13 Ocak 2026, Salı

Bu dilekçe yanıt bekliyor!..

22 Eylül 2014, Pazartesi Paylaş Gönderiyi Yayınla
Bu dilekçe yanıt bekliyor!.. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin termik santral sınavı


Bu dilekçe yanıt bekliyor!..

EGEÇEP Derneği'den Av.Arif Ali Cangı, Aliağa ilçesi Horozgediği Köyü, Haylatlıdere Mevkii yakınlarında İzmir Demirçelik Sanayi A.Ş.'nin Enerji Santrali'ne verilen işyeri açma ruhsatı ya da deneme izninin geri alınmasını ve faaliyetinin durdurulması talebiyle İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığına bir dilekçe sundu.

Eda Ebru NANECİ - Aliağa’da termik santral dava süreci devam ederken faaliyete geçen termik santral hakkında EGEÇEP'ten Av.Arif Ali Cangı'nı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığına bir dilekçe iletti. Davalar devam ederken, İzdemir’e ait termik santralin alınan ruhsatlar dahilinde çalıştığı ifade edildi. Aliağa Belediyesi tarafından inşaat ruhsatı verdiği belirtilerek, aynı şekilde İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin de ruhsat vermiş olabileceği söylendi. Dilekçeyi hazırlayan Av.Arif Ali Cangı, “Ege Kıyı Belediyeler Birliği'nin de davacı olduğu davalarda Danıştay yeni bir bozma kararı verdi. Bozma kararını da gerekçe göstererek faaliyetin durdurulması isteminde bulunmak da EGEÇEP'e düştü. Bakalım İzmir Büyükşehir Belediyesi ne yapacak? Termikçinin yanında mı yoksa yaşamın yanında mı yer alacak?” dedi.

İzmir Demirçelik Sanayi A.Ş.'nin mülkiyetinde olan alan üzerine ithal kömüre dayalı olarak kurulan Enerji Santrali'ne ilişkin 17.06.2010 tarihli "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali davasına verilen Danıştay bozma kararının sunulması, karar da dikkate alınarak söz konusu termik santrale verilen işyeri açma ruhsatı ya da deneme izninin geri alınması, faaliyetin durdurulması istemiyle dilekçe sunuldu. İçinde Kıyı Ege Belediyeler Birliği'nin de yer aldığı pek çok kurum ve yurttaş tarafından açılan davaların devam ederken söz konusu termik santralin inşaatı tamamlanarak, faaliyete geçtiğine dikkat çekildi.

Danıştay'dan bozmak kararı

Yargılamanın ilk aşamasında idare mahkemelerince davanın reddi kararı verilmişse de davacılar tarafından kararın temyiz edilmesi üzerine mahkeme kararı usul ve yasaya aykırı bulunarak bozuldu. Kıyı Ege Belediyeler Birliği tarafından açılan davada verilen Danıştay 14.Dairesi’nin bozma kararında yer alan dikkat çekici ifadeler şu şekilde: “Kararda, “ÇED Olumlu kararı verilen projenin sit alanı dışında kalsa da soğutma suyu deşarjı için kullanılacak Haylatlı deresinin Kyme Antik Kenti 1. ve 3. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescil edilen alan içinde kaldığı, dava konusu alanın plan kararlarına ilişkin olarak da itirazların bulunduğu, buna karsın bilirkişi heyetinde bu konular hakkında değerlendirmede bulunabilecek uzmanlara yer verilmediği, üstelik çevre mühendislerinden oluşan bilirkişi heyetince; uzmanlık alanları dışına çıkılarak, kültür varlığı olarak tescillenen taşınmazlarla ilgili olarak hazırlanan koruma planları ve alana ilişkin çevre düzeni planı, Koruma Amaçlı 1/5.000 ölçekli Nazım ve 1/1.000 ölçekli Uygulama İmar Plan kararları hakkında değerlendirmede bulunulduğu, ayrıca bilirkişi raporunun büyük bir bölümünün ÇED Raporunun özetlenmesinden ve verilen taahhütlerin belirtilmesinden oluştuğu görülmektedir”

Danıştay bozma kararı önemli bir aşama

Cangı, Danıştay’ın bozma kararının son derece yerinde ve hukuka uygun olduğu belirterek, bu bozma kararıyla EGEÇEP’in Aliağa’nın ve bölgenin havasını, suyunu, toprağını, yaşamını savunma çabasında önemli bir aşama kaydedildiğinin altı çizdi. Karar sonrasında ÇED iptali davasının reddi kararının bir geçerliliğinin kalmadığını ve termik santral faaliyetinin durdurulması gerektiğine dikkat çekilerek, “Aliağa’da kurulu bulunan sanayi tesisleri nedeniyle Aliağa ve yöresinin, zaten kirliliğin yoğun yaşandığı ve sınır değerlerin fazlasıyla aşıldığı bir bölge halini aldığı ortadadır. Demir Çelik Fabrikaları, Petro-kimya tesisleri, Gemi Söküm Tesisleri, haddehaneler ve diğer tesislerin yarattıkları kirlenme nedeniyle, Aliağa yöresi zaten çevre sağlığı ve canlı yaşamının çok büyük risk altında olduğu bir bölge halini almıştır” ifadeleri yer aldı. Cangı, yirmi dört yıl önce vazgeçildiği söyleyerek, Aliağa ve yöresinin daha fazla kirlenmesine izin verilmemesi gerektiğini, var olan kirletici faaliyetlerin önüne geçilmesi gerekirken, yeni yeni kirletici tesislere izin verilmesi Aliağa ve yöresinin gözden çıkartıldığı duygusunu yarattığını ve başvuruda termik santral konusunun da bu durumlardan biri olduğunu söyledi. Dilekçede, “Aslında, Aliağa’da kömür yakıtlı termik santralle elektrik üretiminin sağlanacağı projeye ilişkin olarak, çevreye uyumlu olup olmadığının belirlenmesi için bir ön çalışma yapılmasına dahi ihtiyaç bulunmamaktadır” şeklinde değerlendirmelerde bulunuldu.

Raporlarla termik santralin olumsuz etkisi

Av.Arif Ali Cangı dilekçesinde aynı bölgede kurulacak bir termik santralin olumsuz etkilerinin olacağını Danıştay kararlarında ve Stuttgart Üniversitesi Araştırma-İnceleme Tekniği ve Buhar Tekniği Enstitüsü, Dokuz Eylül Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü ile Ege Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü’nün işbirliği ile hazırlanan 1999 tarihli İzmir’de Hava Kalitesi Raporu’nda belirtildiğine dikkat çekti.

Danıştay kararları

“Bu raporlara göre 22-23 yıl öncesinde çevre kirlenmesi tehlikeli boyuta ulaşmış olan Aliağa ve yöresinde, bu süre için iyileşme olmadığı gibi, kirletici tesislerin sayısı her geçen gün artmıştır” diyen Cangı, dilekçesinde bu raporlara yer verdi. Raporlar ise şöyle: “Çünkü aynı bölgede kurulacak bir termik santralin olumsuz etkilerinin olacağı yıllar önce Danıştay 10. Daire 1990/2278 E ve 1992/1672 K sayılı kararı ,Danıştay 6.Daire 1999/1498 E. 2000/6482 K. sayılı kararı, Danıştay İ.D.D.G.K. 1989/422 E. sayılı kararları ile sabittir. Danıştay kararının dayanağını oluşturan 13.12.1991 tarihli raporda özetle; “…kirli hava içerisindeki kükürt dioksit, azot oksitleri, foto oksidanlar, flor, klor, hidrokarbonlar ve toz halindeki ağır metallerin bir kısımlarının ağaçlar ve öteki bitkiler üzerinde birikerek yağışlarla asitlere dönüştüğü, bir kısmının da havada yağış ve sisi etkisiyle asitli yağmurlar halinde bitkiler üzerine ulaştığı, (…) topaktaki besin maddelerinin bitkilere ulaşmadığı ve topraktaki ağır metallerin görülmesi suretiyle kök zehirlenmelerine sebebiyet verdiği (…)Aliağa Körfezinden 10 km. uzaklıktaki yerlerin de kirliliğin etkisi altında kaldığı (…)hava kirliliğinin en önemli kriteri olan kükürt dioksit ve askodoks partikül miktarı bakımından hava kalitesinin korunması yönetmeliğinde belirtilen standart değerlerin civarında olduğu ve bazı anlarda bu değerleri geçtiği, özellikle kimya endüstrisinin ise atık sular yanında havayı kirleteceğinin kesin olduğu (…)yeraltı sularında organik artıkların kirliliğin standart değerlerinin üzerinde olduğu (…)mevcut kirlilik durumunun doğal bitki örtüsü ve tarımsal ürünler üzerinde olumsuz etkiler yaptığı …” denilmektedir.

Hava kalitesi daha da kötüleşmektedir


Başka bir bilirkişi raporunda da Aliağa’daki kirliliğin İzmir’in hava kalitesini nasıl etkilediği incelemesinde, Stuttgart Üniversitesi Araştırma-İnceleme Tekniği ve Buhar Tekniği Enstitüsü, Dokuz Eylül Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü ile Ege Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü’nün işbirliği ile hazırlanan 1999 tarihli İzmir’de Hava Kalitesi Raporu’nda ise “…Kentin kuzey kesimindeki emisyonların büyük bir miktarı İzmir Büyükşehir Belediyesi sınırları dışından taşındığı için, kent dışındaki bu kaynakların emisyonların azaltılmasına yönelik tüm imkanlar araştırılmalıdır. Örneğin, Aliağa’da emisyonların azaltılması doğrultusunda önlemler alınmalıdır. (…) İzmir Kentinin hava kalitesine bölgesel ve yerel rüzgarların da büyük etkisi vardır. Özellikle yaz aylarında kuzey-batıdan esen hakim rüzgar vasıtasıyla, kente Aliağa’dan taşınan emisyonlar hava kalitesini daha da kötüleştirmektedir…”

Ruhsatsız çalışan yerler var

24 sene önce Danıştay kararının gerekçesini oluşturan bilirkişi raporundaki risklerin bugün itibariyle azalmadığını hatta çoğaldığını ifade eden Cangı, “Sayın idarenizin (İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı) 04.10.2007 tarihli yazsına göre; 5216 Sayılı Büyükşehir Belediye Yasası’nın yürürlüğe girdiği 23.07.2004 tarihinden itibaren Aliağa ve Foça İlçe sınırları içinde toplam 27 tane 1.sınıf Gayrisıhhi Müesseseye Açılma Ruhsatı, 3 tane 1.Sınıf Gayri Sıhhi Müesseseye de Deneme İzni verilmiştir. Bunların dışında ruhsatsız çalışan gayri sıhhi müesseselerin varlığı ve bilinmektedir. Özet olarak, bu gün itibariyle mevcut kirlilik, zaten Aliağa ile birlikte tüm bölgenin doğal bitki örtüsünü, tarım alanlarını olumsuz etkilemekte, çevre sağlığı ve canlı yaşamı için büyük risk oluşturmaktadır. Bunun üstüne faaliyete geçen Termik Santraller, yalnızca Aliağa için değil, İzmir Kenti ve Kuzey Ege kıyıları ve hatta bölgenin tamamı için büyük çevresel felaketler yaratacaktır. Bölgede, yaklaşık 24 yıl önce de termik santral kurulmasına yönelik girişimler olmuştur. Ancak, İzmir’den Aliağa’ya elele insan zinciri oluşturulmak gibi etkili toplumsal tepki, mahkeme kararları sonucu bu bölgede kurulması düşünülen termik santraller gerçekleştirilememiştir” dedi.