131019098
20 Mayıs 2022, Cuma

İREM YAŞAR: ‘NE KADAR YIPRANDIĞIMIZI SENELER SONRA FARK EDEBİLİYORUZ’

17 Ocak 2022, Pazartesi 06:28

     


Kendisini sevgi insanı olarak tanımlayan Mimar/Yazar İrem Yaşar, ‘Neşesi Yeter’in ardından ikinci kitabı ‘Her şey eksik Her Şey Tamam’ ile yeniden okuyucuyla buluştu. Kendisiyle; neyin eksik neyin tam olduğunu, günümüzdeki/geçmişteki insan ilişkilerini ve sosyal medyayı konuştuk. Keyifli okumalar...

İrem Yaşar kimdir, nelerden hoşlanır, gündelik hayatı nasıl geçer?

Çocukluğunu 90’lı yılların sıcacık sokaklarından birinde geçirdiği için kendini çok şanslı hisseden biriyim. Evliyim ve Amasya’da yaşıyorum. Mimarlık fakültesinden mezun olduktan sonra ilgi duyduğum bir alan olduğu için aşçılık okudum. Uzun yıllardır kelimelerle iç içe olan ve iki sene evvel ilk kitabını okurlarıyla buluşturmanın eşsiz mutluluğunu yaşayan bir yazarım. Aynı zamanda Instagram aracılığıyla insanların kalplerine dokunmayı seven bir sosyal medya kullanıcısıyım. Bahsettiğim tüm bu özelliklerin ardından dönüp baktığımda, otuz yıllık hayatım boyunca sahip olduğum en güzel vasfın, Ali’nin annesi olmak olduğunu söyleyebilirim.

Sevgi insanıyım ben. Tüm aksaklıklara rağmen gülmeyi, her gün, hiç usanmadan minik mutluluklar bulup büyütmeyi çok seviyorum. Bazıları bunun adına, “Polyannacılık,” diyor. Bence bu tam olarak “Hayatı kucaklamak.” Çünkü bir bebeğin de, bahçedeki çiçeğin de, saksıdaki fesleğenin de, insanlar arasındaki muhabbetin de ancak sevgiyle büyüyebileceğini iyi biliyorum.

Birçok annenin günlük hayatı nasılsa benimki de onlarınkinden pek farklı değil aslında. Günümün büyük bir bölümünü aileme ayırıyorum. Çalışma hayatım evden devam ediyor. Mimari çizimler yapıyor, kitap yazıyor, bol bol okuyorum. Bir de mutfakta vakit geçirmeyi çok sevdiğimi belirtmek isterim. Yemek yapmak benim için bir terapi gibi.

Bir dönem, mezun olduğunuz mimarlık alanında da aktif olarak çalıştınız. Mimarlık, yazı yazma ritüellerinizi etkiledi mi?

Özel sektörde tasarımcı olarak çalıştığım dönemde şimdikinden daha yoğun bir tempoya sahiptim. Bu yoğunluk beni hem bedenen hem de zihnen öyle yoruyordu ki eve geldiğimde bir şeyler üretebilecek enerjim kalmıyordu. Haliyle yazma ritüellerimde aksaklıklar oluşmuştu. Şu an zaman yönetimi konusunda daha rahatım. Bu durumun yazarlığıma birçok katkısı olduğunu söyleyebilirim.

Her Şey Eksik Her Şey Tamam’da sıcacık insan ilişkilerine tanık oluyoruz. Yardımlaşmanın özellikle altı çiziliyor. Özlenen duygular mı bunlar?

Hem de çok… Çoğumuz kapısını çalacak bir komşuya hasret. Ya da hasta olduğumuzda kapımıza sıcak çorba bırakacak bir dosta… Kalabalığız, çok kalabalığız. Ama etrafımızdaki bunca insana rağmen kendimizi çok yalnız hissedebiliyoruz. Demek ki bir şeyler eksik. Bir şeylerin için boş artık. İnsanların birbirinden bir tebessümü, bir günaydını bile esirgediğini görmek beni öyle üzüyor ki… Özlediğimiz güzel duygular geri gelsin istiyorum. Bu bizim elimizde.

Romanda yer alan, “Komşuluk bazen de karşıdaki evin kapısını çalıp bir fincan muhabbet istemekti” cümlesi üzerinden sormak isterim, günümüzdeki komşuluk ilişkileri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Komşuluk ilişkilerinin eskiye nazaran daha mesafeli olduğunu gözlemliyorum. Fakat herkes kolunun uzanabildiği yerden başlayıp iyileştirmeye gayret etse durum daha farklı olabilir. Ben evimize taşındığımız günden itibaren komşularımla yakın ilişkiler kurmaya gayret ettim. Onları davet ettim, ben onlara gittim, ihtiyaç duyduklarında yardıma koştum, pişirdiğim yemeklerden ikram ettim. Neticede birçoğuyla sıcacık bağlar kurabildim. Birinin kapısını hiç çekinmeden çalmak, arayıp, “Kahve suyu koy, ben geliyorum,” demek, bazen bir paket kabartma tozu bazen bir kâse yoğurt bazen de bir fincan muhabbet istemek çok kıymetli. Bu konuda kendimi şanslı hissediyorum.

İnsanlar gündelik telaşlardan birbirlerine vakit ayıramaz oldu. Bu durumu iyileştirmek mümkün mü?

Bence mümkün. Sadece biraz gayret etmek gerekiyor...

Her Şey Eksik Her Şey Tamam’ı okuyacakları ne bekliyor, desek neler söylersiniz?

Ah, Her Şey Eksik Her Şey Tamam öyle içime sinen bir kitap oldu ki ondan bahsederken inanılmaz heyecanlanıyorum... Bu kitabı okuyacak olan insanların özlem duydukları hislere kavuşacaklarını düşünüyorum. Romanda yer verdiğim kahramanlar onlara çok tanıdık gelecek. Kimiyle arkadaşlık kimiyle komşuluk yapmış olduklarını hatırlayacaklar. Kimini ailelerinden birine benzetip tebessüm edecekler. Kiminin hikâyesi de bir düğüm olup boğazlarına takılacak. Okuyacak olan herkes bir sayfada kahkahalarla gülerken sonraki sayfada gözyaşlarını silmek için peçete aramaya hazır olsun derim.

Sosyal medyayı epey aktif kullanıyorsunuz ve sizi takip edenlere de sade yaşamın adımlarından söz ediyorsunuz. Sizi sadeliğe çeken neydi?

Her şeyin hızlı üretilip çok hızlı tüketildiği bir çağda yaşıyoruz. Bu koşuşturma, bu stres, bu yorgunluk bizleri yıpratıyor. Ve ne kadar yıprandığımızı ancak seneler sonra fark edebiliyoruz. Sadeliği çok seviyorum çünkü sadeyken Dünya daha yavaş dönüyor. Sükûnet içinde, her anın değerini bilerek ve kendimi çok daha huzurlu hissederek yaşamamı sağlıyor.

Teşekkür bölümünde okurlarınız için “kalp komşum” ifadesine yer veriyorsunuz. Okurlarınızla aranızdaki bağı nasıl anlamlandırıyorsunuz?

Biliyor musunuz, uzun yıllardır Instagram kullanmama ve geniş bir kitleye ulaşmama rağmen sayfamı takip eden, yazılarımı ve kitabımı okuyan insanlara hiçbir zaman, “Takipçilerim,” demedim. Bu kelime bana daima soğuk gelmiştir. Okurlarım benim için gerçekten çok değerliler. Evlilik sürecime, annelik serüvenime, karşılaştığım zorluklara, hissettiğim mutluluklara daima ortak oldular. Attığım her adımda ellerini omzumda hissettim. Ben onlara karşı hep şeffaf oldum, onlar da bana… Ben onların daima destekçisi oldum, onlar da benim… Zor durumda olan birini gördük, el ele verip yardım ettik. Yeni bir tarif keşfettik, mutfağa girip birlikte denedik. Bir gece kuşları beslemeye karar verdik, ertesi sabah buğdayımızı alıp bahçelere koştuk. Başka şehirlerde, bambaşka ülkelerde yaşıyoruz belki ama onların kalbinin benim kalbime komşu olduğunu hissediyorum. Çünkü ancak bu sayede bu kuvvetli bağı kurabileceğimizi biliyorum.

Başucu kitabım dediğiniz kitaplar varsa bizimle paylaşır mısınız?

Mecit Ömür Öztürk tarafından kaleme alınan Dervişin Teselli Koleksiyonu kitabını çok seviyorum. Her gün açıp birkaç sayfa okumak kendimi iyi hissettiriyor. Bence tam bir başucu kitabı.

Her Şey Eksik Her Şey Tamam için geribildirimler almaya başlamışsınızdır. Yorumlar sizi nasıl etkiliyor?

Yazarken hissettiğim ne varsa okurken hissedebildiklerini söylüyorlar. Kalbimin derininden dökülen bu sayfaların sevildiğini, beğenildiğini bilmek harika bir duygu. Tüm okurlarıma teşekkür ediyorum.

(SERKAN SELİNGİL) 







 
Son Eklenen Haberler