Mahkeme öncesi basına ve kamuoyuna açıklama yapan işten atılan Kocaer işçileri " Bizler Kocaer işçileri olarak bir kıvılcım çaktık. Kendimize düşen görevi bilfiil uyguladık. Direne direne kazanacağız" dediler
Kocaer'de çay haklarının ellerinden alınmasıyla başlayan örgütlenme sürecinde işten atılan işçiler, dün öğle saatlerinde görülen mahkeme öncesinde Hükümet Konağı önünde toplanarak basına ve kamuoyuna bir açıklama yaptılar. Kocaer'in eski çalışanlarından Murat Akpınar'ın okuduğu açıklamada şöyle denildi: "Bizler Aliağa Bakırçay Havzası'nda, bir zamanlar Kocaer'de çalışan metal işçileriyiz. Bir tesis açanın milyonlar kazandığı bu havzada biz metal işçilerine daha fazla iş kazası, daha fazla sömürü ve daha fazla ölüm düşmektedir. En ufak bir anayasal hakkımızı kullandığımızda dahi her türlü hukuksuzlukla karşılaşıyoruz. Bizler hak isteyince yasaları önümüze koyanlar, sıra patrona gelince sümenaltı ediliyor ya da bürokrasiye takılıp süreç uzuyor. Binlerce işçinin çalıştığı bu havzada servet ve sefalet arasındaki farkı görmek istiyorsanız, bir yanda hayatımız boyunca çalışsak da yanından dahi geçemeyeceğimiz arabalara binen, lüks evlerde oturan patronlar, diğer tarafta yoksulluk sınırı altında kredilerle, kredi kartlarıyla boğuşan bizleri görebilirsiniz. bunca hukuksuzluğa karşın, biz Kocaer işçileri, anayasal hakkımız olan örgütlenme faaliyetlerine başladık. Bursa'da Renault fabrikasında çalışan sınıf kardeşlerimizin başlatmış olduğu büyük metal hareketini kendimize açılmış bir yol bilerek, örgütlenme faaliyetlerimizi TOMİS sendikası öncülüğünde yürütmeye karar verdik. Kendi öz irademizle yürüttüğümüz faaliyetlerimiz, Kocaer tarafından hukuksuzca yok sayılıp özlük haklarımıza saldırı oldu. Var olan hakkımız yok sayılıp hepimizin işine son verildi. Bu ülkede biliyoruz ki anayasal hak bile olsa, biz işçiler için örgütlenme en zor şartlar altında gerçekleşiyor. Ki Türkiye'de sendikalaşmamış işçi sayısı bunu zaten gösteriyor. Bu zorluğu göze alabilmek ise ancak Bakırçay Havzası'nda çalışan binlerce sınıf kardeşimizin topyekün birliği ile sağlanabilir ve aşılabilir. Bizler Kocaer işçileri olarak bir kıvılcım çaktık. kendimize düşen görevi bilfiil uyguladık. Fakat, mücadelenin bununla sınırlı olmadığını da İlk İnşaat ve Dostcan'da yaşanan haklı ve meşru direnişler gösterdi. Bizler biliyoruz ki, emeğimizle dünyaları yaratan ellerimiz elbet bir gün zalimlere karşı omuz omuza vererek emeğimizle dünyayı kan gölüne çevirenlerden hesap soracaktır. Direne direne kazanacağız."
Kocaer işçilerine destek için orada buluna, Kastaş işçilerini temsilen kısa bir konuşma yapan Sonay Tezcan da "Ben Kastaş fabrikasında çalışırken yaklaşık bir ay önce işten atıldım. bizler de aslında Kocaer'de yapılmak istenen şeyi gerçekleştirmek istiyorduk. İçeride yaşanan baskıya, sömürüye, mobbinge ve tacize karşı örgütlenme çalışması yapıyorduk. Fakat işten atıldık. Biz içeride sendikal örgütlenme çalışması yaparken, daha önce arkadaşlarımızın maruz kaldığı mobbinge de karşı çıkıyorduk. Kocaer'den haberimiz vardı. Zaten Kocaer direnişe çıktığında biz Kastaş işçileri olarak onları ziyaret etmiştik, tüm süreçlerini biliyoruz. Mücadelemiz aslında birdir. Bir sınıf olarak aynı mücadeleyi sürdürüyoruz. Kocaer işçilerinin haklı davalarının yanındayız. Buradan bir kez daha bunu ilan ediyoruz." şeklinde konuştu.
(BÜLENT PINARBAŞI)