BASINDA SANSÜRÜN KALDIRILIŞININ 109.YIL DÖNÜMÜ

25 Temmuz 2017, Salı 06:41

     


Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) İzmir Şubesi Başkanı Halil İbrahim Hüner, Türk basınında sansürün kaldırılışının 109. yıl dönümünde yaptığı açıklamada,’’özgür basının, özgür halk, çağdaş toplum ve gelecek olduğunu’’ bildirdi. Hüner, 24 Temmuz tarihinin ülkemiz açısından, Türk basınında sansürün kaldırılması nedeniyle özel öneme sahip olduğunu belirtti. Yazılı ve görsel basının özgürlük içinde görev yapmasının yerel ve genel yöneticilere de rehberlik edeceğini ifade eden Hüner, şunları kaydetti:

‘’Gazetelerde, televizyonlarda, radyolarda, haber ajanslarında, internet üzerinden yayın yapan haber sitelerinde çalışan basın emekçileri, yurttaşların gözü, kulağıdır. Basın emekçilerinin yerel ve genel sorunlara 'ayna tutması'' Genel ve yerel yöneticilerin sağlıklı hizmet üretmesine de önemli katkı sağlamaktadır. Yönetenlerin, bürokratların herşeye hakim olması, her şeyi görmesi mümkün değildir. İlde, ilçelerde, sokaklarda, her daim yurttaşların arasında bulunan basın emekçilerinin yazdıklarını 'karşıt'' veya 'yanlı görmeyip' bunların düzeltilmesi yönünde çalışma yürüten yöneticiler daima başarıya ulaşmıştır.

Yazılı ve görsel basında özgürlük hedefine ulaşılmasıyla demokrasi tam işlev kazanır. Fikir ve düşünceyi ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü önüne sansür ve oto sansür konulması demokrasimizi geri götürdüğü gibi, iş yaşamında, ekonomide ve yabancı yatırımda alanlarında da sıkıntılara yol açar. Ülkemizde gerçek demokrasinin yaşam bulması, halkın haber alma özgürlüğünden geçer. Özgür basın, özgür halk, çağdaş toplum ve gelecektir.’’

Son yıllarda basın özgürlüğünün sekteye uğradığını, basın emekçilerinin demir parmaklıklar arkasına mahkum edilmesinin ülkemiz adına utanılacak bir durum olduğunu vurgulayan Hüner, sözlerini şöyle sürdürdü: ‘’Şu anda cezaevlerinde 160’a yakın basın emekçisi, hangi suçtan yattıklarını dahi bilmeden ömür tüketiyorlar. Terör örgütleriyle ilişkilendiriliyorlar. Gazetecinin tek silahı kalemidir. Gazeteci, yurttaşına bilgi sunmak, toplumunun gelişmesine katkı sunmak için çalışma yapar. Cezaevinde tutuklu ve hükümlü gazetecilerin çokluğu demokrasimiz adına da büyük sıkıntıdır. Özgürce yayın yapabilen basın o ülkede özgürlüklerin, demokrasinin ve insan haklarının güvencesi olmaya devam edecektir. Basın emekçilerini baskı altına almak, fikirleri ve düşünceleri baskılamak, ceza vermek ancak dikta rejimlerinde olur. Toplumun özlediği demokrasiyi ‘tam-ileri- daha fazla’ demeden inşa etmek için öncelikle basın özgürlüğünü sağlamalıyız. Türk Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu'nun bazı maddeleri ifade ve basın özgürlüğü önünde engel oluşturmaktadır. Basın özgürlüğü üzerinde artan baskılar, yapılan gizli ve açık sansürler, tehditler ne yazık ki otosansürü büyütmüştür. Sansürün yanında asıl büyük tehlike otosansürdür.” Gazetecilere yönelik bilinçli bir şekilde korku, sindirme, tehdit senaryoları üretilmekte ve oynanmaktadır. Gazetecilerin sendikal ve sosyal haklar açısından kendini güvencede hissedememesi, işten atılma korkusu, hapis tehdidi gibi nedenlerle basın çalışanlarının birçoğu yazarken artık ‘suya sabuna dokunmama’’kaygısı taşımaya başlamıştır. Unutulmamalıdır ki, kamu görevi yürüten gazetecilerin asli görevi toplumu doğru, tarafsız, objektif olarak bilgilendirmektir. Bu ilkelerden ödün vermek, basın özgürlüğünün geleceği ve Türk basını açısından iyileşmesi imkansız yaralar açacaktır. Cumhuriyet Gazetesi davasından tutuklanan ve 267 gündür özgürlüklerinden yoksun Silivri Cezaevi’nde bulunan gazetecilerin 24 Temmuz 2017 tarihinde,“yani ’Gazeteciler Günü’nde ilk duruşmaya çıkartılması da ayrıca düşünülmeye değer bir tarih olarak anılara kazınacaktır.’’

TGS İzmir Şubesi Başkanı Halil İbrahim Hüner, bütün olumsuzluklara rağmen gazetecilerin ve gazetecilik meslek örgütlerinin sansüre direnişe devam edeceklerini vurgulayarak, basın emekçilerinin 24 Temmuz Gazeteciler Günü’nü kutladığını bildirdi. (HABER MERKEZİ)