
Bu görüşmelerimden sonra İlçede gezmem ve dolaşmam gereken ne kadar yer ve kurum varsa hemen hepsini dolaştım ziyaret ettim. Görüştüğüm yerlerde genel kabul gören “Hakkı bey, senin dolaşman gerekmez, biz zaten seninleyiz. Senden başka burada Belediyeyi düzeltecek başka bir aday göremiyoruz” şeklindeki ifadelerle bana destek veriyorlardı. Eh anket sonuçları da her defasında beni işaret ettiğine göre seçimi kazanmak bir yana farklı kazanacağız inancı hem bende hem de tüm toplum kesimlerinde hafızalara kazınıyordu. Hatta bazı tanıdığım eş dostlar “Demokrasi meydanına ceketini koysan senden başka burada seçimi kazanacak aday yok” diyorlardı. O arada bir sloganı bile halk üretmişti. “ Düzeltirse Hakkı Baba düzeltir” diye…
6 Şubat tarihinde (8 Şubat’ta adaylar belirlenecekti) tekrar B.Şehir Başkanıyla aldığım randevuyu fuardaki çalışma odasında gerçekleştirdim. ‘Sayın başkan aday belirlenmesine az bir zaman kaldı benimle ilgili düşüncelerinde herhangi bir değişiklik var mı? Eğer yoksa son bir kez daha Genel Başkanla görüşür müsün?’ diye sordum. ‘Hayır yok , merak etme ben görüşürüm’ dedi ve ayrıldık.
ADAY BELİRLEME GÜNÜ GELDİ Eşim kızım ve ben Balçova’daki büyük mağazaların birinde yorgunluk çayı içerken Muharrem İnce telefon etti, ‘Haluk Koç ve Engin Altay da yanımda hep beraber adaylığını kutluyoruz, biraz önce Merkez Yürütme Kurulu toplantısı bitti. Oybirliğiyle adayımız sen oldun haydi hayırlısı’ dedi. Kendilerine teşekkür ettim ve eşim ile kızım ilk tebrik edenler oldu doğal olarak… Saat 17.00 civarı idi.
O andan itibaren Türkiye’nin her yanından beni tanıyanlar tebrik yağmuruna tuttular ve telefonum gerçekten kilitlendi. Şaşkınlığımı üzerimden atamadan Aliağa’dan gelen bir telefon diğerlerine oranla daha bir farklıydı. Eski bir arkadaşım, ”Başkan burada tam bir bayram havası var, insanlar seni burada görmek istiyor, sevinçlerini paylaşmak istiyorlar.” dedi. Bunun üzerine Balçova’da telefon trafiğinden çakılı kaldığım kahvehaneden ancak 19.30 da kalkabildim, Aliağa’ya vardık. Oradaki sevinci yaşamım boyunca unutamam.
Parti binası önünde toplanan kalabalığa bir şeyler söylemem gerektiğini düşündüm. Balkona çıktım. Yanımda İlçe Başkanı Özcan Durmaz da vardı. O konuştu, ben konuştum, Herkese teşekkür ettim ve yarından itibaren kolları sıvayarak yeni bir tempo ve yeni bir azimle örgütleneceğiz ve Sosyal Demokratların üzerine atılı ölü toprağını kaldıracağız türünden bazı cümlelerle oradakilerin heyecanına ortak olmaya çalıştım.
Mikrofonu Özcan Durmaz’a uzattım. O da ne! Mikrofonu alır almaz “arkadaşlar, Hakki Ülkü’nün adaylığı için bize herhangi bir yazılı bilgi ulaşmadı” demesin mi? Çok kişi anlamadı ve dağıldılar. Meğer o sırada sonradan aday olan arkadaşın dayısı Alaattin Yüksel ile telefon görüşmesi yapıyormuş. O da (40 yıllık arkadaşım) ‘merak etme, Parti Meclisinde o karar değişecek’ diye yüreklerine su serpmiş.
Aliağa’lıların yüreklerine de ne serptiğini varın siz söyleyin. Yani Karaman’ın koyunu… gibi.
DEVAMI VAR.
Not : 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçimlerine az kaldı. Biliyorum Türkiye’nin gündemi o. Ancak benim yazdıklarım Aliağa tarihine ışık tutsun diyedir. İlgilenenlerin bilgilerine…