28 Mayıs 2024, Salı

Türk Edebiyatı’nın Marquez’i

26 Nisan 2024, Cuma 08:09

     


Roman ve öyküleriyle Çağdaş Türk Edebiyatı’nda başarılı işlere imza atan ve Türkiye’nin Gabriel Marquez’i olarak anılan yazar  Salim Nizam ile yazarlık serüvenini, kitaplarını ve projelerini konuştuk. İyi okumalar.

Hocam edebiyat dünyası sizi 2006 yılında Ömer Seyfettin Hikâye Yarışmasında “Köy Saatçisi” adlı hikayenizle aldığınız birincilik ödülüyle ve ardından peş peşe gelen ödüllerinizle tanıdı. O günden beri size Gönen’in Yeni Ömer Seyfettin’i diyorlar. En son, Ömer Seyfettin’in biyografisini anlattığınız “Ben Gönen’de Doğdum” romanı ile 2022 ESKADER roman ödülüyle taçlandınız. Biraz edebiyat serüveninizden bahseder misiniz?

Merhaba. Evet, edebiyat dünyasına 2006 yılında “Köy Saatçisi” adlı hikayemle aldığım birincilikle giriş yaptım. O günden sonra ulusal basında bana Yeni Ömer Seyfettin denilmeye başladı. O sıralar hikâyede yoğunlaşmıştım ve 2006-2014 yılları arasında peş peşe otuza yakın ödül aldım. 2010 Avrupa Kültür Başkenti Hikâye Ödülü, 2010 Mahmut Tunaboylu Hikâye Yarışması Ödülü geniş çevrelerce tanınmamı sağladı.2022 yılında Ömer Seyfettin’in biyografik romanı Ben Gönen’de Doğdum romanıyla edebi ve akademik çevrelerce tanındım.2020 ESKADER roman ödülü, yazarlık serüvenimi taçlandırdı diyebilirim. Eleştirmen Doğan Hızlan, Hürriyet gazetesindeki köşesinde romanımla ilgi çok güzel bir yazı kaleme almış, ayrıca beni TRT 2’deki Karalama Defteri programında ağırladı, kendisine çok teşekkür ediyorum.  Öyküyü çok sevmeme rağmen artık eskisi gibi yazamıyorum. Fakat bazen dergiler için yazdığım oluyor. Artık romanda yoğunlaştım diyebilirim. Şu an aynı anda biri çocuk romanı olmak üzere iki roman üzerinde çalışıyorum.

Bir gazeteci olarak romanlarınızın büyük bir kısmını okudum. Diliniz çok akıcı ve güçlü bir kurgunuz var, romanlarınız beyaz perde için de çok uygun. Senin İçin Enginar Sakladım, romanınızı Ege okuru çok sevdi. Kırmızı Minibüs’te yerel kelimelere ve Muhacirce kelimelere yer verdiniz. Son Kazak’ta Manyas Don Kazaklarının hikayelerini anlattınız. Ben Gönen’de Doğdum romanıyla Ömer Seyfettin’in hayatını anlattınız. Ömer Seyfettin romanınızda bile gerçeküstü ögeler ve büyülü gerçekçilik çok yoğundu. Gerçeküstü ögeler romanlarınıza ayrı bir gizem katmış. Peki, şunu öğrenmek istiyorum. Salim Nizam, artık Büyülü Gerçekçilik çizgisinde mi devam edecek?

Romanlarımda beni çok güzel tahlil etmişsiniz, okuruma vermek istediğim mesaj da buydu aslında. Çocukluğumdan beri, babamın anlattığı hikayeleri ve çevremdeki yaşlı insanları dinledim. Çocukluğumda anlatılan cin, peri, şeytan hikayeleri aslında yaratıcı kişiliğim kadar edebi geçmişimin de temelini oluşturuyor. Latin Amerika’da Marquez’ın yaptığı da buydu aslında. Marquez de çevresindeki yaşlı insanları dinlemiş. Bizim Yaşar Kemal’imiz de bunu yapmamış mı? Toros Dağlarında yaşlıları dinlememiş mi? Ölmez Otu’ndaki Uzunca Ali’nin annesi Meryemce, gerçekte Yaşar Kemal’in ninesidir ki yazarın babası Van’dan Çukurova’ya kadar annesini sırtında taşıyor. Şimdi ben de bunu yapıyorum: okurlarım romanlarımı okurken gerçek dünyadan peri masallarına, peri masallarından rüyalara, rüyalardan realizme geçiyorlar. Evet, Ömer Seyfettin romanımda bile gerçeküstü ögelere yer verdim. Şu an üzerinde çalıştığım Bandırma Palas ve Geyikli Dağ romanlarımda okurlarım kendilerini masalsı bir dünyada bulacaklar ve Marguez’in izinden yürüdüğümü görecekler.

Son zamanlarda Türk Edebiyatı’nın yükselen değerisiniz. Sizin için Türkiye’nin Gabriel Garcia Marquez’i diyebilir miyiz?

Aslında kalemimim sıradan konuları yazmayı sevmiyor. Şehname’de Zal olup Binbir Gece Masalları’nda Alaaddin olabiliyorum. Yazarken durağanlığı sevmiyorum, okur aynı paragrafı okumak için geri dönmemeli. Kalemim akıcı olmalı. Şu an üzerinde çalıştığım Geyikli Dağ romanımda mitolojik karakterlerden Haçlı Seferleri’nin meşhur kahramanı Venedik Kontu Dandolo’ya kadar düşsel bir anlatımdan gerçekçi bir anlatıma okur uzun yolculuklar yapacak. Dünya yazarıyım, eserlerimi başka dilleri çevirmek istiyoruz. Neden Türkiye’nin Marquez’i olmayayım.

Hacimli romanlar yazdığınızı biliyorum. Bir de çocuk edebiyatını yan kulvarda devam ettirmeye çalışıyorsunuz. Bu sizin için zor olmuyor mu?

Eğitimci bir yazarım. Çocuklardan her zaman ilham aldım, çocukların dünyasıyla yola çıktım ve onların hayallerini yarım bırakmak istemem. Pervin Hanım’ın Arabası, Nereden Çıktı Bu Lemurlar, Kavala Kurabiyecisi çocukların pedagojisine uygun yazıldı. Eğer biz eğitimci yazarlar çocuk romanı yazmazsak meydan niteliksiz yazarlara kalıyor ki bu çocuk edebiyatı için büyük bir yaradır. Şu sıralar Ötüken Yayınları’ndan Rüzgâr Saçlı Kız adlı masal kitabımı yayıma hazırlıyoruz. Masallar bir milletin şuurudur. Bazı yayınevleri masal basmıyor. Biz yazarlar değer aktarımında bulunmalı Türklerin şanlı tarihini sık sık çocuklara hatırlatmalıyız. Bir de çevre kirliliğini anlatan “Herkes Tahta Bacaklarla Yürüyecek” adlı çocuk romanı üzerinde çalışıyorum. Bu romanda da gerçek ve düşsel bir anlatım var. Çocuklar bu kitaba bayılacak.

Peki, son olarak bundan sonraki projeleriniz nelerdir?

Öncelikle Anadolu’yu ihmal etmemeliyiz. Mümkün olduğunca Anadolu’dan gelen isteklere cevap vermeye çalışıyorum. Mersin, Adana, İnebolu, İzmir, Çanakkale gibi illerde söyleşiler yaptık, önümüzdeki ay Van’a gideceğiz, ardından Sinop, Samsun, Kars. Aynı zamanda yurt dışında da Ömer Seyfettin’i ve yazarlık geçmişimi anlatmak istiyorum. Önümüzde Yunanistan ve İtalya var. Yunanistan’dan romanlarımın Yunanca’ya çevrilmesi yönünde istekler var, şimdilik değerlendiriyoruz. Bir yandan İspanyolca ve İngilizce çeviriler yapılıyor. Yolumuz daha çok uzun ve Türk edebiyatında kalıcı izler bırakmak istiyorum.

(SERKAN SELİNGİL) 

 

 







 
Son Eklenen Haberler