TARİHİ BİNAYA SİHİRLİ DOKUNUŞ
25 Kasım 2014, Salı Paylaş Gönderiyi YayınlaEda Ebru NANECİ - Geçtiğimiz günlerde görkemli bir şekilde açılışı yapılan Anadolu Hünkar Sofrası'nda en büyük emek Doğal ve Kültürel Çevre İçin Yaşam Girişimi Sözcüsü Ahmet Tuncay Karaçorlu'ya ait. Yaklaşık 100 yıllık bir geçmişe sahip olan tarihi bina, çoğunluğunu Aliağalı ustaların oluşturduğu ekibin katkılarıyla, Madoku Tasarım ve Uygulama Evi ve Dekor Yapı Gayrimenkul Değerlendirme Kuruluşu işbirliğiyle Aliağa'ya kültür mirası olarak kazandırıldı. Aliağa'nın tarihsel kültüründen gelen mimari özellikleri kullanılarak restore edilen Hünkar Anadolu Sofrası'nın mekanı, geçmişle gelecek arasında köprü olma özelliği taşıyor. Tarihi binaya yapılan sihirli dokunuşu tek solukta anlatan Doğal ve Kültürel Çevre İçin Yaşam Girişimi Sözcüsü Ahmet Tuncay Karaçorlu, restorasyon çalışmalarının bir kazanç hedefinden çok Aliağa'nın doğa ve kültürel itibarını yükseltecek ve bu anlamda örnek olacak bir çalışma olduğuna dikkat çekiyor. Şimdi sözü, bizlere soru sorma gereği bırakmadan bina hakkındaki özellikleri ve yapılan çalışmaları tüm detaylarıyla anlatan Doğal ve Kültürel Çevre İçin Yaşam Girişimi Sözcüsü Ahmet Tuncay Karaçorlu'ya bırakıyoruz:
ALİAĞA'YA BİR KÜLTÜR MİRASI
Biz bu çalışmayı Madoku Tasarım ve Uygulama Evi olarak iş birliği halinde olduğumuz Dekor Yapı Gayrimenkul Değerlendirme Kuruluşu ile birlikte yaptık. Bu iki kuruluşun ortak çalışması olarak yapıldı. Çalışmada temel duruşumuz bir kere bu alanın Aliağa'ya bir kültür mirası olarak kazandırılmasıydı. Bu kültür mirasındaki bir şansımız da alanın ve binanın tarihi bir yapı özelliği göstermesiydi. Kazanım dedim çünkü, biz 900 metrekare büyüklükteki o alanı 200 metre kare kapalı alanı ile birlikte doğal ürünlerin kullanımıyla gerçekleştirilecek bir tasarımla sonuçlandırmayı düşünüyorduk. Orayı Aliağa'nın tarihsel kültüründen gelen mimari yapı ürünleri ve özelliğiyle bir lokantaya, bir yemek evine çevirmeyi hedefleyen bir çalışmayı düşünüyorduk. Bu amaçla bizim için bulunmaz bir olanak oldu. Duvarlarında taşı ve ahşabı görmek istiyorduk. Bahçesinde çimi istiyorduk. Kapalı alan olarak kullandığımız yerde sundurmayı görmek istiyorduk. Kiremidi görmek istiyorduk. Su oluklarını görmek, göstermek ve böylelikle Aliağa ile buluşturmak istiyorduk.
ALİAĞALI USTALARLA ÇALIŞTIK
Yarattığımız tasarıma bu binayı kullanacak olanlarla ortaklaşa verdiğimiz kararlara uygun olarak gerçekleştirdiğimiz tasarımı uyguladık. Taş yapı olan kısmının 50 santimetrelik duvarları ile birlikte, güçlendirilmiş bölünmelerini de dikkate alarak, binanın dış cephesine de yansıyan taş dokusunun üzerindeki onu tutsak eden sıvaları alarak ortaya çıkardık. Tabi daha önceki dönemde yapılmış olan bu taş yapı, dış taş dokusunun yıpranmışlığı vardı. Bunu biz Aliağa'da taş ustalığı, taş işçiliği yapan ustalarımızın emekleriyle ek onarımlarla yeniledik. Aynı şekilde taş dokuma özelliğini bahçe duvarlarında da kullanarak, bahçe duvarlarını da taş kaplama biçiminde binanın gövdesiyle bahçesini buluşturan bir özellik kazandırdık. Yine burada Aliağa'daki ustalarla çalıştık. Ardından taşı o alanda bulunan nar, dut, incir, erik ve bir çok ağaç türlerinin korunmasını sağlayacak olan taş çeperle bir başka yere taşıdık. Ağaçların korunması konusunda özel bir hassasiyet gösterdik. Bahçede korunaklı bir alan olması anlamında sundurmaların oluşumunu da ahşap taşıyıcılar ve kiremit örtüsüyle gerçekleştirerek Aliağalının bir başka mekan ile buluşmasını sağladık. Ahşabı iç yapıya da taşıdık. Ana binanın içinde de yer yer kullandık. Süpürgeliklerde ve aydınlatma kısımlarında da. Bahçe duvarlarının içerisindeki aydınlatma bölgelerinde de kullanarak taşın ve ahşabın buluşması konusunda özel bir çaba sarf ettik. Mutfak bölümü, bulaşık ve diğer temel ihtiyaçların gerçekleştirildiği bölgeler, sıhhi ekipmanlarla gerçekleştirildi. Havalandırmasından içeride gerçekleştirdiğimiz yine Anadolu tarzı ocağa ve fırına kadar tüm emek ürünleri bu şekilde gerçekleştirildi.
ÖRNEK OLACAK BİR ÇALIŞMA YAPMAK İSTEDİK
Burada bir başka özellik belirttiğim gibi Aliağalı ustaların emeği ile gerçekleştirildi. Gerek ahşap gerek kiremit gerekse taş ustalarımızla aydınlatma için, su işlemlerinin yapılmasında çoğunlukla Aliağalı ustaların emeği ile gerçekleştirildi. Bu da verdiğimiz bir başka özenin parçasıydı. Özetle yapılan bu çalışma bir kazanç hedefinden çok Aliağa'nın doğa ve kültürel itibarını yükseltecek ve bu anlamda örnek olacak bir çalışma yapmaktı. Yeni yapılara örnek olması anlamında çok özen gerektiriyordu. Aliağa'da bir örnek ortaya koymak istedik. Bu çalışmada amaç daha çok Aliağa'nın kültürel mirasından esinlenerek Aliağa'nın doğal malzemelerini ve ustalarını kullanılarak gerçekleştirilebileceğine dair bir örnek oluşturmaktı. Bu aynı zamanda Aliağa'nın da kentleşmesine örnek olacak bir çalışmadır. Çünkü kentlerimizde sağlıklı yaşamın kurulabilmesi, doğal, tarihsel ve kültürel mekanlarının çokluğuyla ve kent yaşamına egemenliği ile sağlanır.
EMEK VE KÜLTÜREL FAALİYET OKULUNDAYDIK
Aliağa Belediyesi'nin de bu tür çalışmalara özendirmesi, bu tür çalışmalardan yola çıkılarak şehircilik değerlerini bu temellere bağlı olarak geliştirmesi bakımından önemli bir çalışma yapmayı hedefledik. Geçmişle gelecek arasında köprü olmayı düşündük ve bu köprüden ders almak istedik bir anlamda okuldaydık. Bir emek ve kültürel faaliyet okulundaydık. Okulu başarıyla tamamladığımızı düşünüyorum. Bundan sonra bu mekan dayanaklığıyla sonsuza kadar o mekanı kullanacak olanlara bu özelliği ile hizmet edecektir. Bu bina yaklaşık 100 yaşında. Önemli bir toplumsal uygarlık eseri kazandırıldı. Maliyetini şuan ki işletmeciler karşıladılar. Başka bir destek alınmadı. Ancak bu tür tarihi mekanlara gerçekleştirilecek çalışmalara Bakanlıktan gelecek olan destek, böylesi mekanların artmasında önemli bir kazanım olacaktır. Zaten bir çok tarihi mirasımızın korunamamasının nedeni de koruma ve yenileme eylemini gerçekleştirmekteki kaynak yetersizliğidir. Dünyada ilgili bakanlıklar konuttan iş yerine kadar her türlü kullanıma ciddi bir mali destek veriyorlar. Çünkü desteklenmesi gereken bir mimari çalışmak olarak görülüyor. Binanın tahrip olması yerine korunmasını sağlıyor.
YERLİ VE YABANCI KONUKLAR İÇİN ESER GEREKİYOR
Aliağa'da çeşitli çalışmalar yaptık ama böylesi tarihi özelliği olan yapılarda değil, yeni yapılarda tarihsel mimarı yapım tekniklerini ve malzemelerini kullanarak gerçekleştirdiğimiz ev çalışması var. Burada taş ve ahşap kullandık. Doğal malzemeleri kullandık. Yapılar bütünselliği var. Aliağa'da İskele Bölgesi'nde tarihi dokunun olduğu alanda şehircilerle, iç mimarlarla, sosyal bilimcilerle buluşarak ortak bir kültür meydanı oluşturmayı çok isterdim. Buradan yerel yönetime ve bu konuda ilgili olanlara seslenmek istiyorum. Bizim bu Anadolu Hünkar Sofrası'nda gerçekleştirdiğimiz çabanın değerleriyle İskele Meydanı'nda yapılacak olan basit bir onarım çalışması ve bir takım şehircilik kararları Aliağa'nın yerli ve yabancı konukları için önemli bir değer olacaktır. Aliağa'da bunun biran önce gerçekleştirilmesi gerekiyor. Zeytinli Park gibi o eserin de Aliağa'ya kazandırılması gerekiyor. Çalışmalarımızla ilgili yeni çalışmalar bakımından Aliağa'da girişimde bulunmak isteyen çevreler var. Ustalık değerleriyle birlikte yarattığımız tarihsel, kültürel özelliğiyle duyarlılık var. Teklifler oldu. Madoku Tasarım ve Uygulama Evi olarak biz örneği ortaya koyduk. Daha önceki yerel yönetim döneminde doğal mirasının korunması yönünde özel emek vermiş temsilcilere teşekkür etmek istiyorum. Özellikle Hakkı Ülkü döneminde başlayan Zeytinli Park'tan bir çok bölgeye uzanan bu duyarlılık, böylesi mekanlarda, böylesi çalışmalar yapma konusunda olanak verdi.