Ben Ahiliği başka bir açıdan değerlendirmek istiyorum. Konu sadece esnaf ile ilgili değildir. Geniş boyutludur. Bu nedenle Ahilik ile ilgili kısa bilgi ile esnafımızın ve halkımızın Ahilik Haftasını kutlamak, birazda bilgi vermek istedim.
AHİ VE AHİLİK
Ahi sözcüğü ‘kardeş’ anlamı içermektedir. Sözcüğün Türkçe mi yoksa Arapça kaynaklımı olduğu tartışılırken, onun içerdiği anlamda değişik şekillerde yorumlanmaktadır. Türkçe olduğuna kanıt Akı veya Ahı sözcüğü gösterilirken, anlam olarak da kardeşlik, yiğitlik ve paylaşımı esas aldığı söylenir. İçeriği Fütüvvet’e bağlayan ve sözcüğü Arapça kökene indiren görüşler de bulunmaktadır. Fütüvvet ve alçakgönüllülük, yiğitlik, eli açıklık, başkalarını sevmek, dünya malına önem vermemek, Ahilik ile bir arada kullanılır. Fütüvvet ve ardından da ekonominin eklendiğini göstermektedir. Yerleşim ile birlikte sosyal ve ekonomik örgütlenme ortaya çıkmıştır.
AHİ EVRAN KİMDİR?
Ahiliğin, Ahi Evran ya da Ahi Evren ile ortaya çıktığı genel kabuldür. O nedenle, önce bu kimliği tanımak gerekmektedir. Ahi Evran önce Kayseri’ ye gelip yerleştiği ve bu arada teşkilat kurduğu sonra Kırşehir’i mesken tuttuğu ortaya çıkmaktadır. Ahi Evran ilk süreçte Kayseri’de örgütüne liderlik yaptığı sırada Eşi Fatma Bacı ile tanıştığı ve Fatma Bacının da burada Anadolu Bacıları örgütünü (Bacıyan’ı Rum) kurduğu ileri sürülür. Ahi Evran’ın olay zenginliği içindeki yaşamı Konya, Denizli ve Kırşehir üçgeninde geçmiştir. Selçuklu sarayının pek sıcak bakmadığı Ahi Evran, çeşitli eziyetler görse de teşkilat çalışmalarını aksatmamıştır. Dönemin gözde adları Evhadüddin Kirmani ve Fahreddin Razi’nin yanı sıra Hacı Bektaş Veli ve Sadreddin Konevi ile iyi ilişkiler içinde bulundukları kaynaklarca belirtilir. Kaynaklarda Ahi Evran olarak ele alınan kurucunun XIII. Yy.’ın diğer kurumsallaşmanın öncüleri, Hacı Bektaş Veli ve Mevlana Celaleddin-i Rûmî gibi köksel bir yapılanma ortaya koyma çabası içinde olduğu açıktır.
XIII. yy.’ dan itibaren Anadolu’ da Bektaşilik, Mevlevilik ve Ahilik adıyla tarihçilerle mücadeleye giren bu kurumlar, Türk Kültür Tarihi açısından da fevkalade önem taşımaktadır. Hem fetih ve yerleşim, hem de ekonomi tarihinin gözde adı Ahi Evran’ı kısaca tanımakta yarar vardır. Asıl adı Şeyh Nusureddin Mahmut olan Ahi Evran Azerbaycan’ın Hoy kasabasında doğmuştur. Kesin olmamakla birlikte 1178-1268 yılları arasında yaşadığı sanılır. Eğitiminde Fahreddin Razi ile kayınpederi Evhadüddin Kirmani’nin katkıları yadsınmaz bir gerçektir. Her Horasani gibi onun da Ahmet Yesevi zincirinde yer aldığını eklemek gerekir.
AHİLERİ VE AHİLİĞİ KAVRAMAK UNSURLARI
1. Ahiler, fetih sürecinin birinci dereceden etkili adlarıdır. Sürecin fatihleri hep Ahilerdir.
2. Ahiler, ilk süreçte yerleşim birimleri meydana getiren yapıcı unsurlardır. Köylerin kurulması, derbentlerin tutulması bu hizmetler içinde yer almaktadır.
3. Ahi zaviyelerinin besleme ve bu şekilde gelip geçene hizmet, doyurma, barınma ve haberleşme gibi temel altyapının hazırlanmasında önemli payları vardır.
4. Ahiler esnaf örgütlenmesi ile ekonomik ve sosyal yapının gelişmesine katkı sağlamışlardır.
5. Kurumsallaşmalar ahlaki düzenlemeleri de beraberinde getirdiği için Türk Kültür Tarihi açısından da fevkalade öneme sahiptir.
6. Pazar ve çarşı ahlakı onlarla elde edilmiştir. Standart mal, hilesiz ürün, dürüst alışveriş onlarla yaşantıya geçmiştir.
7. Esnafa 25 ve 50 yıl gibi süre hizmet verdikten sonra onurlandırmalar o sürecin miraslarındandır.
Ahilik bir kurumsal yapı olmanın yanı sıra olguları hazırlayan bir kültür ocağı haline gelmiştir. Ahilik, bu özelliklere sahip olmakla Anadolu tarihinde kendine özgü bir model ortaya koymuştur.
AHİLİKTE İLK SÜREÇ
Ahi Evran’ın yaşamında Kayseri’nin önemli bir yeri vardır. Teşkilat yapısının ilk çekirdeğini Kayseri’de oluşturmuştur. Kayseri’den sonra Ahi Evran’ın gezinim kentleri içinde Konya da bulunmaktadır. Özellikle Kayseri ve Konya’dan sonra Kırşehir’den başlayarak halka halka büyüyen örgütsel yapı XIII. Yy.’ın sonlarından itibaren Anadolu’yu sarmış görünmektedir. Bu gelişmeleri ana merkezin çevresindeki fiziki coğrafyada görmek olasıdır. Kırşehir çevresindeki mezra ve pınarların Ahi kapsamında yer alması Ahiliğin olgunlaştığını göstermektedir. Tarihi Malya ve Çiçekdağı çevresinde bu kavramın coğrafi olgu haline dönüşmesi anlamlı olsa gerekir. Ahi, Anadolu’ya yerleşmiş Türkmenlerin yaşadıkları her yerde, köy, kasaba ve şehirde bulunmaktadır. Şehirlerine gelen yabancıları misafir etme, onlarla ilgilenme, yiyeceklerini, konaklayacakları yerleri sağlama, onları eşkıyanın ve vurguncuların elinden kurtarma, şu veya bu sebeple haydutlara katılanları temizleme gibi konularda bunların eşine dünyada rastlanmaz. Ahi onlara göre sanatın ve zanaatın erbabını toplayan ve işi olmayan genç bekarları bir araya getiren adamdır.
Ahi önder olan adamdır. Tekke yaptırarak halı, kilim, kandil gibi eşyalarla orayı donatır. Onur arkadaşları geçimlerini sağlayacak kazancı elde etmek için gün içinde çalışır. Kazandıkları parayı, ikindiden sonra topluca getirip başkana verirler. Bu parayla tekkenin ihtiyaçları karşılanır. Mesela, beldeye bir yolcu gelmişse Tekkede misafir ederler. Alınan yiyeceklerden ikram ederler. Bu iş yolcunun ayrılışına kadar sürer.
Bir yabancı veya misafir olmasa bile yemek zamanı yine hepsi bir araya gelir. Türkü söylerler, raks ederler. Ertesi sabah işlerine giderek ikindiden sonra elde ettikleri kazançla önderlerin yanlarına dönerler. Onlara yiğitler (fityan) deniyor. Önderlerine de Ahi deniyor. İbni Batuta “Ben onlardan daha ahlaklı ve erdemlisini görmedim” der.
Ahilik ile ilgili geniş bilgiye Tireli büyük araştırmacı A. Munis Armağan’ın “Ahilerin Batıya Yürüyüşü” adlı eserinden ulaşılabilir.
Hazırlayan: Mustafa Yalçınkaya
(Emekli Öğretmen)