
IŞİD’in rehin aldığı 49 personelin serbest kalmasına Aliağa’daki AK Parti’ye muhalif siyasi partilerin ilçe başkanları da çeşitli değerlendirmelerde bulundular
Eda Ebru NANECİ - Irak’ın Musul kentindeki Türkiye Başkonsolosluğunda çalışan 49 personel esir alındıktan 101 gün sonra, 20 Eylül 2014 günü sabaha karşı yapılan bir operasyonla kurtarıldı. Bu operasyon hakkında çeşitli yorumlar yapıldı. Son olarak Radikal İslamcı örgüt IŞİD’in elinde bulunan 49 rehinenin 101 gün sonra serbest kalmasının ardından dün konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, IŞİD’le siyasi bir pazarlık yapıldığını kabul etti. Aliağa’da muhalif siyasi partilerin ilçe başkanları da konuştu.
“Mülteciler plakasız araç gibi”CHP Aliağa İlçe Başkanı Özcan Durmaz, öncelik olarak yurttaşlarımızın kurtarılmış olmasından dolayı mutluluk duyduğunu ifade etti. Durmaz, rehin alınan personele ve ailelerine geçmiş olsun dileklerini ileterek, “Türkiye olarak 49 personelin bu kadar uzun süre rehin olarak kalması kabul edilemez. IŞİD bir terör örgütüdür. O ve ya bu sebeple bir terör örgütüyle pazarlık yapılmaz. Eğer bu açıklanıyorsa son derece yanlış bir tutumdur. Bizim bu türden ilişkilere karşı olduğumuzu belirtmek isterim. Suriye’den Türkiye’ye sürekli bir mülteci akışı söz konusu. Bu pazarlığın ilgisi olup olmadığını bilemeyiz ama Türkiye açısından büyük bir tehdit oluşturuyorlar. Türkiye’de mülteci nüfusunun 2 milyon civarında olduğu söyleniyor. Bu kadar çok sayıda mülteci etrafta plakasız araç gibi dolaşıyor. Herhangi bir olayda onları izlemeniz mümkün değil. Türkiye’de gördüğümüz tablo bu. Kendi kapasitesinden fazla insan giriyor. Türkiye kendi yoksulluklarıyla mücadele etmeye çalışan bir ülkeyken mültecilerin durumu ne olacak? Bu konuda uluslar arası güçlerle insani yardımı paylaşmalıdır. Mültecilere neredeyse Türk yurttaşı kadar hak tanınıyor. Bu olmamalıdır” ifadelerini kullandı.
“Aynı gün mültecilerin Türkiye’ye girişi manidar”Aliağa MHP İlçe Başkanı Abdurrahim Aydemir, Türkiye’nin IŞİD ile bir anlaşma vardığını söyledi. Aydemir, rehinelerin kurtarılmasıyla birlikte aynı gün Suriyelilerin Türkiye’ye akın ettiğini belirterek, “Aynı gün sabah yüzlerce Suriyeli Türkiye’ye giriş yaptı. Bu bir pazarlığın en dikkat çekici kanıtlarından biridir. Rehineler bırakıldığı sabah daha henüz gelenler çadırlara yerleşmemişken binlerce Suriyelinin giriş yapması manidar değil mi? Pazarlık olduğu çok açık. Aynı zamanda rehinlerin durumu itibariyle daha önceden planlanmış demek mümkündür. Medya tarafından kahramanlık olarak yansıtılıyor. Bunlar yaşananları özetler nitelikte. Milletimiz neyin ne olduğunu çok iyi şekilde görüyor” dedi.
“Ortadoğu bataklığına saplandık”Rehin alınanların 101 gün sonra 46’sının Türkiyeli, kalan üçünün ise Iraklı olduğunu rehineler kurtarıldıktan sonra öğrenildiğini belirten Demokratik Sol Parti Aliağa eski İlçe Başkanı Mehmet Emircan, kurtulan rehineler hakkında açıklamada bulunarak, “Ülkemize ilk önce hayırlı olsun diyorum. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve AKP’nin IŞİD yanlısı bir politika izlediklerini görüyoruz. Türkiye olarak biz de Ortadoğu bataklığına saplandığımızı üzülerek söylüyorum. Biz bu politikaya tamamen karşı olduğumuzu her fırsatta dile getiriyoruz. Operasyon yaptıklarını söylüyorlar ama karşılaşmada operasyona dair herhangi bir iz yok. IŞİD’le Türkiye’nin bir anlaşma yaptığını Erdoğan zaten kabul etti. Olmaması imkânsız. IŞİD’in neler yaptığını görüyoruz. Ayrıca Rehin Başkonsolos Öztürk Yılmaz ise şarjı bitmeyen bir telefon ile tam 101 gün boyunca Türkiye ile temas etti. Bu nasıl olabilir? Rehinelerin tüm kıyafetleri çıkarılarak kontrol edilir. O telefon nasıl ellerinde geçti ve nasıl olur da şarjı hiç mi bitmedi? Bunlar hep kafalarda oluşan soru işaretleridir. En dikkat çekici ayrıntılardan biri ise IŞİD’e bağlı üyelerin sakallarına benzer bir sakal bırakan rehineler oldu. Bu alttan alta bir destek mesajına benziyor. Türkiye’yi artık pasif bir devlet olarak görüyorum. Ortadoğu’daki gücümüze ne oldu? Yine bir başka konu olan Suriyeli mültecilere de değinmek istiyorum. Kendi ülkesini koruyamayanlar Türkiye’ye kaçıyor. Bunu hoş karşılamamız mümkün değil. Ülkesini koruyamayanların Türkiye’de işi olmamalıdır. Çocuklar elbette gelebilir ama eli silah tutanlar neden kaçarlar?”şeklinde konuştu.