131019098
21 Ekim 2020, Çarşamba

ÇINAR ANAOKULU’NDA SAĞLIKLI VE GÜVENLİ EĞİTİM

9 Ekim 2020, Cuma 06:18

     


Koronavirüs salgınının ilk günlerinde Milli Eğitim Bakanlığı’nın aldığı kararla bir süre eğitime ara veren, yaz okulu sonrası geçtiğimiz günlerde yeniden eğitim faaliyetlerine başlayan Aliağa Özel Çınar Anaokulu’nda öğrenciler alınan önlemler çerçevesinde güvenli bir şekilde eğitimlerini sürdürüyor.

Koronavirüs salgınına karşı alınan önlemler çerçevesinde yayımlanan genelgeyle eğitim faaliyetlerine ara veren Aliağa Özel Çınar Anaokulu, normalleşme süreci ile birlikte eğitime devam ediyor. Geniş ve ferah sınıflarda eğitim veren okulda, daha önceleri de var olan tedbirler salgın süreci nedeniyle daha da sıkı bir şekilde uygulanıyor. Temizlik kurallarının da detaylı bir şekilde tatbik edildiği Aliağa Özel Çınar Anaokulu’nda salgın tedbirlerine harfiyen uyulan bir ortamda öğrencilere eğitim veriliyor.

“Önce kendi içimizde kriz yönetimi oluşturduk...”

Aynı zamanda Çocuk ve Ergen Psikoloğu olan Esra Çimen Değirmenci, kurucusu olduğu Aliağa Özel Çınar Anaokulu’nda eğitim faaliyetlerinin nasıl sürdürüldüğü ile ilgili Aliağa Ekspres’e açıklamalarda bulundu. Aliağa Özel Çınar Anaokulu kurulmadan önce bir klinikte çocuk, ergen ve aile psikoloğu olarak görev yaptığını ifade eden Değirmenci, 2019 yılının Mayıs ayında okullarını faaliyete geçirdiklerini belirtti. Ülkemizde Koronavirüs salgınının başladığı Mart ayında, yayınlanan genelge nedeniyle eğitime ara verdiklerini ifade eden Değirmenci, “29 Haziran’da yaz okulu adı altında tekrar eğitime başladık. Aslında Eylül ayına kadar hiç başlatmayı düşünmüyorduk. Fakat hayat bir yerden devam ediyor ve bu sürecin ne kadar süreceğini bilemiyoruz. Gelinen süreçte 1 Haziran’da eğitim ve öğretim ani bir kararla yeniden başlatıldı. Bu bizim için ‘Haydi başlıyoruz’ diyebileceğimiz bir süreç değildi. Önce kendi içimizde bir kriz yönetimi oluşturduk. Bu kriz ekibi ile birlikte hazırlıklarımızı tamamladıktan sonra ilk demo haftamızla start verdik. 5 öğrenci ile eğitime başladık, ilk hafta 12 öğrenciye yükseldik. Aslında herkes birbirinden bu anlamda bir ateşleme bekliyormuş, güvendiği bir yerden veya bir kurumdan. 29 Haziran’dan bu güne kadar da hiç kapanmadan aktif bir şekilde kazasız, belasız eğitime devam ediyoruz.” dedi.

“Ailelerle iyi bir empati kurmaya çalıştık”

Salgın sürecinde yeniden eğitime başlanılmasına velilerin nasıl yaklaştığını yorumlayan Aliağa Özel Çınar Anaokulu kurucusu Esra Çimen Değirmenci, “Yüzde 70 popülasyon çok korkarak, yüzde 30 popülasyon da kesinlikle olanlara inanmayarak çocuklarını okula getiriyor. Belli bir kesim de çaresizce geliyor. Çalıştıkları için göndermek mecburiyetinde olan aileler var. Eğitimin her şeyden önemli olduğunu düşündüğü için gönderen bir grup da var. Biz kurum olarak velilerimizle ilk önce duygularımızı paylaştık. Evet, herkes korkuyor ama en az onlar kadar biz de korkuyoruz. Temelde ilk önce duygularımızı paylaşmak belki de insanlarda güven yarattı. Bugün Aliağa’da en kalabalık okuluz diyebilirim. Bu süreçte yaptığımız tek bir şey vardı. Ailelerle iyi bir empati kurmaya çalıştık. Onların da bizimle empati kurmalarını sağladık. Bazı süreçleri birlikte yürüteceğimizi, birbirimize destek sağlamamız gerektiğini konuştuk. Bu sene hayatımızda çok fazla kurallar var. Ama bunlar sadece kurumun kuralları değil ne yazık ki. Velilerin de çok ciddi dikkat etmesi gereken kurallar. 31 Ağustos’tan bu yana geçen dönemi şöyle tanımlayabilirim, sadece birbirimizin her türlü duygusuna saygı gösterdik. O yüzden de iyi bir süreç atlattık.” diye konuştu.

“Kurumumuzda ‘Bu tabak bitecek’ ve ‘Yerine otur’ yasak”

Dünya Sağlık Örgütü’nün, Sağlık Bakanlığı’nın ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın tüm yönergelerini yerine getirdiklerini vurgulayan Esra Çimen Değirmenci, “Şu anda okulumuz yüzde 50 kontenjanla eğitim veriyor. Zaten standartlar yönergesi her çocuğa 1,5 metrekare alan ister. Okulumuzda en küçük sınıfımız 16, en büyük sınığımız 26 kişilikti. Bizim bunu yapmamızdaki sebep sınıfa 26 öğrenci doldurmak değildi elbette. Sınıflarda çocuklarımızın hareket edebilecekleri bir alan kalsın istedik. Çünkü bizim kurumumuzda iki şey yasak. Biri ‘Bu tabak bitecek’ diğeri de ‘Yerine otur’. Çocuklardan bir ya da bir kaçı ders esnasında mutlaka hareket eder, koşar. Regülasyon alanları vardır. Öfkelendiklerinde bulundukları yerdeki araçlarla, oyuncaklarla ilgilenebilirler. Dikkatleri dağıldığında, o an o etkinliği yapmak istemediklerinde rahatlayacakları, kendilerini iyi hissedecekleri alanlar var. Bunun için büyük ve geniş sınıflarımız vardı. Bu durum Koronavirüs salgını ile beraber bizim işimize yaradı diyebilirim. Bu kapasitede 16 kişilik sınıflar 10 kişiye, 26 kişilik sınıflar da 12 kişiye düşürüldü. Bir olumsuzluk yaşanmadığı sürece yılı bu şekilde tamamlayacağız. Tüm tedbir planlarımızı ona göre yaptık.” ifadelerini kullandı.

“Salgın süreci yaşanmadan da temizlik ve dezenfektasyon işini sıkı tutuyorduk”

Özel Çınar Anaokulu kurucusu Esra Çimen Değirmenci, okulda uygulanan hijyen tedbirleri hakkında da detaylı bilgiler verdi. Değirmenci, “Bizim hayatımız zaten dezenfeksiyondan ibaretti. O yüzden hayatımızda çok şey değişmedi aslında. Okulumuzda ciddi manada yardımcı personelimiz var. Bizim 3 tane kullandığımız hayati madde bulunuyor. Çamaşır suyu, sirke ve beyaz sabun. Bu üçüyle tüm temizliği yapıyorduk. Şuanda da hayatımızda değişen hiçbir şey olmadı. Zaten salgın süreci yaşanmadan önce de temizlik ve dezenfektasyon işini sıkı tutuyorduk. Bunu velilerimiz de çok iyi biliyorlar. Şu süreçte temizlik sıklığını bir adım daha arttırdık. Oyuncaklarımız ve öğrencilerimizin kullandığı diğer materyaller için sterilizasyon aleti kullanıyoruz. Okul içerisinde kesinlikle antiseptik kullanmıyoruz. Çünkü okulumuzu açmadan önce, özellikle yurt dışındaki okullar üzerinden yaptığımız araştırmalar, AR-GE çalışmaları sonucu antiseptiklerin çocuklarda yaptığı olumsuz dermatolojik etkilerle karşılaştık. Bunun yerine kolonya kullanıyoruz. Vazgeçilmezimiz 80 derecelik limon kolonyası. Sık sık ellerimizi de yıkıyoruz zaten. Bunlar dışında asıl yaptığımız şeylerden bir tanesi fiziksel tedbirler dışında ruhsal tedbirlerdi. Okul açılmadan önce velilerimiz ile birlikte bu noktada neler yapabileceğimiz ile ilgili bir kitapçık bastırdık her velimize. Bu anlamda onların eline travma ile alakalı bir kaynak vermiş olduk. Onlardan hazırlanarak gelmelerini istedik. Çünkü fiziksel sağlık kadar öğrencilerimizin ruhsal sağlığı da bizim için önemli.” dedi.

“Önceliğimiz baş etme becerisi, kendini doğru ifade edebilme, duygularını tanıma”

Değirmenci, okuldaki eğitim uygulamaları ile ilgili de detaylar paylaşarak, “Eğitim uygulamaları anlamında sadece biraz daha sıkı bir akademik yıla başlamış olduk. Biz akademiyi ve teknolojiyi çok fazla seven bir okul değildik aslında. Önceliğimiz; çocuklarımız burada baş etme becerisi kazansın, kendini doğru ifade edebilsin, duygularını tanısın. Buna çok fazla önem veriyorduk. Ama bu sene akademiye de biraz daha fazla önem vermek zorunda kaldık. Çünkü kaybettikleri çok ciddi bir zaman dilimi oldu. Bizler sokaklarda bu akademik beceriyi kazanıyorduk. Onların öyle bir lüksü yok ne yazık ki. Siber ortam onlara bu akademik kazanımı sağlamıyor. Televizyondan öğrendikleri İngilizce bir şarkı çok iyi bir dil gelişimi sağlamıyor. O nedenle bu zaman zarfında biraz daha akademik yoğunlaştık.” ifadelerini kullandı.

“Velilerimizle ekonomik anlamda karşılıklı beklenti içerisine girmedik”

Eğitim faaliyetleri anlamında önümüzdeki süreci yorumlayan Özel Çınar Anaokulu kurucusu Esra Çimen Değirmenci, “Salgın süreci başladığında okullar 13 Mart’ta kapatılmıştı. Bizim o dönemde sürecin ülkede nasıl yönetileceği ile ilgili kaygılarımız oluştu. Bu sadece bizi ve çocuklarımızı değil, onların ebeveynlerini de etkiliyor. Bu süreci en iyi nasıl yönetebilirizi düşündük. Bu noktada velilerimiz ile ekonomik anlamda karşılıklı hiçbir beklenti içerisine girmedik. Bu kriz anında verip verebileceğimiz en iyi karar buydu diye düşünüyorum. Çünkü bunun geri dönüşü bize çok ciddi anlamda olumlu oldu. Böyle bir kriz bir kere daha olursa ne olur sorusunu kendimize sorduğumuzda aklımıza okulumuz yine hiç gelmiyor. Bir ikinci krizi daha kaldırabilecek kadar zengin bir ülke olmadığımız için hem kendi adımıza hem çocuklar adına hem kendi evladım adına üzülüyorum. Umarım süreci iyi yönetebiliriz diye sadece temenni edebiliyorum.” dedi.

(VOLKAN GÜNDÜZ) 







 
Son Eklenen Haberler