131019098
20 Eylül 2020, Pazar

“HEPİMİZ BİRER ATİYE’YİZ”

10 Şubat 2020, Pazartesi 06:51

     


Film ve dizi izleme platformu Netflix’in Türkiye’de yaptığı ikinci orjinal dizi olan ve başrollerinde Mehmet Günsür ve Beren Saat’in rol aldığı ATİYE’ye ilham veren, ‘Dünyanın Uyanışı kitabının yazarı Şengül Boybaş ile Göbeklitepe’yi, fantastik edebiyat dünyasını, projelerini ve Atiye’nin öyküsünü sordum. İyi okumalar…

Tüm ülkenin gündemini oluşturan Atiye dizisi yayınlandı. Siz bu diziye ilham veren roman olan Dünyanın Uyanışı’nı kaleme aldınız. Sizi kendi cümlelerinizle tanımak isteriz, Şengül Boybaş kimdir?

Üniversitede Halkla İlişkiler ve reklam okuduktan sonra Livkon International'a devam ettim ve Life Coach&NLP sertifikası aldım. Eğlence sektöründe organizasyonlar yapıyordum sonra o işi bırakıp bireysel danışmanlık ve koçluk yapmaya karar verdim.

Yaklaşık 10 yıldır; geliştirdiğim teknikleri kullanarak danışanlarımın kendilerini tanımalarına, çevrelerindeki olayları anlamlandırmalarına, kişisel ilişkilerini geliştirmelerine, gelecek vizyonlarını netleştirmelerine, iş hayatlarında başarıyı yakalamalarına yardımcı oluyorum. İnsanların hayatlarına dokunmayı seviyorum. Ayrıca yeni şeyler öğrenmekten çok zevk alıyorum. Son yıllardaki en büyük tutkum ise yazmak.

Dünyanın Uyanışı romanı ve dolayısıyla Atiye dizisinin odağında Göbeklitepe var. Sizi, Göbeklitepe’yi anlatmaya iten şey neydi?

2014’ün Aralık ayında yani 2015’e girerken Göbeklitepe’yi ziyaret etme şansım oldu. Görene dek bu mekân hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Gördüğümde önce zihnim algılayamadı. Daha önce gördüğüm, bildiğim ya da incelediğim hiçbir yere, hiçbir kültürün izlerine benzemiyordu Göbeklitepe’dekiler. Fakat onu hissettim, hem de bütün hücrelerimde.

Alana girer girmez beni, bir manyetik enerji alanı karşıladı ve tüm bedenimi sardı. Kış döngüsünde gitmiştim ona rağmen hava açıktı ve yeni bir yıla girerken yıldızlar berrak bir şekilde karşımda duruyordu.

Tüm Zodyak, Göbeklitepe’nin halkalarından oluşan bir saat şeklinde dönüyor gibiydi. Sanki bir adım daha atarsam, başka bir evrende, Samanyolu’nun herhangi bir takımyıldızında uyanacaktım.

Oradaydım ve yeni bir hayatın belki de yeni bir zamanının eşiğinde duruyordum. Bildiklerim bilmediklerime, öğrendiklerim ise öğrenmediklerime dönüştü. En karanlık günler artık benim için karanlık değildi. Karanlık zannettiklerim, içinde yaşadığım gerçeklerdi. O anki arayışım, karanlığın içindeki ışıktı. İşte o ışık, oradaki kadim tarih, zihnimde neler olduğunu çözmemi sağlayacaktı.

Günler, haftalar, aylar boyunca Göbeklitepe ile uyuyup uyandım. O benim dünyamdı, etrafında olup biten her şeyle ilgiliydim. Beklenmedik bir gerçek, var olmuştu. Ben uyanmıştım. Artık her şeye farklı bir gözle bakıyordum. Geriye, hissettiklerimi anlatabileceğim bir mecra bulmak kalmıştı. İlk olarak “A” harfi çıktı ağzımdan ve kalemimden “ATİYE”, “ARMAĞAN” kelimeleri döküldü. Göbeklitepe bana bir armağandı ve insanlığa da öyle.

Biz ülke olarak fantastik edebiyatta kalem oynatmaya hep daha mesafeli olduk. Siz buna nasıl cesaret ettiniz?

Aslında ülkemizde son yıllarda fantastik edebiyat yazarlarının ve okurların sayısı artıyor. Yurt dışında yayınlanan Harry Potter, Yüzüklerin Efendisi, Game of Thrones gibi eserlerin etkisi olsa gerek, Türk fantastik okuru sayısının hızla arttığını düşünüyorum. Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Dirilen İskelet kitabıyla başladık, İhsan Oktay Anar'ın Puslu Kıtalar Atlası ile devam ettik ve her gün yeni eserler görüyoruz. Bu sevindirici bir gelişme.

Bana gelince; yaşamım boyunca görülenin, gerçek dünyanın ötesinde olana ilgi duyduğum için fantastik kitap yazıyorum. Fantastik kitaplar hayal gücüne sonsuz bir özgürlük veriyor. Modern çağın zorluklarından yorulan insanların masal tadında eserlere ilgi duyması da çok anlaşılabilir bir durum.

Bu tür, edebiyat içinde bir renk ve bence en güzel renk. Çünkü fantastik kitaplarda kendinize, hayallerinize ait çok detaylı bir dünya yaratıyorsunuz, -öyle ki kendi tarihi, kültürü, ırkları, çelişkileri, savaşları var- bu dünyanın içinde karakterler geliştirip olaylar yaratıyorsunuz. Temalar daha evrensel olabiliyor. Bu türü çok seviyorum.

Kitabınızın ismi Dünyanın Uyanışı. Sizce dünya uyanmaya Göbeklitepe’den mi başlayacak?

Göbeklitepe, dünyanın en eski arkeolojik keşfi ve yalnızca yüzde 5'i gün yüzüne çıkarılabildi. Alanın tümü ortaya çıkarılabilse ve bilim insanları onun sırlarını çözebilse dünya için büyük bir uyanış olur. Tüm kanıtlar buranın, insanlığın doğduğu yer olduğunu gösteriyor. Buradan elde edilecek bilgilerin insanlık tarihi açısından büyük önem taşıdığına ve bir uyanışa yol açacağına inanıyorum.

Atiye karakterini yaratırken kendinizden mi yola çıktınız?

Atiye, kendi içinde dönüşümü gerçekleştirebilen bir karakter ve evet, bu yönüyle Atiye'yi yaratırken kendi içsel yolculuğumdan yola çıktım. Atiye, spritüel varoluşun, aslında yok sayılmak istenen maneviyatın koruyucusu. Hepimiz birer Atiye'yiz ya da olabiliriz.

Netflix süreci nasıl işledi? Kitabı yazarken bir film ya da dizi olabilir diye düşünmüş müydünüz?

Kitabımın yazımı yaklaşık 2,5 yıl sürdü ve yazarken dizi ya da film olabileceğini hayal ederek kaleme aldım. Kitabım bittikten sonra Nuran Evrene Şit ile paylaştım. Kendisi kanatsız melek anlattım, konu hayli ilgisini çekti. O bir senarist senaryo gözünden gördü hikayeyi ve dizi olmasına giden süreç çok hızlı ilerledi.

Kitap “Sıradan biri olman sıra dışı bir kadere sahip olamayacağın anlamına gelmiyor” cümlesi ile başlıyor. Hepimiz özel miyiz sizce?

Bu cümlede anlatılmak istenen, hepimizin özel olması değil, sıradan insanların da sıra dışı işler yapabilecekleri, başarabilecekleri aslında. Özel bir yeteneğinizin olması, üstün zekalı olmanız ya da çok zengin olmanız gerekmiyor özel şeyler yapabilmek için.

Doğuştan iki kolu olmayan 15 yaşındaki Sümeyye Boyacı'nın, yılmadan yüzerek Paralimpik Avrupa Şampiyonası'nda altın madalya alması, bunun en güzel örneği.

Sıradan, sıkıcı hayatlarımızı değiştirebilir, bizi kısıtlayan engelleri kırabilir, istediğimiz hayatı sürdürebiliriz. Kitabımda Atiye, beyaz yakalı bir plaza çalışanı, Göbeklitepe'nin çağrısına uyarak işinden istifa ediyor ve Göbeklitepe ile birlikte kendini keşfediyor. Sanırım en derin ve uzun süreç, kendimizi keşfetme süreci.

Dizi yayınlandıktan sonra çok olumlu tepkiler aldı, kitap da çok satanlar listelerinde kendine yer buldu. Siz bu tepkiyi bekliyor muydunuz?

Kitabıma inanıyordum elbette ama diziye dönüşmesini ve en çok izlenen dizi olmasını, 150 milyon üyesi olan Netflix'te, 190 ülkede yayınlanmasını umut etmiştim ve oldu. Dünyanın Uyanışı'nın Atiye karakterine hayat vermesi, tüm dünyada izlenebilen önemli ve büyük bir yapıma konu olması inanılmaz güzel bir duygu, çok gurur verici.

İlham aldığınız insanlar var mı? Döne döne okurum dediğiniz yazarlar kimler?

Tanıştığım, tanışmadığım ama hayallerini gerçekleştirmeyi başarmış birçok insandan ilham alıyorum.

Psikolojik içerikli kitapları okumayı severim, Irvin D. Yalom'un kitaplarını okurum. Rus edebiyatına hayranım çünkü çok insana dönüktür, geleneksellik ve bireysellik çatışması vardır, toplumun sosyal ve ekonomik koşulları, aşk, hırs, düşmanlık temaları başarıyla ortaya konur.

Türk yazarlardan Yaşar Kemal, Ferit Edgü çok sevdiklerimdir. Fakat itiraf etmeliyim ki son zamanlarda okumalarım da çoğunlukla mistisizme ve ezoterizme kayıyor.

Tezgahınızda yeni projeler var mı? Yine aynı türde mi bu işler?

Olmaz mı hiç! 2019'da başladığım ve bitirmek üzere olduğum harika bir kitap var. Evet, bu kitap da Anadolu mistisizmi içeriyor. Detay vermeyeceğim ama çok severek yazdığım ve çok heyecan duyduğum bir kitap oluyor. Üç kitap projem var ve 2020 yılı içinde üçünü de tamamlamış olacağım.

Dizinin 2. sezonu hatta devam sezonlarının da olacağı konuşuluyor. Peki Dünyanın Uyanışı’nın devam romanı gelecek mi?

Gelecek. Dünyanın Uyanışı böyle bir başarıyı yakalamışken ve insanların dikkatini Göbeklitepe'ye çekmişken burada bırakmak doğru olmaz değil mi? Atiye çok önemli bir misyon üstlendi, bunu devam ettirmesi kaçınılmaz. Dolayısıyla Dünyanın Uyanışı 2'nin yazılması da.

(SERKAN SELİNGİL) 







 
Son Eklenen Haberler