Durmaz’dan Aydemir’in eleştirilerine sert yanıt: “YOLLARI BOZAN HAFRİYAT KAMYONLARI KİME AİTTİ?”

30 Eylül 2016, Cuma 06:26

     


CHP Aliağa İlçe Başkanı Özcan Durmaz, çeşitli konular üzerine değerlendirmelerde bulunduğu açıklamasında özellikle MHP Aliağa İlçe Başkanı Aydemir’in iddialarına ve Aliağa Belediyesi’ne yüklendi.

FETÖ/PDY tarafından planlanan darbe kalkışmasının ülke üzerindeki etkilerini değerlendiren CHP Aliağa İlçe Başkanı Özcan Durmaz, Türkiye’nin artık darbe defterini kapatması gerektiğini söyledi. Durmaz, “15 Temmuz’da yaşanılan olayı kesinlikle tasvip etmiyoruz. Türkiye çağdaş bir ülke olacaksa, bir kere darbeler defterini kapatmalı. Çağımıza yakışan bir şey değil darbe. Türkiye gibi G20 içinde yer alan, çağdaş dünyaya entegrasyon kaygısı içinde olan bir ülkede darbeler asla kabul edilemez. Türkiye’nin yapması gereken şey, demokrasisini geliştirmektir. Bırakın darbeyi, tam tersi mevcut işleyişin içinde anti demokratik ne varsa onları temizlemek yakışır Türkiye’ye. Bu nedenle darbeyi lanetliyoruz ve hiçbir türlüsünün kabul edilemez olduğunu söylüyoruz. Ancak, ne yazık ki Türkiye, darbe sonrasında darbe gerekçe gösterilerek, hukukun dışına çıkılan uygulamalara sahne oldu. Türkiye KHK’larla yönetiliyor. Haksız, normal şartlarda meclisten geçmesi mümkün olmayan konularla ilgili KHK’larla yönetiliyor. Parlementoya bir ay içerisinde getirilmesi gerektiği halde getirilmedi bu KHK’lar ve bunların üzerinden ülke yönetiliyor. Bunlar hukukla ve demokrasiyle bağdaşmayan şeyler. Darbeyle ve darbeye yol açan şeylerle mücadele edeceksek bile hukuk içinde kalacağız, insan hakları evrensel değerlerine riayet edeceğiz. Ama tabii ki burada suça bulaşmış olanlara hızlı müdahale bizim de kabul edeceğimiz bir şey. Bakıyoruz; bir okula öğrencisini verdi diye, bir bankayla para alışverişi oldu diye veya belirli kişilerle görüştü diye, bizim hayatın içinde gördüğümüz, bildiğimiz, etki gücü olmayan insanların üzerine gidiliyor. Yapılması gereken şey bellidir. Bir kere devlet devletse ‘at izini it izinden’ ayıracak. Elinizde istihbarat var, devletin bütün aygıtları, mekanizmaları var. Bunu yapacaksınız. İkincisi, oyunu kuranla oyuna geleni bir birinden ayıracaksınız. Bunlar sayın Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi, Cumhurbaşkanımızın kendisini bile kandırmışsa, hükümeti 14 yıldır kandırmışsa, devletin bütün kurumlarını kandırmışlarsa, hatta MİT’in kendisini kandırmışlarsa, sıradan vatandaşın kandırılması anormal değildir. Yani oyunu kim kurmuş ona bakacaksınız. Biz oyuna gelenlerle uğraşırsak bu meseleyi çözemeyiz. Oyuna gelenlerin bir kısmını alırsınız ama oyunu kuranlar yukarıda kalır; yarın başka bir oyun kurarlar.” dedi.

Partilerine başvuran ve mağdur olduğunu söyleyen şahısların samimiyetine inandığını belirten Özcan Durmaz, FETÖ ile doğrudan bağlantılı olanların zaten CHP’ye gelmeyeceğini ifade ederek “Mağduriyetler gerçekten çok acı verici. Anlatılan hikayelere baktığınızda, gerçekten insanların hayatı sönmüş. Bize kadar gelen, hakkını aramak için dilekçe verenlerin gerçekten mağdur olduğuna inanıyorum. Bu organizasyonun içinde olanlar zaten bize gelmezler. Partimiz başından beri bu mağduriyetleri önemsiyor. Bir komisyon kurduk, komisyonun başında kendisi de bir zamanlar mağdur olmuş Erzincan Başsavcımız İlhan Cihaner, yine kendisi kumpas mağduru olan Albay Dursun Çiçek, partimizin hukuk işlerinden sorumlu Genel başkan Yardımcımız Bülent Tezcan bulunuyor. Komisyona gelen başvuruları titizlikle dosyalıyorlar ve hükümet nezdinde takip ediyorlar. Bize gelen mağduriyetleri biz de ile ve Genel Merkez’e ulaştırıyoruz.” şeklinde konuştu.

ESNAFIMIZIN MAĞDURİYETİ SÖZ KONUSU

El konulan, kayyım atanan ve kapatılan firmalarla ilgili bölge esnafının büyük sıkıntılar yaşadığını söyleyen Durmaz, “Örgütle bağlantısı tespit edilen firmalar var ve bunlarla iş yaptığı için alacağını tahsil etmekte zorlanan, alacağı belirsizliğe giren esnafımızın da mağduriyeti söz konusu. Sonuçta bu firmalar işi Star Rafinerisi’ne yapmışlar, Petkim’e yapmışlar. Bu taşeronlara madem devlet el koydu, esnafın alacaklarına dikkat etmeli. Çünkü tanıdığımız arkadaşlarımız var, büyük bir projeye mal veriyoruz, hizmet veriyoruz diye bütün güçlerini kullanarak, hatta bankadan kredi alarak yarattıkları sermayeyi bu işe yatırdılar. Eğer ki alacaklarını tahsil edemezlerse büyük güçlüklerle karşılaşacaklar.” dedi.

ÖNCELİKLİ KUSUR SİYASİLERE AİTTİR

Zamanında muhalefet olarak CHP’nin de MHP’nin de FETÖ organizasyonu hakkında gerekli uyarıları yaptığını ve buna karşın siyasi linçle karşı karşıya kaldıklarını belirten CHP Aliağa İlçe Başkanı Durmaz “Oyunu siyaset kurmuştur, siyaset izin vermiştir. Dünküler de, bugünküler de. Hepimiz biliyoruz ki Adalet ve Kalkınma Partisi içinde Fethullah Gülen’in ve örgütünün çok önemli bir etkisi vardır. Hatta 17/25 Aralık sürecine kadar FETÖ hakkında bir şey yazan ya da söyleyenler siyasi linçe tabi tutuluyordu. Zaman zaman partimizin milletvekilleri bu organizasyonla ilgili bir şey söylediğinde, çok ağır ithamlarla karşılaşıyorlardı. Ben hem CHP’nin hem de MHP’nin zamanında FETÖ hakkında gerekli uyarıları fazlasıyla yaptıklarını düşünüyorum. Kimin ne kadar korumacı olduğunu da bütün Türkiye gördü. Bir kusur varsa, birinci kusur siyasete aittir ve ilk önce de ‘kandırıldık’ diyen Adalet ve Kalkınma Partisi’ne aittir. Çok eskiden yolsuzluğun hep üç ayağı olduğu söylenirdi. İşin içine siyaset girmeden, işin içine bürokrat girmeden ve işin içine ticaret girmeden yolsuzluk organizasyonu yapamazsınız. Hepsi birbirine bağlıdır. Yine aynı şey geçerli. Siyasetin olmadığı yerde bu organizasyon var olamazdı. Siyaset işin içinde olduğu için bürokraside yerleştiler, siyaset işin içinde olduğu için ticari ayakları oldu ve bu organizasyon gerçekleşti.” dedi.

BERGAMA’DA CIA VE DERİN YAPI İŞİN İÇİNDEYDİ

Yakın zamanda tekrar gündeme getirilerek FETÖ ile ilişkilendirilen Bergama Altın madeni direnişi ve Necip Hablemitoğlu suikasti ile ilgili de açıklamalarda bulunan Durmaz şunları söyledi: “Ben Hablemitoğlu ve Bergama altın madenleri ile ilgili geçtiğimiz günlerde ayrıntılı açıklama yaptığım için detaylarına girmiyorum ama bu yapılanlar kesinlikle art niyetli şeylerdir. Dönüp bakıldığında oradaki halk önce bir Alman şirketine sonra Amerikalı şirkete karşı direnmiştir. O dönemdeki bu çabaların FETÖ’ye yaradığı söyleniyor. Tam tersi, bu gayretler o dönemde FETÖ’nün o madeni almasının da önünde bir engel olmuştu. Çünkü bu sorunlarla madeni devralmak istemiyorlardı, Gülen Amerika’daydı, maden bir Amerikalı şirkete aitti. Bir şekilde işin içine CIA’nın, Türkiye’deki derin yapının ve FETÖ’nün girdiğini düşünüyorum. Bergama çevre hareketi hakkında bir iftira kampanyası başlatıldı ‘bunlar Alman ajanı, Almanlar Türkiye’de altın çıkarılmasını istemiyor o yüzden Alman vakıflarının kışkırtmasıyla bu çevre eylemlerini yapıyorlar’ dediler. Sahte delillerle bir kumpas dava açıldı. O delil ve sahte belgeleri üretenlerin emniyet içindeki Fetö üyeleri olduğu bugün çok daha net anlaşılıyor. Ardından, henüz daha mahkemeleri tam olarak ele geçiremedikleri için yargılamadan bir ceza çıkmadı ama yaratılan korku atmosferi ve söylentilerle linç kampanyası yapıldığı için Bergama’da çevre direnişi kırıldı, Bergama halkı korkudan çevre mücadelesinden çekilmek zorunda kaldı ve arkasından hemen madeni FETÖ’nün finansörü olan Koza’ya teslim ettiler. Bunlar çirkin şeyler. Bergama mücadelesi ulvi bir mücadeledir. Bergama mücadelesi Türkiye’de halkın bizatihi çevre mücadelesine katıldığı, çevresine sahip çıktığı bir mücadeledir. Hablemitoğlu’nun isminin bu işlere karıştırılması fevkalade ayıp ve yanlıştır. Hablemitoğlu bir Cumhuriyet ve aydınlanma şehididir. Hablemitoğlu o alçak suikaste kurban gittiğinde partimizin bir üyesiydi. Derin yapıların ve FETÖ’nün işlediği herkesçe bilinen bu cinayeti bile iç siyasete alet etmek, müphem ifadelerle şüphe uyandırıcı ve imali yazılar yazmak fevkalade ayıptır ve terbiyesizcedir, iftiradır. Bu iftiralara karşı gerekli yasal yollara başvuruyorum. Ben FETÖ’nün Bergama Çevre Davası sürecinde kumpas antremanı yaptığını düşünüyorum. Sonra Balyoz, Ergenekon gibi davalarda Türk ordusunu biçtiler bu antremanın ardından.”

BİZ ERKEN SEÇİME HAZIRIZ

Son günlerde sıklıkla konuşulmaya başlanan erken seçim söylentilerini pek ihtimal dahilinde bulmadığını ifade eden Durmaz, muhalefet olarak her zaman seçime hazır olduklarını belirterek “Biz muhalefet partisiyiz ve bir muhalefet partisi her zaman seçime hazır olmak zorundadır. Çünkü biz iktidar istiyoruz bunun için de isteriz ki önümüze sandık kurulsun. Dolayısıyla bir erken seçim ihtimali varsa, hayır dememiz doğru olmaz. Benim de gündemi izleyerek anlamaya çalıştığım kadarıyla şu ihtimal gözüküyor: Çok erkene çekmeyecekler. Başlangıçta yerel seçimleri erkene çekecekleri söyleniyordu ama kanımca yerel yönetimlerde bulunan FETÖ’cülerden kurtulmak için hükümetin düşündüğü bir plandı bu, sonrasında KHK ile bunu çözdüler. İstedikleri belediye başkanını alıp istedikleri ismi atayabilecek durumdalar. Suça bulaştı diye nasıl bazı belediye başkanlarını görevden aldılar, istedikleri sayıda belediye başkanını aynı şekilde görevden alıp istedikleri isimleri atayabilecek yetkiye sahipler. Dolayısıyla bu ihtiyaç ortadan kalktı. Benim de Genel Merkez’le yaptığım görüşmeler neticesinde edindiğim izlenim bu yönde. Genel seçimlerin erkene alınması ihtimali sadece 6 ay gibi görünüyor, bunu da aynı yıl içinde bir kaç seçim olmasın diye yapacaklar. Erken seçim olacak gibi görünmese de biz erken seçime hazırız. Partimizi Aliağa’da nasıl Haziran ve Kasım seçimlerinde birinci parti yaptıysak; yerel seçimleri kazanacak kadar hazır, zinde ve seçime hazır tutuyoruz.” şeklinde konuştu.

KENDİMİ PARTİNİN VİCDANINA TESLİM EDİYORUM

Olası bir erken seçimde belediye başkanlığı için aday olup olmayacağı konusuna da açıklık getiren Özcan Durmaz “Ben partiliyim. 1989 yılında Bergama’da seçim kampanyasına katılmak üzere geldim. İletişim Fakültesi’nde yüksek lisans yapıyordum, niyetim de yüksek lisansı bitirip İstanbul’a gitmekti. Geldim ve Bergama’da kaldım. Sonrasında hep partimin içinde kaldım. O günden beri kendi hayatımızı sürdürürken, partimizin de bize verdiği görevleri yerine getirdik. Partim bana ne görev verirse yapmaya hazırım, kapının önünde beklemek dahil olmak üzere. Ben 2008 yılından beri Aliağa’da partinin içinde her görevi yaptım. Kesintisiz bir şekilde 8 yıldır partinin içindeyim. Partinin vicdanında, hafızasında bir yerim varsa, günü geldiğinde ortaya çıkarız, talep ederiz; verirlerse yaparız, vermezlerse de kapının önünde bekleriz. Ben kendimi partinin hafızasına ve vicdanına teslim ediyorum.” şeklinde konuştu.

AYDEMİR KENDİ BELEDİYESİNE BAKSIN

MHP Aliağa İlçe Başkanı Abdurrahim Aydemir’in Büyükşehir Belediyesi’nin Aliağa’ya hizmet getirmediği ve Aliağa Belediyesi’nin önünü açmadığı iddialarını da yanıtlayan Durmaz “Aziz Kocaoğlu’nu tanıyan herkes bilir ki Kocaoğlu siyaset yapmayan biridir. Parti içinde de en çok siyaset yapmaması dolayısıyla eleştirilir. Aziz Bey de en çok siyaset yapmamakla övünür. Kendisi eksiksiz bir şekilde İzmir’in 30 ilçesine, genel bütçe içinde hak ettiği pay ne ise onu verir. İzmir’in genel büyüklüğü içinde Aliağa’nın alması gereken hizmet ne ise, bu sene Aliağa’da yapılması planlanan projeler şunlardır deniler her şey yapılıyor. Bu güne kadar neler yapılmış bir bakalım. Meseleyi sadece yol üzerinden değerlendirmek son derece yanlıştır. Evet, İnönü caddesi yapılmıştır ve Aliağa tarihinin görmüş olduğu en iyi yoldur. İnönü Caddesi’ni parçalayan hafriyat kamyonları kime aitmiş sayın MHP İlçe Başkanı önce bir dönsün ona baksın. Geçmişten beri burada hafriyata kim başlamış? Güzelhisar yolu yine hafriyat kamyonlarınca parçalanmıştı. Sayın Aydemir ona da bir baksın; hafriyat kamyonlarının parçalamaya başladığı o yol ilk olarak kimin şirketine ait kamyonlar tarafından harap edilmiş? Diğerlerini sonra konuşsun. Bir takım siyasiler, ‘biz bu yoldan geçeceğiz, yol zarar görürse de yapacağız’ diye Kaymakamlığa taahhüt vermiş oldukları halde o yolları yapmamışlar, bu nedenle İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılmak zorunda kalmıştır ve üstelik İzmir Büyükşehir Belediyesi Aliağa’da yürüyen büyük yatırımların önünü açmak ve mağdur olan halkın mağduriyetini gidermek için o yolları Aliağa’ya ayırdığı bütçeden bağımsız olarak yapmıştır. İnönü Caddesini, Güzelhisar Grup yolunu yapmış, Aliağa Ağapark yolunu yapıyor şimdi. Bütün köy yolları yapıldı, yol açısından değerlendireceksek. Şakran’da tarihinde yapılmamış alt yapı çalışmaları yapılıyor. Su ve kanalizasyon gibi Şakran’ın en büyük problemi çözülüyor. Aliağa’da eksik kalmış olan su ve kanalizasyonları çözüyor, ek arıtmaları yapıyor. Aliağa’da Büyükşehir Belediyesi, kendi bütçesi çerçevesinde yapması gereken işleri eksiksiz yapıyor. Bence hizmetlerdeki eksikler konusunda sayın Aydemir dönsün kendi belediyesine baksın.” dedi.

SALONUN SORUMLULUĞU ALİAĞA BELEDİYESİ’NİNDİR

Büyükşehir ve Aliağa belediyesi arasında yılan hikayesine dönen spor salonu meselesi ile ilgili elinde evraklar bulunduğunu belirten Durmaz “Salon Aliağa Belediyesi’nindir. Büyükşehir Belediyesi salonu yapmış, 05.03.2014 tarihinde bir teslim tutanağı ile Aliağa Belediyesi’ne devretmiştir. Ben konuyla ilgili olarak geçmişine kadar araştırdım, Aliağa Belediyesi’nin bir protokol ile sahip olduğu arsa üzerinde Büyükşehir Belediyesi’nin yatırım yapması için arsayı Büyükşehir Belediyesi’ne verdiğini ve bu protokolde de yatırımın tamamlandıktan sonra Aliağa Belediyesi’nin uhdesine geçeceği açıkça belirtilmiştir. Bu evrak elimdedir, arzu eden gelip bakabilir. Arkasından, Büyükşehir Belediye Meclisi karar almış, bu arazi üzerinde bedeli Büyükşehir belediyesi tarafından karşılanarak yapılacak olan spor salonunun daha sonra Aliağa Belediyesi’ne devredileceği hükme bağlanmış ve arkasından da 5 Mart 2014 tarihinde Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Daire Başkanlığı Yapı İşleri Şube Müdürlüğü antetli kağıdı ile Aliağa Belediyesi teslim almış. Yine Büyükşehir Belediyesi’nin daha önce bahsettiğim meclis kararında, işletme ile ilgili tüm sorumluluğun Aliağa Belediyesi’nde olacağı ve buradaki bütün tamir, bakım, onarım gibi işlerin sorumluluğun Aliağa Belediyesi’nde olacağı ve güvenlikle ilgili bütün sorumluluğun Aliağa Belediyesi’nde olacağı açıkça belirtiliyor. Şimdi bunun üzerinden bir kafa karışıklığı yaratıp Büyükşehir Belediyesi’ne sarmak fevkalade ayıptır. Yazık olmuştur. O günün parasıyla 1 milyon 750 bin liraya yapılmış olan salon ne yazık ki dört duvardan ibaret hale gelmiştir. Ben konu ile ilgili olarak Fen İşleri daire Başkanımızla konuştum, Fen İşleri Daire Başkanlığı bu şikayetler sebebiyle bir kaç kez Aliağa Belediyesi’ni uyardıklarını, hatta yazışma yaptıklarını ve salona sahip çıkmaları gerektiğini söylediklerini ilettiler bana. Yaklaşık iki ay kadar önce yine Büyükşehir Belediyesi ile konuştum, ‘salonu tekrar derleyip toplamak istediklerini söylediler, ancak ‘bizim imkanlarımızı aşan bir tablo var, bize destek verir misiniz’ dediler, biz de kendi bütçe olanaklarımız çerçevesinde bakım ve onarıma katkıda bulunacağımızı söyledik’ dediler. Durum budur, salon tamamen Aliağa Belediyesi’nin sorumluluğundadır ve Aliağa Belediyesi oradan güvenlik personelini çekerek kapısına bacasına sahip çıkmayarak ne yazık ki salonun bu gün bulunduğu hale gelmesine sebep olmuştur.” ifadelerini sözlerine ekledi.

ALİAĞA’NIN HAYRINA HER PROJEYİ DESTEKLEDİK

Aliağa Belediye Başkanı’nın 2,5 yıllık icraatini de değerlendiren CHP İlçe Başkanı Özcan Durmaz şu tespitlerde bulundu: “Şunu söylemek gerek ki, biz başından itibaren yapıcı bir muhalefet içerisinde olduk. Bazıları kendi iktidarlarıyla ilgili olarak nokta kadar bile laf söylenmesine tahammül edemezken; biz hep bu tavırla karşı karşıya kalsak da başından beri yapıcı muhalefet olduk. İşin en başından itibaren Aliağa için yapılacak her doğru şeyi destekleyeceğimizi söyledik. Bir tek şey vardı; kamu çıkarı olsun, Aliağa’nın hayrına olsun. Bizim tek ölçümüz buydu. Geldiğimiz noktada bakıyoruz; ne yazık ki Aliağa Belediyesi, Aliağa’da ciddi ve önemli sayılabilecek iki tane iş yapmıştır. Biri Avcı Ramadan düzenlemesidir; orasıyla ilgili bir takım tahsis sorunları olduğu söyleniyor. Mülkün Milli Emlak’tan Aliağa Belediyesi’ne tahsisi yapılmadan bu düzenlemenin yapıldığı söyleniyor. Böyle midir bilmiyorum ama buna rağmen Avcı Ramadan’ın düzenlenmiş olması iyi bir şeydir; yapanların eline sağlık. Yine dönüp bakıyoruz, Ağapark denilen, Arka Plajlar’da yapılan düzenlemeye. Orasıyla ilgili olarak tahsisle ilgili sorunların aşıldığını öğrendik ancak tabiat şartlarına, özellikle büyük dalgalara teknik olarak uygun olmayan bir yapılaşma olduğu söyleniyor. Bütün bunları da bir kenara bırakıyorum; yapılan iş Aliağa için yapıldığı için önemli ve değerlidir. Ama, başka da elle tutulacak hiçbir iş yok. Bir de en başında Aliağa Sanayi Sitesi’nde yapılan kısmi düzenleme var. Bunun dışında Aliağa’da yapılmış hiçbir ciddi iş görmüyoruz. Sadece köy girişlerine koydukları tahta çitler ve daha sonra koyunların yediği çiçekler dışında... Aliağa’nın hak ettiği bu değildir. Bakınız; Menemen’den bu tarafa doğru geliyorsunuz. Aliağa sınırlarına girdiğinizde gördüğünüz tablo ne? Bir Suriye kasabası gibi Aliağa. Aliağa’dan çıkıp gidinceye kadar gördüğünüz tablo bu. Aliağa’nın şehir merkezinde geçmişte refüjlerde yapılan düzenlemelerden geriye eser kalmamış. Bütün parklar elden çıkmış. Geçmişte yapılmış parkların bakımı onarımı bile yapılmıyor. Ben Yalı Mahallesi’nde oturuyorum. Mahalledeki parkın bakımını sokak sakinleri kendisi yapıyor. Aliağa şu anda sahipsiz durumda. Bu iki proje dışında Aliağa’ya çivi çakılmamıştır. Aliağa bakımsız, köhne, yeşilini kaybetmiş bir kent durumundadır.”

FATURALAR BELEDİYE KASASINDAYSA SPONSORLARDAN TOPLANAN PARALAR NEREDE?

Belediye tarafından pek çok şeyin sponsorlar aracılığıyla yapıldığı söylenmesine rağmen denetim raporları sonucunda bunun doğru olmadığının ortaya çıktığını söyleyen Durmaz “Sponsorluk meselesi, Serkan Acar iktidarının ilk günlerinde ortaya çıktı, sponsor eliyle yapıldığı söylenen ilk işlerden biri sanayi sitesiydi, ikincisi ise güzellik yarışması ve buradaki kültür sanat etkinlikleriydi. Geriye dönüp baktığınızda o günlerde kimlerin sponsor olduğu herkesçe biliniyor. Kaçar lira verdikleri de o zamanlar konuşuldu. Sonrasında ‘biz sponsor ile yapıyoruz, Aliağa Belediyesi’nin paraya ihtiyacı yok. Şirket zarar ettiriliyormuş, artık kar ediyor” gibi bir takım pembe tablolar çizildi ama sonrasında baktık ki sponsor eliyle yapıldığı söylenen bütün işlerin izleri, faturaları belediyenin evrakları arasında duruyor. Bunu 2014 yılı evrakları denetim komisyonu tarafından 2015 yılı Mart ayında incelenirken gördük. O gün sosyal medyada paylaştım ve belediye meclisine yazılı önerge olarak da sunduk. Şimdi sponsor eliyle yapıldı denilen hizmetlerin faturaları buradaysa, sponsorlardan toplanan para nerede? Sponsorlardan para ne şekilde toplandı? Niye sponsorlardan toplanılan paralar direkt belediye bütçesine aktarılmadı da birtakım hizmetler üzerinden aktarıldı; bunlar kafa karıştırıcı işler. Siz belediye kasasına katmadığınız her sponsorluk faaliyetiyle şaibe altında kalırsınız, paralel bir belediye bütçesi yaratırsınız diye 2015 Mart ayında söylemiştim, aynı eleştirimi tekrar ediyorum. Sonrasında, hangi işlerin sponsor eliyle yapıldığı da konuşulmadı, kimlerin sponsor olduğu da konuşulmadı. Bahsedilen büyük projelerin hiçbiri ihale edilmedi. Parça parça, belediyenin tabi olduğu yasal denetimlerden kaçırıldı. Parça satın almalar, parça iş yaptırmalar gerçekleştirildi. Bugün, o işlerin hangisinin nasıl yapıldığı, ne kadarının belediye kasasından ödendiği, ne kadarının sponsorlukla yapıldığı içinden çıkılamayacak bir halde. Sponsor olduğu söylenen kişiler bence ortaya çıkmalı; sponsor olarak katkılarını ve hangi yolla katkı koyduklarını söylemeliler ki sponsor eliyle ne kadar kaynak yaratılmış anlayabilelim. Buna ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Sponsor eliyle yaratılan kaynaklardan sonra belediye kasasından ne kadar harcanmış bunları bir görelim ve o zaman anlayalım belediye kendi öz kaynaklarının ne kadarını yatırıma yatırmış ölçüp görelim; belediyenin kaynaklarını verimli kullanıp kullanmadığını da anlayalım.” Şeklinde konuştu.

ATEŞ OLMAYAN YERDEN DUMAN ÇIKMAZ

Aliağa belediyesi’nde iş yaptırabilmek için farklı şekillerde taleplerde bulunulduğu duyumları aldıklarını ifade eden Özcan Durmaz “Bize gelen söylentiler ve bizim de çeşitli konuşmalarda tanık olduğumuz konuşmalarda belediyede iş yaptırabilmek için palmiye, oyun parkı, iş makinası gibi şeyler istendiği ve bu talepler yerine getirilmeden herhangi bir şey yaptırılamadığı söyleniyor. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz. ‘kardeşim belge getir, kanıt getir’ denilebilir. Ama bütün Aliağa aynı şeyi konuşuyorsa demek ki bunda bir gerçeklik payı vardır, ben bunu kamuoyunun vicdanına ve takdirine bırakıyorum. Varsa bir yanlış, bu ülke hukuk devletidir, bu ilçenin devlet yetkilileri bu yanlışı takip etmelidir. Varsa kendisinin haksızlığa uğradığını söyleyen birisi, bunları sağda solda konuşmak yerine gelip hakkını aramalıdır.” dedi.

ALİAĞA HALKI SİYASETEN CEZALANDIRILIYOR MU?

AKP iktidarının Aliağa’ya hak ettiği devlet yatırımlarını getirmediğini vurgulayan CHP Aliağa İlçe Başkanı Durmaz “Ben Aliağa’nın nedense 2004 yılında açılmış olan hastaneden sonra devlet hizmetleri açısından unutulmuş olduğunu düşünüyorum. Sebebini bilmiyorum ve şiddetle merak ediyorum. Bunun arkasında Aliağa halkına karşı bir ön yargı var mıdır, Aliağa halkı siyaseten cezalandırılıyor mu bilemem. Türkiye’nin gayri safi milli hasılasının yirmide birini üreten, Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşlarını bağrında tutan, Türkiye’nin deniz taşımacılığında elleçlemesinin beşte birini sırtında taşıyan, Türkiye demir çeliğinin üçte birini üreten, Türkiye petrol rafinasyonunun, yeni devreye girecek rafineriyi de dikkate alırsak neredeyse yarısını yapan, Türkiye’nin tek petrokimya tesisine sahip, Türkiye’nin tek gemi söküm tesisini barındıran bir ilçenin toplamda bakıldığında bu kadar büyük bir ekonomik hacmi bu kadar küçük potansiyele sığdıran başka bir ilçe yokken, Aliağa’nın neden bu kadar ihmal edildiğini merak ediyorum. Ben Bergamalıyım. Bu yoldan kendimi bildim bileli geçerim, 40 yıldır yol aynı yoldur. Bu normal değil. 40 yılda Aliağa’nın yükü kırk kat artmış. Bölgenin yükü kezlerce artmış. Kırk sene önce sizin işinizi gören yol bugün de görüyor olamaz. Ekonomik potansiyelin yarattığı bir trafik, muazzam bir hareketlilik var. Bu hareketliliği karşılayabilmenin tek yolu var, Aliağa’nın yatırımda öncelikli hale gelmesidir. Öncelikli olarak çevre yolunun tamamlanması lazım. Mutlaka limanlara demiryolunun yapılması lazım. Mutlaka Aliağa’nın tam teşekküllü ve çok daha yüksek kapasitede bir hastaneye sahip olması lazım. Mutlaka ağır sanayi bölgesinin derhal rehabilite edilmesi ve buradan geçen Foça yolunun, üç-dört yıldır yapılamayan o yolun yapılması lazım. Aliağa bu sorunları çözmeden az önce anlattığımız ekonomik gelişmişlik seviyesine ve akın akın göç alan Aliağa’nın ihtiyaçlarını karşılayabilecek seviyeye ulaşması lazım. Tabii ki Ak parti İlçe yöneticilerinin bu konuda samimi bir gayret içerisinde olduğunu düşünüyorum ama neden yukarıdakiler buna kulak vermiyor bilemiyorum.” Dedi.

Bu yatırımların bir an önce hayata geçirilebilmesi için işbirliğine hazır olduklarını söyleyen Durmaz, Aliağa’da ortak bir akıla ihtiyaç olduğunu söyleyerek “Gerçekten Aliağa’da işbirliğine ve bir ortak akıla ihtiyaç var. Hiç kimsenin kendine avantaj sağlama çabalarına Aliağa kurban edilmemeli. Aliağa için bir araya gelmekten kaçınılmamalı, mutlaka bir araya gelinmeli. Ben başta siyasi partiler olmak üzere yerel yönetimin, iş dünyasının, icracı devlet kurumlarının ve sivil toplum örgütlerinin de içinde olduğu bir ortak akıla ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Aliağa’nın öncelikleri tespit edilip mutabık kalınmalı ve bu çerçevede hep birlikte iş üretilmeli, hizmet üretilmeli. Yoksa Aliağa kurumların kendi iç işleyişlerine ve kendi önceliklerine bırakılarak, koordinasyonsuzluktan kaynaklanacak gecikmelere ve kayıplara tahammül edebilecek durumda değildir.” şeklinde konuştu.

PARTİYE SEÇİM KAYBETTİRENLER BELLİDİR

Erken seçim söylentilerinin artmasıyla, 2014 yerel seçimleri öncesinde partiden ayrılan bazı isimlerin tekrar geri dönmek üzere parti içinde girişimlerde bulunduğu iddialarına da değinen Durmaz “Henüz bize doğrudan gelen bir talep olmadığını söyleyebilirim. Ancak oyun kuranla oyuna geleni birbirinden ayırmalıyız. Ben bunu 1 Nisan 2014 günü söyledim. Ayrı bir yoldan gitmenin partiye seçim kaybettireceği apaçık ortada. Bunu örgütleyen arkadaşlarımız yanlış yapmışlardır. Ama çeşitli saiklerle; akrabalık sebebiyle, uzunca bir zamandır siyasi olarak birlikte yol yürüyor olmak sebebiyle, çok seviyor olmak sebebiyle bir şekilde bu işin içine girmiş olanlar ayrıdır. Biz bu şekilde oyunun içine dahil edilmiş olanları zaten oyunu kuranlardan ayırdık. Onlarla partinin barışması için 1 Nisan sabahı ben düğmeye bastım. Kırgınlıkları ve kızgınlıkları konuşup çözerek hallettik. Bizim hareketimiz bir tasfiye hareketi değildi. Bu çerçevede oyuna gelen arkadaşlarımızın tasfiye edilmesine yönelik bazı disiplin çabaları olmuş olmasına rağmen onların da karşısında durduk ama şunu da söyledik: Bu oyunu kuranlar bu yanlışın sahibidir. Bunlarla ilgili olarak takdir partinindir, ilindir, Genel Merkezindir; bizim görüşümüz olumlu değildir dedik.” dedi. (BÜLENT PINARBAŞI)