
Petrol İş Sendikası Aliağa Şube tartışmalı kongresi yapıldı
İsmail Doğan, fark attı
3500 üyeli Türk-İş'e bağlı Petrol-İş Sendikası Aliağa Şubesi'nin 8. nci olağan genel kurulunu yaptı.
Petkim Kültür Merkezi'nde yapılan genel kurulda eski Şube Başkanı Mehmet Salih Aydın ile Petkim İşyeri Baş Temsilcisi İsmail Doğan başkanlık için yarıştı.
Petrol-İş Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın'ın divan başkanlığını yaptığı genel kurul sonunda yapılan seçimlerde; 200 delegeden 190 oy kullanıldı. Geçerli olan 180 oydan 130'unu alan İsmail Doğan, dört yıllığına Aliağa Şube Başkanı seçildi. Diğer aday Mehmet Salih Aydın'da 50 oy aldı.
İsmail Doğan'nın listesinde yer alan Cengiz Çetin Tereci İdari Sekreter, Cemal Topçu da Mali Sekreterliğe seçilirlerken, aynı listede yer alan 3 denetim, 3 disiplin ve 50 üst kurul delegesi de belirlendi.
Petkim Kültür Merkezi'nde yapılan genel kurula; Aliağa Belediye Başkanı Turgut Oğuz, eski belediye başkanı ve 22. Dönem İzmir Milletvekili Hakkı Ülkü, Petrol-İş Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın, Petrol-İş Sendikası Genel Sekreteri Mustafa Çavdar, Mali Sekreter İbrahim Doğangül ve genel merkez yöneticileri, Petrol-İş'in Bursa, Ankara, Adıyaman, Batman, Kırıkale, Kocaeli, Mersin, Mandırma, trakya, İzmir, adana, şube başkanları ve yöneticileri, Türk-İş 3. Bölge bölge temsilcisi Mustafa Kundakçı, Petkim Genel Müdür Yardımcısı Hatice Kaygın, Maden-İş Sendikası yöneticileri, Tes İş, Demiryol İş, Hava-İş, Harp İş, Deri İş İzmir Şube Başkanı, CHP'li meclis üyeleri, çok sayıda eski sendika yöneticileri ve sendika üyesi katıldı.
Sert tartışmaların yaşandığı kongrenin açılışında yaptığı konuşmada tam bir demokrasi dersi veren Genel Başkan Mustafa Öztaşkın, sendikacılığa bakış, evrensel sendikacılık konusularına yeni açılımlar getirerek, Türkiyedeki tüm sendikaların tek bir konfederasyon çatısı altında birleşmesini istedi.
KRİZİN BEDELİNİ HEP EMEKÇİLER ÖDÜYOR
Genel kurulun açılış konuşmasını yapan Şube Başkanı Mehmet Salih Aydın, Türkiye'nin krizle birlikte derin sorunlar yaşadığına dikkat çekerek, "2008 ve 2009 yıllarında bir milyon işçi, kriz nedeniyle işten atılmıştır. İşsizlik ülke tarihimizin en yüksek boyutlarına ulaşmıştır. Resmi rakamlara göre %17'lere kadar yükselen işsizlik, aslında ülkemizde %29'lara kadar varmaktadır” dedi.
İşsizliğin en acı tarafının ülkemizdeki insan kalitesinin bozulması ve buna bağlı olarak toplum dokusunun bozulması olduğunu ifade eden Aydın, “Toplumumuzun geniş emekçi kesiminde geleceğe umutsuzca bakış ve mutsuzluk hakimdir. Diğer taraftan başka bir acı gerçek, ne yazık ki bugün ülkemizde yüksek öğrenimini tamamlamış, çalışmaya hazır yüz binlerce genç, iş bulma umudunu yitirdiği için iş aramayı bırakmış, geleceğe umutsuzca bakmaktadır” dedi.
Türkiye'de böylesi sorunlar yaşanırken 8 yıldır iktidarda bulunan akp hükümetinin karnesinin de işçiler ve emekçiler açısından bakıldığında çok zayıf olduğunu belirten aydın ülkenin özelleştirmelerle birlikte talan edildiğini söyledi. Aydın, “AKP, Türkiye ekonomisinin temel taşları sayılan Telekom, Tekel, Tüpraş, Petkim, gübre fabrikaları gibi stratejik kuruluşları özelleştirmiştir” dedi.
Dünyanın her tarafında yaygın biçimde uygulanan güvencesiz istihdam modeli olan taşeron işçiliğinin işçi sınıfının en temel sorunlarından biri olduğuna dikkat çeken Aydın, "Milyonlarca taşeron işçinin sağlıksız koşullarda ucuz ve yasalara yönelik kural tanımaksızın çalıştırılmaktadır. Bursa'da ölen 19 madenci arkadaşımız da kuralsız çalışmanın sonucu hayatını kaybetmiştir” dedi. Aydın, sorunların ancak birlikte mücadele ile çözüleceğine vurgu yaptı.
Son olarak "Artık şehitlerimize ağlamak istemiyoruz" diyen Salih Mehmet Aydın "Türkiye işçi sınıfının bir başka sorunu da ülkemizin her tarafında yaşanan terör olayıdır. Artık şehitlerimize ağlamak istemiyoruz. Artık hiç kimsenin ölmesini istemiyoruz. Türkiye Cumhuriyetinin yetkililerine sesleniyoruz. Türkiye'nin her bir köşesinde barış ve demokrasi istiyoruz. Türkiye yüzyıllardır bir arada yaşayan değişik kültürlerin oluşturduğu mozaik bir yapıya sahiptir. Biz bu yapının kardeşçe bir arada yaşamasını istiyoruz" dedi
TÜM SENDİKALARI TEK KOFEDERASYONDA BİRARAYA GELMEYE ÇAĞIRDI
Genel Kurul tarafından Kongrenin divan başkanlığına seçilen Petrol İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın, yaptığı konuşmada işçi sınıfının zulüm ve işkence altında kaldığını belirterek
“Bugün resmi verilere göre ülkemizdeki işsizlik oranı yüzde 13,4 sayısal karşılığın da 3 milyon 400 bin işisiz sayısının bulunmasına karşın, gerçekte bunun böyle olmadığını biliyoruz. Bu resmi verinin dışında ki kesimleri de kattığımızda gerçek rakamın yüzde 22 bunun sayısal karşılığının da 6 milyon olduğunu görüyoruz. İşsizlik oranı içerisinde de en büyük oranınını gençler oluşturmakta. Gençlerin işsizlik oranın da yüzde 24 olduğunu görüyoruz.
Hükümet malesef işsizliği önlemeye yönelik malesef ne kısa ne de uzun vadeli hiç bir önlem almamaktadır. Hükümet ortaya koyduğu orta vedeli işsiliği önleme programında 2012 yılına kadar işsizliğin bu rakamlarda seyredeceğini kabul etmiştir, deklere etmiştir. Demek ki hükümet işsizliği önleyici hiç bir tedbir almamıştır, almayacaktır.
Kirizin başladığı 2008 yılı Ekim ayında işsiz sayısı 2 milyon 800 bin olan işsizler ordusu 2009 martında 3 milyon 900 bine ulaşmıştır. Demikki krizde bir milyon 100 bin kişi işinden olmuştur. Kayt dışını saymıyoruz. İşkur'un verilerine göre ayda 40 bin kişi işsiz kalmıştır” diyerek kısa ve orta vadeli olarak işsizliği azaltacak önlemlerin mutlaka alınması gerktiğinini ısrarla vurgulayan Öztaşkın, “Ülkemizde milyonlarca insan açlık sınırının altında yaşamaktadır. Ortalama 1 milyon ailenin evine 500 Tl. nin altında para girmektedir. toplum her geçen gün yoksullaşmaktadır” diyerek, milli gelirin yüzde 90'na yakın bir rakamı nüfusun yüzde onunun aldığını ve gelir dağılımı adaletsizliğinin gün ğeçtikçe daha da arttığını ifade etti.
ÜLKENİN GÜNCEL EN ÖNEMLİ SORUNU TOPLUMSAL BARIŞTIR
Türkiye de toplumsal barışın uzun süredir tehdit altında olduğunu ifade eden Genel Başkan Mustafa Taşkın “Türkiyede toplumsal barış uzun süreden beri tehdit altındaydı. Tolumda çatışma ve ayrışma kültürü hızla yaygınlaşmakta idi. Toplumsal barışın bu kadar bozulmasının temelinde demokratikleşememe yatmaktadır. Bu gün toplumsal barışa acilen ihtiyacımız var. Herkesin sorunun çözümü için herkesin çaba harcaması gerekir” dedi.
Hak arama mücedelesinin terör ve şiddetle değil, demokrasi mücadelesi ile olacağının altını çizen Öztaşkın, “Parti kapatmak demokrasi ile bağdaşmaz. Şiddet terör ve cam kırma ile demokratik tepki dile getirilemez. Bu ön yargılardan kurtulmalı ve barışı bütün cesaretimizle savunmalıyız. Toplumumuzda evladının acısını çeken insanların öfkelerinin yükseldiğini görüyoruz, acı çeken insan önyargı davranır. Bu da doğaldır. Bizim bu ülkede barışı sağlamamız gerekir. Barış, cesur insanların işidir Savaş ise korkakların işidir. Ben Petrol İş Sendikası Genel Başkanı olarak, siz üyelerimizden barışı savunmanızı istiyorum. Gelin 22 bin üyemizle barışın inşa edilmesi için hep birlikte yüreğimizi koyalım. Bir ülkenin başına gelecek en büyük bela etnik çatışmadır. Gelin barışın, özgürlüğün hakim olduğu bir Türkiye kuralım” dedi.
YA BENDEN YANA OLACAKSIN YA DA YOK OLACAKSIN
Hükümetin sendikalar karşı saldırgan sir tutum içerisine girdiğini ifade eden Öztaşkın konuşmasını şöyle sürüdürdü;
“Bu hükümet iktidara geldiği günden bu yana sendikalara ve emekçilere karşı bir tutum sergilemiştir. sosyal güvenlik haklarımız hep elimizden alınmıştır. Sağlık ticari hale getirilmiştir, eğitim yine aynı şekle sokulmuş ticari hale getirilmiştir. Toplumsal emeğimizin karşılığı olarak kurulan fabrikalarımız özelleştirimiş, peşkeş çekilmiştir. Bu hükümet emeğe karşı düşmanca bir tutum içerisine girmiştir. Her geçen gün de saldırılarını arttırmaktadır. Elmizde kalan son kazanılmış haklarımızı da elimizden almaya niyetlidir. Kısaca bu hükümet diyoki 'Ya benden yana olacaksın, ya da yok olup gideceksin' Hükümet hep kendine ne yakın istediğini yapan, politikalarını benimseyen, özelleştirmelere ses çıkarmayan, sosyal devletin tahribatına ses çıkarmayan içi boşaltılmış etkisiz ve güçsüzleştirilmiş bir sendika istiyorlar. Yani bizi teslim almak istiyorlar” diyerek bunlara örnekler verdi.
Son günlerde yapılanlar ortada Tekel işçilerine yapılanlar ortada. Acımamaslığın, polis devletinin açık bir şekilre göstergesidir. Hak aramaya giden tekel işçileri. 4/C ye karşı mücadele veren Tekel işçilerine karşı polisin takındığı tavır hiç bir demokratik ülkede izah edilemeyecek tavırdır, bu bir polisdevleti uygulamasındır, bu faşizmin ayak seslerinden başka bir şey değildir. Bu polis devleti uygulmasını kınıyoruz. Yeter artık 1 Mayıs da yapılan uygulamalar ortada. Hak arayan insenlerin başına hemen polis copu indiriliyor, biber gazı sıkılıyor, havuza atılıyor” diyerek işçilerden tepkilerini göstermesini istedi.
4/C ile özelleştinme maduru insanları açlığa, sefalete sürüklemek istendiğini belirten Öztaşkın, 4/C uygulamasından derhal vazgeçilmesini isteyerek “Tekel işçilerinin mücadelesi bireysel değil, toplumsal bir mücadeledir”
Hala sözü ağzımıza aldığımızda kazanılmış haktan bahsediyoruz. Soruyorum size allahaşkına kazanılmış hakmı kaldı. Kala kala elimizde kıdem tazminatı kaldı. Onu da en kısa zamanda elimizden alacaklardır. Esnek çalışma yöntemi diye bir uygulama içerisindeler. Önümüzdeki günlerde esnek çalışmanın ardından 'Özel istihtam büroları oluşturacaklar. Bunun çalışması içerisindeler. Özel istihdam büroları önümüzdeki günlerde önümüze gelecek. Bu yöntem; ucuz, örgütsüz, güvencesiz işçi çalıtırmanın aracıdır. Aynı zamanda işçileri parayla alınıp satılan, kiralanan bir metaya döüştüren utanç verici bir uygulamadır. Sendikalar, artık sadece belirli konularda değil her konuda tepkilerini göstermelidirler. Sendikalar, bu ellerinden alınan haklarına karşı örgütlenerek genel grev yaparız demelidirler. Ruhunu kaybetmiş, kendini iktidara teslim etmiş sendikalara rağmen bu ülkede direnişler var”
Türkiye sendikal hareketinin bir türlü kendini yenileyip değişemediğini belirten Öztaşkın, “Dünya değişmetedir. Küreselleşen bir üretim vardır. Bu küreselleşen üretim modelleri karşısında geleceğe yönelik stratejiler geliştirmek zorundasınız. Sendikalarımızın her yönüyle değişmesi ve kadrolar yetiştirmek zorundadır. Artık her şeyi bilen, herşeyi yapan yönetici tipi sadece sendikacılıkta değil, hayatın her alanında sona ermiştir. Dolaysıyla artık her şeyi bilen, herşeyi yapan yöneticiler yerine planlama ve koordinasyonu çok iyi bilen, kurumsallaşmaya, planlamaya ve koordinasyona önem veren, teknolojiyi çok iyi kullanan, mümkünse dil bilen, toplumsal hareketleri inceleyen, toplumsal hareketleri önemsemiş yöneticileri yetiştirmeye ihtiyacımız var. Yönetici koltuklarındaki kişileri fiziksel olarak değiştirmek sorunu çözmez. Sorun kafaların değiştirilmesidir. Sendikal heraketin en önemli çıkmazı buradadır” dedi.
Üretimin küreselleşmesi sonucu, iş kolları sendikacılığının artık sonunun geldiğini de belirten Mustafa Öztaşkın, grev yapılan işyerinde gerekli mal üretlmediği zaman işveren ülkenin veya dünyanın bir başka yerinden o ürünü hemen temin edebildiğini belrterek “Onun için ulusal ve uluslararası alanda sınıfsal dayanışmaya ihtiyacımız var. İşçi sınıfının mücadelesinde başarıya ulaşabilmesi için küresel anlamda dayanışmaya ihtiyacı vardır. Bu dayanışma mümküdür. Onun için dünya işçi sınıfının dayanışmaya ihtiyacı vardır' dedi.
TÜRKİYE SENDİKAL HARKETİNİN BİRLEŞMEYE İHTİYACI VAR
Türkiye’de bulunan işçi sendikaları konfderasyonlarının hiç bir koşul öne sürmeksizin birleşmesi gertiğini bir kez daha vurgulayan Petrol İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın, “Kendi kendine konfederasyonlarımız misyonlar biçmişler. Bu biçilen misyonlar, roller hayatın gerçekleri ile bağdaşıyor mu? keşke olsa. Keşke sendikalar işsizlerin, işçilerin koşarak gittiği, orayı bir umut merkezi olark görseler. Yok böyle bir şey malesef. Tam aksine her geçen gün sendikalarımızın konfederasyonlarımızın etkinliği azalıyor ve içleri boşalıyor” dilerek, Türk-İş'in Tekel işçilerine yeterince destek vermemesinden şikayetçi oldu.
İSTİHDAM DEVLET ELİYLE YATIRIM YAPILARAK SAĞLANIR
Türk İş 3. Bölge temsilcisi Mustafa Kundakçı da, hem çalışanların hem de sendikaların çok büyük sorunlarının olduğunun altını çizerek, “Tekel işçileri haklı bir mücadele veriyor. Haklarını arayan bu işçilere zulüm ediyorlar. Yaptıkları zulüm yetmiyormuş gibi o işçilerimizi porovakatörlükle suçluyorlar. Bu saçma sapan iddiaları ispatlayamıyorlarsa hem ankara valisi, hem de İçişleri bakanı istifa etmelidir” dedi.
Yeni göreve gelen çalışma bakanının sendikacılara, 'siz halkı anlamıyorsunuz, siz vizyon sahibi değilsiniz' dediğini dile getiren kundakçı, “yani siz kölelik yasası getireceksiniz, işçilere köle muamelesi yapacaksınız, biz de buna ses çıkarmayacağız o zaman vizyon sahibi olacağız. Öyle vizyon olmaz olsun” dedi. .
İşçilerin Birliği ve Sendika Üye ilişkisi yeniden tesis edilmelidir
Şube Başkan adayı İsmail Doğan, bir dönem birlikte olduğu yönetimden ayrılış gerekçelerini anlatırken başta tanık olduğu işçi ahlakına yakışmayan tutum ve davranışları olduğunu söyledi.
Doğangül'ün genel merkeze gidişinden sonra kendisine "Mali durumun iyi değil ve sen para için mali sekreterlik görevini istediğini biliyorum. Arkadaşlarımla konuşuruz bu sorununu hallederiz" diyerek rüşvet teklif edip, bu göreve kendi adamını yerleştirmek istediğini söyledi.
İşçiden kopulduğunu üye sendika ilişkisinin zarar gördüğünü şu yada bu nedenle işçiye güvenilmediği için uzlaşmacılık ve diyalogculuğun hakim kılınarak mücadeleden çoğu kez geri durulduğunu belirterek bunun en büyük örneği 4-c uygulamasında işçilere kendiniz karar verin diyerek sendikalı işçileri örgütsüz ve bireysel davranması salik verilmesidir. İlk okul mezunlarını tutamayız işveren çıkaracak denildi o ilk okul mezunları 15-20 yıl petkimde çalışan işçilerdi. Yarı işveren sanat okulu mezunlarını da çalıştırmam, 4 dil bilmeyen işçi istemiyorum derse ne yapacağız diyerek 4-c konusunda eski yönetimin tutumunu eleştirdi. Ve ayrışmanın kaynağının 2002 kongresinde birlikte çalıştığı yönetimin seçimlere sol birlik adıyla liste oluşturduğunda bu bölücü tutum karşısında gruptan ayrılarak işçilerin birliği imzasıyla bildiri dağıtıp bağımsız aday olduğunu belirterek, 1 yıldır fabrika fabrika işçilerin birliğini örmek için karınca gibi çalıştık ve bunda başarılı olduk. Bugün karşımızdaki listeyede gelin birlikte olalım adaylık meselesinde ön seçim yapalım işçi sizi isterse ben sizi destekleyeyim dedim dedi.
İşçiler İbrahim Doğangül'ü genel merkezi daha fazla harekete geçirmesini, genel merkezin dikkatini özeleştirme mücadelesindeki Aliağa'ya çekerek özeleştirmeyi durdurabilmeyi umut ediyordu. Ancak kendisi kendinden başka bir şey düşünmedi" dedi. Salih Mehmet Aydın ve yönetimi de eleştiren İsmail Doğan özelleştirme ve sonraki süreçte Salih Aydın iyi yönetememiştir. Genel müdürün baskıcı tutumuna karşı arkamızda olmamıştır. Bizi birkaç defa genel müdürle yalnız bırakmış arkamızda durmamıştır, sendika yönetimi kendi içinde anlaşamıyor görüntüsü oluşmuştur. Bizler kendilerini yetersiz bulduğumuz için yollarımızı ayırdık ve yeni bir sendikal anlayış yaratacağız" dedi.
İKİ LİSTE YARIŞTI
Uzun ve sert tartışmaların yaşandığı kongrenin sonucunda 2 ayrı liste yarıştı.
Yapılan seçimde; 200 delegeden 190 oy kullanıldı. Geçerli olan 180 oydan 130 delegenin oyunu alan İsmail Doğan dört yıllığına Aliağa Şube Başkanı seçildi.
Diğer aday Mehmet Salih Aydın'da 50 oy aldı.
İsmail Doğan'nın listesinden Cengiz Çetin Terece İdari Sekreter, Cemal Topçu da Mali sekreterliğe, Atilla Erdem, Doğan İkiz, Özcan Özden, Hasan Aşıroğlu, Hakan Gündüzer ve Muiddin Özaydın yönetim kurulu üyeliklerine seçildiler.
Denetim kurulu üyeliklerine; Ahmet Oktay, Erkan Çakır ve Veysel Gündüz, Disiplin Kurulu Üyeliklerine ise; Ecevit Yılmaz, Bayram Türk ve Erdoğan Öztürk seçildiler
Aynı seçimden, genel merkez organlarının seçiminde oy kullanacak 50 üst kurul delegesi seçildi.
BOL FOTĞRAFLI BİR ŞEKİLRE HABERİ GÖREMEK İSTERSENİZ AŞAĞIDAKİ LİNGE TIKLAYIN:
http://www.aliagaekspres.com.tr/ekspres/AliagaEKSPRES-2112.pdf
HABER ve RESİMLER (Şahap AVCI)