131019098
26 Kasım 2020, Perşembe

‘YETENEK, EMEK OLMADAN HİÇBİR ŞEYDİR’

9 Kasım 2020, Pazartesi 06:32

     


Zerafet, yetenek ve alçakgönüllülüğün buluştuğu ender müzisyenlerden piyano virtüözü, devlet sanatçısı ve UNICEF Türkiye İyi Niyet Elçisi Gülsin Onay; 5 kıta ve 80 ülkede verdiği konserlerinden unutamadıklarını, Chopin tutkusunu ve pandemi sürecinde yaşadıklarını anlattı.

3.5 yaşında piyano eğitimine başladınız. ‘Harika çocuk’ olarak özel eğitimler aldınız. Aynı zamanda sanatçı bir ailenin çocuğusunuz. Siz sanatçı olmanın tanımını nasıl açıklarsınız? Genlerden mi, kişiye özel verilmiş bir mucize mi, yoksa çalışarak mı?

Uzun süren içsel bir yolculuktur sanatçının yaşamı. En başından itibaren adanmışlık ister. Disiplin, çalışmak, azim, sebat gerektirir. Fedakârdır bir sanatçı. Her ne kadar büyük yeteneklerle dünyaya gelse de emeği, çabası en büyük servetidir. Einstein’ın bir sözünü duymuştum. Kendisine övgü dolu sözler söyleyen, siz şöyle zeki, böyle dahisiniz diyen bir kişiye “Hanginiz benim kadar çalıştınız da dahi olmadınız! Dehanın %2 si yetenek %98 i emektir.” diye cevap verir. Yetenek elbette çok önemlidir ama emek olmadan hiç bir şeydir. Zamanla körelip gitmeye mahkumdur. Bir sanatçı tüm bu çabalarını, fedakarlığını adanmışlığını ahlaki değerlerle, maneviyatıyla olgunlaştırabiliyorsa kalıcı eserler bırakabilir ve söz söyleme cesaretini gösterebilir.. Ahlaki değerlerden yoksun bir kişi sadece iyi tasarlanmış bir robottan farksızdır. Ailenin genleri, çocuğun dünyaya geldiği ortam ona bu fırsatı vermek ve ortaya çıkarmak için büyük önem taşımaktadır. Ancak bütün bunlar kişinin çabasıyla ileriye taşınabilir.

Müzik eğitiminizde ve yaşamınız da etkisinde kaldığınız kişiler kimler?

Mithat Fenmen, Ahmed Adnan Saygun, Nadia Boulanger, Pierre Fiquet.

Ülkemizde ve Avrupa’da sayısız konser verdiniz. Ayrım yapması zor tabi ama en çok etkisi altında kaldığınız konseriniz hangisi? Aynı zamanda Türkiye dışında başka hangi ülkede konser vermek sizi daha mutlu ediyor?

Gerçekten çok zor seçim yapmak. Hangisinden daha fazla etkilendiğimi söylemek.. St. Petersburg Filarmoni konser salonunda verdiğim ve Rachmaninoff’un 3. Piyano konçertosunu çaldığım konseri gerçekten saniye saniye, nota nota hatırlıyorum. Olağanüstü bir akustik ve müthiş bir orkestraydı ve tam sahneye çıkmadan önce üzerinde prova yaptığım piyano Rachmaninoff’un kendi piyanosuydu.

Ülkelere gelince, her ülkeyi seviyorum. Gerçekten o kadar farklı o kadar içten o kadar muhteşem dinleyici var ki.. Belki de Hollanda’da ayağa kalkıp ayaklarıyla yere vuran dinleyicilere bayılıyorum belki de küçücük hareketlerle ama inanılmaz coşkuyla alkışlayan Japon’ları seviyorum. Hakikaten çok zor ayırmak.

Türk ve Dünya müziğinde harika bir Chopin icracısı olarak kabul ediliyorsunuz. Hatta Polonya Hükümeti başarılı Chopin yorumunuz sebebiyle sizi Polonya Devlet Nişanı ile onurlandırdı. Şunu sormak istiyorum. Neden Chopin? Sizi bu kadar etkileyen neydi?

Chopin’in piyano yazısı o kadar şiirsel ve güzel ki, her piyanoya dokunduğumda Chopinin o büyüleyici, ilham veren sözleriyle buluşuyorum. Sessizce benimle konuşuyor, adeta tüm sırlarını bana anlatıyor gibi.. Derin ve duygu yüklü, bazen çoşkulu ve bazen de kederli. İki ruhun zamansız birbiriyle buluşması gibi bizim ilişkimiz..

Yoğun bir konser ve etkinlik programlarınız vardı. Maalesef ki Covid-19 virüsü nedeniyle konserler ve etkinlikler askıya alındı. Yoğun tempoya alışkın bir insan olarak bu süreç sizi nasıl etkiledi? Pandemi sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Pandemi elbette bir çok yönden olumsuz etkiledi ancak bütün bunları bir fırsat gibi düşündüğüm zamanlar daha çok. Değiştiremediğim koşulların içinde üretebilmenin başka yollarını ararım her zaman. Bu dönemde kendimle daha çok baş başa kalmanın, bir çok eseri yeniden keşfetmenin heyecanını yaşadım. Müziğimi her zaman her ortamda dinleyicilerimle paylaşmayı çok sevdiğim için konserlerim iptal olduğunda bunu farklı bir platformda devam ettirdim. Her Pazar günü Facebook, Instagram, Twitter ve Youtube üzerinden eş zamanlı olarak canlı konserler verdim. Konserlerimin son bulmasının hemen ardından çok değerli besteci ve benim de hocam olan Adnan Saygun’u, öğrencileriyle birlikte konuştuğumuz, eşsiz kişiliğini, muhteşem müziğini dinleyicilerimizle paylaştığımız bir program dizisi hazırladım. Sadece bunun için bile olsa çok önemli bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Şu anda hazırlıklarının devam ettiği güzel bir haberi de paylaşmak isterim. Tüm bu söyleşiler yakın bir zamanda kitap halinde tekrar müzikseverlerle bir araya gelecek. Sevgili Rengim Gökmen’in kitap önerisiyle hayata geçirilmiş oldu. Kendisine de bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Söyleşi dizimizin son bulmasının hemen ardından sanat danışmanlığını yaptığım 17. Uluslararası Gümüşlük Klasik Müzik Festivali başlamış oldu. Sevgili Eren Levendoğlu ile yıllardır her koşulda gerçekleştirmeye çabaladığınız bu harika festival, bu yaz da unutulmaz konserler ve harika öğrencilerle umutla kalbimizi doldurdu. Bu yaz önce Bodrum Kaleiçi’nde açılış konserini sonra da Gümüşlük Müzik Festivali’nde oğlum Erkin Onay ve sevgili Çağ Erçağ ile kapanış konserini gerçekleştirdik. Benyamin Sönmez anısına gerçekleştirdiğimiz bu konserde yıllar öncesinde Benyamin Sönmez ile birlikte seslendirdiğimiz Tchaikovsky piyano trio’yu seslendirmek de çok duygulandırdı ve harikaydı gerçekten. Çok yakın bir zamanda da yeni sezonun açılış konserini Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası ile Bursa’da gerçekleştirdik. Dileğim en yakın zamanda tüm orkestraların müziğinin salonları doldurması ve yeniden sessiz duvarlara hayat vermesi.. Çok özledik..

Pandemi bitince yüksek sayıda sanatseverin olduğu ilk konserinizi nerede vermek istersiniz?

Aslında normal kapalı konser salonu şeklinde verdiğim ilk konser Bursa’da, Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası ile gerçekleşti ve çölde vaha bulmuş gibi hissettik. Hepimizin mutluluğunu kelimelerle tarif etmek gerçekten zor. Çok güzeldi, muhteşemdi.

Ülkemizde klasik müziğe bakışını nasıl buluyorsunuz? Müzik konusunda sizin gibi ‘Harika Çocuk’lara tavsiyeniz ne olur?

Genç kuşağın ilgisi çok büyük. Aileler çocuklarını profesyonel olmasa da enstrüman çalmaları konusunda destekliyorlar ve fırsat veriyorlar. Bu çok önemli. Çocukların müzikle olan ilişkisi aileleri de içine alan bir konu. Onlarla birlikte konserlere gitmeleri, onların ilgi ve arzularını desteklemeleri çok sevindirici. Çocukların küçük yaşta enstrümanla tanışmaları yeteneklerinin de erken keşfedilmesini kolaylaştırıyor. Çok harika çocuklar var ve müthiş ilerliyorlar. İleride onların çok güzel yerlerde olacağına yürekten inanıyorum.. Daima inanarak, yaptıkları her şeyi hissederek çalışmalarını, entellektüel ve manevi olarak da gelişimlerini sürdürmelerini dilerim.

Müzisyen olmasaydınız ne olmak istediniz?

Tiyatrocu olabilirdim. Çok çok sevdiğim bir alan. Çok uzun yıllar önce deneyimlerim de oldu ancak müzik her zaman ağır bastı ve hayatımı doldurdu.

Sosyal sorumluluk projelerinde yer alıyorsunuz. Aynı zamanda UNICEF İyi Niyet elçilerindensiniz. Eliniz de sihirli bir değnek olsa ne yapmak isterdiniz?

Her çocuğun, her insanın mutlaka müzikle uğraşmalarını isterdim. Bir araya geldiklerinde müzikle sohbet etmelerini, dertleşmelerini, eğlenmelerini ve müziğin harika bir dil olduğunu keşfetmelerini isterdim.

(SERKAN SELİNGİL) 







 
Son Eklenen Haberler