30 Mayıs 2024, Perşembe

‘Yaşadığımız çağ normal kalmak için elverişli değil’

10 Temmuz 2023, Pazartesi 06:03

     


Türkiye’de ilk  fantastik üçlemeyi yazan kadın yazar Gülşah Elikbank ile yeni kitabı ‘Delirmiş Evrenin Ortasında’nı ve yeni projelerini konuştuk. İyi okumalar…

Son kitabınız ‘Delirmiş Evrenin Ortasında’ ile yeniden okuyucu ile buluştunuz. Hatta geçtiğimiz günlerde düzenlediğiniz bir söyleşide okuyucunuzla yeni kitabınız hakkında da konuşma fırsatınız oldu.  Yeni kitabınızla  okuyucu ile buluşmak nasıl bir duygu?

Her yeni kitapta bambaşka bir duygu oluyor ama en önemsediğim şey, her romanımı okuyan, takip eden okurlarımın yeni bir hikayeye nasıl tepki verecekleri, sevip sevmeyecekleri oluyor. Çünkü ben tarz ve tür olarak bir kalıba sığan bir yazar değilim, her zaman kalbim neyi dert ediniyorsa onu yazar; onu da hangi edebi tür daha iyi karşılayacaksa o türde kalem oynatırım. Pek edebiyat piyasasının kolaycı tarafıyla ilgilenmiyorum bu anlamda. Ama okurlarımın fikirleri, yorumları, hele onlarla yüz yüze bir etkinlikte çok kıymetli oluyor benim için. İmkan buldukça da bu buluşmaları yapmaya gayret ediyorum zaten. Şu ana kadar Delirmiş Evrenin Ortasında tam da beklediğim karşılığı buldu, Meryem’in hikayesi kadınların kalbine dokundu.

Sorularıma yeni kitabınızla ilgili devam etmek istiyorum. ‘Delirmiş Evrenin Ortasında’, ‘Herkesin delirdiği bir dünyada aklı başında kalmak da bir nevi delilik sayılmaz mı?’ diye bir cümle var. Keşke bu cümle kitabınızdaki karakterler için geçerli olsaydı. Ama ne yazık ki bu cümle yaşadığımız çağdaki dünya içinde geçerli. Şunu sormak istiyorum; Dünya insanlığın olumsuz anlamdaki her türlü katkısıyla  hızla  tükenirken akıl sağlığını korumak ne kadar mümkün?

Çok da mümkün değil, gerekli mi ondan da emin değilim artık. Aslında bu kitabı yazma nedenim biraz da bu duygu. Kim normal kim değil? Kararı veren kim? Ölçüsü ne? Bu çağa yeni bir kriter gerekmez mi mesela? Freud yaşarken histeri tanımlanamayan hatta genellikle de kadınlara yakıştırılan bir hastalıktı ama şimdi neden olduğunu ve sadece kadınlara özel olmadığını biliyoruz. Bazen zamanın da bilime katkısı olur. Yaşadığımız çağ normal kalmak için çok da elverişli değil ya da normal tanımımız eskidi. Hangisi olduğuna okur ve yaşayanlar karar verecek elbette.

Peki, hem akıl sağlığını koruyup hem de Aklıselimi egemen kılıp dünyayı düştüğü kaostan kurtarmak mümkün mü?

Çok zor ama imkansız değil. Ben kolektif bilinçaltının gücüne çok inanıyorum. O yüzden de hep kurtuluş tek başına gerçekleşmeyecek, diyorum. Dünyayı bir kişinin değiştirmesi çok zor ama belki bir ilham vermesi olası. Önemli olan o çağrıya, o ilhama büyük çoğunluk ses verecek mi, vermeyecek mi? Dünya biz onu nasıl görüyorsak öyle aslında. Bizim bir yansımamız. İçinde daha çok dehşet görmeye devam ettikçe, tartıda artan taraf o olacak. Ne ekersek onu biçeceğiz. O yüzden sevginin, şefkatin gücünü azımsamamak gerekiyor. Şu anda dünyanın başına dert birçok kişi daha sevgi dolu bir çocukluk yaşasaydı; her şey herkes için daha farklı olurdu.

Yazarlığınızın yanı sıra edebiyat ile ilgili söyleşiler de sizi sık sık görmek mümkün.  Oldukça yoğun bir temponun içindesiniz. Sık sık İstanbul ve İzmir arasında mekik dokuyorsunuz. Hatta ülke dışına çıkıp Gürcistan Tiflis’de düzenlenen kitap fuarında Türkiye’yi temsilde ettiniz. Romanya’da ekselans diploması ile ödüllendirildiniz. Bu kadar yoğun bir tempo  sizin için zor olmuyor mu? Bir de  bu yaz, bir yazı kampı planınızın olduğunu da biliyorum. Bu yazı kampından biraz bahseder misiniz?

Bazen zorlandığım oluyor tabii ama o zaman da kendime amacımı hatırlatıyorum. O da daha çok çocuğun, gencin hayatına dokunmak ve onlara yol açabilmek, ilham verebilmek. Özellikle de gençlerin yurtdışında yaşamaya hayallerinin arttığı şu günlerde onlara bizim ülkemizin de büyük imkanları olduğunu ve dahası bizim gibi kalbi bu ülke için atacak insanlara daha çok ihtiyaç olduğunu hatırlatmak istiyorum. Türkiye’yi birçok farklı ülkede temsil ettim. Bu sene Almanya ve İsveç de olacak. Belki yetişmek zor fakat Türkan Saylan’ın söylediği gibi, her iyi eğitimli kadını bu Cumhuriyet’e borcu var. Ben de o borcu böyle ödemeye gayret ediyorum.

Yazı kampına gelince, Karaburun’da denize sıfır, sakin bir koyda, yazmanın şifalandıran tarafını doğanın içinde deneyimlemek için buluşacağız bu sefer Satsumania Village’da. 18-19-20 Ağustos tarihlerinde. Yazmak gerçek bir şifa. Bunu birçok insan yüreğinde hissetsin istiyorum bu kampla.

Yazdığınız kitaplar bir çok ülkenin diline çevrildi ve  yurt dışında da kitaplarınızı takip eden  geniş bir yabancı okuyucu kitleniz var.  Bu nasıl bir duygu?

Bu sahiden çok ilginç bir duygu. Örneğin Üsküp Kitap Fuarına davetli gittiğimde, standın önünde ellerinde Makedonca kitabımla kuyrukta bekleyen bir sürü çocuk vardı. Hatta birçok gazeteci ve televizyon muhabiri de beni bekliyordu. Makedonya’da ünlü olduğumu oraya gidince öğrendim. Keza Romanya Bükreş Kitap Fuarında özel bir törenle bana takdim edilen ekselans diploması da beni çok şaşırttı ama çok da duygulandım. Çünkü o romanı yazarken o kadar büyük emek vermiştim ki, bunun fark edilmiş olması ve böyle bir ödüle değer görülmesi beni çok mutlu etti. Yurtdışında yazdığım eserler seviliyor ve ben farklı ülkelerde söyleşi yaptığımda da orada büyük bir karşılık buluyor. Bunun edebiyata ve insana verdiğim kıymetle ilgili olduğunu düşünüyorum. Bir de tabii çok iyi bir yazar ajansım var. Onların emeği de büyük.

Siz kimleri okursunuz. Dinlersiniz?

Ben yeni kitapları işim gereği zaten takip ediyorum. Ama en çok sahaf gezmeyi severim. Bilmediğim yazarlar ve kitaplar keşfetmek için… Dünya edebiyatında kim okunur, neden okunur, bunları öğrenmeye çalışıyorum. Benim baş ucumda genelde tabii fantastik romanlar ve psikoloji kitapları vardır genelde. Müzik dinlemeyi de çok severim. Zaten romanlarımın içinde de vardır bu tutkum. Okurlarım ne dinlediğimi çok iyi bilirler bu sebeple.

Gerçekleştirmeyi düşündüğünüz başka projeleriniz var mı?

Evet, uluslararası bir film festivalinin koordinatörlüğünü üstlendim. Ekim sonunda nefis bir işle çıkacağız karşınıza ama şimdilik sürprizi bozmayayım. Eski kitaplarım da bu arada yeni baskılara hazırlanıyor, yeni dönemde birçok okul etkinliğim olacak.

Klasik sorumu da sormalıyım. Elinizde sihirli bir değnek olsaydı ne yapmak isterdiniz?

Hep aynı cevabı vereceğim buna ve belki bir gün gerçek olacak. Siyaseti ortadan kaldırmak isterdim.

Söyleşinin sonuna geldik. Verdiğiniz cevaplar için teşekkür ederim. Siz bir şey eklemek ister misiniz?

Teşekkür ediyorum, okurlarıma da yıllardır bana verdikleri destek için ayrıca teşekkür ediyorum.

(SERKAN SELİNGİL) 







 
Son Eklenen Haberler