13 Ocak 2026, Salı

EĞİTİM-SEN CİZRE VE SİLOPİ İÇİN DERSE GİRMEDİ

22 Aralık 2015, Salı Paylaş Gönderiyi Yayınla
EĞİTİM-SEN CİZRE VE SİLOPİ İÇİN DERSE GİRMEDİ

Aliağa’da Eğitim-Sen Üyesi öğretmenler, Cizre ve Silopi'de yaşanan çatışmalı durum ile Milli Eğitim Bakanlığı’nın aldığı hizmet içi eğitim kararı nedeniyle dün sabah ilk ders saatine girmediler.

Cizre ve Silopi’de eğitim-öğretimin yeniden başlaması, öğretmen ve öğrencilerin can güvenliğinin sağlanması, hayatın normalleştirilmesi talebiyle Eğitim-Sen Üyesi Öğretmenler, dün görev yaptıkları okullarda sabah ilk ders saatinde derse girmeyerek hazırlanan açıklamayı öğretmenler odasında okudular. Eğitim-Sen Aliağa Şube Başkanı Mehtap Akyıldız, Heydar Aliyev Mesleki Ve Teknik Anadolu Lisesi Öğretmenler Odası’nda meslektaşlarının da katılımıyla konuyla ilgili basın açıklamasını okudu. Akyıldız, açıklamasına ‘Eğitim ve bilim emekçilerine sesleniyoruz; yaşamı ve yaşatmayı savunalım” sloganıyla başladı.

“TÜM ÖĞRETMENLER TOPLU OLARAK EĞİTİMDEN ÇEKİLDİ”

13 Aralık 2015 Pazar günü Şırnak’ın Cizre ve Silopi İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri tarafından öğretmenlere gönderilen telefon mesajı ile “Kentleri boşaltın, operasyon yapılacak!” mesajının verildiğini söyleyen Akyıldız, “Gerekçe olarak hizmet için eğitim semineri gibi inandırıcılıktan uzak bir bahane sunulup, kamuoyu açıkça yanıltılmaya çalışıldı. MEB’in eğitim öğretim döneminin ortasında aldığı hizmet için eğitim kararının hemen arkasından her iki ilçede de sokağa çıkma yasağı ilan edilerek, okulların kapısına süresiz olarak kilit vuruldu. Cumhuriyet tarihinde ilk kez, devlet iki ilçede tüm öğretmenlerini toplu olarak eğitimden çekti. Öğretmenlerin bir bölümü ilçelerden can güvenliği endişesiyle alelacele ayrılırken, arkalarında bavullarını taşımaya yardım eden ve gözyaşları içinde “Öğretmenim gitmeyin” diye seslenen öğrencilerini bıraktılar” dedi.

“ÇOCUKLARIMIZA YAPILACAK EN BÜYÜK KÖTÜLÜK”

Sokağa çıkma yasağı nedeniyle evlerinde aileleri ile birlikte mahsur kalan öğrencilere ve orada kalan öğretmenlere böylesine büyük kaygılar yaşatmaya kimsenin hakkı olmadığını vurgulayan Akyıldız, “Öğretmenlerin, öğrencileriyle en çok bir arada olması gerektiği hassas bir dönemde, MEB’in böylesine inandırıcılıktan uzak bir karar almış olması düşündürücüdür. MEB, öğrencilerin öğretmenlerine en çok ihtiyaçları olduğu bir dönemde, öğretmenleri öğrencilerinden ve okullarından ayırıp, okulların boşalmasına ve öğrencilerin telafisi mümkün olmayacak kadar büyük bir psikolojik yıkım yaşamasına neden olmuş, on binlerce öğrencinin en temel hakkı olan eğitim hakkı zorla ellerinden alınmıştır. Okulların kapısına kilit vurduran, öğretmenleri öğrencilerinden ayıran savaş ve şiddet ortamında sadece bugünü değil, geleceği de kaybetme riskiyle karşı karşıyayız. Öğretmenleri öğrencilerinden ayırarak, öğrencilerin eğitim hakkını ellerinden almak pahasına atılan adımların ülkenin geleceği olan çocuklarımıza yapılacak en büyük kötülük olacağını unutmayalım. Sokağa çıkma yasağının ilan edildiği son bir haftada yaşanan gelişmeler, öğretmenliğin sadece okulda ders vermek olmadığı, özellikle öğrenciler açısından çok daha fazlası olduğunu göstermiştir” diye konuştu.

“ŞİDDET EYLEMLERİNE BİR AN ÖNCE SON VERİLMELİ”

Akyıldız, öğretmenlerin geçmişten bugüne hep yaşamı ve yaşatmayı savunduklarını kaydederek açıklamasını şu ifadelerle sonlandırdı, “Hangi gerekçeyle olursa olsun, ölümden ve şiddetten beslenenlerin karşısında barışı savunmak bizlerin öncelikli görevidir. Yıllardır acılar çeken, gözyaşları sel olup akan bu topraklarda, bir gün barış dolu günler göreceksek bunu ancak ölümün karşısında, inatla yaşamı ve yaşatmayı savunarak, amasız fakatsız bir şekilde “İnadına barış” diyerek başarabiliriz. Sokağa çıkma yasakları en çok eğitimcileri, öğrencileri ve velileri etkilerken, savaşın olduğu bir ortamda eğitimcilerin, öğrencilerin hiçbir şey yaşanmıyormuş gibi günlük yaşamını sürdürmesi, okula gidip gelmesi düşünülemez. Sokağa çıkma yasaklarının derhal kaldırılıp öğrencilerin ve öğretmenlerin güvenli bir ortamda eğitimlerine devam etmeleri sağlanmalı, çatışmalı sürece derhal son verilerek öğrencilerin, öğretmenlerin ve halkın günlük yaşamını alt üst eden tüm şiddet eylemlerine bir an önce son verilmelidir. Ülkenin geleceğini şekillendirmek gibi önemli bir görevi yerine getiren, bin bir zorlukla mücadele ederek gelecek nesilleri yetiştirmeye çalışan eğitim emekçileri savaşın değil barışın, barış içinde bir arada yaşamın savunucusudurlar. Hiçbir düşünce, hiçbir iktidar insanların yaşam hakkından, öğrencilerin eğitim hakkından daha önemli değildir. Eğitim ve bilim emekçileri olarak çağrımız insanım diyen, şiddet ortamından rahatsızlık duyan herkesedir; Yaşamı ve yaşatmayı hep birlikte savunalım.”

(VOLKAN GÜNDÜZ)