20 Haziran 2024, Perşembe

“Müziğimi kategorilendirmek istemiyorum”

7 Nisan 2023, Cuma 06:55

     


Katiliyim Hislerimin’ adlı parçası ve Hakan Böcek ile ortak çalışması olan “Yasak Aşk” şarkısı ile dijital müzik servislerinin üst sıralarında yer alan Ezgi Pekel ile müzik yaşantısını, çocuk tiyatrolarını, pandemi sürecinde ve hepimizde derin izler bırakan deprem sürecinde müzisyen olmanın zorluklarını konuştuk.

Müzikle ne zaman tanıştınız diye sorarak başlıyorum röportajıma. İlave olarak da müzik sizin için neyi ifade ediyor diyerek sorumu tamamlayayım.

Müzikle tanışmam çocukluk yıllarıma dayanıyor. Bir enstrüman ile tanışıp çalmaya başlamam ise ilkokul yıllarımda oldu. Hayatımı müzik üzerine kurdum ve onun çevresinde şekillendiriyorum. O yüzden müzik benim için bir yaşam şekli.

Kurumsal hayattan vazgeçip müzikle ilgilenmeye karar vermişsiniz. Böyle bir karar almanıza ne sebep oldu?  Bu kararı aldığınızda çevrenizden nasıl tepkiler aldınız?

Daha çok kişiliğim ve içimdeki müzik yapma isteği sebep oldu diyebilirim. Kendimi kurumsal hayatta konumlandıramadım. Devam etsem elbette çarkın bir parçası olabilirdim ama mutsuzdum ve istemedim. Ailem ve dostlarım da bu kararımla ilgili hep yanımda oldular, yadırgamadılar ve desteklediler.

 Müziğinizi rock-alternatif olarak değerlendiriyor olmak yeterli olur mu? Siz müziğinizi nasıl tanımlarsınız?

Müziği daha doğrusu kendi müziğimi bir kalıba sokmak istemedim hiçbir zaman. Yazdığım şarkıların bana ne hissettirdiğine ve dinleyicinin ne hissetmesini istediğime göre şekilleniyor müziğimin tarzı. Şu zamana kadar genelleme yapmak istersek rock ve alternatif sularda yüzdüm daha çok doğrudur. Ama başka tarzlarda da şarkılarım oldu ve bundan sonra da olacaktır.  

Ezgi Pekel kendini nasıl anlatır; kimleri dinler, kimleri okur? Müzik yaşamınızda örnek aldığınız müzisyen/müzisyenler var mı?

Konfor alanımdan çıkmayan ve çıkmayı da çok tercih etmeyen biriyim. Evcimen bir insanım. Evde vakit geçirmeyi severim. Her tarzda müziği dinlerim ve bunlardan beslenmeye çalışırım. Ama eskileri daha çok tercih ediyorum. Coldplay, Radiohead, Björk, Mor ve Ötesi, Portishead, Sting, Stevie Wonder, Daft Punk arşivimin vazgeçilmezleridir ve ilham aldığım değerli müzisyenlerdir. Şu ara çok kitap okumaya odaklanamasam da kütüphanemden eksik olmayacak yazarlar: Tezer Özlü, Kazuo Ishiguro, Ursulua K. Le Guin, George Orwell.

Çocuk oyunlarının müziklerini de besteliyorsunuz. Oyunu seyrettiğinizde neler hissettiniz? Sizce bir müzisyen açısından şarkı yayımlamakla oyun müziği yapmak arasında duygusal farklılıklar var mı?

Çocuk oyunları müziği yapmayı ve çocuk tiyatrosunu izlemeyi çok seviyorum ve beni motive eden bir durum. Oyunu izlerken çocukların şarkıları bilmemesine rağmen eşlik etme istekleri ve ritm tutmaya çalışmaları beni çok mutlu ediyor. Şarkı yayımlamaktan biraz farklı bir durum. Burada kendinizden çok çocukları düşünmeniz onların ruh halini anlamanız ve onların dünyasını hayal etmeniz gerekiyor. Empati duygunuz gelişmişse ve çocuk olmayı seviyorsanız bu işi yapabilirsiniz.

Pandemi  sürecinde müzisyenler çalışma konusunda oldukça zor bir süreç yaşadı. Hemen üzerine de  milletçe çok sarsıldığımız bir deprem felaketi yaşadık; hiçbir şeyin hiçbirimiz için eskisi gibi olamayacağı günlerden geçiyoruz. Ve müzik dünyası bu acılara yine her zaman olduğu gibi mesleki imkânsızlıklarını da eklemeyi ihmal etmedi. Üstelik bu son felaketi Adana’da bizzat yaşamış bir müzisyen olarak bu konuda yorumlarınızı rica edebilir miyim?

Maddi gelirini sadece buna endeksleyen insanlar için müzisyenlik her dönem zor bir meslekti. Bırakın büyük felaketleri ülkedeki herhangi ufak bir gündemden bile ilk bizler etkileniriz. Pandeminin etkileri, saat yasakları, festival iptalleri derken maalesef yaşadığımız bu deprem, işleri durma noktasına kadar getirdi. Ülkemizdeki telif hakları gelirleri ve dijital platform gelirleri komik sayılabilecek bir oranda. Müzisyenlerin tek geçim kaynağı sahneler ve konserler. Zaten enflasyona da yenik düşen kaşeler karşısında bu kadar zorluktan nasıl çıkabiliriz inanın ben de çok kestiremiyorum. 

Solo kariyerinizle birlikte müzisyen dostlarınızın şarkılarına eşlik ederken de dinliyoruz sizi.

Kutlay Uyar ile “Daha Fazla Silinmeden” ve yakın zaman içinde de bir başka ortak şarkınız Hakan Böcek ile gerçekleştirdiğiniz “Yasak Aşk” şarkısı. Bu şarkılar ve kayıt süreçleriniz hakkında neler söyleyeceksiniz. Ben iki tanesini yakaladım ama bu tarz başka feat. çalışmalarınız da oldu mu?

Çalışmalarını beğeniyle takip ettiğim ve sosyal hayatımda da zaman geçirdiğim müzisyen dostlarımla böyle ortak projelerde buluşuyoruz. Bu konuda bana güvendikleri ve şarkılarını emanet ettikleri için minnettarım. Kutlay da Hakan da birlikte çalışması zevkli ve rahat olan dostlarım. Kayıt sürecinde her şeyi bana bırakılar, sen nasıl istiyorsan, nasıl söylemek istiyorsan öyle yap derler ve gerisine karışmazlar. O yüzden de ortaya hep inandığımız ve samimi bulunan böyle güzel şarkılar çıkar. Yine Adana’ dan sevdiğim arkadaşlarımın grubu Plastic ile , kaybettiğimiz ortak bir dostumuz Ece için “ Olduğun Yerde Kal” şarkısını kaydetmiştik.

Yeni projelerinizden bahseder misiniz?

Yaşadığımız deprem felaketinden sonra herkes gibi hayata farklı bakmaya başladım. Uzun vadeli planlar yapmıyorum artık. Olayları ve hayatı biraz akışına bırakmak gerekiyor sanırım. Tabi ki bu bir şeyler üretmeyeceğim anlamına gelmiyor. Ama uzun uzadıya bir plan program oluşturmayacağım. Elimde kaydı alınan şarkılar var zamanı geldikçe onları paylaşıyor olacağım.

Röportajlarımdaki klasik sorumu size de sormalıyım. Elinizde sihirli bir değnek olsaydı ne yapmak isterdiniz?

Çok zor soruymuş. Üzerine saatlerce düşünülmesi gerek aslında emin olmak için ama aklıma gelen ilk şeyi söyleyeyim o zaman. Herkese empati duygusu yüklemek isterdim. Belki o zaman birbirimizi daha iyi anlayıp ona göre davranabilirdik ve ilişkiler, hayatlar bu kadar zor olmazdı.

(SERKAN SELİNGİL) 







 
Son Eklenen Haberler