13 Ocak 2026, Salı

ÇAYCIYLA EDİTÖRÜN BİR OLDUĞU DERGİ; ‘PAYDOS’

27 Şubat 2016, Cumartesi Paylaş Gönderiyi Yayınla
ÇAYCIYLA EDİTÖRÜN BİR OLDUĞU DERGİ; ‘PAYDOS’

Fikir Kulüpleri Federasyonu’na üye 3 gencin çekirdeğinde bulunduğu ve Aliağalı gençlerin katkı koyarak çıkardığı “Paydos” dergisi yayın hayatına başladı.

İlk sayı temasının eğitim olarak belirlendiği dergi, gençlerin sistem ve topluma ilişkin sorunlarını gündeme taşıyarak önemli bir boşluğu doldurmayı amaçlıyor. Toplumsal alanda kendine sorgulama alanı yaratabilmiş, sorun olarak beliren konular hakkında yazmak isteyen gençleri bir araya getiren dergi tüm Aliağa’ya hitap edecek ve 3 aylık olarak yayınlanacak.

“ALTERNATİF BİR MECRA YARATMAK İSTEDİK”

Bu ay yayın hayatına adım atan derginin ilk sayısında dosya konusu eğitim çerçevesinde, ‘Eğitime Tarihsel Bakış’, Milli Eğitim Sisteminin Geldiği Nokta ve Gençler Üzerine Etkileri’ ve ‘Öğretmen Örgütçülüğüne Dair’ okuyucuyla buluşan yazılar arasında yer alıyor. Gençlere sayfalarını kapatanlara ve sadece egemenlerin sesini yükseltenlere ‘Paydos’ mottosuyla yola çıkan dergi ekibiyle gerçekleştirdiğimiz söyleşide buluştuk. Üretim aşmasında çaycıyla editörün hiçbir farkının bulunmadığını vurgulayan yayın ekibinden Murad Karabulut, Zeynep Erzurumlu ve Yasemin Şenkaya ile medyanın tekelleşen yapısı, toplumsal cinsiyet, eğitim ve ‘Paydos’u konuştuk.

Nasıl çıktı bu dergi fikri?

M.K. : Bugün 17 yaşında bir gencin eğitim sistemine bakış açısı ne olabilir sorusunun cevabına dair bulabileceğimiz bir kaynak yok. Gençlere sayfalarını açan yayınlarımız yok. Medyanın tekelleşen yapısı bizim gibi karşı taraftan düşünenlere de kimse kapısını açmıyor. Açılan sayfalarda da sansüre uğradığımız oluyor. Biz de kendi sesimizi duyurabilmek için bize sayfalarını kapatanlara ve sadece egemenlerin sesini yükseltenlere ‘Paydos’ demek istedik. Bu bizim aynı zamanda sloganımız.

Üretim süreciniz nasıl işliyor?

Z.E. : Ekip olarak sürecin başından beri beyin fırtınasını her zaman iç içe yaptık. Kararımızı verdikten sonra da kim hangi konuda yazmak istiyorsa onu yazsın istedik. Olabildiğince herkesin fikirlerini özgürce ifade edebilmesi bizim için önemliydi. Çünkü başta kendimiz ve diğer insanların önceden düşündüğü ama bir türlü dile getiremediği şeyleri özgürce söyleyebilmesinde aracı olacak alternatif bir mecra yaratmak istedik Paydos’la.

“KADIN ARKADAŞLARIMIZ AĞIRLIKTA”

İçerik nasıl şekillenecek?

Y.Ş. : İlk başta hepimiz öğrenci olduğumuz için en çok içinde olduğumuz ve rahatsızlık duyduğumuz şey ilk temamız olsun istedik. Bu yüzden ilk sayımızda eğitimin tarihçesi, öğrenci gözünden eğitim gibi konulara yer verdik. Bunların yanında öykümüz, şiirimiz, spor ve kültür köşemiz her zaman olacak. Yaptığımız şey aslında dergi formatında bir gazete.

M.K. : Aslında ikinci ve üçüncü sayımızın temalarını da belirledik. İkinci sayımızın konusu çevre olacak, sonra da kadın konusu üzerine çalışacağız. Bu sırada atölye çalışmalarımız da devam edecek. Dergide on tane yazarımız var. Bunların içinde altısı kadın. Kadın arkadaşlarımız erkeklerden daha baskın durumda olduğu için kadın dosyasını özellikle hazırlamak istiyoruz.

“OKUYUCULARIMIZ KOMŞULARIMIZ, BİZİM ESNAFIMIZ”

Hedef kitleniz kimler?

Z.E. : Paydos olarak okuyucularımız komşularımız, bizim esnafımız. Hedef kitlemiz Aliağa halkının bütünü. Burası bir işçi kenti ve daha çok çalışan işçileri temsil edelim istedik. Yaptığımız işte burada çalışan büyük kesimi oluşturan işçileri göz ardı edemezdik. Bizler de öğrenci işçileriz sonuçta.

Ne demek öğrenci işçi?

Y.Ş. : Bir anlamda bizler de içinde bulunduğumuz sistemde öğrenciler olarak çalışan işçileriz. Yazılarımızda da buna sık sık değindiğimiz gibi sistemin biz getirdiği durumda ödevler, bunların yarattığı psikolojik baskılar, sürekli bir mücadele ve çalışma alanı olarak hayatımızı kapsıyor.

EĞİTİMİN KÖR NOKTALARI; ÖĞRENCİ İŞÇİLER

M.K. : Öğrenci işçiler derken okumak için çalışmak zorunda olan öğrencileri de kastediyoruz. Farklı işlerde çalışırken bir yandan garsonluk yapmak zorunda olan, staj yapmak zorundayken bir yandan okuyan meslek lisesi öğrencileri her zaman konumuz olacak. Çünkü bunlar bugünkü eğitimin kör noktaları. Ve bugün Türkiye’deki öğrenciler geçici işçi nüfusunun büyük çoğunluğunu oluşturuyor. Bizim görmediğimiz ama bütün yazı hayatını devam ettirmek için kafelerde çalışan bir sürü arkadaşımız var. Diğer yandan kadın arkadaşlarımız ev içindeki hane içi üretimde de işçiler. Kadınlardan beklenenler hane içi üretimdeki rolleriyle erkeklerden beklenmiyor. Ve kadınlar bu görünmez emekleriyle de işçi oluyorlar.

“HERKES TEK POTADA ERİYOR”

Paydaşlarınız kimler peki?

M.K. : Biz dergiyi hiçbir şekilde hiç kimseye kapatmadığımız için herkes katkı koyabiliyor. Paydaşlarımız da ağlarımız da bunlar olacak. Ekonomik anlamda dayanışma ağı olarak kendi derdimize derman olma yoluna gidiyoruz. Onun dışında bize yardım eden isimleri sponsorlar olarak görüp sıralamak yerine dayanışma ağı ördüğümüz herkesi paydaş olarak görerek belirtiyoruz. Aslında potada herkes eriyor. Para veren de vermeyen de ortaya tek bir şey çıkaracak ve bu da bizim göstergemizdir.

İnsanlar size nasıl ulaşsınlar?

M.K. : Dergimizin içinde olmak isteyen herkes Facebook sayfamızdan bize ulaşsın. Herkesin katkı koymasını isteriz. Biz belli noktalarda rekabet etmeyi değil, dayanışmayı ön plana çıkaran bir dergi olarak çıktık. İçerik artışını maliyet hesabı yükseldi olarak değil zenginlik olarak değerlendiriyoruz. Bu dergi tüm Aliağa gençliğine ait.

(EMEL OTURAK)