24 Temmuz 2024, Çarşamba

Tunç Öndemir: ‘Türkiye’deki müzikal anlayışı değiştirmek isterdim’

1 Temmuz 2024, Pazartesi 07:50

     


Müzik sahnesinde tanınan ve saygın bir yer edinen müzisyen, söz yazarı, besteci ve solist Tunç Öndemir kısa bir süre önce ilk Single'ı 'İyi misin?'i yayınladı. Kendisiyle müzik yaşamı üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik. İyi okumalar.

Söyleşimize kısa bir süre önce müzikseverlerle buluşan yeni Single'ınız 'İyi misin?'  ile başlamak istiyorum. 'İyi misin?' hakkında neler söylemek istersiniz?

‘İyi misin?’ yakın zaman bestelerimden biri. Ezgisini ve sözlerini bir kısmını rüyamda gördüğüm bir şarkıdır. Onun dışında şarkıyı yazdığım günlerdeki birkaç özel durum da şarkını tamamını yazabilmek adına beni tetikledi. Uzun zamandır şarkı yazıyorum, çokça şarkı birikti ama İyi misin? en sevdiklerimden biri diyebilirim. Bir de kendimi ilk onunla tanıttığım için ilk göz ağrım da diyebilirim. Aranjesi ile, çalımları ile, yaylıları ve diğer detayları ile ve koyulduğu yer itibarıyla epey içime sinen bir şarkı oldu.

Müzik kariyerinizdeki yolculuğunuza nasıl başladınız?

7 yaşında babamın yazdırdığı müzik kursunda mandolin ve solfej öğrenerek müzik hayatıma başladım. Daha sonra gitar çalmak istedim. Lise yıllarında gitara ağırlık verdim. İlk besteler o zamanlar çıkmaya başladı. Bir yandan kulüplerde canlı müzik programları yapmaya başladım. Üniversitede müzik okumaya karar verdim. Marmara Üniversitesi Müzik Öğretmenliği Bölümünü kazandım. Üniversitede hem gitara hem de sanatçılara çalmaya ağırlık verdim. Rene Macaroğlu’ndan klasik gitar, Ricardo Moyano’dan latin gitar, üniversiteden sonra da Neşet Ruacan’dan caz gitar ve Erkan Oğur’dan perdesiz gitar dersleri aldım. Daha sonra İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nı kazandım. Fakat düşündüğüm veya planladığım eğitimden daha farklı bir eğitim alıyor olduğumu fark ettiğimde birincilikle girmiş olduğum halde okulu yarım bıraktım. Uzun süre Türk müzik piyasasında Gökhan Kırdar, Bora Öztoprak gibi bazı şarkıcılarla çalıştıktan sonra Birsen Tezer’le yolum kesişti. Çok uzun yıllardır hem tüm albüm kayıtlarında hem de sahnede kendisiyle çalışmaktayım.

Solistliğinizin yanı sıra söz yazarlığı ve bestecilik taraflarınız da var.  Yaratıcı sürecinizi besleyen ilham kaynakları nelerdir?

Yaratıcılığı tetikleyen birkaç şart var. Öncelikle kafamın boş olması gerekiyor. Öğretmenlik, dersler, sahne ve benim kayıtlar, aranjeler vs derken aslına bakarsanız çok fazla vaktim olmuyor. Garip bir şekilde rüyamda başkalarının söylediği şarkıları görüp, “bunu keşke ben yapsaydım” dediğim fakat uyanınca aslında öyle bir şarkı olmadığını, şarkıyı uykuda beynimin bestelediğini anladığım parçalarım haricinde üretmek için; uygun bir ortam, yalnız çalışmak, yaşanmış bazı olaylar ve bir gitar gerekiyor.

Bir önceki soruyla bağlantılı olarak devam edelim. Söz yazarlığı, bestecilik, solistlik gibi farklı roller arasında geçiş yaparken yaşadığınız zorluklar ve keyif aldığınız yanlar nelerdir?

Aslına bakarsanız bahsettiğiniz bu roller iç içe geçmiş bir biçimde düşünülebilir. Misal ozan kültüründe kişinin eseri yazması, bestelemesi, çalması ve söylemesine alışığız. Bu dörtlü fonksiyon gerek geleneksel müzikte gerekse çağdaş ozanlıkta bir bütündür. Ben nacizane bir şeyler yazmaya çalışan bir müzisyen olarak mümkün mertebe hepsini bir bütün olarak düşünmeyi terci ediyorum. Yani sözleri yazarken müziği, müziği yazarken gitar cümleleri, gitarı çalarken söyleme tavrı adeta yekpare olarak dökülüyor diyebilirim.

Kendinizi ve müzik tarzınızı en iyi tarif eden üç kelime nedir?

Beni tarif edecek birkaç kelime müzikal anlamda ‘inanç, sebat ve müziğe olan yüksek sadakat’ olabilir. Müzik tarzımı tarif edecek kelimeler ise küçükken dinlediği müziklere sadık kalmış bir yapıyı benimsediğimden ‘retro, vintage ve melankolik nostalji’ olabilir. Öyle sorduğunuz için aklıma ilk gelenleri söyledim :)

Sizden devam edelim söyleşiye. Tunç Öndemir kendisini en iyi nasıl ifade eder. Olmazsa olmazları neler?

Kendimi en çok müzikle ifade edebilirim. Konuşamadığım, anlatamadığım şeyleri çalarak veya şarkılarımla anlatmaya çalışırım. Aslen içe kapanık biri değilim, sosyalimdir. Veya yerine göre sessiz de diyenler oluyordur elbet. Fakat hiçbir sosyal an, şarkılarımda anlatmaya çalıştığım şeyleri karşı tarafa aktaracak şeffaflıkta olamıyor elbette. Şarkılarda bu görünürlük epey yüksek oluyor. Bu yüzden üretim zamanı biraz yalnız kalmayı tercih ediyorum.
 Olmazsa olmazım müziğe hizmet ve ‘sanat için sanat’tır. Popüler kültür öğelerini kullanmak, bu kültürün bir ferdi olmak istemem. Yaptığım müziğin iyi olması başlıca hedefim. Zaten hedef dinleyicilerim, gerek Birsen Hanım’la yaptığımız müzikten gerekse aldığımız eğitimden dolayı bizden yüksek bir müzik ve müzisyenlik bekler hatta paylaşımları ile bunu epey belli ediyorlar da. Ben bunun için de elimden geleni yapıyorum. Her ne kadar sevdiğim çalgıları, müzikal cümleleri, sevdiğim arkadaşlarımla ilkin müzik adına kaydediyor olsam da şarkıların; dinlenebilir, bir şeyler hissettirebilir, her türden müzik dinleyicisinin derinliklerine ulaşabilir olmasının yazım, aranje ve diğer müzikal teknik detaylar açısından çabasını gösteriyorum.

Sizin için günümüzün Tanju Okan’ı benzetmeleri de yapılıyor. Ne söylemek istersiniz. Bu konu hakkında?

Şarkıyı böyle bir şeyi düşünerek yazmadım elbette. Hatta kendim de çok benzetemiyorum. Belki şarkının mırıldanma kısmı çağrıştırıyor olabilir. Bu arada şans eseri Kadınım şarkısı ile aynı tonda bestelemiş olmam bile bunda rol oynayabilir. Fakat ilk dinlettiğim insanlardan itibaren adeta ağız birliği edilmiş gibi bu benzetme yapılmakta. Daha önce böyle birinin çıkmadığını düşünüyorum hatta biliyorum. Tek program yaptığım zamanlarda Tanju Okan’dan çok parça çalıp söyledim. Kendisi gibi dev bir çınarın gölgesinde anılmaktan ben yalnızca gurur duyabilirim.

Birçok sanatçının albümüne konuk oldunuz ve ortak projelere de imza attınız.  Önce şunu sorayım; ortak çalışmalarda yer almak nasıl bir duygu? Devam edeyim soruya ‘İyi misin’ gibi bireysel çalışmalarınız olacak mı?

Bir müzisyenin albümüne konuk olmak, kendinden bir şeyler katmak, bir yerlerde çalarken dinlemek yani tabiri caizse ‘çorbada tuz olmak’ epey keyif verici benim için. Bunu çok kez deneyimledim. Bunun benim müzikal gelişimime de çok şey kattığını düşünüyorum.

‘İyi misin?’ 8 şarkılık müstakbel albümümün ilk çıkan şarkısıydı. İkinci şarkı da yolda, yakında dinleyici ile buluşacak. Ondan sonra yaklaşık her 2 ayda bir yeni şarkı ekleyerek albüme tamamlayacağız.

Sosyal medyanın ve dijital platformların müzik kariyerinize etkisi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Sosyal medya elimizdeki en büyük güç artık. Hiçbir şey bu kadar etkili değildir diye düşünüyorum. Kaldı ki müzik uygulamaları dışında malum artık kaset, cd yok. Plak var, plakla da ulaşılacak kesim çok sınırlı diyebiliriz. Birsen Tezer’in konserlerinde kendisiyle yaptığımız düetler ve benim parçamı çalıp söylemem dışında insanların beni ve şarkımı tanıması açısından sosyal medya ve dijital müzik platformları oldukça kullanışlı oldu.

Müzik kariyerinizde elde ettiğiniz deneyimlerden yola çıkarak, genç müzisyenlere neler tavsiye edersiniz?

Çalışmak ve sebat etmek başta olmak üzere her zaman iyi müziğin peşinde ve yanında olmaları en büyük tavsiyemdir. Kalıcı ve özel olmak için mutlaka müzikal çaba gerekiyor.

Gerçekleştirdiğim röportajların klasik sorusudur. Size de sormak istiyorum. Elinizde sihirli bir değnek olsaydı ne yapmak isterdiniz?

Türkiye’deki müzikal anlayışı değiştirmeyi isterdim.

(SERKAN SELİNGİL) 

 

 

 

 

 







 
Son Eklenen Haberler