer yaşasaydı oda bu durumlarla mücadele edecekti'' diyerek ''şimdi bununla nasıl mücadele edebiliriz? sorusu üzerinde şunları kaydetti. ''Herkes evinin önünü süpürse eğer mahalle pis ise camı açtığınızda o pislik evinize de bulaşır. Eğer herkes mahalleyi temizlerse evini bırakırsa o zamanda evdeki pislik bir süre sonra mahalleye yayılır. O yüzden hem bireysel hem toplu tedbirler almak lazım. Öncelikle kendi birey olarak kendimize bakıp içimizdeki öfkeyle mücadele edelim. Empati duymayı öğrenelim. Karşımızdakini aktif dinlemeyi başarmaya çalışalım, bir diğeri ile iletişim kurarken kendi zihnimizle karşımızdakine bakmayı bırakalım.''

ERTÜRK, '' ERKEK ÇOCUKLARIMIZIN TOPLUMDAKİ VARLIK SEBEBİNİ CİNSEL ORGANINI GÖSTER DİYEREK PERÇİNLEMEYELİM''
Çocukların toplumsal söylemlerle yetiştirilmesinden vazgeçilmesini ifade eden Ertürk, erkek çocuklarının sürekli maruz kaldığı cinsel organını göster söylemini örnek vererek, ''çocuklarımıza cinsel organlarının bir aidiyet simgesi ya da toplumda varlık gösterme sembolü olmadığını öğretelim. Ayrıca erkek ve kız çocuklar yetiştirilirken erkek büyüdükçe sahip olduğu hak ve özgürlükler artarken kız çocukları büyüdükçe sahip oldukları hak ve özgürlükler azalmaktadır. Daha yetiştirilirken bir ayrışma ötekileştirme söz konusu''dedi.

ERTÜRK, ''İDAMIN ÇÖZÜM OLDUĞUNU SAVUNMAK İÇİN İKİ KERE DÜŞÜNÜLMELİ''
İdam çare mi diye sorgulamak lazım'' diyen Ertürk, en çok idam cezası uygulayan ülkelerden Çin, Afganistan, Amerika gibi ülkelerde de tecavüz vakalarının ciddi boyutta olduğuna dikkat çekerek, ''İstismar vakalarının gün geçtikçe artması mı? yoksa bunun söylemler ve yasalarla meşrulaştırılması mı? daha acı verici bunu kestirmek zor. Şimdi küfretmek, idam geri gelsin demek serbest. Görmezden gelinen, yok sayılan aslında küfürle aşağılanmayla şiddetle büyüttüğünüz sevmediğiniz taciz ve tecavüz ettiğiniz bireylerin yetiştirildiği toplumlardan sadece verdiğinizi alırsınız” dedi.

ERTÜRK, ''SEVİLMEYEN BİREYLER KARŞISINDAKİ KİŞİYE DE SEVGİ VE DEĞER VERMİYOR''
Çocuklarla ve ailelerle yapılan görüşmelerde dikkat çeken en büyük noktanın ailelerin çocuklarına koşulsuz sevgi vermeyi bilmediklerini söyleyen Ertürk, ''çocuklar ailelerinde başarılı olduklarında ya da uslu bir çocuk olduklarında sevgi ve ilgi görebilmekteler. Yetiştirilen nesilde çocukların koşulsuz sevgiyi bilmedikleri sevilmek için ya da sevebilmek için bir diğerinin kendinden olması yada kendine itaat etmesi koşulu aradıkları gözlemleniyor. Empatiden yoksun daha çok bireyselleşen ve bencilleşen yapı içerisindeyiz.  Aile ile kurulamayan güvenli bağlanmada ilerde patolojik bozuklukların oluşmasında neden oluyor. Sevilmeyen değersizleşen bireyler bir karşısındaki kişiye de sevgi değer vermiyor. Böylelikle kişinin Empati kurma becerisi gelişmiyor'' ifadelerini kullandı.

ŞİMŞEK, ''AİLELER ÇOCUKLARINA KARŞI ARTIK DAHA TEMKİNLİ''
Aliağa Psikoterapi ve Aile Danışmanlığı Derneği (APAD) Başkanı Bayram Şimşek, yaşanan bu olayda haberlerin değil sosyal medyada paylaşılanların daha etkili olduğunu savundu. Bunu, olayın haberlerden üç gün sonra sosyal paylaşım sitelerinde verilen tepkiden sonra büyümesine bağlayan Şimşek,'' toplumu derinden sarsan bu olayla birlikte aileler çocuklarına karşı daha tedirgin yaklaşarak, koruyucu bir yaklaşım içine girdiler'' ifadelerini kullandı.

ŞİMŞEK, ''BU TALİHSİZ OLAY SİZİN KIZINIZIN DA BAŞINA GELEBİLİRDİ''
Böyle bir cinayeti işleyen kişinin aşırı psikopat düşünceleri olan, içinde muhtemelen hep birine tecavüz etmeyi ve öldürmeyi düşünen bir yapı içinde olduğunu kaydeden Şimşek, ''olay anında şok olması gerekirken soğukkanlı bir şekilde plân yapmış olduğunu görüyoruz. Özgecan olmasaydı bu yarın Ayşe'nin, Fatma'nın ya da sizin kızınızın başına gelebilirdi'' diyerek cezaların caydırıcı olmamasının çok üzücü bir durum olduğunu belirtti.

Haber: Tarık DEMİR