Birinci dereceden deprem kuşağında olan Aliağa’nın depremselliği sık sık gündeme gelirken, Jeofizik Mühendisi Emrah Keskin Aktif Haber’e değerlendirmelerde bulundu.
Aliağa’nın önemli sanayi tesislerine ev sahipliği yaptığını, özellikle kimyasal maddelerin yoğun olarak kullanıldığı fabrikaların risk oluşturduğunu belirten Keskin, ilçenin yerleşim birimlerindeki yapıların da sağlıklı bir görünümde olmadığını ifade etti. Jeolojik etüt ile yetinilmesinin yeterli olmadığını belirten Keskin, jeofizik etüdün de şart olduğunu söyledi.
Keskin, Jeofizik Mühendisleri Odası’nın yazılı uyarı ve çağrısına rağmen belediyenin bu konuya duyarsız kaldığını da öne sürdü.
“ALİAĞA BELEDİYESİ KONUYA ÇOK DUYARSIZ, KOCAELİ’DEKİ DURUM ALİAĞA’DA DA YAŞANABİLİR’’ Aliağa’da jeolojik etütler yapıldığını, ancak bunun yeterli olmadığını vurgulayan Keskin, jeofizik etütlerin yapılmasının zaruri olduğunu söyledi. Keskin, “Jeolojik etüt yapılırken sadece zeminden numune alınarak, gerekirse sondaj yapılarak araştırma yöntemi uygulanır. Fakat bu Türkiye’nin tektonik yapısı göz önünde bulundurulduğunda yeterli değildir. Sadece bu yöntemle yer altı su seviyesi belirlenemez. Üst kademedeki tabakalar belirlenebilir. Bunun altından fay hattı geçip geçmediğinin, yer altı suyu seviyesinin tespitinde ve yer altı katmanlarının belirlenmesinde jeofizik etüt yapılması gerekmektedir” dedi. Keskin, Marmara Depremi’ni örnek göstererek, Kocaeli’de jeolojik etüt ile yetinildiği için öngörülerin yetersiz kaldığını, bunun sonucunda birçok binanın yıkıldığını ve zarar gördüğünü dile getirdi. Keskin, “Binayı ne kadar sağlam yaparsanız yapın, zemin uygun değilse o bina asla depreme dayanıklı olmaz” diye konuştu. Keskin, “Binanın katsayısı, jeofizik etütlerle belirlenen ‘zemin hakim titreşim periyodu’ göz önünde bulundurularak hesaplanmalıdır. Belediyeler de imar planlarını bu gereklilik doğrultusunda oluşturmalıdır. Genel anlamda etüt çalışmalarında jeofizik ve jeolojik etütlerin birlikte yapılması gerekmektedir. Nitekim Jeofizik Mühendisleri Odası tüm belediyeleri bu doğrultuda uyarmıştır” dedi. Keskin Aliağa Belediyesi’nin bu konuda duyarsız kaldığını belirterek, “Ne yazık ki Jeofizik Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanı Prof. Dr. Coşkun Sarı imzasıyla gönderilen söz konusu yazıya yanıt bile verilmemiştir” diye konuştu.
Keskin, depreme dayanıklı yapılar konusunda da bilgi verdi. Klasik betonarme binalarda kolon ve kirişler mümkün olduğunca etli-butlu olmalı. Oysa bu bağlamda yerleşim birimlerindeki yapıların büyük bir kısmındaki yetersizlik göze çarpıyor. Özellikle çarpık bir kentleşmenin ve çok sayıda yaşlı binanın bulunduğu Aliağa’nın ne yazık ki zayıf. Hem belediye, hem de devletin ilgili tüm birimleri bu konuda harekete geçerek bir an önce önlem almalı. Eğer bu konuda cesur davranılıp binalar tek tek gözden geçirilerek gereği yerine getirilmezse çok büyük felaketlerle karşı karşıya kalabiliriz. Unutmayalım ki Türkiye bir deprem ülkesi ve deprem değil, riskli zemin üzerine inşa edilen ya da sağlıksız olan binalar öldürür” ifadelerini kullandı. “KESKİN:ÇELİK
KONSTRÜKSİYON YAPILAR DAHA UCUZ VE DAHA SAĞLIKLI’’
Keskin son dönemde hem deprem konusundaki bilinç ve duyarlılığın artması, hem de estetik, konfor ve uygun maliyet nedeniyle çelik konstrüksiyon yapılara ilginin artığına dikkat çekti. Keskin, “Çelik konstrüksiyon yapılar depreme son derece dayanıklıdır. Ayrıca yüksek izolasyon katsayısı nedeniyle ısı kaybı yoktur. İnsan sağlığını olumsuz etkilemez. Çevrecidir. Bakım gerektirmez. Konfor ve estetik açıdan çekicidir. Ekonomiktir” dedi. Keskin, “Ancak bu yapılar prefabrik yapılarla karıştırılmamalıdır. Ne yazık ki piyasada çelik konstrüksiyon biçiminde ev yaptıkları iddiasıyla prefabrik ev yapan bazı sahtekarlara karşı vatandaşlarımız dikkatli olmalıdır” şeklinde konuştu. Türkiye’nin çeşitli noktalarında ve Aliağa’da bu şekilde yapılar inşa ettiklerini söyleyen Keskin şu bilgileri verdi:
“Taşıyıcı sistem olan çelik, betonarme sistemlerden daha pahalı değildir. Sistemin maliyetini artıran faktörler yapıyı tamamlayan ürünlerin kalitesine standart betonarme yapıda kullanılan ürünlerden çok daha üstün oluşundan kaynaklanmaktadır. Örneğin, çatıda kiremit yerine Shingle, dış cephede boya yerine Vinyl veya fibercement yalı baskı, kaliteli ısı ve ses izolasyonu, kaliteli ve yanmaz kablolar kaliteyi ve güvenliği artıran etkenlerdir.” dedi.