UĞUR MUMCU'NUN KALEMİNDEN 'PETKİM'

5 Ağustos 2016, Cuma 06:54

     


FETÖ/PDY’ye yönelik operasyonların sürdüğü Petkim’de özelleştirmelerin ardından cemaat etkisinin arttığı iddiaları gündemde yer aldı. İddialar araştırmacı gazeteci Uğur Mumcu'nun 1989 yılında kaleme aldığı 'PETKİM' başlıklı yazısını akıllara getirdi.

Türkiye'de araştırmacı gazeteciliğin simge ismi Uğur Mumcu, 6 Haziran 1989 tarihli Cumhuriyet Gazetesi'ndeki köşesinde kaleme aldığı yazısında, Petkim'i yazmıştı. The Morgan Bank adlı kuruluşa devlet tarafından hazırlatılan raporda Petkim için 'Devletin desteği ile satılabilir' değerlendirmesinin yer aldığını yazan Mumcu, hükümetin kamu yatırımlarının azaltmasını eleştirmişti.

"HER YOLUN BİR GİDİŞİ, BİR DE DÖNÜŞÜ VARDIR"

The Morgan Bank tarafından hazırlanan raporun Petkim ile ilgili özel bölümlerine yer verdiği yazısında Mumcu, şu ifadelere yer vermişti;"Raporda petrokimya ürünleri ile plastik üretimi yapan ve iki ayrı petrokimya kompleksine sahip olan Petkim'in 'ikinci derece öncelikli olarak devlet desteği ile satılması' öngörülüyor. Petkim'in iki petrokimya tesisi var, biri Aliağa, biri Yarımca. Bu kompleksler benzin üretiyor, fuel oil üretiyor., etilen üretiyor, proplilen üretiyor. Petkim, Türkiye'deki bütün lastik üreticilerine butadiyen türevleri ve karbon siyahı da sağlıyor. Aliağa ve Yarımca, Tüpraş ve Ataş rafinerileriyle bağlantılı çalışıyorlar. Zarar mı ediyor bu tesisler? Hayır, kar ediyorlar. Raporda da yazılıyor. Son yıllarda petrol üreticisi Ortadoğu ülkelerinin 'damping' uygulaması karşısında birçok ülke, petrokimya tesislerini ya millileştiriyor ya kapasite üretkenliğini arttırıyor.

Biz ne yapıyoruz? Biz, bu iki tesisin üretkenliğini arttıracak yatırımlarda bulunmuyoruz. Sonra da birçok ülkenin petrokimya tesisini millileştirdiği bir dönemde bu tesisleri yabancılara satıyoruz. Her yolun bir gidişi, bir de dönüşü vardır. Türkiye Cumhuriyeti sanayileşme çabalarına 1930'lu yıllarda binbir türlü güçlük içinde girdi. 1934 yılında birinci beş yıllık sanayi planı yürürlüğe kondu. Türkiye, bütün dünyayı sarsan '1930 bunalımı'nı uyguladığı devletçilik arşivi ile aşabildi. Sümerbank gibi 'sanayide devlet öncülüğü' bu dönemde gerçekleştirildi.

Bu kuruluşlar, Türkiye'de kamu ve özel sektöre yıllarca uzman yetiştirdiler. Bugün de yetiştiriyorlar. Bugün hiç şüphesiz '1930 model devletçilik' geçerli değildir. Rekabet koşullarına uygun, yönetiminde çalışanların söz sahibi oldukları 'planlı devletçilik' ile devlet yeniden sanayide 'hakim tepeleri' elinde tutmalıdır. ANAP, özelleştirici bir program uyguluyor. Petkim, bu program gereğince satışa çıkıyor. Peki SHP? O da KİT'lerin böyle 'haraç-mezat satışına' ses çıkarmayacaktır.” (EMEL OTURAK)