TÜRK METAL SENDİKASI ALİAĞA BÖLGE TEMSİLCİSİ ALİ EKBER TALİ:
İş kazalarını önlemek için sendika şart
Ocak ayında Aliağa'da birçok ölümlü iş kazası yaşandı. Ulusal basında Aliağa iş cenneti olarak gösterilirken, gelen ölüm haberleri fabrikaları işçiler için cehenneme dönüştürmüş durumda. Yazı dizimize başlarken, ilk olarak Türk Metal Sendikası Aliağa Bölge Temsilcisi Ali Ekber Tali'yle demir-çelik sektöründe yaşanan iş kazalarını konuştuk.
Son bir ayda Aliağa'da faaliyet gösteren fabrikalarda birçok ölümlü iş kazası yaşandı. Bu iş kazalarında beş işçi yaşamını yitirirken, iki işçi de ağır yaralandı. Sadece bir aylık tablo bile fabrikalarda yaşanan iş kazalarında manzaranın ne kadar kötü olduğunu gösteriyor. Ulusal basında Aliağa işçilere iş cenneti olarak sunulurken, fabrikalardan gelen iş kazaları ve işçi ölüm haberleri fabrikaları emek cehennemine dönüştürmüş durumda. Sendikacılar, birçok ölümlü iş kazası yaşanmasına rağmen fabrikalarda hiçbir önlem alınmadığını söylüyor. Özellik demir-çelik sektöründeki işçiler iş güvenliğinden yoksun, ağır koşullarda çalışmak zorunda kalıyor. İşveren tarafından iş güvenliği önlemlerinin alınmaması, esnek ve kuralsız çalışma demir-çelik sektöründe bir çok kazaya davetiye çıkarıyor. Demir-Çelik sektörü dışında gemi söküm sektöründe de bir çok iş kazası oluyor. Kimisi hasır altı ediliyor. Gemi söküm işçilerinin iş kazalarına karşı güvenliğini sağlayacak temel ihtiyaçları dahi karşılanmıyor. Sektöründeki işçiler ölümle burun buruna ekmeğini kazanmak zorunda kalıyor. Petro-Kimya sektöründe de birçok iş kazası yaşanıyor. Ama demir-çelik ve gemi-söküme nazaran koşulların biraz daha iyi olduğu söyleniyor. Aliağa'daki fabrikalarda yaşanan iş kazalarını sendikacılara ve işçilere sorduk. Onlar da Petro-Kimya, Demir-Çelik ve Gemi-Söküm sektöründeki çalışma koşullarını anlattı.
ÖLÜMLÜ KAZALAR SENDİKASIZ FABRİKALARDA...
Yazı dizimize Türk Metal Sendikası Aliağa Bölge Temsilcisi Ali Ekber Tali'yle başlıyoruz. Tali'yle demir-çelik sektöründe yaşanan iş kazalarını konuştuk. Son bir ayda yaşanan ölümlü iş kazalarının çoğu Demir-Çelik sektöründe oldu. Bakırçay Havzası’ndaki demir çelik fabrikalarından İDÇ’de bir işçi, HABAŞ’ta bir işçi, Egedemir’de ise iki işçi yaşamını yitirdi. Sohbetimize Ege Demir'de yaşanan iş kazayla başlıyoruz. Pot kazanı patlaması sonucu iki işçi yaşamını yitirmiş iki işçi de ağır yaralanmıştı. Ege Demir'de kuralsız bir çalışma olduğunu dikkat çeken Tali, "Patronun karşısında işçinin hakkını savunacak bir sendika yok. Örgütsüz çalışan bir iş yeri. Orada çalışan arkadaşlarımız çalışma koşullarının çok kötü olduğunu söylüyor. Adli merciler bu konuyla ilgili gerekli incelemeleri yapmıştır. Olay ortaya çıktıktan sonra güvenlik güçlerinin olayı iyice analiz etmesi lazım. Orada hakkaniyet neyse yazmaları lazım. Başka türlü bu işlerin önüne geçilmez." dedi.
ÖNLEM ALINMIYOR, ÜRETİM DEVAM EDİYOR
Pot kazanının patlaması Ege Demir'de yaşanan ilk iş kazası değil. Fabrikada işçi sağlığı ve güvenliğinin önemsenmediği söyleyen Tali, geçen yaz bir işçinin Ege Demir servisinde geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdiğine dikkat çekti. Ölüm nedenin altında fabrika koşulları olduğunu belirten Tali, "Biz bunun nedenini fabrikanın içindeki kötü gaz kokusundan ve tozlu havadan etkilenip kalp krizini tetiklediğini düşünüyoruz. Birçok ölümlü iş kazası olmasına rağmen önlem alınmıyor. Üretim kaldığı yerden devam ediyor" dedi.
İŞ KAZALARINI ÖNLEMEK İÇİN SENDİKA ŞART
Fabrikalarda işçi sağlığı ve güvenliğinin önemsenmediği anlaşılıyor. Peki işçiler böyle bir durumda ne yapmalı. Tali, yaşanan iş kazalarının büyük çoğunluğu sendikasız iş yerlerinde olduğu belirtti. Örgütsüz iş yerlerinde işçilerin bireysel olarak hak aramaya çalıştıklarında patronun hemen kapının önüne koyduğu bilgisini veren Tali, bu durumu gören diğer işçilerin yaşanan olumsuzlukları göz yummaya başladığını söyledi. İş kazalarını önlemede sendikanın önemini vurgulayan Tali şunları dile getirdi: "Yarın durumum ne olacak endişesi ve kaygısıyla çalışmak çok kötü. Çalışan bilir. Ama işçilerin üzerinde sendika zırhı olursa bu psikolojiyi atlatır. İnsanın dayanabileceği, fikir alışverişinde bulunabileceği sendikasının olması önemlidir. Gittiğimiz yerlerde ikazlarımızı yapıyoruz ama detayları orada çalışan arkadaşlarımız görebilir. Bunları bizi iletmeliler. Yaşanan iş güvenliği sorununu beraberce ortadan kaldırmamız gerekiyor. İş güvenliği ve sağlığını tehlikeye atan sıkıntılar gördüğünüz anda bize bildirin. Sizin gücünüz yetmiyorsa gerekli müdahaleyi ve gerekli iyileştirmeleri yaptırırız. Resmi yazılar yazarız. Gerekirse kamu görevlilerini göreve çağırırız. Sendikanın yaptırım gücü daha fazla. Sendikalı olsun ya da olmasın ama gelsinler yardımcı olalım. İş kazlarının ve hak gasplarının önüne geçmek için sendikalı olmak için şart. Biz işçiler olarak kendi canımızı sahip çıkmasını bileceğiz."
ESKİDEN DAHA KÖTÜYDÜ
Sendikacılar, örgütlü fabrikalarda örgütsüz fabrikalara göre iş güvenliği ve sağlığı önlemlerinin daha fazla alındığı söylüyor. Örgütlü oldukları fabrikalarda iş kazaları konusunda çok fazla yol kat ettiklerini belirten Tali, "Ben bu havzada 22 yıldır çalışıyorum. Eskiden iş güvenliği ve sağlığı hiç yoktu. Geçmişten bu güne baktığımızda durum bir ilerleme olduğunu söyleyebiliriz. Ama hala daha eksiklerimiz var" dedi.
İŞÇİLER HAKLARINI ARAYAMAZ HALE GETİRİLDİ
Tali, Sohbetimiz sırasında iş kazalarının ve güvensiz çalışma koşullarına dair açılan davaların geç sonuçlanması işçileri haklarını arayamaz hale getirdiğini söylüyor. Kardemir'de yürüttükleri sendikal faaliyetten örnek veren Tali bu konuda şunları dile getiriyor: "Kardemir'de örgütlenmeye çalıştık. Çok baskıcı bir yönetim var. Örgütlenmek için çok az bir sayımız kalmıştı. Birçok arkadaşımızı işten atıldı. Yetki almamızı engelledi. Mahkememiz devam ediyor. Kardemir'de işçiler fazladan çalıştırılıyor. İşçiler kötü koşullarda esnek bir şekilde çalıştırılıyor. Bu konuda bir sürü şikayet var. Mahkemeler sürdükçe sürüyor. Hukukun içinde olduğu durumu biliyorsunuz. İnsanların hukuka güveni azaldı."
Mahkemelerin uzaması ve geç sonuçlanması işçilerde haksızlığa uğrasam ne olur fikrini geliştirdiğini ifade eden Tali, "Mahkemeye başvursam beş sene sürecek diyor ve dava açmaktan vazgeçiyor. Hukukun geç tecelli etmesinden etkilenen işçiler hakkını aramaktan vazgeçiyor. Kanunda işe geri dönme davalarının dört ayda sonuçlanması gerektiği yazıyor. Kanun dört aylık mağduriyetini karşılayacağım, sonrası beni ilgilendirmez diyor. 1.5 yıl süren davalar var. İşçiler kanunların geç tecelli etmesinden haklarını arayamaz duruma geldiler. Asıl mesele bu." dedi.
(İSMAİL AFACAN)