13 Ocak 2026, Salı

Türkiye polis devleti mi oluyor?

17 Ekim 2014, Cuma Paylaş Gönderiyi Yayınla
Türkiye polis devleti mi oluyor? Hakimlerin yanı sıra güvenlik güçlerinin şiddet olayları karşısındaki yetkilerini artıran düzenlemeler, “Türkiye’nin polis devletine doğru gittiği” yönündeki eleştirilere yol açtı. CHP Aliağa ve AK Parti Aliağa ilçe başkanları durumu değerlendirdi.

Eda Ebru NANECİ - Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Kobani protestolarında yaşanan olaylara tepki gösterirken ifade ettiği “14’ünden sonra gerekli bütün tedbirler alınacaktır. Azami ölçüde yasalarda gerekli değişiklikler yapılacaktır” sözlerinin ardından Türk Ceza Yasası’nın “Mala zarar vermenin nitelikli halleri” ve “Görevi yaptırmamak için direnme” başlıklı maddeleri yeniden düzenlenecek. Daha önce gündeme gelen ancak uykuya bırakılan molotofun silah sayılmasına yönelik düzenleme yeniden ele alınacak ve kullananlara 8 ile 12 yıl arasında ceza verilmesi gündeme gelecek. Ayrıca polisin silah kullanımının sınırları genişletilerek polis, molotof kullanan göstericiye doğrudan ateş edebilecek. Bu konuda yapılan çalışmalar ise yeni tartışmaları da beraberinde getirdi. Muhalefet tarafından eleştirilere neden olan düzenlemeler, Aliağa’da yankı uyandırdı. AK Parti Aliağa İlçe Başkanı Yaşar Akbulut, devletin ve vatandaşların malını bomba ile imha etmeye çalışmanın terörizm olduğunu ifade ederken, CHP Aliağa İlçe Başkanı Özcan Durmaz ise “Son günlerde tartışılan polise verilecek vurma dahil geniş yetkiler, demokratik bir ülkede kabul edilemez” dedi.

AK Parti Aliağa İlçe Başkanı Yaşar Akbulut, Avrupa’da ve demokrasi dendiğinde akıllara gelen Amerika’da polisin çok geniş yetkilere sahip olduğunun altını çizdi. Akbulut, “Hazırlanan molotoflar rast gele ve bilerek her yere atılıyor. Devletin malları zarar görüyor, vatandaşın malı zarar görüyor. Bu yapılanlar göz önüne alınarak bunun bir terörizm olduğunu söylemek mümkündür. Bu yapılan molotoflar bomba olarak çeşitli yerlere atılıyor. Her türlü zarara neden oluyor ve imha etme amacı taşıyor. Eleştirel bakacak olursak, geç kalınmış bir düzenlenme olduğunu söylemek mümkündür” diye konuştu.

CHP Aliağa İlçe Başkanı Özcan Durmaz, “Demokratik hak ve özgürlükler anayasamızda güvence altına alınmıştır. Demokrasilerde herkes kendi görüş ve düşüncesini dile getirme, bu yönde gösteri ve eylemler yapma hakkına sahiptir” dedi. Durmaz, “Elbette burada en önemli olan şey şiddetten uzak durulması, kamusal alanlara ve diğer yurttaşlara zarar verilmemesidir. Tarih göstermiştir ki bu türden demokratik hakların kullanılması sırasında provokatörler devreye girmiş, demokratik eylemlerin içine bu yolla şiddet karıştırılmıştır. Birçok haklı demokratik eylem ve gösteri bu yolla şiddet eylemi gibi gösterilerek demokratik hakların kullanılmasını engellemenin veya bu eylemlere yurttaşların katılmasını engellemenin bir yolu olarak kullanılmıştır. Demokratik hakların kullanımı sırasında provokasyon oluşmasını engellemek, devletin istihbarat ve güvenlik örgütlerinin işidir. Devlet kurumları bu görevlerini hakkı ve layıkıyla yerine getirirse şiddet eylemleri daha oluşmadan engellenebilir. Yani  güvenlik kuvvetlerinin birinci görevi, koruyucu hekimlik gibi koruyucu ön alıcılık olmalıdır. Bu görev hakkıyla yerine getirilmeden, gösterilere en sert şekilde müdahale etme yetkisi verilmesi doğru değildir” ifadeleri kullandı. Son günlerde tartışılan polise verilecek vurma dahil geniş yetkiler, demokratik bir ülkede kabul edilemeyeceğini belirten Durmaz, “Bunun bizi demokrasiden daha da uzaklaştırarak polis devleti haline getireceği açıktır. Polise verilecek bu geniş yetkiler, zaten amacı terör eylemi yapmak olan kesimleri caydırmaz tam tersine polisin de şiddet kullanımıyla gösteriler adeta bir savaş alanına döner. Bu da zaten terör amaçlı örgütlerin istediği bir şeydir. Bu yasal düzenlemeyi yapmaya çalışanlarında bu basit gerçeği bildiğini düşünüyorum. Peki buna rağmen niye polise bu kadar geniş yetki veriliyor diye sorarsak, buradaki asıl amaç sivil toplumun demokratik eylem ve gösteriler yapmasını engellemektir denilebilir. Demokratik hakların kullanımının şiddet eylemi gibi gösterilip, polisin sert müdahalesinin önünün açılması toplumun bu hakları kullanma isteği konusunda korkutulmasına neden olur” şeklinde konuştu.

Böyle bir uygulamanın katliama sebep olabileceğine dikkat çeken Durmaz şunları söyledi:

“Gösterilerde molotof da dahil yakıcı yıkıcı malzemelerin kullanımı hiçbir şekilde kabul edilemez. Ancak bazı provokatörler tarafından bir kalabalığın içinde kullanılan bu tarz  malzemelere karşı polisin vurma yetkisine sahip olması, kalabalığa ateş açılması bir katliama sebep olabilir. Demokratik ülkelerde polisin vurma yetkisi  can güvenliği ile sınırlıdır ve öyle de olmalıdır. Polisin görevi suçluya ceza vermek değil, suçun oluşumuna engel olmak ve suç işleyeni yakalayıp yargıya teslim etmektir. Yeni düzenlemeler yapma ihtiyacı varsa bu anlayışla yapılmalı ve demokrasi ve insan haklarına aykırı düzenlemeler getirilmemelidir. Düzenlemeler yapılırken iktidarın huzuru sağlama görevinin yanı sıra demokratik hakları korumak ve demokrasi kültürünü geliştirmek gibi bir görevi de olduğu unutulmamalıdır”