CEHALETİN ÜZERİNE YÜRÜYEN GENÇLER
01 Mayıs 2023, Pazartesi Paylaş Gönderiyi YayınlaMustafa Kemal; “ Milli Eğitim Programımızın Milli Eğitim sistemimizin temel taşı cahiliğin yok edilmesidir” diyordu. Onlar ellerindeki kılavuzlarla küçük köylere gittiler. Cumhuriyetin ışığını köylere ilk taşıyan onlardı. Yine Mustafa Kemal Atatürk, “ Bir topluluk ulus olabilmek için eğiticilere, öğretmenlere muhtaçtır” demişti. O eğiticiler Mustafa Kemal’in çavuşları ve onbaşılarıydı.
1928 yılında Harf Devrimi yapıldı. Aylar önce yeni ABC’yi Atatürk yurdun değişik yerlerinde tanıttı. Kentlerde okuma- yazma kursları açıldı. Yazı Devriminin ilk atılımcısı çok gayretli Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati Bey’di. Fakat ömrü yeni harfleri milletimize tam olarak öğretmeye yetmedi. 1929 yılbaşı gecesi apandisit patlaması nedeniyle bu dünyadan erken ayrıldı. Henüz otuz beşindeydi. Yerine atananlar yeterli sürede görevde kalmadı. Milli Eğitim Bakanı Dr. Reşit Galip, 1932’de göreve gelen köycülüğü benimsemiş bir bakandı. Ancak onun da görev süresi bir yıldan bir ay kadar fazlaydı. Milli Eğitim Bakanlığında 1938 yılından sonra uzun süre görevde bulunan bakanlar bulundu. Padişah Vahdettin Kurtuluş Savaşında İngilizlerle beraber olup, 17 Kasım 1922’de Türkiye’den ayrılmıştı. Yerine Halife seçilen Abdülmecit Efendi padişah gibi davranınca 1924 yılı Mart ayı başında Halifelik makamı ve Osmanlı Hanedanı Türkiye Büyük Millet Meclisi kararıyla yurt dışına çıkarıldı. Atatürk Türk ulusunu bir millet halinde yoğurmak, çağdaş bir halk topluluğuna ulaştırmak için devrimler yaptı. Bunları halka benimsetmek kolay olmadı. Türk halkı Kurtarıcısını sevmişti. Fakat bozguncular tersine propoganda ile halkı kandırıyordu. O yıllarda halkın çoğunluğu köylerde yaşıyordu. Kırk bin köyden ancak beş bin tanesinde okul vardı. Cumhuriyetin getirdiği nimetlerden Cumhuriyetçilik, lâiklik, devrimcilik ilkeleri köylere gidip halka anlatılmalıydı. 1935 yılında Saffet Arıkan Milli Eğitim Bakanı oldu. Köylere öğretmen gönderme çarelerini arıyordu.
Bir akşam Atatürk, sofrasında bulunan Saffet Arıkan’a İsmail Hakkı Tekçe Paşa’nın yaptıklarını örnek gösterdi. Tekçe Paşa Muhafız Birliğine gelen erlere okuma yazma öğretiyordu. Öğrenenler köyüne dönünce çevresindeki çocuklara okuma yazma öğretmek için gayret sarfediyordu. Saffet Arıkan bakan olunca İsmail Hakkı Tonguç’u ilköğretim genel müdürlüğüne getirdi. Genel Müdür ve bakan askerde çavuş ve onbaşıları kursa almaya karar verdiler. İlk kurs Eskişehir Mahmudiye’de 84 kişiyle başladı. Atatürk’ün önerisiyle kursa alınan kişiler belirlenen sürede yetiştirilecek öğretmensiz az nüfuslu köylere gönderilecekti. İşte köylere aydınlatma amacıyla gidenler Atatürk’ün ordusunda çavuş, onbaşıydılar. Eğitmen adıyla okul çağındaki çocuklara okuma yazma öğretecekler, askerlik öncesi köy gençlerine de okuma yazma kursu vereceklerdi. Çavuş gençler eğitmen adıyla vardıkları köylerde Cumhuriyetin ateşini ilk kez yakacaklardı.
Eskişehir Çiifteler’de başlayan kurslar ertesi yıl Edirne Karaağaç, Kırklareli- Kepirtepe, İzmir- Kızılçullu ve Kastamonu-Gölköy’de açıldı. Manisa Horozöy de kurs açılan yerlerden biriydi. Eğitmen kurslarının ilk dönemde süreleri yedi- sekiz ay kadardı. Daha sonraki yıllarda dokuz ay kadar sürenler oldu. Eğitmen kurslarında kültür dersleri, atelye dersleri ve tarım dersleri vardı. Kültür derslerinin başında Türkçe, Aritmetik ( Matematik), Yurt ve yaşama bilgisi, müzik, tahrir gibi dersler vardı. Atelye derslerinde, marangozluk, demircilik, tenekecilik, yapı ustalığı ve mahalli atelye dersleri de işlenmekteydi. Tarım derslerinde, tarla bitkileri, sebzecilik, aşıcılık, hayvancılık gibi dersler uygulamalı olarak yapılırdı.
Köy Eğitmeni kurslarını bitirenlere diploma ile olanak dâhilinde tarım aracı tohum ve fidan parasız verilecekti. Tarım Bakanlığı üretim merkezleri tohum temin etme yerleriydi. Köylere atanan eğitmenlere birinci yıl ve ikinci- üçüncü yıl eğitim kılavuzu kitapları veriliyordu. Açıklamaya çalıştığım eğitmen kursları “Köy Enstitüleri”nin öncüsü oldu. Bu fikirden yararlanılarak enstitü konusu ele alındı. Bir eğitimci ağabeyimiz biz köy enstitüsünde çevreyi gözlüyorduk, okuyorduk, araştırıyorduk diye köy enstitüleri metodunu kısaca açıklamaya başladı. Devamını şöyle sürdürdü. İkinci aşamada konuyu tartışıyorduk. Belirli seviyeye gelince projeyi uygulamaya geçiyorduk. İş ve konu bitince yapılan iş ve konuyu tartışıyorduk. Öncü kabul edilen “Eğitmen Kursları”nda benzer iş eğitimi metodu uygulandı.
Türkiye’de 8706 eğitmen yetişmişti. Bunların 29 kişisi kadın eğitmendi. Diğerleri erkekti. Köy Eğitmenleri Kanununun tarihi; 24, 06. 1937, sayısı; 3238’dir
Eğitmenler, 7090 köyde okul açtılar. İş öğretmen yetiştirmeye yönelince eğitmen kurslarına son verildi. Eğitmenler, üç ay içinde okuma-yazma öğreten usta eğiticilerdi. Cehalete savaş açan eğitmenlerin ruhları çok yüceliklerde olsun.
Yazarın Tüm Yazıları
- KÖY ENSTİTÜLERİNİN ORTAYA ÇIKIŞI
- EĞİTİM VE ÖĞRETİM BİRLİĞİ
- ATATÜRK’ÜN ÖZDEYİŞLERİ’NDEN BİR DEMET
- Atatürk’ün fikir hayatına katkıda bulunan etmenler
- ALİAĞA’NIN KURTULUŞU
- BÜYÜK TAARRUZ (Yeni Kitaptan)
- Sevgi üzerine düşünceler
- HER ÇOCUĞUN ANNESİ BİR MELEKTİR
- BABAM BİR EĞİTMENDİ
- CEHALETİN ÜZERİNE YÜRÜYEN GENÇLER
- ATATÜRK KIYI EGE’YE VE ALİAĞA’YA NİÇİN GELDİ?
- MUSTAFA KEMAL’İN YURT GEZİLERİ
- SEKİZ MARTI DÜŞÜNÜYORUM
- ALİAĞA’NIN KURTULUŞUNUN YÜZÜNCÜ YILI
- BAŞKOMUTANLIK MEYDAN SAVAŞI
- ŞU İZMİR’DEN NE GELİR?
- 1 TEMMUZ GÜNÜ
- ÇEVRENE İYİ BAK- İYİ DAVRAN- İYİ GELECEK BUL
- KADINA SAYGILI OL
- KURTARICININ DOĞDUĞU YER ÇANAKKALEDİR
- MÜZELERDE GÖRÜLEN SANAT ESERLERİNDEKİ KADIN FİGÜRLERİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME
- ATEŞ VE KOR
- GÜZELHİSAR’IN GÜLLERi, KARANFİLLERİ
- GÜZELHİSAR’DA HAMAMLAR
- TÜRKLERDE HAMAM
- ALTMIŞ YIL ÖNCESİNDE OLAĞAN BİR GÜN
- BİR KÖY ÖĞRETMENİNİN ANILARI
- TÜRK DİLİ MİLLETİN KALBİDİR, ZİHNİDİR
- KURTULUŞA DOĞRU
- EGE’DE BÜYÜK TAARRUZ ÖNCESİ VE SONRASI
- GÜZELHİSAR-I MENEMEN
- İSTANBUL- SAMSUN YOLU İSTİKLAL YOLUDUR
- MART AYI DERT AYI
- GÜZELHİSAR ÇAYINDA GELENEKSEL BALIKÇILIK
- BİR KIYI KENTÇİĞİNİN KURTULUŞU
- YİRMİ ALTI AĞUSTOS’TAN OTUZ AĞUSTOS’A
- ANADOLU’YU VE ÜLKESİNİ ÇOK SEVEN BİR ADAM
- DENİZ KELİMESİ TÜRKÇE MİDİR?
- 19 MAYIS’I ASLA UNUTMA
- ANA SEVGİSİ
- SALGIN HASTALIKLAR
- RADYO
- HER YENİ BİR UMUT OLUR MU?
- MİS GİBİ GÜZEL İŞLER
- ŞU KARŞIKİ DAĞ DUMANLI DAĞ
- BAĞIMSIZLIK SAVAŞIMIZIN YAPILDIĞI TOPRAKLARDAN SİZLERE SELAM GETİRDİM
- MERHABA YEŞİL
- MÜZELER HAFTASI GEÇİP GİDERKEN
- ANAYASALAR VE EĞİTİM
- UFAK TEFEK ŞEYLER
- KENTLER HUZUR VEREN OTURMA YERLERİ OLMALI
- TAKVİMLERDEN YAPRAKLAR
- YAREN DAĞI’NIN TEPESİNE ÇIKIP BAĞIRSAM MI?
- TÜRK HARF DEVRİMİ VE MİLLET MEKTEPLERİNİN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI
- TÜRKİYE’DE DEĞİŞİM CUMHURİYETLE BAŞLADI
- CUMHURİYET BAYRAMI ANILARI
- DENİZ, DENİZ AKDENİZ
- ANALAR VE ANA SEVGİSİ
- KÖY ENSTİTÜLERİ
- SEKSEN DÖRT YIL ÖNCEYDİ- ALİAĞALILAR MUSTAFA KEMAL’İ GÖRDÜ
- SU NİMETTİR
- KADIN VE ÇOCUK
- EĞİTİM VE ÖĞRETİM BİRLİĞİ
- KIRMIZI ŞERİTLİ MADALYALAR VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
- UYGARLIK VE KADIN
- EYLÜL AYINI SEVMEYEN VAR MI?
- BU VATAN TÜRK MİLLETİNİNDİR
- ZEYTİNLERE DOKUNMAYIN EFENDİLER
- YURDUMUN SINIRLARI NASIL ÇİZİLDİ
- DENİZCİLİK BAYRAMI
- HER AYIN ÜÇÜNCÜ HAFTASINDA MÜZELER ÜCRETSİZ OLSUN
- CUMHURİYETE GİDEN YOLUN BAŞI ONDOKUZ MAYIS
- ANA OLMAK
- HERKESİN HIZIRI İLYASI FARKLI
- SEVİLEN AY MAYIS
- ÇEŞMELER
- DENİZKIZLARI- DENİZİN KADINLARI
- DOKUZLARDAN-ONÜÇLERE
- SARSILMAK, SALLANMAK, KORKMAK
- TAŞMAK COŞMAK VE KONTROL
- HER BELDEYE BİR ABDURRAHMAN
- GİT GEMİ DEMİR ATMA BU LİMANA (2 )
- GİT GEMİ DEMİR ATMA BU LİMANA
- MUSTAFA KEMAL VE ASKERİ İZMİR YOLLARINDA
- DUMANLIDAĞI KAZILARI
- ALİAĞA ÇEVRESİNDE XIX YÜZYIL SONU ARKEOLOJİK KAZILAR
- ARAPÇİFTLİĞİ SATILIK
- NEMRUT ( KYME ) KAZILARI FOÇA’DAN SORULDU
- HUKUK KÖŞESİ