Psikolog Ceren Yağcıköseoğlu: “Türkiye’de her on kişiden biri anti-depresan kullanıyor.”
Dünya Sağlık Örgütü’nün bu yıl depresyon konusunda yayımladığı rapora göre, depresyonda olan kişi sayısının son 10 yılda yüzde 18 artarak 322 milyonu geçtiği belirlendi. Türkiye nüfusunun yüzde 4,4’ünün yani yaklaşık 3,3 milyondan fazla kişinin depresyonda olduğu ortaya çıktı. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, depresyon intihara sürükleyen en büyük risk olarak tanımlanırken dünyada her yıl yaklaşık 800 bin kişinin, Türkiye’de ise her 100 bin kişiden 12,6’sının intihar ettiği tespit edildi. Bu veriler ışığında depresyon ve kaygı bozukluğu gibi ruhsal bozuklukların toplum yaşamına olan etkisini neden sonuç ilişkisi temelinde değerlendiren Psikolog Ceren Yağcıköseoğlu, Türkiye’de son yıllarda depresyona bağlı psikiyatrik ilaç tüketiminin giderek arttığını açıkladı.
“Depresyon geliyorum demez”
Depresyonun tüm dünyada işsizlik, yoksulluk, erken ebeveyn kaybı, bir ilişkinin sonlandırılması, hastalık, alkol ve uyuşturucu madde kullanımı gibi nedenlerle artış gösterdiğine işaret eden Psikolog Ceren Yağcıköseoğlu,"Depresyon geliyorum demez" dedi. Türkiye'de anti-depresan ilaç tüketimindeki ürkütücü artışa değinen Psikolog Yağcıköseoğlu, şu verileri paylaştı: "Sağlık Bakanlığı’nın 2015 yılında açıkladığı verilere göre, Türkiye’de ruh sağlığı hastanelerinin doluluk oranı yüzde 100’e ulaşırken ülkemizde her 10 kişiden 1’inin anti-depresan ilaç kullandığı tespit edildi. Anti-psikotik ilaç kullanımının ise; son 5 yılda 7 milyon 201 bin kutudan 12 milyon 158 bin kutuya çıktığı saptandı."
Hafife almayın!
"Depresyon nedir, belirtileri ve tedavisi için neler yapılmalı?" sorusuna yanıt veren Psikolog Ceren Yağcıköseoğlu, "İstenmeyen ya da hayal kırıklığına bağlı olarak bireylerin karamsarlık, sıkıntı, keder, endişe, üzüntü gibi hissettiği duygulara ‘depresif duygular’ denir. Hissettiğimiz bu duygular hayatın bir parçası, normal ve yaşam sürecinde kendiliğinden yok olan duygulardır. Depresyon ise; düşünceleri, duygu durum ve bazı bedensel fonksiyonlarımızı etkiler. Kişinin yemek yemesini, uyumasını, fiziksel dayanıklılığını, sağlıklı düşünce üretebilme yetisini bozar. Hastalık olarak tanı konması için, kişinin şikayetlerinin en az iki haftadır sürüyor olması ve mesleki ve sosyal hayatını belirgin şekilde etkiliyor olması gerekir." diyerek, depresyonun hafife alınmayacak kadar ciddi bir sağlık sorunu olduğunun altını çizdi.
Kadınlarda daha fazla görülüyor
Depresyon kadınlarda daha fazla görüldüğüne dikkati çeken Ceren Yağcıköseoğlu, depresyonun kadınlar üzerindeki etkisi yönündeki verileri paylaştı: "Açıklanan raporlarda, dünyadaki kadınların yüzde 5,1’inin, erkeklerin ise yüzde 3,6’sının depresyonda olduğu vurgulanırken dünyada 55-74 yaş aralığındaki erkeklerde depresyon oranı yüzde 5,5 iken, kadınlarda 7,5 olduğu görülüyor. Dünyada depresyonda olan kişilerin yarısının, nüfus yoğunluğuyla bağlantılı olarak Çin ve Hindistan’ın yer aldığı Güneydoğu Asya ve Batı Pasifik bölgesinde yaşadığı belirtiliyor. Refah düzeyi yüksek ülkelerde, depresyondaki kişilerin sadece yüzde 50’sinin tedavi gördüğü, düşük refah düzeyine sahip ülkelerde ise; bu oranın yüzde 10’un da altında olduğu tespit ediliyor." şeklinde konuştu.
(NİMET ERGÜN)