13 Ocak 2026, Salı

PESOK, “İŞÇİ HAKKIYLA ÜLKE MENFAATİ BİRDİR”

20 Şubat 2016, Cumartesi Paylaş Gönderiyi Yayınla
PESOK, “İŞÇİ HAKKIYLA ÜLKE MENFAATİ BİRDİR”

Petrol-İş Sendikası Aliağa Şubesi, kıdem tazminatlarının fona devredilmesi, kiralık işçilik ve esnek çalışma modelleri konulu panel düzenledi.

İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yar. Doç. Dr. Ulaş Baysal ve Petrol-İş Sendikası Hukuk Müşaviri Avukat Abdi Pesok’un konuşmacı olarak katıldığı panelde İş hukukunun genel çerçevesi, kıdem tazminatlarının fona devredilmesi, esnek çalışma modelleri ve emekli maaşlarındaki bağlanma oranları ile ilgili bilgiler verildi. Petrol-İş Sendikası Aliağa Şubesi Konferans Salonu’nda sendika üyesi Petkim işçilerinin katılımıyla gerçekleşen panelin ilk konuşmasını Avukat Abdi Pesok yaptı. İş hukuku alanında çalışmalar yürüten Pesok, esnek çalışma modellerini eleştirdiği konuşmasında, “Esnek çalışmada işveren ve sermaye için koşullar esnektir. İşçi için ise mecburiyet ve köleliktir. İşçi hakları ile ulus sevgisi bir düşünülmelidir” dedi.

PESOK, “ÜLKEMİZDE PATRON YABANCI, İŞÇİ BİZİZ”

Modellerin çıkış noktasını Avrupa ve Amerika’nın oluşturduğunu hatırlatan Pesok, “Kendilerine işçi olarak gelen başka ülkelerin insanlarına kendi insanlarına tanıdıkları hakları tanımayan Batılı emperyalistler, esnek çalışma konusunu sömürünün perdesi olarak kullanmak üzere tüm dünyaya pompaladılar. Yetmedi Batı, bu esnek çalışma modellerini bizim gibi ülkelere ihraç etmenin yollarını aradı. Bugün Avrupa’da veya Amerika’da bizim insanımız işçi. Oranın işvereni Avrupalı veya Amerikalı işverenler. Onlar için bu modeller yararlı olabilir. Maalesef kendi ülkemizde de bugün, patron yabancı, işçi biziz. İşçi haklarına sahip çıktığımızda sadece işçilere karşı değil aynı zamanda ulusal görevimizi yerine getirmiş oluruz. İşçi hakkıyla ülke menfaati birdir” şeklinde konuştu.

“ULUS SEVGİSİ VE İŞÇİ HAKLARI BİRBİRİYLE BAĞDAŞIR”

Ülkemizde birçok iş kolunda sermayenin çoğunluğunun küresellere ait olduğuna vurgu yapan Pesok, “Sigorta şirketleri ve bankaların yüzde 80’ni yabancı sermayenin elindedir. Sanayinin büyük çoğunluğu yabancı sermayenin tekelindedir. Hatta bizim sanayimiz dediğimiz kuruluşların bile arka planında ismi Türkçe olan çoğu şirketin sermayesi yabancınındır. Bu yüzden bizler emek ve sermaye ilişkisini değerlendirirken aynı zamanda ulusal ve ulusal olmayan konuları değerlendiriyoruz. Ulus sevgisi ve işçi hakları birbiriyle bağdaşır, at başı gider. O nedenle işçilerimiz ne kadar haklarına sahip çıkabilirse o derece ulusal bir görev yapmış olacaklardır” diye konuştu.

“ESNEK ÇALIŞMA İŞÇİ İÇİN MECBURİYET VE KÖLELİKTİR”

Modelin sadece işveren odaklı olduğuna dikkat çeken Pesok, “Esnek çalışmada işveren ve sermaye için koşullar esnektir. İşçi için ise mecburiyet ve köleliktir. Hangi esnek çalışma modelinde olursa olsun, işveren işçiyi fazla mesaiye katılmaya zorlayabilecektir. 4853 sayılı kanun ile 2003 yılında gelen fazla mesaiyi telafi hükmü ile de gelen esneklik sadece işveren içindir. O hükümlerde fazla mesai yaptıran işverene karşılık işçinin izin hakkıyla telafisi yoktur. İşçi için işverenin yaptığı gibi isteği gün erken çıkıp sonraki istediği bir günde fazladan çalışması şeklinde bir esneklik söz konusu olamamaktadır. Bu yüzden esnek çalışma tek taraflı, sadece işveren ve küresel sermaye için konulan hükümleri içermektedir” dedi.

BAYSAL, “KIDEM TAZMİNATI FONU HAKKINDA HİÇBİR SOMUT VERİ YOK”

Panelde ikinci konuşmacı olarak yer alan Yar. Doç. Dr. Ulaş Baysal ise, kıdem tazminatının fona devredilmesi ve kiralık işçilik konularında açıklamalarda bulundu. Kıdem tazminatı fonu konusunun 2008’de gündeme geldiğini ve işçi örgütleriyle işveren arasında başlayan diyaloglarla birlikte çalışmalar yapıldığını belirten Baysal, “Elimizde konuyla ilgili somut bir veri yok. Sadece işveren tarafından böyle bir talebin söz konu olduğunu biliyoruz. Bakanlık sürekli biz bunu sosyal diyalogla yapacağız gibi açıklamalarda bulunuyor. İşçi sendikalarına sorulacağı ve değerlendirileceği söyleniyor. Bu sosyal diyaloğun dünyada nasıl yapıldığına bakıldığında sosyal güvenlik kanunlarında reformlar yapıldığı, hazırlanan tasarıların bir yıl boyunca tartışmaya açık bırakıldığı görülüyor. Almanya bunu bu şekilde yaptı. Bir yıllık zamandan sonraki tepkilere göre, genel kurula sokulması planlanarak uzmanların ve o ülkedeki insanların fikirleri alındı. Biz ise bu özel istihdam diyaloğuna ilişkin tasarıyı, genel kurula indiğinde gördük. Muhtemelen de birkaç gün için de oylamaya sokulacak, geçecek ve bitecek. Bunun adına sosyal diyalog falan denemez” dedi.

“KİRALIK İŞÇİLİK İŞ HUKUKU KURALLARINI TANIMIYOR”

Kiralık işçilik konusunun yeniden gündeme geldiği tasarıyla ilgili konuşan Baysal, “Söz konusu sistemle, özel istihdam büroları eleman buluyor. Bu elemanları bünyesinde tutuyor. Bu arada bir ücret vermek zorunda da değil. Eğer bir müşteri yani işveren bulursa işçiyi kiralıyor. Ve bu işçi üzerinden para kazanıyor. Bu kiralık olarak çalışan işçinin, çalıştığı o iş yerindeki toplu iş sözleşmesinden yararlanma imkânı yok. Çünkü işverenin işçisi değil. Güvence yok, ücretli izin hakkı düzenlemesi yok. Bu işçilerin herhangi bir şekilde örgütlense ve greve gidecek olsa, şirket hemen özel istihdam bürosunun sözleşmesini feshedecek. Hiçbir şekilde toplu iş hukukuna ilişkin kuralların uygulanmasına izin vermeyecek bir model karşımıza getiriliyor” diye konuştu.

“ÖZEL İSTİHDAM BÜROLARI İŞÇİYİ MAĞDUR EDECEK”

Özel istihdam bürolarının uygulamaya geçmesi halinde yaşanabilecek sıkıntıları ve işçinin yaşayabileceği mağduriyetleri sıralayan Baysal, “Çalışma sürelerine ilişkin olarak hiç kimsenin iş yerindeki çalışma saatlerine itiraz durumu olmayacak. İşvereni işten çıkarmada engelleyecek bir düzenleme yok. Yüzde 25’ine kadar işçisini özel istihdam bürolarından temin edebilecek olan işveren toplu iş sözleşmesinde yeri olmayan işçileri çalıştırabilecek. Bu sayede iş güvenliği kapsamından da kolayca çıkılabilecek. Ücret pazarlığını çok zor hale getirecek. İşveren, zaten ucuz iş gücü bulabiliyorken kadrosundaki işçilere de fiyatta pazarlık şansı tanınmayacak” şeklinde konuştu.

(EMEL OTURAK)