DENİZ KELİMESİ TÜRKÇE MİDİR?
01 Temmuz 2020, Çarşamba Paylaş Gönderiyi YayınlaTürklerin Orta Asya’dan Anadolu’ya getirdikleri kelimelerin içinde ada, deniz ve kayık kelimeleri vardı. Asya kıtasında kalabalık olarak yaşanan yerlerde nehir ve göllerden yük ve insan taşımakta yararlanıyorlardı. Elbet Türk boyları okyanuslardan uzaktı. Bir iç deniz olan Hazar Denizinde ve Maveraünnehir’de Oğuz Türkleri kayık ve sal kullanıyordu.
Çocukluğumun ilk yılları köyde geçti. Yine de çam ağacı kabuklarından kayık yapar, mahalle çeşmesinin havuzunda yüzdürürdük. Bundan altmış yıl önce suda yüzebilen pilli oyuncaklar yoktu. Fakat ince tahtalar da kayık vazifesi görürdü. Aliağa ilçesine beş- altı yaşımdan itibaren babam veya dedemle gelerek iskeleye inerdik. Denizin ne kadar büyük su parçası olduğunu ilk gördüğümde çok şaşırdım. Halife Ömer Suriye Valisinden Denizin ne işe yaradığını sormuş. Vali de taşıma ilerinde ve deniz ürünlerinden yararlanılır demiş. Tehlikesi var mı, diye sorunca vali de yüzme bilmeyenler boğulur diye cevap vermiş. Rivayete göre Hz. Ömer de “Müslümanlara denize girmeyi yasaklıyorum” demiş. Ne kadar doğrudur bilinmez. Benim tahminime göre denizin insanlığa faydasını görmeyenler için dile getirilmiş bir batıl inanç anlatımı olabilir.
Asya’nın ortasında elbet şimdiki yurdumuzdaki gibi denizler yoktu. Oğuzların ekonomisi hayvancılığa dayanmaktaydı. Büyük Selçukluların ilk dönemlerinde denize ilgisi yeterli değildi. Malazgirt Savaşının kazanılmasından tam on yıl sonra Oğuzların Üçoklar kolundan ve Çavuldur boyundan Çaka Bey isimli bir yiğit 1081 yılında Batı Anadolu’da bir beylik kurdu. On altı yıl yaşayıp sona eren beyliğin merkezi İzmir’di. Foça ve Urla da beyliğin diğer kentleriydi. Çaka Bey İzmir’de kırk parçalık bir donanma kurdu. Ege Denizi’ndeki Midili ve Sakız gibi bazı adaları ele geçirdi. Türk Deniz kuvvetleri, Çaka Bey’in devlet kurma yılı olan 1081 yılını deniz kuvvetlerinin kuruluşu olarak kabul ederler.
Osmanlı Devletinde denizcilik vardı. Fakat Barbaros Hayrettin Paşa’nın Osmanlı Devletinin hizmetine girinceye kadar Akdeniz’de sefer yapacak güçte değildi. 1533 yılında Kanuni Sultan Süleyman Hızır Reis’i ( Barbaros H. Paşa) İstanbul’a çağırıp, donanmanın başına geçirdi. Barbaros ve onun yetiştirdiği kaptanlar uzun süre Akdeniz’i bir iç deniz gibi kullandılar. Bazı kaptan paşalar Hint Okyanusu’nda da Osmanlı gücünü gösterdiler. Osmanlı Devleti’nin kuvvetli olduğu yıllarda yerli Rum ve Museviler İmparatorluğun limanları arasında seyahat ve nakliye işlerini yürütürdü. Avrupa ve Anadolu arasında önce Ceneviz ve Venedikliler gemi işletti. Osmanlı padişahları ve devletin ünlü vezirleri imanlar arasında ticari filo kurmayı düşünmediler. Buğday, kuru meyve, dokuma imalatı eşyaları ve diğer Avrupa malları yabancı gemiciler tarafından taşınırdı. Tanzimat’tan sonra suyolu taşımacılığı, Fransız, İngiliz, Hollanda ve diğer ülkelerin gemicileri tarafından yürütülüyordu. Hâlbuki diğer ülkeler birbiriyle yaptıkları ticarette gümrük vergisi alıyordu. Osmanlı Devleti ekonomik olarak kayıptaydı. Devlet iyice gerileyince yabancılara adli, ticari alanda daha geniş haklar verildi. Balkan Savaşı, Birinci Dünya Savaşı sırasında devlet bu durumdan çok zarar gördü.
Kurtuluş Savaşıyla yabancıları yurttan çıkardık. Savaş bitince barış gerekti. Lozan’da taraf olan devletler toplandı. Türkiye’nin siyasi, sosyal ve ekonomik olarak tam bağımsızlık ilkesi katılanlar tarafından kabul edildi. 24 Temmuz 1923 tarihinde barış imzalandı.
Türkiye Cumhuriyeti Yunanistan’da bunan soydaşlarımızı Türkiye’ye getirdi. Hemen her şeyi düzeltmek kolay değildi. Şimdi, Türk Limanları arasında taşımacılığı Türk gemileri ve Türk bayrağı taşıyan gemiler yapacaktı.. 20 Nisan 1926 tarihinde limanlarımız arasında gemi işletilmesi Türklerin gemileriyle yapılması kanunla düzenlendi. .Bu kanuna “Kabotaj Kanunu” adı verildi. Aynı yıl 1 Temmuz’dan itibaren kanun yürürlüğe girdi. Bir Temmuz yüzme bayramı değil denizlerimize sahip olma ve ticaret filomuzu güçlendirme bayramıdır
Atatürk’ün denizcilik ile ilgili birçok sözü var. Onun şu sözüyle denizcilik ve kabotaj bayramınızı kutlarım. “Denizciliği Türk’ün büyük ulusal ülküsü olarak düşünmeli, onu az zamanda başarmalıyız.”
Yazarın Tüm Yazıları
- KÖY ENSTİTÜLERİNİN ORTAYA ÇIKIŞI
- EĞİTİM VE ÖĞRETİM BİRLİĞİ
- ATATÜRK’ÜN ÖZDEYİŞLERİ’NDEN BİR DEMET
- Atatürk’ün fikir hayatına katkıda bulunan etmenler
- ALİAĞA’NIN KURTULUŞU
- BÜYÜK TAARRUZ (Yeni Kitaptan)
- Sevgi üzerine düşünceler
- HER ÇOCUĞUN ANNESİ BİR MELEKTİR
- BABAM BİR EĞİTMENDİ
- CEHALETİN ÜZERİNE YÜRÜYEN GENÇLER
- ATATÜRK KIYI EGE’YE VE ALİAĞA’YA NİÇİN GELDİ?
- MUSTAFA KEMAL’İN YURT GEZİLERİ
- SEKİZ MARTI DÜŞÜNÜYORUM
- ALİAĞA’NIN KURTULUŞUNUN YÜZÜNCÜ YILI
- BAŞKOMUTANLIK MEYDAN SAVAŞI
- ŞU İZMİR’DEN NE GELİR?
- 1 TEMMUZ GÜNÜ
- ÇEVRENE İYİ BAK- İYİ DAVRAN- İYİ GELECEK BUL
- KADINA SAYGILI OL
- KURTARICININ DOĞDUĞU YER ÇANAKKALEDİR
- MÜZELERDE GÖRÜLEN SANAT ESERLERİNDEKİ KADIN FİGÜRLERİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME
- ATEŞ VE KOR
- GÜZELHİSAR’IN GÜLLERi, KARANFİLLERİ
- GÜZELHİSAR’DA HAMAMLAR
- TÜRKLERDE HAMAM
- ALTMIŞ YIL ÖNCESİNDE OLAĞAN BİR GÜN
- BİR KÖY ÖĞRETMENİNİN ANILARI
- TÜRK DİLİ MİLLETİN KALBİDİR, ZİHNİDİR
- KURTULUŞA DOĞRU
- EGE’DE BÜYÜK TAARRUZ ÖNCESİ VE SONRASI
- GÜZELHİSAR-I MENEMEN
- İSTANBUL- SAMSUN YOLU İSTİKLAL YOLUDUR
- MART AYI DERT AYI
- GÜZELHİSAR ÇAYINDA GELENEKSEL BALIKÇILIK
- BİR KIYI KENTÇİĞİNİN KURTULUŞU
- YİRMİ ALTI AĞUSTOS’TAN OTUZ AĞUSTOS’A
- ANADOLU’YU VE ÜLKESİNİ ÇOK SEVEN BİR ADAM
- DENİZ KELİMESİ TÜRKÇE MİDİR?
- 19 MAYIS’I ASLA UNUTMA
- ANA SEVGİSİ
- SALGIN HASTALIKLAR
- RADYO
- HER YENİ BİR UMUT OLUR MU?
- MİS GİBİ GÜZEL İŞLER
- ŞU KARŞIKİ DAĞ DUMANLI DAĞ
- BAĞIMSIZLIK SAVAŞIMIZIN YAPILDIĞI TOPRAKLARDAN SİZLERE SELAM GETİRDİM
- MERHABA YEŞİL
- MÜZELER HAFTASI GEÇİP GİDERKEN
- ANAYASALAR VE EĞİTİM
- UFAK TEFEK ŞEYLER
- KENTLER HUZUR VEREN OTURMA YERLERİ OLMALI
- TAKVİMLERDEN YAPRAKLAR
- YAREN DAĞI’NIN TEPESİNE ÇIKIP BAĞIRSAM MI?
- TÜRK HARF DEVRİMİ VE MİLLET MEKTEPLERİNİN ÇAĞRIŞTIRDIKLARI
- TÜRKİYE’DE DEĞİŞİM CUMHURİYETLE BAŞLADI
- CUMHURİYET BAYRAMI ANILARI
- DENİZ, DENİZ AKDENİZ
- ANALAR VE ANA SEVGİSİ
- KÖY ENSTİTÜLERİ
- SEKSEN DÖRT YIL ÖNCEYDİ- ALİAĞALILAR MUSTAFA KEMAL’İ GÖRDÜ
- SU NİMETTİR
- KADIN VE ÇOCUK
- EĞİTİM VE ÖĞRETİM BİRLİĞİ
- KIRMIZI ŞERİTLİ MADALYALAR VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
- UYGARLIK VE KADIN
- EYLÜL AYINI SEVMEYEN VAR MI?
- BU VATAN TÜRK MİLLETİNİNDİR
- ZEYTİNLERE DOKUNMAYIN EFENDİLER
- YURDUMUN SINIRLARI NASIL ÇİZİLDİ
- DENİZCİLİK BAYRAMI
- HER AYIN ÜÇÜNCÜ HAFTASINDA MÜZELER ÜCRETSİZ OLSUN
- CUMHURİYETE GİDEN YOLUN BAŞI ONDOKUZ MAYIS
- ANA OLMAK
- HERKESİN HIZIRI İLYASI FARKLI
- SEVİLEN AY MAYIS
- ÇEŞMELER
- DENİZKIZLARI- DENİZİN KADINLARI
- DOKUZLARDAN-ONÜÇLERE
- SARSILMAK, SALLANMAK, KORKMAK
- TAŞMAK COŞMAK VE KONTROL
- HER BELDEYE BİR ABDURRAHMAN
- GİT GEMİ DEMİR ATMA BU LİMANA (2 )
- GİT GEMİ DEMİR ATMA BU LİMANA
- MUSTAFA KEMAL VE ASKERİ İZMİR YOLLARINDA
- DUMANLIDAĞI KAZILARI
- ALİAĞA ÇEVRESİNDE XIX YÜZYIL SONU ARKEOLOJİK KAZILAR
- ARAPÇİFTLİĞİ SATILIK
- NEMRUT ( KYME ) KAZILARI FOÇA’DAN SORULDU
- HUKUK KÖŞESİ