131019098
28 Kasım 2021, Pazar

“KENDİMLE ÇALIŞTIKÇA, DÜNYADAKİ YERİMİ DAHA İYİ ANLIYORUM”

18 Ekim 2021, Pazartesi 06:28

     


‘O Zaman Gerçeği Nasıl Öğreneceğiz?’ cümlesi,  size  soru olarak gelmesin. Sosyal medyada ürettiği içeriklerle tanıdığımız girişimci-yazar Şeyma Ünal’ın kitabının adı bu. Şeyma Ünal ile kitabını, Z kuşağını, sosyal medyanın  hayatımızdaki rolünü  ve projelerini konuştuk.

Adettendir hep aynı soruyla başlanır. Şeyma Ünal kimdir? Neleri sever, neler yapar?

Bu sorulara cevap verirken ilk ne söylesem, geri kalanlara haksızlık etmişim gibi geliyor ama bir yerden başlamak gerekirse 33 yaşında, iki çocuk annesi girişimci bir kadınım. Zaman en büyük meselem. Elimdeki bu değerli ve bir o kadar kısıtlı kaynağı hakkını vererek kullanmaya çalışıyorum. Bunun en iyi yolu da kendimle bağlantı kurmayı araştırmak. Bana ne iyi geliyor, ne dokunuyor, neye ihtiyacım var, arızalarım neler? Kendimle çalıştıkça, dünyadaki yerimi daha iyi anlıyorum. O yüzden bol bol okuyorum, yazıyorum, dinliyorum ve öğrendiklerimi esenliğimi ve bütünlüğümü korumak için kullanmaya çalışıyorum.

Genç bir kadın girişimci olduğunuzdan bahsettiniz. Bir youtube kanalınız var ve sosyal medya hesaplarınızda içerikler üretiyorsunuz. Artık hayatımızda sıklıkla karşılaştığımız bir titr “influencer”, siz bu sosyal etkiyi nasıl tanımlıyorsunuz?

Çok dinamik ve güçlü. Ama birçok açıdan oldukça dejenere. Hem marka sahibi hem içerik üreticisi penceresinden baktığım için rahatlıkla söyleyebiliyorum bunu. İnsanlar üzerindeki etkisini tamamen maddi getiri odaklı düşünen çok hesap var. Markalar da çoğu zaman televizyon kanalına brief verir gibi yaklaşıyor içerik üreticilerine. Herkesin vitrin görüntülerini paylaştığı bir yer doğası gereği yeterince gerçekdışıyken, bir de bu yaklaşımlar iyice samimiyetten uzaklaştırıyor bence paylaşımları. Ama hemen her işte olduğu gibi bu işi de hakkını vererek yapan bir sürü insan ve bu insanların kurduğu sahici bağlantılar var. O bağlantılardan bir sürü fikir, duygu ve düşünce akıyor. Bana kalırsa “Sadece ben böyle hissediyorum, bende bir sorun var,” diye düşünen birine “Oh be yalnız değilmişim!” dedirtmek sosyal medyanın en kıymetli etkisi. Çünkü söylediklerimiz kadar sakladıklarımız da ortak ve çoğu zaman bizi yalnızlaştıranlar sakladıklarımız oluyor.

Z kuşağı sosyal medya kültürünün içine doğdu ama 90’lı yıllar ve önceki kuşaklar için sonradan tanıştığımız bir alışkanlık sosyal medya. Şimdilerde insanlar evlerine alacakları tencere, üstlerine alacakları tişört için dahi link kaydırıyor. Bu alışkanlığın hayatın hikayeli tarafına zarar verdiğini düşünüyor musunuz?

Sosyal medyanın çoğu zaman gerçekliğimizi saptırdığına inanıyorum. Gördüklerimizin anlık kesitler olduğunu tabii ki biliyoruz ama ne kadar aklı selim olursak olalım gün içinde durmadan olumlu ve yüksek şeyler görmek insanı kendi hayatının yeterliliğiyle ilgili şüpheye düşürebiliyor. Sıradan olandan keyif almak çok zorlaştı. Ama işte günün sonunda ben kendi duygumdan, davranışımdan sorumluyum. Demek ki bir ihtiyacı karşılıyor orası da. O yüzden bir sistemi sanki onu kullananların hiç iradesi yokmuşcasına eleştirmek bana absürd geliyor. Hikaye, hangi çağda olursa olsun kendini dinlemek isteyeni mutlaka bulur bana kalırsa.

İlk kitabınız okurla buluştu: O Zaman Gerçeği Nasıl Öğreneceğiz? adı. Hikayesi kendinde saklı bir isim bu, sahiden “o zaman gerçeği nasıl öğreneceğiz?”

Bilmiyorum. Okudukça, yazdıkça bazı karanlıklar aydınlanıyor ama benim asıl emek verdiğim yer bilmediklerimle yaşamayı öğrenmek oldu sanırım son yıllarda.

Kitabınızı hayatınızdan geçen tüm kız çocuklarına ithaf etmişsiniz. Küçük bir kız çocuğunun gözünden okuyoruz neredeyse tüm öyküleri. Çocukluğa dönme, o gözle yetişkinliğin telaşlı adımlarını izleme fikri nasıl ortaya çıktı?

İki küçük insana annelik yapmak beni hayatta yaptığım her şeyden daha çok değiştirdi. Çocukluğa büyük hayranlık duyar hale geldim. Yetişkinler için basit ve sıradan olan şeylerin onlar için nasıl karmaşık olabileceği ya da tam tersi bizim inanılmaz zorlandığımız şeylerin onlara nasıl apaçık göründüğü ile ilgili düşündükçe büyümek kelimesi ve beraberinde getirip götürdüğü onlarca şey çıktı su yüzüne. Sonra da kafamda birbiri ardına hikayeler belirmeye başladı.

Yazmak nasıl bir deneyimdi? Hayatınızın neresinde konumluyorsunuz yazmayı?

İyi bir yazı okuduğumda yüzüme bir gülümseme yerleşir. Hani bir cümle okursunuz, yazan yüzyıllar öncesinde başka bir coğrafyada yaşamıştır, hemcinsiniz bile değildir ama ne demek istediğini öyle iyi anlarsınız ki kendi kalbinizden çıkmış gibi gelir ya. Okuyan herkes ne demek istediğimi anlayacaktır. Baya paha biçilmez bir histir bu. Ama bu hisler iyi bir yazı yazdığımda hissettiklerimin yanından bile geçemez. Samimiyetle yazıyorsam kaplarımın boşaldığını hissediyorum, yazmıyorsam neleri sakladığıma, nelerden korktuğuma ya da utandığıma bakma şansım oluyor. Durmadan hissettiklerini analiz eden, düşünceleri üzerine düşünen biri olarak yazmak benim için kendimi sağaltmanın en iyi yolu. Kolay ya da acısız değil ama kesinlikle çok dönüştürücü bir eylem.

Yazmak, çocuklar, markalar derken hayat epey hızlı akıyor sizin için. Gündelik hayatta kendinizi nasıl motive edersiniz?

Açıkçası hareket halinde olmak için çok motivasyona ihtiyacım olmuyor. Yapısal olarak eyleme geçmeye yatkınım. Benim asıl gün içinde boşluk vermek, kendimi dinlemek, bedenimin ihtiyaçlarını gözetmek gibi konularda motivasyona ihtiyacım oluyor. Onu da pek başardığım söylenemez ama çabalıyorum.

Asla unutamadığınız, döne döne dinleyip okuduğunuz ve izlediğiniz bir kitap, bir şarkı, bir film seçmenizi istesek, hangileri olurdu?

Asla unutamadığım defalarca izlediğim film Forrest Gump, şarkı The Lumineers- Sleep on the Floor, kitap da son yıllarda beni en çok etkileyen roman Değersiz Bir Hayat.

Gelecek projeleriniz neler, isminizi nerelerde göreceğiz?

İş anlamında yeni bir proje hedefim yok. Var olan markalarım üzerine çalışmak ve ileri taşımak istiyorum. Onun dışında, evde herkes uyuduğunda yazmaya devam ediyorum, beni nereye götüreceğini hep birlikte göreceğiz sanırım.

(RÖPORTAJ: SERKAN SELİNGİL)







 
Son Eklenen Haberler