30 Eylül 2026, Çarşamba

TÜRK EDEBİYATINDA HİCİV

30 Eylül 2026, Çarşamba Paylaş Gönderiyi Yayınla
Nazike YAŞIR

Kuyu tipi cezaevinde 88 gün tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakılan komedyen Deniz Göktaş'ın savunmasını okudum. Savunmasında hiciv geleneğinin Türk kültüründeki yerinden bahsediyor. Ben de bir edebiyat öğretmeni olarak bu konuda somut bilgi ve örnek vereyim istedim. Öyle kitabî bilgi vererek sıkıcı bir metin olmayacak yazdıklarım örnekler vereceğim. Sadece biz 21.yüzyılda yaşarken bu metinlerin kaçıncı yüzyılda yazıldığına dikkat edin yeter.19 yüzyılda yaşamış Aşık Dertli'den hicvin halk edebiyatındaki karşılığı bir taşlama örneği, sazı günah ve şeytan işi olarak niteleyen yobazlara sesleniyor:

Telli sazdır bunun adı      

Abdest alsam aldım demez

Ne ayet dinler ne kadı     

Namaz kılsam kıldım demez

Bunu çalan anlar kendi     

Kadı gibi haram yemez

Şeytan bunun neresinde    

Şeytan bunun neresinde

Türk edebiyatının önemli hiciv ustalarından biri olan Nef'i'den bir örnek sunalım. Dönemin müftüsü görünüşte Nef'i yi öven, fakat içeriğinde Nef'i ye kâfir diyen bir beyit oluşturup halka sundu.17 yüzyıl şairi Nefi de şöyle bir dörtlükle cevap verdi:

"Müftü efendi bize kâfir demiş.

Tutalım ben O'na diyem müselman.

Lâkin varıldıktan ruz-ı mahşere,

İkimiz de çıkarız orda yalan."

(İkimiz de kıyamet gününe vardığımızda, müftü efendi bana kafir dediği ve ben de ona Müslüman dediğim için ikimiz de yalancı çıkarız.)

Atatürk'ün hayran olduğu iki şairi Tevfik Fikret ve Namık Kemal'den de örnek vermeden olmaz. O dönemde bu şairlerin şiirlerini yanında bulundurmak sürgün sebebi, çok şükür bugün ülkemizde böyle bir durum yok. Hukuk alanında dünyada ve Avrupa'da en güvenilir öngörülebilir ülke olduğunu Sayın Adalet Bakanı'mız ABD'de katıldığı Küresel İş Zirvesi'nde ifade ettiler. Gelelim 19. yüzyıl şairlerimizden biri olan Namık Kemal’e. Dönemin baskıcı Osmanlı yönetimini eleştirmek için yazdığı Hürriyet Kasidesi’nden bir beyit:

Ne mümkün zulm ile bi-dâd ile imhâ-yı hürriyet

Çalış idrâki kaldır muktedirsen âdemiyetten

Namık Kemal günümüz Türkçesiyle diyor ki.

Nasıl ki zulmederek adaletsiz davranarak özgürlüğü yok etmen mümkün değilse insanlıktan gerçeği kavramayı kaldırman da ne kadar uğraşırsan uğraş mümkün değil.

Son olarak Tevfik Fikret’in halkın yoksulluğuna sırt çeviren ve devletin maddi varlığını yağmalayan iktidar sahiplerini eleştirmek için yazdığı Hân-ı Yağma şiirinden bir örnekle yazımı bitiriyorum.

Verir zavallı memleket, verir ne varsa malını

Vücudunu, hayatını, ümidini, hayalini

Bütün ferâğ-ı hâlini olanca şevk-ı bâlini

Hemen yutun düşünmeyin harâmını, helâlini

Yiyin efendiler yiyin, bu hân-ı iştihâ sizin

Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

(Bu fakir halk elinde ne varsa; malını mülkünü, vücudunu, umutlarını, hayallerini bu memlekete verir. Ey iktidar sahipleri; gönül rahatlığıyla haram helâl düşünmeden bu halkın verdiklerini yiyin, yutun. Bu yağma sofrasında ne varsa doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar iştahla yiyin.)

Saygılarımla…

 

 

Yazarın Tüm Yazıları