13 Ocak 2026, Salı

'ALİAĞA BENİM İÇİN BİR TUTKU'

17 Eylül 2012, Pazartesi Paylaş Gönderiyi Yayınla
'ALİAĞA BENİM İÇİN BİR TUTKU' Hüseyin Eker ile 6 yıl görev yaptığı ve fırsat buldukça yaşamak için geldiği, ‘Huzur bulduğu’Aliağa'yı konuştuk. Selda Bektaş’ın Eker ile yaptığı röportaj.

ALİAĞA'DAN PORTRELER

Değerli okurlar, zaman zaman 'Aliağa'dan Porteler' başlığı altında yatığımız ropörtajlarla ilçemizde yaşayan insanlarla veya kurumlarla sizleri tanıştırıyoruz.

Bu söyleşilerde  görüştüğümüz kişilerden; bazen ilçemizin geçmişini öğreniyoruz, bazen geleceğe yönelik bakış açılarını alıyoruz.




Bugün de 1990-1996 yılları arasında genç ilçemiz Aliağa'da kaymakamlık görevi yapmış olan Hüseyin Eker ile sizleri tanıştıracağız, O’nun fikirlerini alacağız.





Yaklaşık 40 yıl devletin çeşitli kademelerinde hizmet vermiş olan Hüseyin Eker'i zaten bir çoğunuz yakından tanıyorsunuz. Aliağa’da görev yaptığı zaman buradan ev alıp, yazları tatilini Aliağa'da geçiren, fırsat buldukça Aliağa'ya gelen Hüseyin Eker 'Aliağa Benim için bir tutkudur' diyor.

Eker ile ne devlet meselelerini konuştuk, ne de 4+4+4 eğitim sistemini konuştuk. Eker ile 6 yıl görev yaptığı ve fırsat buldukça yaşamak için geldiği, ‘Huzur bulduğu’Aliağa'yı konuştuk.

Aliağalıların çoğunun tanıdığı Hüseyin Eker ile yaptığımız röportajı ilgi ile okuyacağınızı umuyoruz.




RÖPORTAJ: SELDA BEKTAŞ

Eker, "Gönlümde köylü olmanın getirdiği heves kaymakam olmamda etkili oldu."

Türkiye'nin dört bir yerinde halka hizmet etmiş ve yerel yönetimlerde önemli görevler yürüten emekli Kaymakam Hüseyin Eker, gazetemize konuk oldu. 1990 Yılında  Aliağa Kaymakamlığı yapan Eker emekli olduktan sonra vaktinin çoğunu Aliağa'da geçiriyor.

Kendisi ile gerçekleştirdiğimiz söyleşide Aliağa'nın dünü ve bugününü değerlendirdik. Hüseyin Eker, gelecekte gerçekleştirmek istediği planlarını da Gazetemiz okuyucuları için paylaştı.

SELDA BEKTAŞ: Türkiye'nin birçok yerinde yaptığınız çalışmalarla adınızdan söz ettirdiniz. Önce kendinizi biraz tanıtır mısınız?

HÜSEYİN EKER: 1947 yılında Gaziantep'te, ailenin yedinci çocuğu olarak dünyaya geldim. İlkokul çağıma geldiğimde o dönemin imkansızlıkları yüzünden diğer kardeşlerim okuyamazken ben okula başladım. 25 yıl köy muhtarlığı yapmış olan babam çocuklarının okuyup devlet dairelerinde çalışmasını istiyordu.

SELDA BEKTAŞ: İdealiniz gerçekten kaymakam olmak mıydı?

HÜSEYİN EKER: Babamın ideali çocuklarından birisinin devlet dairelerinde çalışmasıydı. Benimde hep Hukukçu olmamı isterdi. Bunun üzerine ben bu ideali gerçekleştirmek için Ankara Hukuk Fakültesi' ne girdim. 1971 de oradan mezun oldum, ama gönlümde köylü olmanın getirdiği hevesle kaymakamlık bende daha ağır bastı. Babamın haberi olmadan gittiğim yazılı sınavı kazandım. Gaziantep'te kaymakam adayı olarak ilk görevime başladım.

SELDA BEKTAŞ: Sırasıyla nerelerde görev yaptığınızdan bahseder misiniz? Aliağa'ya geldiğinizde hayatınızda ne gibi değişiklikler oldu?

HÜSEYİN EKER: Gaziantep'ten sonra gerçek anlamda ilk görevim Kahramanmaraş'ın Andırın  ilçesiydi. Burada çok güzel günlerim oldu. Mesleğe yeni başlamanın verdiği heyecanı yaşıyordum. Çeltik sorunlarının olduğu dönemdi orada. İnsanların mücadelesini gördüm.

Sonrasında Doğu hizmetine gittim. Erzurum Karayazı'da 2 yıl Belediye Başkanlığı yaptım. Artvin’de bir yıl çalıştım. Karadeniz'e gittiğimde köy altyapıları, köylerdeki okul ve sağlık evleri ile ilgili sorunlar vardı. Halkla kurduğumuz güzel iletişim sayesinde bu sorunları en iyi yoldan çözmüş olduk.

SELDA BEKTAŞ: Aliağa maceranız ne zaman başladı?

HÜSEYİN EKER: Aliağa'ya 1990 yılında geldim. Hayatımın en güzel günlerini burada geçirdim. Biz ilçelere gittiğimizde öncelikle o ilçenin yapısını inceleyerek sorunlarını tespit etmekle işe başlarız. Ben Aliağa'ya ilk geldiğimde Belediye Başkanı olan Hakkı Ülkü' nünde tepkili olduğu termik santral sorunu vardı.

Rahmetli Mehmet Atıcı bana gazeteci olarak geldi ‘Bana Aliağa'nın turizm kenti mi yoksa sanayi kenti mi olduğu sorusu yönelti’ Neden ikisi de bir arada olmasın dedim. Buradaki sanayi kuruluşları çevreye uyumlu bir şekilde zarar vermemek koşuluyla denizi de koruyabilirdi. Ancak düzenli bir çalışmayla sürdürülebilir sanayinin varlığından söz edebilirdik. Aliağa'ya geldiğimde en büyük sorunun çevre ağırlıklı olduğunu gördüm. Gemi sökümü ve limanlara gelen gemilerin denizi kirletmeleri gündemdeydi. Bende raporları inceleyerek işe başladım. Tüm incelemelerimiz doğrultusunda 1983'te çıkan fakat uygulanmayan Çevre Yasası'nı uygulamaya yöneldik. İyi ki de uyguladık. İlk uygulama ile birlikte gemiler bağlandı. Uygulama ile ilk kez karşılaşan gemi sahiplerinden tepkiler aldık. Kimsenin buradaki deniz kirletmeye hakkı yoktu. Aliağa'daki ilk yıllarım mücadele ile geçti. Bir süre sonra Aliağa denizinin de Foça kadar temiz olduğunu tespit ettik. Diyeceğim o ki Aliağa hem sanayi kenti, hem de turizm kenti olabilirdi. Burada görev yaptığım sürece hep bunun mücadelesini verdim.

SELDA BEKTAŞ: Geldiğinizde nasıl buldunuz, dünden bugüne ne gibi gelişmeler göstermiş Aliağa size göre?

HÜSEYİN EKER: Aliağa’da görev yaptığım sürece demin de dediğim gibi en büyük etkilerimizden biri Çevre Yasasını   eksiksiz uygulamamız ve denizin kirlenmesini önlemek oldu. Elbette bu başarıyı tek başıma değil tüm kamu kuruluşları, belediye, mahalli idareler, siyasi partiler, odalar, basın ve özel kuruluşlarının birlikteliği ile gerçekleşti. Dayanışma ve birliktelik ile bunun gibi birçok projeye imza attık. Aliağa o zaman gelişmekte olan bir kentti. Biz anlattığım bu çalışmaları yapmasaydık sorunlar kangrenleşirdi. Kendi gücümüzle engelleri aşmaya çalıştık. 6 yıl Aliağa'da görev yaptım. İçişleri Bakanlığı' mızın uygun gördüğü şekilde 1 yıl görev sürem uzatıldı. 1996 yılında Aliağa 1. sınıf ilçe ünvanına kavuştu.Tüm kuruluşlarla el ele olmamızın karşılığını almış olduk. Cumhuriyet İlköğretim Okulu ve Aliağa Askerlik Şubesi keza yine bu dayanışmanın ürünleridir. Hep birlikte demirini çimentosunu koyduk ve ortaya çok güzel bir eğitim yuvası çıktı. Bundan sonraki adım sağlık kuruluşu yaptırmak oldu. Sayın Hakkı Ülkü'nün ve o zaman ki valimizin destekleriyle Foça'ya giden halk için tehlike arz eden bir yol yapımını gerçekleştirdik. Bu yoldan hem Foçaya giden araçlar hem de hurda kamyonları geçiyordu. Hurda kamyonları yolcular için büyük sorun yaratıyordu. Burada zaman zaman kazalar oluyordu. Limana gidecek alana hurda kamyonları için ayrı bir yol yaptık. O günden buyana yol daha güvenli hale geldi.

SELDA BEKTAŞ: Peki nedir Eker' i Aliağa tutkunu yapan?

HÜSEYİN EKER: Aliağa'yı çok sevdiğim, aynı şekilde halkta bizi sevdi. Geçirdiğim güzel günlerin hatırına buradan vazgeçemedim ve bir ev aldım. Aliağa gerçekten benim için bir tutkudur. Buradaki dayanışma , birlik ve doğanın güzelliğidir bunun sebebi. Aliağa’’dah ayrılmama rağmen Aliağa’nın sorunlarının çözümüne hep katkı koymaya çalıştım.

HÜSEYİN EKER, SIKINTILARI YAŞADI ÇÖZÜM ÜRETTİ



1947 yılında 9 çocuklu bir ailenin yedinci çocuğu olarak Gaziantep’te dünyaya geldi Hüseyin Eker. Köyünde ilkokul olmadığı için 5 yıl boyunca 4 kilometre mesafedeki ilkokula yürüyerek gidip geldi. 1960’ta ilkokul bitti ve Gaziantep Lisesi yılları başladı. Köy muhtarı olan babasının en büyük ideali evlatlarının devlet kapısında görev yapmasıydı. Hüseyin Eker kaymakamlık sınavına girdi ve kazandı. 1976 yılında kaymakamlık görevine başladı. O hiç unutmadı ilkokul yıllarında köyden köye gitmek zorunda kalmanın getirdiği sıkıntıları. Bu sıkıntıların yaşanmaması için görev yaptığı şehirlerde, ilçelerde gereken neyse yaptı öğrenciler için.

Kahramanmaraş-Andırın, Muş-Malazgirt, Erzurum-Karayazı, Aydın-Karacasu, Trabzon-Arsin, Artvin, Samsun-Terme, İzmir-Aliağa, Eskişehir, Kadıköy ve Ankara-Polatlı olmak üzere Anadolu’yu karış karış gezdi dersek yeridir Hüseyin Eker için. 1 yıl kadar da İstanbul’da vali yardımcılığı görevinde bulundu. Kadıköy’deki 5 yıla İstanbul Vali Yardımcılığı görevini de eklersek tam 6 yılı İstanbullulara hizmetle geçirdi.

Biri hâkim, diğeri mühendis, bir diğeri doktor üç evlat sahibi Hüseyin-Nursel Eker çifti. Çiftin en büyük zevkleri ise şimdilerde emekliliğin tadını çıkarmak ve torun sevmek.