FETÖ İDDİANAMESİNDE YOK YOK...

2 Eylül 2016, Cuma 06:31

     


Aliağa eski Cumhuriyet Başsavcısı olan ve şu an İzmir Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu Cumhuriyet Savcısı olarak FETÖ/PDY soruşturmasını yürüten Zafer Dur’un, örgüte finansal destek sağladıkları gerekçesiyle 5 ila 10 yıl arasında hapis istemiyle haklarında dava açtığı tutuklu sanıklar Emir Ağbaş ve Mehmet Çelikarslan ile tutuksuz yargılanacak olan şirket çalışanı Mehmet Celikarslan’a yönelik iddianame tamamlandı. 2’si tutuklu üç sanık hakkında hazırlanan ve İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilen iddianamede örgütün kuruluşundan yapılanmasına, Necip Hablemitoğlu, Haydar Meriç ve Aytunç Altındal gibi gazetecilerin şüpheli ölümlerine kadar pek çok konuya yer verildi.

DIŞ GÜÇLERİN DESTEĞİ OLMADAN İMKANSIZ

15 Temmuz darbe girişiminin ardından FETÖ/PDY’nın silahlı terör örgütü olduğunun daha anlaşılır hale geldiği belirtilen iddianamede, Gülen’in 75 yaşında ve ilkokul mezunu olması, 1999 yılından bu yana ABD’de yaşaması dikkate alındığında, şahsi gayret ve yeteneklerle bu kadar büyümesi ve devlet kurumları içinde hayati birimlere yerleşmesinin mümkün olamayacağı belirtildi.

İddianamede FETÖ’nün TSK, Emniyet, yargı, mülkiye ve istihbarat gibi birimlerde devleti esir alacak konuma gelmesinin ancak dış güçlerin desteğiyle gerçekleşebileceği kaydedilirken, Gülen’in ABD’ye gittiği tarih ile Öcalan’ın Türkiye’ye teslim ettiği tarihe de dikkat çekildi.

Örgüt içinde her meslek grubuna bir ‘imam’ tayin edildiği bildirilen iddianamede, imamlar aracılığıyla üyeler arasında iletişim kurulması, örgüt üyelerinin hücre şeklinde yapılanması ve bir hücrenin çökertilmesiyle diğerlerine ulaşılamaması gibi tespitlerle FETÖ’nün ‘dini duygularla kurulmuş bir yapı’ olmasının gerçeğe aykırı bulunduğu ifade edildi.

Örgütün sözde sivil cemaat şeklindeki yapısının CIA’nın öngördüğü Mormon, Scientology gibi tarikat yapılanmalarıyla gösterdiği benzerliğe de vurgu yapılan iddianamede CIA’nın bu şekilde toplumu değiştirip dönüştürmeyi amaçladığı ve FETÖ’nün de uzun yıllardır eğitim, sağlık, teknoloji, politika ve kültürel alanlarda oluşturduğu yönetim sisteminin bunu amaçladığına yer verildi.

“DOKUNANIN YANDIĞI” BİR YAPI

İddianamede “Gülen'in CIA, MI6 ve BND gibi yabancı istihbarat örgütlerine taşeronluk yaptığı, taşeronluk yaptıkları istihbarat örgütleri adına hareket ederek karşı devletlerin istihbarat birimlerinde kadrolaşma yoluna gittiği uzun süredir özellikle araştırmacı yazarlar tarafından dile getirilen konular arasındadır. Örgütün bu şekilde sızdıkları devletin gücünü, devleti savunanlara karşı kullanacak düzeye gelmeleri konusunda uluslararası düzeyde yardım aldıkları konusunda da ciddi kaygılar bulunmaktadır. Bu konuda araştırma yapan ve kitap yazan Necip Hablemitoğlu, Haydar Meriç ve Aytunç Altındal gibi gazetecilerin FETÖ bağlantısı nedeniyle şüphe taşıyan ölümleri, henüz kitabı basım aşamasına gelmemiş Ahmet Şık ile bu konuda kitap yazan Hanefi Avcı ve Nedim Şener'in tutuklu olarak uzun süre yargılandıkları davalarla susturulmaları ve susturulmak istenmeleri üzerinde dikkatle durulması gereken bir konudur.” Denilerek özellikle örgütün emniyetteki yapılanmasını deşifre eden raporları düzenleyen dönemin emniyet yetkililerine gözdağı verildiği ve FETÖ’ye yakın kişilerin önünün açıldığı bir yapının oluşturulduğu kaydedildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ameliyatına da yer verilen iddianamede "Başbakan Recep Tayyip Erdoğan rahatsızlandığı zaman cemaate ait bir hastaneye yatırıldığını duyan Hakan Fidan, hızlı bir şekilde hastaneye yetişip ameliyata mani olmuş ve cemaatin/paralel yapının yapmak istediği tehlikeli sonuca engel olmuştur. Bu sebeple başta İsrail ve Paralel Yapı/Cemaat tarafından Hakan Fidan sevilmeyen bir şahsiyet olmuştur." denildi.

PKK İLE İŞBİRLİĞİ İÇİNDE

Savcı Zafer Dur, FETÖ’nün PKK ile de işbirliği yaptığını belirttiği örgütle ilgili değerlendirmesine şöyle devam etti: “Kökleri aynı dönemlerde atılan isim ve yöntemleri değişse de aynı amaç için kurulan bu örgütler doğru analiz edilir ve anlaşılırsa, sahada düzeltme çalışmaları zaman alsa dahi bir süre sonra doğru teşhisin getirdiği doğru tedavi yöntemleri ile ‘muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkma’ hedefinin önüne çıkarılan bu engellerden birer birer kurtulmamız ve devlet olarak bu coğrafyada güçlü şekilde yaşamamız mümkün olabilecektir. FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü'nün lider/yönetici kadroları ile PKK Silahlı Terör Örgütü'nün Lider ve Yönetici kadroları da dahil diğer Terör örgütlerinin lider/yönetici kadrolarına bakıldığında kolaylıkla anlaşılabilecek bir gerçek olup, bu örgütlerin yöntem ve faaliyetleri dikkatlice analiz edildiğinde de bu husus rahatlıkla anlaşılabilmektedir. Türk Silahlı Kuvvetlerine sızan FETÖ/PDY Silahlı terör örgütü mensubu subayların PKK'ya yapılacak hava harekatlarını önceden haber vermek suretiyle yardım etmeleri, İstihbarat birimlerindeki FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü Mensuplarının ise PKK içine sızmış istihbarat elemanlarının gizli kalması gereken isimlerini ifşa ederek deşifre olmalarını ve infaz edilmelerini sağlamalarından, her iki örgütün farklı tabanlara yayılarak meşruiyet zemini arayan, ancak tepe kadroları yıllar önce yabancı istihbarat örgütleri tarafından etnik ve dini farklılıklar suiistimal edilerek oluşturulmuş proje ürünü örgütler olduğunu ortaya koymaktadır." (BÜLENT PINARBAŞI)