EMEĞİN GÜNÜ COŞKUYLA KUTLANDI

2 Mayıs 2017, Salı 07:23

     


1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü, emek kenti Aliağa’da Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri ile çok sayıda işçinin katılımıyla coşku içinde kutlandı.

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü, tüm yurtta olduğu gibi emek ve sanayi kenti Aliağa’da çeşitli etkinliklerle kutlandı. Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri ile çok sayıda işçi ve vatandaş sabahın erken saatlerinde Petrol-İş Sendikası önünde toplandı. Binlerce işçinin yanı sıra sendika temsilcileri ve üyeleri davul zurna eşliğinde yürüyüş yaptı. Polisin yoğun güvenlik önlemi aldığı yürüyüşte işçiler, ‘İşte 1 Mayıs, alanlardayız’, ‘Kıdem’e uzanan eller kırılsın, ‘Zafer direnen emekçinin olacak’ sloganları eşliğinde yürüyüşünü tamamlayıp kutlamanın yapılacağı Demokrasi Meydanı’na geldi.

“SERMAYE KÜRESELLEŞEBİLİYORSA EMEK DE EVRENSELLEŞMELİ”

Emekçi şehitler için saygı duruşu ve istiklal Marşı’nın okunmasının ardından programın açılış konuşmasını yapan Petrol-İş Sendikası Aliağa Şube Başkanı Ahmet Oktay, OHAL’in gölgesinde, sermayenin, emperyalizmin, kapitalizmin yoğun baskıları altında 1 Mayıs’ı kutladıklarını vurguladı. Oktay, “Şu an örgütlü olduğumuz işyerlerinde toplu iş sözleşmesi sürecimiz devam ediyor. Ama bu dönem şunu gördük. Sermayenin birbiri ile öyle bir birleştiğini gördük ki masada, bunu bize yansıtıyorlar. Kaldı ki işyerlerimizde yapmış olduğumuz açıklamalarda da bunları sizlerle paylaştık. Sermayenin tam anlamıyla küreselleştiği bir dönemi yaşıyoruz. O zaman bize düşen bir görev vardır. Eğer sermaye küreselleşebiliyorsa emek de evrenselleşmesi lazım. İşte bu gün emeğin evrenselleştiği gündür. Bir kez daha 1 Mayıs işçi bayramınız kutlu olsun.” dedi.

“İŞVERENLER YALDA HIRLAŞIR, YOLDA BİRLEŞİRLER”

Emekçilerin kol kola girip mücadelelerini sürdürmekten başka çarelerinin olmadığını ifade eden Ahmet Oktay, “İşverenler yalda hırlaşırlar, yolda birleşirler. Bunu asla unutmayın. Bundan sonraki süreçte, eğer bu mücadeleyi daha yukarı taşımaksa niyetimiz, bu kavgayı daha da büyütmekse niyetimiz, kol kola girmekten başka çaremiz yok. Yıllardır bizi bölmeye çalıştılar. Bizlerde birbirimize olan güvenimizle hep şunu söyledik; bizim yolumuz ekmeğimizin kavgasıdır. Bizim kavgamız işimizin, aşımızın, geleceğimizin kavgasıdır. Bizim kavgamız alın terimizin kavgasıdır. Eğer bunu yapmanın adına siyaset diyorsanız biz bu siyaseti sonuna kadar yapacağız. Ama ayrıştırmadan, bölmeden, parçalamadan yapacağız. İnadına bir araya gelerek, inadına kol kola girerek yapacağız.” diye konuştu.

“BU GÜN EMEĞİN EVRENSELLEŞTİĞİ GÜNDÜR”

Emeğe ve emekçilere yapılan saldırılara dur demek için alanlarda olduklarının altını çizen Oktay, “Kıdem tazminatlarımızı gasp etmeye çalışan anlayışa dur demek için alanlardayız. İş cinayetlerine hayır demek için alanlardayız. Taşeronlaştırmaya ve kölelik düzenine hayır demek için alanlardayız. Emekçilerin çıkarı savaşta değil barıştadır. Toplumsal barışın sağlanması için alanlardayız. Asgari ücretin insan onuruna yakışır bir seviyeye getirilmesi için alanlardayız. Ücretli çalışanların üzerindeki ağır vergi yükünün kaldırılması için alanlardayız. Kadına şiddetin son bulması için alanlardayız. İşyerlerimizde baskı, taciz ve mobbinge dur demek için alanlardayız. Hırsızlık, yolsuzluk ve yoksulluğa dur demek için alanlardayız. Özelleştirmeye, talana ve yolsuzluğa dur demek için alanlardayız. Emeğimizi, alın terimizi ve geleceğimizi çalmaya çalışanlara dur demek için alanlardayız. Emeğin evrenselleştiği gün bu gündür. Onun için alanlardayız.” ifadelerini kullandı.

“KIDEM HAKKIMIZIN GASP EDİLMESİNİ ASLA KABUL ETMEYECEĞİZ”

Ahmet Oktay’ın konuşmasının ardından Genel-İş Sendika Temsilcisi Sinan Uğur, Emek ve Demokrasi Platformu adına basın açıklaması metnini okudu. Konuşmanın başında 1 Mayıs’ın tarihi süreci hakkında bilgiler veren Uğur, ardından günümüzde işçi sınıfının yaşadığı sıkıntıları dile getirdi. Uğur, “Türkiye işçi ve emekçileri 2017 yılı 1 Mayıs’ını ciddi hak gaspları ve yaşam koşullarında önemli gerilemelerle karşılıyor. Halka danışılmadan, geniş bir mutabakat sağlanmadan Meclis’ten geçirilen ve referanduma getirilen Anayasa değişiklikleri, OHAL koşullarının varlığı ve YSK’nın son dakika kararlarıyla şaibeli bir şekilde yüzde 51 evet oyuyla geçirildi. Ve ilginçtir ki, referandumun ertesi günü kıdem tazminatımızın fona devredilmesi için girişimler hız kazandı. Ülkemizde 81 yıldır uygulanan ve işçilerin yıpranmasının karşılığında ödenen, iş güvencemizin de önemli bir dayanağı olan kıdem tazminatımız fona devredilerek tıpkı işsizlik fonunda olduğu gibi sermayenin kullanımına açılmak isteniyor. Fon kurulduğunda, işçiler işten atılsalar dahi en az 10 yıl boyunca fondan para alamayacaklar, aldıklarında ise şimdiki uygulamadan aldıklarının en iyi ihtimalle yarısını alabilecekler. Üstelik her ay işsizlik fonunda olduğu gibi işçiden de para kesilecek. Kıdem hakkımızın gasp edilmesini asla kabul etmeyeceğiz.” dedi.

“İŞÇİLER, TAŞERONDAN DA GERİ BİR ÇALIŞMA DÜZENİNE MAHKUM EDİLİYOR”

İktidara geldiğinde 300 bin olan taşeron işçi sayısını 2 milyonun üzerine çıkaran hükümetin, taşeronu kaldıracağız sözünün arkasında durmak bir yana, kiralık işçiliği yasallaştırdığını ve memurların da iş güvencesini kaldırarak bütün çalışanları taşerondan da geri bir çalışma düzenine mahkum etmek istediğini kaydeden Uğur, “Bir kez daha yineliyoruz, bütün çalışanlar kadrolu ve güvenceli olarak çalıştırılana, eşit işe eşit ücret ödenene değin mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Hiçbir somut delil olmadan yüzbinlerce çalışan işinden atılıyor. Grev yasaklamalarıyla işçilerin en temel hakları ellerinden alınıyor. Bütün bu baskı politikaları sonucunda, daha önce 12 Eylül darbe döneminde AB tarafından denetime alınan Türkiye, 13 yıl sonra tekrar denetime alınıyor. Bizler, 21. Yüzyılda, başta işçi sınıfı olmak üzere insanlığın büyük bedeller ödeyerek kazandığı hak ve özgürlüklerin en ileri derecede uygulandığı, demokratik, bağımsız, ‘Yurtta barış, dünyada barış’ı temel şiar edinmiş, bir Türkiye için mücadelemizi daha ileri taşımak için tüm gücümüzle seferber olacağız.” diye konuştu.

“İŞÇİNİN EKMEĞİYLE UĞRAŞIRSANIZ, BİRLEŞMİŞ İŞÇİLERİN DUVARINA TOSLARSINIZ”

Basın açıklaması metninde, Tüpraş ve Petkim’de devam eden toplu iş sözleşmesi sürecine de değinen Sinan Uğur, “Petkim, Tüpraş ve Star Rafinerilerinde devam eden toplu sözleşme sürecinde işverenlerin uzlaşmaz tutumuna, 3 yıllık sözleşme ve diğer dayatmalarına karşı mücadele eden Petrol-İş Sendikamızın Aliağa Şubesi’ni, üye işçilerini yürekten selamlıyor ve asla yalnız yürümeyeceklerini ilan ediyoruz. Koç Holding ve Socar yöneticilerine de bir kez daha sesleniyoruz. İşçinin ekmeğiyle, sendikasıyla uğraşırsanız, karşınızda birleşmiş işçilerin duvarına toslarsınız. Petrokimya işçileri hodri meydan diyor, Aliağa Emek ve Demokrasi Platformu olarak bizler de yanlarındayız. Hodri meydan diyoruz.” İfadelerini kullandı.

Basın açıklaması metninin okunmasının ardından, Meydan’da toplanan işçiler ve vatandaşlar Aliağalı müzisyenlerin çaldığı müzikler eşliğinde halaylar çekerek 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutladılar. İşçiler daha sonra, Gündoğdu Meydanı’nda yapılacak olan 1 Mayıs kutlamalarına katılmak üzere otobüslerle İzmir’e hareket etti.

(VOLKAN GÜNDÜZ)