131019098
29 Haziran 2022, Çarşamba

KADINLAR TALEPLERİNİ HAYKIRDI

10 Mart 2022, Perşembe 06:52

     


Aliağa Emek ve Demokrasi Platformu Bileşenleri, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü coşkuyla kutladı. Kadınlar Aliağa sokaklarında taleplerini haykırdı.

Aliağa Emek ve Demokrasi Platformu Bileşenleri 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü alanlara inerek coşkuyla kutladı. Aliağa sokaklarında sloganlar atarak yürüyen kadınlar, Demokrasi Meydanı’na geldiklerinde bir basın açıklaması yaptı. Açıklamayı Aliağalı Kadınlar adına Deniz Gültekin okudu. Gültekin, “Evlerden, fabrikalardan, ofislerden, okullardan çıkan yüzlerce kadınız. Sabah sökmeden yola koyulan, azı çoğa ekleyen, el ele veren, umudu ören, mücadeleyi büyüten kadınlarız. Her 8 Mart'ta olduğu gibi bu 8 Mart'ta da krize, yoksulluğa, tacize, tecavüze, şiddetin her türlüsüne, eşitsizliğe, savaşa, sömürüye, bizleri ve çocuklarımızı rezil bir geleceğe mahkum etmek isteyenlere karşı Aliağa'da da alanlardayız. Söyleyecek sözümüz, değiştirecek gücümüz var diyen kadınlar olarak 8 Mart'ta eşitlik, özgürlük, şiddetsiz bir yaşamı var etme umuduyla, gücünü birliğinden ve mücadeleden alan kadınlar olarak buradayız. Esnek ve güvencesiz çalıştırılan, yoksullukla sınanan, zamların ve krizin yükü altında ezilmek istenen, katledilen, şiddet gören, eğitim ve sağlık hakkı, nafaka hakkı ellerinden alınmak istenen milyonlarca kadın bugün Türkiye'nin her yerinden hep bir ağızdan Yaşasın 8 Mart, Yaşasın Kadın Dayanışması demek için sokaklara çıkıyor, işyerlerinde eylemler örgütlüyor, alanları dolduruyor. Biz de Aliağa'da yaşayan kadınlar olarak her bir kız kardeşimizi mücadeleyle kucaklıyor, sözüne söz, sesine ses katmak için buradayız diyoruz.”dedi.

“Her gün 8 Mart her yer mücadele”

Konuşmasına ekonomik açıdan çekilen sıkıntılara da değinerek devam eden Gültekin, “İşsizliğin rekor seviyelere ulaştığı ekonomik kriz koşullarında kadınlar olarak barınma, beslenme gibi temel ihtiyaçları bile karşılayamaz olduk. Hali hazırda yoksullukla baş etmeye çalışırken, açlıkla mücadele etmek durumunda kaldık. Var olan mesaimize yeni bir mesai daha eklendi; En ucuz ürünü nerede buluruz, hangi saatlerde pazara gidersek daha ekonomik alışveriş yaparız, çamaşır ve bulaşık makinesini saat kaçta çalıştırırsak enerjiden tasarruf ederiz. Artan zamlar, yükselen faturalar ve sefalet ücretleriyle karşı karşıya kalan kadınlar bir dar boğazın içinde yaşamaya çalışıyoruz. Türkiye Dünya'da kadın işsizlik oranının en yüksek olduğu, kadın istihdamının en düşük olduğu ülkelerden biri. Kayıt dışı işlerde, güvencesiz ve düşük ücretlerle istihdam ediliyoruz. Aynı işi yaptığımız erkeklerden daha az ücret alıyoruz. Çalışma hayatında olduğumuzda dahi yönetim kademelerinde yer alamıyoruz. Emeğimiz ikincilleşiyor, gelirimiz erkeğin gelirine ek olarak görülüyor. Ev ve bakım işini aksatmamamız için esnek çalışmamız gerekiyor. Doğum kontrol yöntemleri ve ürünleri; ped, tampon gibi hijyen ihtiyaçları temin edebilmek imkansız hâle geldi. Sağlık hakkına erişemiyoruz. Çeşitli kanser türlerini önleyici etkisi bilinen HPV aşısını olamıyoruz çünkü devlet karşılamıyor. Ama aynı devlet lüks yattan yüzde 1 KDV alırken, pedden yüzde 18 KDV kesiyor, yandaşlara milyarlarca lira aktarıyor. Biz kadınlar emeğimiz ve haklarımız için direnmekten, “krizin faturasını kadınlar ödemeyecek” demekten vazgeçmiyoruz. Tüm kadınlar için güvenceli iş, insanca ve eşit ücret, ev içi emekte eşitlikçi bölüşüm, tüm çocuklar için nitelikli, güvenli devlet kreşleri, bakım, temizlik, beslenme gibi zorunlu ihtiyaçlar için kamusal politikalar geliştirilmesini talep ediyoruz. Temel ihtiyaçlarımızın ücretsiz karşılanmasını, HPV aşısının herkese ücretsiz uygulanmasını istiyoruz. Her gün 8 Mart her yer mücadele.” İfadelerini kullandı.

“Öfkemiz hiç bitmeyecek”

Kadınların sosyal hayatta çektiği zorluklara da değinen Deniz Gültekin, “Evde, iş yerlerinde, sokakta, kampüste tacize, tecavüze, mobbinge uğruyoruz. Her gün bir kız kardeşimiz daha vahşice katlediliyor. Hiçbirimiz kendini güvende hissetmiyor. Hayatını savunan kadınlar en ağır cezalarla cezalandırılırken katiller aramızda dolaşmaya devam ediyor. Şüpheli kadın cinayetleri aydınlatılmıyor. Bugün katlettiğiniz kadınlar için de yan yanayız. Hakkında hala bir cinayet davası bile açılmamış olan Aleyna Çakır için buradayız. Ümit Can Uygun’dan ve onun sırtını dayadığı iktidardan hesap sormak için buradayız. İpek Er’e tecavüz edip, intihar etmesine sebep olan Musa Orhan tutuklansın demek için buradayız. Gülistan Doku’yu bulun, Nadira Kadirova, Yeldana Kaharman’ın şüpheli ölümlerini aydınlatın demek için buradayız. Çilem Doğan’ın hayatı için buradayız. Katledilen tüm kadınların isimlerini aklımızda, kalbimizde taşıyoruz. Bu yüzden öfkemiz hiç bitmeyecek. Kadın cinayetleri tamamen son bulana kadar, failleri koruyanlar, aklayanlar hesap verene dek sürecek. Cezasızlıkla faillere cesaret veren düzeninize boyun eğmeyeceğiz. Kanı elinizde olan bütün kadınların hesabını mutlaka soracağız.” Şeklinde konuştu.

“Hiçbir hakkımızdan vazgeçmiyoruz, vazgeçmeyeceğiz!”

Açıklamasına İstanbul Sözleşmesi’nin gerekliliğinden de bahsederek devam eden Gültekin, “İstanbul Sözleşmesi’ni bir gecede fesheden iktidar; bu sefer de yoksulluk nafakasına yani kadınların medeni haklarına göz dikti. Uydurulmuş bir mağduriyetle evlilik boyunca çalışma hakkından yoksun bırakılan, boşanmayla da yoksulluğa sürüklenen kadınların boşanma hakkını kullanması fiilen engellenmeye çalışılıyor. Bugünlerde tartışmaya açılan aile arabuluculuğu tasarısı da boşanma önüne fiili engeller çıkarmak konusunda atılan somut adımlardan biri. Ne yapmak istediğinizin farkındayız. Şiddetin arabuluculuğu olmaz, izin vermeyeceğiz. Nafaka hakkına, boşanma hakkına dokunmayı aklınızdan bile geçirmeyin diyoruz. Bizler biliyoruz ve bir kez daha tüm meydanlardan olduğu gibi Aliağa Demokrasi Meydanı'nda da sesleniyoruz, kız kardeşlerimizin kanıyla kazandığımız, mücadele ile edindiğimiz hiçbir hakkımızdan vazgeçmiyoruz, vazgeçmeyeceğiz! Birbirimizi yaşatmak için, el ele tutuşan kadınlar, savaşın kendileri için ne demek olduğunu yüzyıllardır her coğrafyada öğrendi. Emperyalist savaşlar dünyanın her yerinde kadınları yerinden ediyor. Göçmen kadınlar savaştan kaçarken göç yollarında tacize, tecavüze uğruyor, vardıkları topraklarda daha fazla yoksulluk, ayrımcılık, şiddetle karşı karşıya kalıyor. Savaş başlar başlamaz, Ukraynalı kadınlar hakkında ortalığa saçılan cinsiyetçi söylemlerinde gösterdiği gibi bu savaş kadınlara daha fazla sömürü, yoksulluk, ayrımcılık ve ölümden başka bir şey getirmeyecek. Biz kadınlar emperyalist savaşa karşı barış talebimizle sokaklardayız.” Dedi.

“İsyanı büyütüyor, mücadeleyi örgütlüyoruz”

Açıklamasına taleplerini sıralayan Deniz Gültekin, “Farplas, Alpin Çorap, Oppo, Migros Depo, Pas South işçileri, pandemiyle mücadelede en ön safta yer alan sağlık emekçileri başta olmak üzere memleketin dört bir yanında “eşit işe eşit ücret” diyen, “insanca yaşamak istiyoruz” diye harekete geçen, sendikal hakları için direnen, ek zam talepleri ile iş bırakan, grev alanlarının direnci olan emekçi kadınlarız, Şiddete karşı mücadele eden, yaşamına sahip çıkan, kadınların ve çocukların geleceğinin çalınmasına izin vermeyen tek adam rejiminin karşısında on binler olup sokakları dolduran, İstanbul Sözleşmesi’nden, haklarımızdan ve hayatlarımızdan vazgeçmiyoruz diyerek karanlığın üstüne el ele tutuşup yürüyen genç kadınlarız. Yalnız 8 Mart’lar da değil, her gün kadın dayanışmasını ve mücadelesini yükseltecek, yoksulluğu bize reva görenlere karşı, sömürü ve şiddete karşı eşit, özgür bir yaşamı birlikte kazanacağız. Tekrar ediyoruz; Yapılan zamların geri alınması, ücretlere ek zam yapılması için, Kadın istihdamında tek seçenekmiş gibi sunulan esnek-güvencesiz-kayıt dışı ve taşeron çalıştırmaya son verilmesi için!, Eşit işe eşit ücret, sendikal hak ve özgürlükler için, Bütçede, eğitimde ve her türlü yasa ve uygulamada toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanması için, Her mahalleye ve işyerlerine 7/24 hizmet veren kreş ve bakım evleri açılması için, İşyerinde şiddeti, ayrımcılığı ve mobbingi önleyen İLO 190 sayılı yasanın uygulanması için, Korunma ve sığınma talep edenler öncelikli olmak üzere kadınlara iş ve sosyal güvence sağlanması için, İstanbul Sözleşmesi, 6284 sayılı yasa başta olmak üzere kadına yönelik her türlü şiddeti önleyen ve kadınları koruyan yasal düzenlemelerin uygulanması için, Nafaka hakkı için, istismar ve şiddet davalarında cezasızlığın son bulması için, Temel ihtiyaç ürünleri ve hizmetlerinin ücretsiz sağlanması için, doğum kontrol yöntemleri ve ürünleri; ped, tampon gibi hijyen ihtiyaçlarının ücretsiz sağlanması için, Ücretsiz ve koşulsuz HPV aşısı için, fiili “kürtaj yasaklarını” kaldırmak için İsyanı büyütüyor, mücadeleyi örgütlüyoruz.” İfadelerini kullandı.

(ESİN ÇETİN) 







 
Son Eklenen Haberler