16 Ekim 2026, Cuma

‘Hayatın bir yüzü görünür, bir yüzü yazılır’

16 Ekim 2026, Cuma Paylaş Gönderiyi Yayınla
‘Hayatın bir yüzü görünür, bir yüzü yazılır’

Kimi zaman bir yolun ardına düşüyor, kimi zaman kalbin saklı köşelerinde geçmişle yüzleşiyor. Tuba Çelik, sosyal medyanın görünür dünyasıyla edebiyatın sessiz derinliği arasında kendi hikâyesini anlatıyor. Çelik, yazarlık yolculuğunu, sosyal medyayı ve hayata bakışını konuştuk.

Sosyal medyada hayatın görünür yüzünü, kitaplarda ise daha derindeki hâlini anlatıyorsunuz. Ekrandaki Tuba Çelik ile sayfaların arasındaki Tuba Çelik arasında nasıl bir mesafe var?

Sosyal medyadaki Tuba Çelik profili kitaplar sayesinde ortaya çıktı. İlk kitabımı bitirip kendime bir yayınevi ararken yayınevleri genelde sosyal medyada ki takipçi sayımı sorunca, kapalı olan hesabımı herkese açık hale getirdim ve içerik üretmeye orada yazmaya başladım. Daha sonra takipçi sayım artınca orada farklı bir tarafımda ortaya çıktı aslında. Tanımadığım kişilere birşeyler anlatırken içimden geldiğim gibi oldum. Kitaplarımda birazda kendim gibi olmaya özen gösterirken okurun ne isteyebileceğini düşünerek yazdım. Arada uçurum fark var mı derseniz aslında yok.

Söyleşiye kitaplarınızdan devam etmek istiyorum. Hayat Bi Tatil adlı kitabınız seyahat etmenin ruhunda yatan felsefeyi, keşif tutkusunu ve hayatın molalarını ele alıyorsunuz. Sizin için seyahat etmek sadece yeni yerler görmek mi, yoksa insanın kendi iç dünyasında çıktığı bir kaçış ve arınma rotası mı?

Hayat Bi Tatil bir gezi rotası ya da gezme tutkusu ile yazılmış bir kitaptan ziyade (otelci olduğumiçin)  herkesin otel çalışanlarının hayatının bir tatil modunda geçtiğini düşünürken, biraz gerçekleri eğlenceli bir dille kaleme aldığım kitap. Okuyan herkesin yüzünde tebessüm oluşan otellerin arka planlarında olanları anlatıyor.

Kalbimin Gizli Köşesi'nde yıllara rağmen unutulmayan bir aşk, ayrılık, aidiyet, annelik ve geçmişin bıraktığı yaralar üzerinden ilerliyorsunuz. “Kalp gerçekten unutmaz mı, yoksa insan bazı duyguları yeniden hatırlamaya mı mahkûmdur?”

Kalp iyiyi ya da kötüyü unutmaz. Sadece yaşananları sindirir. Ve Kalbimin Gizli Köşesi aslında sindirilmiş bir aşk hikayesi diyebilirim.

Sosyal medyada içerik üretirken sürekli görünür olmak gerekiyor; edebiyatta ise bazen görünmez olmak, kendi içine çekilmek gerekiyor. Bu iki ruh hâli arasında nasıl gidip geliyorsunuz?

Sosyal medya da çok aktif olduğum dönemden geçiyorum ve şu an edebiyat dünyasından biraz sessizlik modumu açmış durumdayım. İkisinin arasında dengeyi kurmak için kitabım için söyleşilere gittiğimde sosyal medeyandan çok bahsetmiyorum. Aynı şekilde sosyal medya da ‘ben yazarım ben yazarım’ diye devamlı paylaşım yapmıyorum. Kendimce kurduğum bir dengem var.

Sizce insan kendisini en çok nerede anlatır: Bir romanda mı, bir sofrada mı, yoksa sosyal medyada paylaştığı hayatın küçük ayrıntılarında mı?

Aslında bu herkes için değişebilir. Kimisi yazarak kendini ifade ederken kimisi konuşarak ifade edebilir. Benim içinse durum biraz farklı ben bazen sessiz kaldığım zamanlarda bile kendimi ifade edebildiğimi düşünüyorum.

Bütün kitaplarınızdan, sosyal medyadaki bütün görüntülerden ve geride bıraktığınız bütün hikâyelerden yalnızca tek bir cümle kalsaydı, o cümlenin Tuba Çelik’i nasıl anlatmasını isterdiniz?

Nasipten ötesi yok…

(bu yaşam bize nasip edilenlerle geçecek bunun farkındayım ve buna göre yaşıyorum)

Şu an üzerinde çalıştığınız ya da hayal ettiğiniz yeni bir proje var mı?

Sosyal medya için her gün üretmeye devam ediyorum. Yazarlık kısmına gelince sonunu okurun tercih edeceği yeni bir kitap yolda.

Klasikleşen bir sorum var onu size de sormak istiyorum. Elinizde sihirli bir değnek olsaydı dünyada ya da hayatınızda neyi değiştirmek isterdiniz?

Tüm çocuklara (bu demek oluyor ki yeni  nesillere) eşit şartlarda bir hayat dilerdim.

Kendim içinde; bende olanda kimsenin gözü olmasın yeter.

(SERKAN SELİNGİL)