SENDİKA ÜYELİĞİ HAYATINI KARARTTI

9 Eylül 2016, Cuma 06:55

     


Aktif Eğitim-Sen üyesi öğretmenlere yönelik geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen operasyonlarda gözaltına alınan, ancak emniyetteki ifadesinin ardından adliyeye sevk edilmeden serbest bırakılan Aliağalı öğretmen Ferdi Kaya (34) mesleğine tekrar geri dönebilmek için mücadele veriyor.

Son 1,5 yılı Aliağa Tüpraş Halk Eğitim Merkezi’nde olmak üzere 12 yıldır öğretmenlik yapan Ferdi Kaya’nın Aktif Eğitim-Sen üyeliği nedeniyle hayatı karardı. FETÖ soruşturması kapsamında sendika üyesi öğretmenlerle birlikte gözaltına alınan, ancak örgütle bağlantısı olmadığı anlaşılınca Adliye’ye sevk edilmeden serbest bırakılan Ferdi öğretmen, açığa alındığı için mesleğine geri dönme mücadelesi veriyor. Yaşadığı mağduriyeti Aliağa Ekspres aracılığı ile yetkililere duyurmak isteyen Bilişim Teknolojileri Öğretmeni Ferdi Kaya, süreci şu ifadelerle anlattı;

“KILIK KIYAFET ŞARTLARIMI İYİLEŞTİRDİĞİ İÇİN ÜYE OLDUM”

“12 senelik öğretmenim. 1,5 yıldır Aliağa Tüpraş Halk Eğitim Merkezi’nde öğretmenlik yapıyorum. Meslek hayatım boyunca içerisinde Eğitim-Sen’in, Eğitim-İş’in de olduğu bir çok sendikada üyeliğim var. Kılık kıyafet yönetmeliği benim mevcut çalışma şartlarımı daha iyileştirdiği için Aktif Eğitim-Sen’e geçmiştim. Malum 15 Temmuz darbe girişiminin ardından yapılan soruşturmalarda Aktif Eğitim-Sen üyelerinin tamamı açığa alındı. Ben de 21 Temmuz 2016’da açığa alınan öğretmenler arasında yer alıyorum. Hükümetin aldığı bu önlemleri yerinde buluyorum. Benden şüphelenmelerini de haklı görüyorum. Çünkü öğrenmiş olduğum kadarıyla Aktif Eğitim-Sen içerisinde FETÖ’cülerin çoğunlukta olduğunu görüyoruz. Fakat ben son derece yasal olduğunu düşünerek, sendika seçme özgürlüğüme dayanarak sendikaya üye oldum. 2013’te terör örgütü ilan edilen bu yapılanma ile bağı olsaydı o güne kadar kapatılırdı düşüncesine sahip olduğum için bu sendikaya geçmekte yasal bir sorun görmemiştim. İllegal faaliyetlerinin olduğunu bilmiyordum.

“BAKAN DİNÇER’İN AÇIKLAMALARINA BAKMIŞTIM”

O dönem Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in açıklamalarına da bakmıştım. 6 Haziran 2012 tarihinde yaptığı açıklamalarda, ‘Öğretmenlerimiz istediği sendikayı seçebilirler, yeter ki siyasal faaliyetlerini okulda sergilemesinler, yeter ki işlerini düzgün yapsınlar’ demişti. Ben de bu gerekçelerle sendikaya üye olmuştum. Sonrasında hükümet 50 bin kişiyi görevden ayırdı. Bunların arasında ben de yer aldım. Adli süreci şu an ayrıntılı açıklayamıyorum, çünkü soruşturmanın gizlilik kararı var. Fakat adli süreçte serbest bırakıldığımı söyleyebilirim. ‘Kovuşturmaya yer olmamıştır’ kararının da soruşturmanın üzerinden gizlilik kalktığı zaman bana bildirileceğinden de eminim.

“YÜZDE 10’LUK BİR KISMIN FETÖ İLE ALAKASI YOK”

Sendikaya Ekim 2015’te üye oldum. Son 10 aydır bu sendikadaydım. 12 yıllık meslek hayatımın sadece 10 ayında bu sendikada yer aldım. Darbe girişiminin ardından ayın 18’inde istifa ettim. 20’sinde de bu sendika kapatıldı. Tabi idari soruşturmada bu istifalar dikkate alınmadı. Son 1 yıl içinde sendikadan istifa edenlerin bile meslekten atılıp, ihraç edildiklerini gördüm. Bu süreçte hükümetimiz 50 bin kişiyi attı ama tahmini olarak söylüyorum yüzde 10’luk bir kısmının FETÖ ile hiçbir alakası yok. Sağından solundan bulaşan, bankasında hesap açtıran ama onlara destek sunmak için değil, mecbur kaldığı için yapan insanlar. Eğer soruşturmalar bireysel olarak yürütülseydi, bir savunma hakkı verilseydi eminim ki bu yüzde 10’luk kesim aklanabilirdi benim gibi.

“KURUNUN YANINDA YAŞ OLMAYA RAZIYIM”

Yakın dostlarım, komşularım, iş arkadaşlarım okul idarecileri, herkes benim bu sendikaya üye olma dışında bu terör örgütü ile hiçbir bağlantımın olmadığını bilirler. Hepsi sosyal medyadan bana ‘Seni biliyoruz ve tanıyoruz, şüphemiz yok’ gibi mesajlar atıp destek oluyorlar. Hiç kimse bana ‘FETÖ ile bağlantısı var, para yatırmış, toplantılarına katılmış’ diyemez. Beni tanıyan insanlar bunu biliyor. Ama tanımayan insanlar ‘Vardır bir sebebi, hiç kimse 10 aylık sendika üyeliği yüzünden meslekten ihraç edilmez’ görüşündeler. Bu da beni üzen nokta. Hükümetin bu yöntemini de çok kötü değerlendirmiyorum. Çünkü bu kadar kısa sürede bu kadar kişinin elemesini yapamayacaklardı. Tabii ki kurunun yanında yaş da yanacaktı. Kurunun yanında yaş olmaya da razıyım ben. Yeter ki bu terör örgütünden ülkemiz tamamen temizlensin.

“BENİ SEVENLERDEN DESTEK BEKLİYORUM”

Başbakan Binali Yıldırım, ‘Biz her ne kadar titiz çalışmış olsak da arada kurunun yanında yaşlar da olacaktır. Onlar da bu süreci takip etsinler’ şeklinde açıklamalarda bulunmuştu. Bende inanıyorum bu sürecin bana olumlu olarak yansıyacağına. Çünkü adli süreçte hiçbir sıkıntı yaşamayacağımı düşünüyorum. İdari süreçte de gerekenleri yapacağım. Beni seven, bilen arkadaşlarım , ‘Destek sunmak için nerelere başvurabiliriz, nerelere dilekçe verebiliriz, biz senin suçsuz olduğuna inanıyoruz’ diyorlar. O arkadaşların BİMER’e benim hakkımda bildiklerini yazmalarında yarar görüyorum. En azından Başbakanlık bu sayıları dikkate alacaktır. Göreve dönme olmasa bile, en azından bir açıklama yapılsa benim için yeterlidir. Avukatlarımla görüştüğümde göreve dönmeme kesin gözüyle bakıyorlar. Ben yetkililerden sadece rahatlatıcı bir açıklama bekliyorum.

“GENEL KANI GÖREVİME İADE EDİLECEĞİM YÖNÜNDE”

Adli süreçte benim kovuşturma kararımın ne zaman verileceği belli değil. Bu benim elimi güçlendirecek bir nokta. Bir suçumun olmadığı ortada, ifadem alındıktan sonra serbest bırakıldım zaten. Bunun metin olarak elime geçmesini bekliyorum. Bu geçtiği zaman ben idari davayı çok daha rahat başlatabileceğim. İdari dava için 60 günlük bir sürem var. 60 gün içinde açmam lazım, ama bunu hemen başlatmak istemiyorum. Adli süreçte aklandığım bana net bir şekilde, belgeli bir şekilde sunulursa idari davada daha güçlü olacağım. Mahkemeye verdiğim zaman da idari mahkemeler 5 ay içinde bana bir sonuç vermek zorunda. Genel kanım ve avukatımla yaptığım görüşmeler yüzde 90 görevime iade edileceğim ve tazminat alacağım yönünde. Mesleğime döneceğime eminim. Belki bu süreç daha uzun olabilir, belki idari mahkeme reddeder ve dava Danıştay’a gider. Belki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar gider. Ama ben işin bu noktaya varmasını istemiyorum. Ülkemi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne şikayet etmeyi onuruma yakıştıramıyorum. Adaleti Avrupa’dan beklemek onur kırıcı. Ben bu noktaya gelmeden çözülmesini istiyorum. “

(VOLKAN GÜNDÜZ)