
Ayakkabı boyacığından, park bahçe, boya badana işlerine kadar birçok işle ilgilenen Taşar, tek başına hayat mücadelesi vermeye devam ediyor
Eda Ebru NANECİ - Aliağa’da kimlerin adımladığını, kimin ne zaman işe gitmek için yola düştüğünü en iyi o bilir. Ayakkabı seçimi biraz da kişiliğin bir göstergesi… Ayakkabılardan çok şey anlamak mümkün diyor, giyimine verdiği önemden titizliğine kadar dokunduğu kunduradan ayırt ediyor ayakkabı boyacısı Yakup Taşar. Yüzündeki çizgilere sığdırdığı yılları ondan dinlerken, hiç bilmediğiniz insanların çeşit çeşit ayakkabılarını düşünmeden edemiyorsunuz. Tokat’tan Aliağa’ya geldiğinde 8 yaşında olan Taşar, şuan 50 yaşında. “Elim erdiğince boyayacağım, çalışacağım üç çocuk büyüttüm” sözleri, gözlerindeki şefkat, yorgunluk ve azimle birleşiyor sesinde.
“Beni hor görenler oluyor”Aliağa’ya geldiği ilk günden itibaren ayakkabı boyayan Taşar, üç tane erkek çocuğu ve annesiyle yaşıyor. Pırlanta gibi evlatlar yetiştirmiş; babalarına minnettar Samet, Semih ve Mahmut. Eşi onu ve çocuklarını terk edip gitmiş yıllar önce, en küçük oğlu altı yaşındayken. Çocuklarını tek başına çalışarak büyüttüğünü ifade ediyor. O sadece ayakkabı boyacısı değil, aynı zamanda park, bahçe işleri de yapıyor. En büyük şikâyeti ise onu hor görenler… Taşar, “Beni hor gördüklerinde üzülüyorum. Ekmeğimin peşinden koşarak hem ayakkabı boyuyorum hem de park bahçe işlerinden anlıyor. Beni ayakkabı boyarken görünce diğer işleri yapamam sanıyorlar. Ben bu aileyi ayakta tuttuysam yaptığım işler sayesindedir. Çocuklarımı bugünlere getirdim. Tek başıma mücadelemi verdim. Bir gün olsun gocunmadım çalışmaktan. Çalarak değil, alnımın akıyla çalışarak hayatımı sürdürdüm” diyerek sitem ediyor onu hor görenlere.
Tek başına hayat mücadelesi veriyorReklamın önemini fark ettiği için “Çevre temizliği, bahçe temizliği, bahçe belleme ve çapalama işleri yapılır” yazılı dört tane tişört yaptırmış bu şekilde Aliağalılara ulaşıyor. Aynı yazıları kullanarak boyacı sandığının üzerine yapıştırmış. Sabahın erken saatlerinde çalışmaya başladığını söylüyor Taşar ve ekliyor, “Yılmadan, usanmadan çalışmaya devam ediyorum. Eşim beni terk ettikten sonra çocuklarımın ve annemin ihtiyacını tek karşıladım. 88 yılında 2 numaralı gecekondu bölgesinde belediye tarafından dağıtılan arsalardan birinde hak sahibi olmuştum ve o arsa üzerine yaptığım yerde yaşıyoruz. Ben askerde de boyacılık yaptım. Bahçe boya, badana işleri de yapıyorum. Büyük oğlum Mahmut askerde, ortanca oğlum Semih meslek lisesinde okuyor, Samet ise ilkokula gidiyor. Hiçbir dernekten destek almıyorum. Hayat mücadelemi tek başıma sürdürüyorum.”