131019098
26 Mayıs 2024, Pazar

'Düşüncelerim yazıya dönüşmeseydi, sanatla anlatırdım’

14 Ağustos 2023, Pazartesi 06:50

     


Yazar Anıl Yavuz ile romanı  ‘İçimde Bahçeler’i,  hedeflerini ve  yeni projelerini  konuştuk. İyi okumalar.  

Yazmaya ne zaman başladınız diye söyleşiye başlamak istiyorum. Devamında da şunu sorayım: Yazmayı hayatınızın neresinde konumluyorsunuz?

Yazma eylemine çok küçük yaşta başladığımı söyleyebilirim. Kendimi bildim bileli elinden defter, kalem düşmeyenlerden oldum. Günlük tutmak, düşüncelerimi aktarabileceğim denemeler yazmak zaman içinde kağıda dökülen öykülere evrildi. Yeni karakterler oluşturmak, olay dizileri kurgulamak, çatışmalar yaratmak en önemlisi de yazarken farklı dünyaların içinde kaybolmak bu eylemi yaşamımın tam merkezine konumlandırdı. Benim için yazmak hiçbir zaman kıyıda, köşede kalmış boş zaman değerlendirmesi olmadı. Hayatımın ortasında, her daim vardı.  

 Yazmasaydınız düşüncelerinizi nasıl ifade ederdiniz?

Sanatın büyüleyici, bireyi sarmalayan her daim kuşatan, dönüştüren, çoğu gün öğreten, düşündüren ve en önemlisi sorgulatan kapsayıcı bir güç olduğuna inanıyorum. Kapısını bir kere araladığınız da geri dönmesi pek mümkün olmayan. Bu yüzden eğer kelimelerim kağıda dökülmeseydi, düşüncelerimi sanatın farklı bir dalı ile aktarmayı isterdim. 

Anıl Yavuz kimdir? Neler yapar? Kimleri okur? Örnek aldığınız yazar/ya da yazarlar var mı?

Kendimi özgeçmiş bilgisi ile tanımlamayı arzu etmem. Her birey gibi yaşamı anlamlı kılmak için uğraşan, akışın ne geçmişte ne de gelecekte olmadığını algılamış, bu yüzden içinde bulunduğumuz anın değerli olduğuna inanan birisiyim. Yazma ve okuma eyleminin birbiri ile paralel yol aldığını düşünüyorum. İyi bir okuyucuyumdur. Takip ettiğim, kitaplarını severek okuduğum yazarlar elbette var. Ama örnek alma kısmına gelirsek her kalemin kendi yolunu bulduğunu düşünenlerdenim. Kalemini beğendiğim yazarlar arasında; Zülfü Livaneli, Şebnem İşigüzel, Elif Şafak, Vedat Türkali, Murathan Mungan benim için ayrı konumlandırılabilir.   

İlk kitabınızı yayınlandığında neler hissettiniz? ‘İçimde Bahçeler’de sizden izler taşıyan bir karakter var mı?

Yazmak tam anlamı ile içe dönüş hali. Ve bu süreçte cümleleriniz sadece size kalacakmış gibi bir hissiyata kapılıyorsunuz. İçimde bahçeler okuyucu ile buluştuğunda bana ait olmaktan çıktı. Okuyucunun yaşanmışlıkları, duygu durumu ile şekillendi. Kitap yayınlandığı andan itibaren yazar için boyut değişiyor, sabırsız bir bekleyiş başlıyor. Kitabınızı okuyucunun elinde görmek, cümlelerinizin yorumlanması yazma sürecinin en kıymetli yönlerinden biri. Bu sebeple hissedilen en belirgin duygu sanırım heyecan oluyor.

‘İçimde Bahçeler’i aslında yıllar önce yazılmış bir öykümden esinlenerek roman haline dönüştürdüm. İçine birçok karakter dahil oldu ve uzun bir çalışma sonucunda son haline büründü. Yazarken karakterin zorlayıcı olmasını, beni de düşündürmesini seviyorum. Kendimden izler taşıyan karakterler yerine bana yeni şeyler öğretecek karakterler kurgulamayı tercih ediyorum.

Mutlu sonları sever misiniz? Yazdıklarınızı mutlu son ile bitirmeye dikkat eder misiniz?

Mutlu sonları severim. Fakat yazdıklarımda mutlu son yerine akılda kalıcı sonlar yazmayı tercih ederim. Okuyucu kitabın kapağını kapattıktan sonra kitap üzerine düşünebilmeli, etkisi devam etmeli. Büyük bir rahatlama ile kapatılan kapaklar pek bana göre değil sanırım. Hem yazar hem okuyucu olarak kitabın sonunun etkileyici olması benim için mutlu sonlardan çok daha önceliklidir.

Gelişen teknoloji ile birlikte hatırı sayılır oranda bir okuyucu kitlesi, elektronik kitap ve sesli kitap gibi uygulamalardan kitap okumayı/dinlemeyi seçiyor. Hem bir okur hem de bir yazar olarak bu konu hakkındaki düşüncenizi merak ediyorum. Bu konu hakkında ne söylersiniz?

Bilginin her daim kolay ulaşılabilir olması gerektiğini düşünürüm. Bilgi her yere eşit şekilde dağılım sağlayabilmeli. Günümüzde artan kitap fiyatlarını düşündüğümüzde birçok kişi elektronik ortamda kitap dinlemeyi tercih ediyor. Ve yazılan her şey okuyucu ile buluştuğunda değerli hale geliyor. Zaman değiştikçe alışkanlıklar da boyut değiştiriyor. Bunun önüne geçmemiz imkansız. Ama kendimi düşündüğümde ben okuyucu olarak daha gelenekselciyim. Kitabı elimle tutabilmeli, sevdiğim yerlerin altını çizebilmeli, içine küçük notlar iliştirebilmeliyim. Çünkü kitaplarla yaşamak diye bir gerçek var. Ve bu benim için vazgeçilmez bir olgu.

Yeni projelerinizden bahseder misiniz? Yazar olarak hedefiniz ne?

İkinci kitabımın yazım aşaması devam ediyor. Yazdıklarımı mayalandırıyorum diyelim. Yazar olarak tek hedefim ise üretmeye devam etmek. Yazarın kalemini sağlamlaştırmasının tek yolu budur diyebilirim.

Röportajlarımdaki klasik sorumu size de sormak isterim. Elinizde sihirli bir değnek olsaydı ne yapmak isterdiniz?

Elimde sihirli bir değnek olsaydı tüm çocukların, gençlerin eğitimde fırsat eşitliğine sahip olabilmelerini isterdim. Geleceğimizi şekillendirecek en güzel dilek bu olurdu sanırım.

 







 
Son Eklenen Haberler