13 Ocak 2026, Salı

"İki üç partiyi empoze etmeye çalıştığın zaman bu ülkeyi başkaları yönetir"

23 Aralık 2013, Pazartesi Paylaş Gönderiyi Yayınla
"İki üç partiyi empoze etmeye çalıştığın zaman bu ülkeyi başkaları yönetir" Demokratik Sol Parti Aliağa İlçe Örgütü tarafından düzenlenen kahvaltıya katılan Genel Başkan Masum Türker gündeme yönelik önemli açıklamalarda bulundu. Türker, “Her yerde Türkiye’de oynanan oyunun gerçek yüzünü anlatmaya çalışacağız.”dedi.
Cumartesi günü saat 11.00’de İlayda Restaurant’da düzenlenen kahvaltıya Genel Başkan Türker’in yanı sıra DSP İlçe yönetimi, Aliağa Belediye Başkanı Ö.Turgut Oğuz, CHP, MHP, Saadet Partisi ilçe temsilcileri, oda başkanları, sivil toplum örgütleri ve çok sayıda Aliağalı vatandaş katıldı.
DSP Aliağa ilçe Başkanı Mehmet Emircan, yaptığı kısa konuşmada katılanlara teşekkür ettiğini belirterek mikrofonu Masum Türker’e bıraktı. Türker, ülkenin genel durumuyla ilgili olarak önemli bir kırılma noktasını atlattığını söyleyerek, “Türkiye’de önemli bir kırılma noktasının yaşandığı her şeyin artık aslına dönebileceği bir haftayı geride bırakıyoruz. Bu güne kadar Türkiye’de özellikle medyada insanların gözünü karartan, medyada her şeyin iyi gittiğini söyleyen ve Türkiye’nin fotoğrafını Dünya’da güçlü bir ülkeyiz gibi çeken bir algıyla baş başaydı. Bu algının beraberinde getirdiği diğer bir durum herkesin baskı altında olduğu, sindirildiği, korktuğu, medyanın kendi kendini artık karartma noktasına geldiği bir zaman dilimini yaşıyorduk. Ve öylesine bir düzen içindeydik ki sanki iktidar adına ne söylenirse doğru kabul edilen bir noktadaydık. Aslında bugün yaşadığımız yolsuzluklar bugün yaşadığımız olguların önemli bir kısmı daha 2004 yılında başlamıştı. Kamuoyuna hükümet cemaat kavgası diye yansıyan olay aslında 2004 yılında bugün ki iktidarın PKK ile yapılan görüşmelerde verdiği taahhüde dayanarak cemaati takibe alma görevini o zaman Milli güvenlik kurulu kararları ile bağlamıştı. Ama bunlar bir türlü gündeme gelmiyordu. Çünkü Dünya’yı yöneten egemen güçlerin dayattığı iki şey vardı. Birincisi devlet ayakkabı üretmez, devlet kumaş satmaz deyip devletin sahip olduğu her şeyi özelleştirerek devleti yok etme noktasına getirmişlerdi. İkinci temel olgu ise özellikle Dünya’da bütün ülkeleri yönetebilmek için maksimum iki parti, üç parti politikasını gündeme getirip menfaat gruplarının bir parti çatısı altında koalisyon kurmalarını sağlıyorlardı. Bu gidişat 2006 yılına doğru tam ortaya çıkacakken birden bire solda birleşme feryatları yükseldi. Bu aslında sağda bugün yaşadığımız çatlamanın ortaya çıkmasını engelledi. O tarihte o dönemin Genel Kurmay Başkanın yazdığı bir mektupta aslında bu çatlamayı önleyen onların birleşmesini sağlayan bir yapıyı kurdu. Bu yapı 2011 seçimlerine doğru tam tekrar çatlayacakken bu sefer Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki lider değişikliği ile birlikte yeniden birleşme olguları dönüşünce tekrar çatlama durdu. Aynı menfaat birliği içinde olan koalisyonlar AKP bünyesinde devam etti.”dedi.

“BU KAPATMA TAMAMLANMADAN DERSHANELER BAŞLADI”
Masum Türker, “Şimdi 2001 yılından itibaren dikkat edin solda birleşme yok partiler kendi başına çalışıyor denildiği anda sağda da artık birleşmeyi gerektirecek büyük büyük ağabeylerin devreye girmesine gerek kalmayınca hemen koalisyondaki çatlak önce öğrenci yurtlarında başladı. Öğrenci yurtlarıyla ilgili yapılan açıklama aslında son görüşmelerde Abdullah Öcalan’a hükümetin Güneydoğu Anadolu’daki cemaatleri ortadan kaldırma taahhüdünün bir parçasıydı. Bunu cemaat taraftarı olan gazeteler kendine yönelmediğini göstermek için denildi ki gençler beraber yaşıyor, gayri meşru çocuklar var ve gazetelere getiren o kızlardan o insanlardan bazılarını soruşturduk. Üniversite öğrenciliği ile hiç ilgisi yok birlikte çeşitli şekillerde bulunmuş hamile kalmış doğum yapmış ama bunu üniversitelerde oluyor diye gösterip kendi evlerine, abi ve abla evlerine yönelik olmadığını göstermeye kapatmaya çalıştılar. Ama bu kapatma daha tamamlanmadan dershaneler başladı. Çünkü dershaneler işinin kapatma nedeni, artık birleşme söz konusu olmadığı için gündemde artık oradaki sermaye tükendiği için AKP gençliği üniversitelerde gençleri kendi çatısı altına alamadığı için diğer taraftan da Güneydoğu Anadolu’daki organın rengi değişmeye başladığı için dershaneler konusu gündeme geldi. Bunu dengelemek için dikkat edin Türkiye’nin ulusal birliğini bölmek adına gitti Başbakan Barzani ile Diyarbakır’da buluştu. Barzani ile buluşmasının nedeni cemaate karşı Başbakanın kendisinin de mensubu olduğu o bölgedeki Nakşibendi Kürtlerin oylarını alma amacı güdüyordu ve onları PKK’ya karşı koruma altına almaktı. Burada da karşıdan bir ses gelmeyince bu sefer çatlak daha büyümeye başladı. Çünkü şu ana kadar medyaya yansımayan cemaate yakın bazı kesimlerin Maliye bakanlığındaki örgütlenmesinden dolayı vergi denetimlerini istedikleri gibi yaptıramadılar başka işlemleri yaptıramadılar. Ve artık bugün dikkat edin gerçek ortaya çıktı. Bu gerçeğin ortaya çıkması şudur; bu ülke yalnız yabancıların istediklerini yapabileceği, büyükelçilerin cirit atabileceği, kriz çıkarabileceği, krizleri yönetebileceği iki üç parti ise gelir. İki üç partiyi empoze etmeye çalıştığın zaman bu ülkeyi başkaları yönetir.”şeklinde konuştu.

“SON OLAY TÜRKİYE’NİN HAYRINA OLMUŞTUR”
Türker son günlerde gündemde olan yolsuzluk olayları ile ilgili olarak, çeteyi ortaya çıkaran polis savcılara şükran borçlu olduklarını belirterek, “Bu son olay aslında Türkiye’nin hayrına olmuştur. Çünkü Halkbankası’nın yaptığı işlemlerden dolayı yakın bir tarihte Türkiye çok büyük bir krizle karşı karşıya kalabilirdi. Şu anda Türkiye özellikle terörü finanse eden ülkeler arasında birinci sırada ve bu Halkbankası’nın yaptığı işlem terörün finansmanıyla para aklanmasıyla ilgili bir işlemdir. Şu anda bu çeteyi ortaya çıkaran polislere savcılara Türkiye’nin gelecek kuşakları bizler şükran borçluyuz. Çünkü en azından Dünya’daki bu işle uğraşan camiaya şunu söyleme imkanımız var, bakın biz yakaladık. Ama maalesef bunun ucu Başbakan’a ulaşacağı için, başbakanın yakınlarına uzanacağı için hemen çete dediler. Çete dediğiniz zaman, bu devleti tahriptir hükümete karşı komplodur televizyonlarda bunları izliyorsunuz. O halde bu iş hemen kontrol altına alınmalı, belgeler saçılmamalı ve bu belgelerde ne olduğunu kimse görmeden ortadan kaldırılmalıdır. Bu olayı örtbas etmeye çalışmanın yoludur. Bu konuda da devletle ilgili olduğu için yarın öbür gün hiç resmi ambargo koymaya gerek yok çete lafı geçtiği anda televizyonlar gazeteciler yani burada haberi yapan değil haberi yapanlar şimdi benim konuştuklarımı götürecekler ama ulusal basında masada oturanlar kendi kendilerine ambargoyu uygulayacaklar çünkü ceza almaları söz konusu olabilir ve bunu örtbas edecekler. İşte bizler bugünkü bu kahvaltıyı bahane edip, bu yerel seçimleri bahane edip, propagandalarımızla her yerde bugün Türkiye’de oynanan oyunun gerçek yüzünü anlatmaya çalışacağız.”dedi.

“ALİAĞA’DAN ADAY ÇIKARACAĞIZ”
Masum Türker, yerel seçimlerde DSP olarak birçok yerden aday çıkaracakları gibi Aliağa’dan da adaylarının olacağını belirterek, “Yerel seçimlerde biz şu anda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayımızı, 6 ilçemizin başkan adayını açıkladık. Diğer ilçelerimizin başkan adaylarını yakın bir tarihte açıklayacağız. Ankara 4 ilçe ve Büyükşehir başkan adayını gösterdik. Hatta Ankara’da şu anda CHP’nin konuşulan adayı gösterilirse, Anakara’nın tek sol adayı Demokratik Sol Parti’nin adayı gösterilmiş oluyor. Atatürkçü düşünceye, Cumhuriyet değerlerine sahip çıkan, geçmişinde mezheplere sıcak bakan, hiçbir mezhebi ayırt etmeyen tek başkan adayı Demokratik Sol Parti’dendir. Öyle olmak zorundayız rekabeti yaratmak için. Eğer yetişirse İzmir’inde başkan adayı, hemen hemen 3 aday arasında tercihimizi kullanacağız. Aliağa’da da partimiz adayını çıkaracaktır. Çünkü Demokratik Sol Parti 2007 yılında aday çıkartmamakla kendi kendini köreltti. Siyasette partiler bir seçime girmediği zaman o seçmeni ona güvenmiyor kendi partilisi bile ancak iki dönem sonra geriye dönüş yapıyor. Halbuki bizim şu anda ilkemiz, inancımız, düşüncemiz apayrıdır. Biz mesela rahatlıkla ulusal solcuyuz diyebiliyoruz, Atatürkçü düşünceden yanayız diyebiliyoruz, Cumhuriyetin değerlerine sahip çıkıyoruz diyebiliyoruz, Türkiye’nin bölünmesine karşıyız diyebiliyoruz ve Dersim adının değişmemesi gerektiğini söyleyebiliyoruz. Dersim adının gündeme gelmediğini söyleyebilen bir partiyiz. Ama diğer partiler şu anda açın seçim bildirgesinin 35. Maddesinde Dersim dosyasını açalım deyip ölen Mandela’nın Atatürk’ü sorguladığı soykırım davasını açmayı düşünüyorlar. İşte bunu söyleyen tek parti olduğumuz için bunu toplumla paylaşacak bir yapıya ihtiyaç var. Bazı kesimler cephe diyorlar biz bunlara katılmıyoruz. Zaten vatandaş arzu ettiği zaman sandıkta tavrını birleştiriyor yada ayrıştırıyor. Ama rekabetin olmadığı bir yerde ülkenin bölünmesine herkes seyirci kalır. Bakın Barzani’nin Türkiye’ye gelişine tepkiyi tek koyan parti Demokratik Sol Parti’dir. Ana muhalefet partisi bile orada neden Barzani geldi, orada toplandı değil Ahmet Kaya’nın şarkısını sen söylersin söylemezsin kavgasına dönüştürdüler. Türkiye’de bölünmeye siyasi olarak yaklaşmak yerine magazin olarak yaklaştılar. Biz bunu söylüyoruz ki ana muhalefet partisi kendini toparlasın, solda olan bir parti var bu düşünceleri söylüyor, bende kendi özüme döneyim desin. Türkiye’nin ilerlemeci, devrimci ve değişimci bir yapıya ihtiyacı var ve Demokratik Sol Parti bu yeni yapıyı şu anda kendisine hedef almıştır. Kurucu felsefeden ayrılmadan devam edeceğiz.”dedi.
Türker, açıklamaların ardından önce Menemen’de ardından da İzmir’de var olan programlara katılmak üzere Aliağa’dan ayrıldı.