Balerin Jülide Oral Rusya’da kazandığı birincilik ödülü ile gurur kaynağı oldu. 95 doğumlu sanatçı Aliağalı öğrencilerine bale ve sanat sevgisi aşılamaya devam ediyor
Ege Üniversitesi Devlet Türk Musikisi Konservatuarı’nda okuyan Jülide Oral, Türk Halk Oyunları bölümünde aldığı eğitimin yanı sıra, 5 yıl Latin dansları ile uğraşmış, 8 yaşından beri halk oyunlarıyla ilgilenirken, 7 yaşından beri ise bale yapıyor. Ağırlıklı olarak Rus hocalarla klasik bir bale eğitim sitemi olan Vagonava Rus Sistemi üzerine çalıştığını belirten Oral, “Hala Vagonava Rus Sisteminde öğrenciyim, bu sistemde eğitim aldığım okulla birlikte Moskova’da düzenlenen yarışmaya katıldık. Annual İnternatioal Arts Festival&Contest Allegretto Grazioso adıyla düzenlenen yarışmada klasik dans kategorisinde yaptığımız vals koreografisinde birinci olduk. Ben ve arkadaşlarım açısından harika bir duyguydu. Bugüne kadar baleye hiç iş gözüyle bakmadım, her zaman bir tutkuydu. Sahnede seyirci ile buluştuğum an ve o anın bana yaşattığı duygular tarif edilemezdi.” dedi.
‘Bale çocukların gelişiminde önemli bir etken’
İzmir’de yaşayan ve Aliağa’da Mozaik Sanat Merkezi’nde haftanın belirli günlerinde kurs veren Jülide Oral, “Aliağa’da Mozaik Sanat Merkezi’nde 3-12 yaş aralığındaki çocuklara bale eğitimi veriyorum. Çocukların saf enerjisi ve azmi beni de daha çok çalışmaya itiyor. İnsanlar büyüdükçe etrafındaki olaylardan ve hayatın yükünden dolayı grileşiyorlar. Oysa çocukların pozitif ve saf enerjisi henüz kirlenmemiş olduğu için onlarla çalışmak insanı zinde tutuyor. Birbirinden yetenekli çocuklarla birlikte çalıştığımı düşünüyorum. Bale eğitimi çok küçük yaşlarda başlanması gereken ve çocukların diğer bütün alanlarda da başarısına katkı sağlayan bir eğitim. Bale eğitimi alan çocuklar eğer yetenekli ise bu sanat dalında ilerlemek için erkenden adım atmış oluyor hem de kendini disipline etmeyi öğrenmiş oluyor. Bence devlet okulları da dahil bale ve benzeri tüm dans türlerine müfredatta yer verilmeli. Eskiden okullarda halk oyunları eğitimi verilirdi. Artık bu da pek olmuyor. Ancak dans gelişimimiz için önemli bir araç, üstelik kendi kültürümüzü de çocuklarımıza öğretmemizin bir yolu.” şeklinde konuştu.
‘Dans Terapi üzerine çalışmayı düşünüyorum’
“Lisans eğitimim bittikten sonra dans terapi veya bale alanında yüksek lisans eğitimi ile devam etmeyi düşünüyorum” diyen Jülide Oral, dans terapi alanında çeşitli uygulamaların Türkiye’de de örneklerinin görüldüğünü, kendisinin bu alanda yapacağı çalışmalar ile yoluna devam etmek istediğini aktardı. Bütün sanat alanlarının terapi üzerinde oldukça etkili olduğunu, insan tasarımının dans ile ilişkisini incelediğini, insanların duygu çakralarının açık ve kapalı olması üzerine kendi deneyimlerinden yola çıkarak araştırmalar yaptığını belirten Oral, “Kendi deneyimlerinden birinde sahnedeyken izleyicilerin hüzünlenmesi gerektiğini düşündüğüm bir anda onların duygularını kendimde hissettim ve rolümü sergilerken şok oldum. Sahnede uzun süre seyircilerin duygularının bana geçtiğini hissettiğim bir an yaşadım. Bu durum seyirci ve dansçı arasındaki bağın ne kadar güçlü olacağını hissettirdi. Bu yüzden sanatın gördüğümüz yönünün dışında bu alanda daha derin bir çalışma içerisinde olmak istiyorum.” dedi.
‘Bale tutkusunu içimde çocukluğumdan beri taşıyorum”
Bale ve kendi halk oyunlarımızın da birbiri ile sentezlenen yeni yorumların yapılabileceğine inandığını belirten Oral, bale de hareket seçeneğinin çok olduğunu ve insanların sanatta özellikle yeni olanın peşinden gittiğini bu sebeple kendi kültürel değerlerimizi de koruyarak bu iki alanın zaman zaman birleştiği çalışmalar yapmak istediğini söyledi. Çocukken bir oyuncak içerisinde yer alan Kuğu Gölü filmini izledikten sonra bale ile tanıştığını, bu tutkunun çocukluktan beri içinden hiç çıkmadığını vurgulayan Oral, bu isteğin sözlerle ifade edilemeyeceğini ve dans etme isteğinin insanda doğuştan var olduğunu, insanların gözünden bu isteğin anlaşılabileceğini belirtti. Oral, “Balede her zaman bir üst vardır ve esnemenin sonu yoktur. Her hareketin bir üst şekli mutlaka vardır. Ömür boyu kendini geliştirebileceğin bir dans… Moskova’da katıldığımız yarışmada son ana kadar pes etmeden çalıştıklarını ve disipline olduklarını gördükten sonra kendimin de bu şekilde pes etmeden hep daha iyisini yapmayı istemem gerektiğine karar verdim.” dedi.
(EREN SARAN)