131019098
26 Mayıs 2024, Pazar

Alişan Özaydın: “Müzik iyileştiren bir araçtır”

10 Nisan 2023, Pazartesi 06:11

     


Kurumsal yaşamı bir kenara bırakıp müzik ve çiftçilikle uğraşan Alişan Özaydın’la yeni single çalışması ‘İyileşir mi Kalbim’i, müzik yaşantısını ve projelerini konuştuk. İyi okumalar.

Karaburun’da bir köy evinde yaşayıp, 3 senedir de çiftçilikle uğraşıyorsunuz. Sizi bu yaşama yönlendiren ne oldu? Bu ortamda müzik çalışmalarınızı nasıl sürdürüyorsunuz?

Aslında bu yaşama çok uzak değildim. Ata toprağıma dönüş yaptım diyebiliriz. Sanırım biraz genlerin de etkisi oldu. Soyağacımıza baktığımda maksimum 6 kuşak öncesine kadar atalarımın hepsi Karaburun’da yaşamışlar. Yaklaşık 10 yıl kurumsal hayatı tecrübe ettikten sonra düzenin beni değiştirdiğini görmeye başladım. İnsanlarla kurduğum ilişkiler bana sahte gelmeye başladı. O anda bi şeylerin değişmesi gerektiğini düşündüm çünkü bu ortam beni çok mutsuz ediyordu.

İnsanlarla konuşurken hep bir hayalleri vardı. “Emekli olacağız, sonra gidip kırsal bi yerde çiftçilik yapacağız.” Ben hep küçüklüğümden beri köy yaşamının içerisinde olduğum için başta o kadar cazip gelmiyordu bana. Ama aslında çıkış yolu gözümün önündeydi ve ben onu yıllarca görememiştim. İnsanların yıllar sonrası için hayal ettikleri benim avucumdaydı ve bir anlık kararla her şeyi bırakıp Karaburun Badembükü’ne yerleşmeye karar verdim.

Buraya yerleşmemle nerdeyse hayatımın büyük bir kısmını kaplayan ve çalışma hayatım boyunca ara verdiğim müzik beni yine çalışma hayatım boyunca bürünmek zorunda kaldığım kişilikten yine eski bene çağırdı.

Bir yer düşünün sadece doğayla baş başasınız. Sessizlikte her sesi duyuyor ve her şeyi daha parlak görmeye başlıyorsunuz. İşte bu noktada bunları anlatabilecek bir araç arıyorsunuz. O da benim için müzik oldu. Bu sayede gayet verimli bir öze dönüş yaşıyorum. Bahçeden arta kalan zamanda eve kapanıp sürekli müzik yapıyorum.

Alişan Özaydın kendini nasıl anlatır? Müziğe ne zaman başladı,  örnek aldığı müzisyen/ya da müzisyenler kimler.  Hayalleri  neler?

Dedem “Kaya Bekat” İzmir Devlet Korosu kurucu müdürlerindendi. Küçüklüğümden beri müzikli ev dediğim bir evde büyüdüm. Her sabah uyandığımda müzik sesi hiç eksik olmazdı ve sürekli müzisyen arkadaşları gelip ev de ya müzik dinler ya da müzik yaparlardı. Sanırım o müzikli evden ben de nasibimi aldım. Sonrasında hiçbir zaman müzikten kopamadım.  Bir çok Türk sanat müziği enstrümanını daha çok küçük yaşlarda elime aldım, duydum ve tanıdım. Enstrüman olarak ilk org çalmaya başladım sonrasında gitarın bana daha iyi bir dost olabileceğini düşündüm. Çok komik bestelerde olsa 7. sınıfta şarkı yazmaya başladım ve 8. sınıf yazında canlı müzik yapmaya başladım. Ama istediğim bu değildi ben kendimi anlatmak istiyordum. Liseden mezun olduğum yıl TRT stajyer radyo sanatçılığı sınavına girip kazandım orada 1 sene kaldım fakat bana çok güzel bir bakış açısı kazandırdı. Sonrasında üniversiteyle beraber Kıbrıs’ta 5 sene boyunca grup müziği yaparak festivaller ve barlarda sahne aldım.

Bazen geriye dönüp baktığımda neden başka alanlara yönelmişim diye şaşırıyorum. Aslında müzik yapmam için çok işaret varmış.

Ben bu süreçte şarkı söyleme değil de şarkı anlatmayı çok sevdim. Bütün tarz ve müzikleri dinlesem de Bülent Ortaçgil, Fikret Kızılok’un ben de yeri çok özeldi.

Aslında kurduğum hayallerin genelini yaşıyorum. Sırada beni anlayan, bir kalıba koymadan dinleyen, beraber aynı duygularla şarkı söyleyebileceğim insanlarla güzel bir ortamda müzik yapmak var. Ve onlara da şarkılarımı anlatmak. Burada inanın sayı ve ün önemli değil. Yavaş yavaş bu hedefime doğru da ilerliyorum

Griiyyy grubundan  ayrıldıktan sonra müzik kariyerinize solo olarak devam ediyorsunuz. İleride yine bir müzik grubuyla yollarınız kesişebilir mi?

Griiyyy’den aslında ayrılma durumu olmadı. Pandemi döneminde kardeşimle birlikte müzik yapmamıza vesile olan bir oluşumdu. Bizi belli bir seviyeye taşıdı.Hala biz bir araya geldik mi Griiyyy devam ediyor.

Şu an için kesişir veya kesişmez diyemiyorum. Fakat grup müziği yapmak bana çok keyif veren bir şey.  Evrenin bir bildiği vardır elbet. Doğru zaman ve doğru bir projeyle neden olmasın.

Yeni single çalışmanız “İyileşir mi Kalbim”  3 sene önce yazdığınız bir nakaratla, Yazar Gülşah Elikbank’ın “İyileşir mi” şiirinin sözlerinden oluşuyor. Bu düşünce nasıl gerçekleşti?

3 sene önce yazdığım bir nakarat vardı. Nakaratta kalbim kırık dökük hayallerim.. diye devam ediyordu. Biraz önce bahsetmiş olduğum evrenin elbet bir bildiği vardır sözü bana yazdığım nakarata dokunmamam gerektiğini söylemiş olmalı ki. 3 sene bekledi. Sonrasında çok değişik bir şekilde Gülşah ile yollarımız kesişti ve bir akşam otururken bir şiir geldi önüme, şiiri okuduktan sonra bir anda yazmış olduğum nakaratla uyuştu. Nakarat ve şiirin duygusu inanılmaz bir şekilde birleşti. Sanki o nakarat 3 yıl boyunca bu şiiri bekliyormuş. Şiir de “iyileşir mi artık kalbim” diyor ve benim kalbim ile başlayan nakaratımla bir birine sarıldı.

Bir önceki soruya bağlantılı olarak devam edeyim. Türkiye’de ilk kez müzik ve edebiyatı buluşturan Yazar Gülşah Elikbank’ın “Âşıklar Gece Ölür” kitabından hareketle ortaya konan sekiz şarkılık albüm, ‘novel soundtrack’ projesinde yer aldınız. Nasıl bir duyguydu?

Bana belki de seviye atlatan muhteşem bir projeydi bu. Düşünsenize Türkiye’de ilk Dünya’da belki de çok nadir rastlayacağımız bir olay 7 müzisyen bir kitap için hepsi ayrı duygularla besteler yapıyor ve kitabı okuyanlar bu şarkıların hangi bölümler için yazıldığını çok net anlayabiliyor. Burada Gülşah’ın da inanılmaz başarısı sayesinde oldu.Kitap o kadar akıcı ve güzeldi inanın kitap bitince üzüldüm. Aşıklar Gece Ölür için kendi adıma 1 değil belki 10 tane beste yapabilirim. Kitabın içi bir duygu hazinesi.

Pandemi süreci hepimiz için  zor bir  süreçti.  Bu süreçten en çok etkilenen kesimlerden biri de müzisyenlerdi.  Pandemi süreci tam bitti her şey normale dönüyor dediğimiz anda ise milletçe çok sarsıldığımız bir deprem felaketi yaşadık; hiçbir şeyin hiçbirimiz için eskisi gibi olamayacağı günlerden geçiyoruz. Ve müzik dünyası bu acılara yine her zaman olduğu gibi mesleki imkânsızlıklarını da eklemeyi ihmal etmedi. Bu konuda ne söylemek istersiniz?

Gerçekten çok zor dönemler geçirdik. Depremden dolayı yaşananları, gördüklerimizi nesillerce unutamayacağız ve bunun psikolojik etkileri bizim yakamızı bırakmayacak. Çok zor. Anlatmaya kelimeler yetersiz kalıyor. Yaramız büyük ama ayağa kalkmamız ve insanlarımıza destek olmamız için 2 belki de 3 kişilik mücadele etmeliyiz. Bir olmalıyız.

Müzik burada aslında iyileştirici bir araçtır. Sadece müzik değil tüm kültür sanat etkinlikleri bu yaraları azıcıkta olsa sarmanın en etkin ve hızlı yolu olduğunu düşünüyorum. Biz sanat ile uğraşan kişilere burada çok büyük görev düşüyor. Dediğiniz gibi ülkemizde maalesef müziği eğlence aracı gören çok büyük bir kısım var. Müzisyen bu nedenle işine gidemiyor. İşini utanarak yapıyor ve işini yaparken de bir sürü açıklama yapmak zorunda hissediyor. Müzisyen duygu işçisidir ve duygu işçisi olmak ta çok ağırdır. Değişmesi gereken bir çok şey gibi müzisyenlerin ve müzik sektörüne çok hassas yaklaşılması gerekmektedir.

Yeni projelerinizden bahsetmeniz mümkün mü?

Tabi ki yarımlarla hesaplarsak yaklaşık 8-9 tane anlatmış olduğum hikaye zamanını bekliyor. Gülşah Elikbank ile duygularımız inanılmaz bir şekilde kesişti. Bir kaç tane ortak çalışmamız bulunmakta onları da yeri ve zamanı  geldiğinde sizlere sunacağız.

Röportajlarımdaki klasik sorumdur. Size de sormalıyım  elinizde sihirli bir değnek olsaydı ne yapmak isterdiniz?

Şu an için bu soru sorulduğunda bir çok kişinin de böyle düşündüğünü düşünerek. Kaybettiğimiz herkesi geri getirebilseydim. Hala kendime gelebilmiş durumda değilim.

(SERKAN SELİNGİL) 

 







 
Son Eklenen Haberler