“Ne güzel komşumuzdun sen ADALET abla”

6 Temmuz 2017, Perşembe 07:16

     


“Haber şöyle geldi İşçi B’ye, o memlekette durum umutsuz. İşçi B sordu; -orada hiç işçi yaşamıyor mu?”*

Bir işçi kenti olan Aliağa’dan bir diğer işçi kenti olan Kocaeli’ye doğru çıktık yola. Biliyoruz çünkü “Güzel günler gelmez bize, biz güzel günlere yürümedikçe”*

Adalet Yürüyüşü’ nün 20. günü için CHP Aliağa İlçe Örgütü tüm Aliağa halkına bir çağrıda bulunmuştu: “Gelin birlikte ‘Hak, hukuk, adalet’ arayışı için yürüyelim.”

Ben de Aliağa Ekspres çalışanı olarak bu çağrıya karşılık vermek, yürüyüşün bir parçası olmak istedim. Her geçen gün artan adaletsizliğin, tutuklu meslektaşlarımız, yitirdiğimiz yüzlerce canın sorulmayan hesabı, torba yasalarla emekçinin elinden alınan hakları, cezaevinde gün geçtikçe eriyen Nuriye ve Semih öğretmenler nezdinde tüm KHK mağdurları için ve bu ülkenin geleceğine kaç adım atsak iyidir düşüncesi ile Salı gecesi ilçeden kalkan otobüslerle yola çıktım.

Öncelikle buradan beraber gittiğimiz tüm gençlere, ağabey ve ablalarıma (özellikle arka koltuktan omzuma dokunup elleriyle badem yediren ablaya) ve pek tabi sürekli özenle keyfimi, rahatımı soran CHP Aliağa İlçe Başkanı Özcan Durmaz’a çok teşekkür ederim. Sayelerinde bir güne sığdırabileceğimden çok yeni anılarım oldu.

Ülkemizde her gün önemli dediğimiz, bu nasıl olur diye sorduğumuz olaylar gerçekleşiyor. Bizler, ülkenin geleceğinden birlikte endişe ettiğimiz gibi artık birlikte de yürüyebiliyoruz. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlattığı yürüyüş eleştirilerimizle birlikte hepimizin ortak alanı olmayı başarmış. Sabah saatlerinde kamp alanına vardığımızda hava oldukça gri, yağış bekleniyordu. Erkenden kalkan organizasyon ekibi -ki bir anda nereden geldiklerini anlayamıyorsunuz. Sanki bu görev için var olmuşlar- yağışlı hava için katılımcılara yağmurluk dağıtmaya, uzak yollardan gelenler için çay demlemeye ve kahvaltı kumanyası vermeye başladılar.

Saat 09.00’da Kılıçdaroğlu bir basın toplantısı gerçekleştirdi. Kendisinin bulunduğu alan için güvenlik önlemleri oldukça fazlaydı. Zira ilçe başkanlarının dahi karavan alanına zar zor alındığına tanık oldum. Demokrasi İçin Birlik Platformu üyelerinin de eşlik ettiği basın açıklamasına, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu beyaz gömleği üzerinde, dinç bir şekilde geldi. Hepimizi selamladıktan ve günün önemine ilişkin açıklamasını yaptıktan sonra hızlı bir maratona başladık. Maraton diyorum çünkü kendisi hepimizden idmanlı ve hızlı. Basın emekçilerinin en zorlandığı şey sanırım yürüyüş kortejini en önden takip etmek olmuştur. Korteje eşlik eden emniyet mensuplarının, çevik kuvvetin bizleri defalarca yol kenarına itmesi ve sert uyarılarına rağmen canla başla korteji takip eden tüm arkadaşlarla birlikte en güzel görüntüleri yakalama peşindeydik.

İlk mola yeri olan SEKA Bilim ve Kültür Merkezine vardığımızda herkes yağmurun ve serin havanın etkisiyle çimlere uzandı. Kimi bando eşliğinde çalınan şarkılara ve oyun havalarına eşlik etti. Biz de Aliağa’dan giden katılımcılarla yeşil bir alan bulup dinlenmeye koyulduk. İkinci etap yürüyüşüne kadar çok nadir olarak rastlaştığımız provokasyon girişimlerine oranla halkın desteği daha görünürdü. Yol kenarlarında biriken çoluk çocuk, genç, yaşlı herkes alkışlarla katkılarını sundular.

Ayrıca herkesin belirttiği gibi ben de söylemeliyim ki, bu yürüyüş gerçek anlamda birlikteliği gösteren bir yürüyüştü. Referandum sonrası artan baskıya, şaibeli seçim sonuçları sonrası yaşanan gerginliğe sanki bir nefes olmuş gibiydi. Umut, bir işçi kenti olan Kocaeli’nde bizim de ciğerlerimize yeniden oksijen oldu.

İkinci etabı ise yoğun yağmur altında Derince Çenesuyu Mevkii’nde bulunan mola alanında sonlandırdık. 2-3 saat süren dinlenme esnasında herkes yemeklerini yedi, civar kahvelerde çay içip değerlendirmelerde bulundu. Maratonu neredeyse yarılamış ve hepimiz sırılsıklam olmuştuk. Ancak yürüyüşe destek veren sanatçılar da dâhil olmak üzere henüz kimse ‘aman’ dememişti.

Son dönemece geldiğimizde ise coşku gittikçe arttı. Kortejin önüne geçmesi için beklenen Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nu merakla ve sloganlarla bekleyen kitle sayıca da artmıştı. Kemal Kılıçdaroğlu, içlerinde Uğur Dündar, Müjdat Gezen, Ferhat Tunç, Necmiye Alpay ve daha nice sanatçı ile kol kola başlattı etabı. Yine bir koşuşturma, sloganlar, neşe ve giderek artan destek alkışları. D100 otoyolu boyunca camlarda teyzeler, çocuklar coşkuyla alkışlıyorlar. Yoldan geçen kamyonlar zafer işaretleri ve kornaları ile destek veriyorlar. Onlar alkışladıkça kortej alkışlıyor. En çok dikkat çekenlerden bir tanesi, inşaat işçisinin elindeki çekiçi havaya kaldırarak destek vermesiydi. Ayrıca yüzlerine televizyon ve beyaz perdeden aşina olduğumuz, hepimizin keyifle izlediği genç oyuncular da alandaydı. Hiçbir kompleks taşımadan, kitleyle kaynaşarak yürüdüler.

Körfez İlçesi’ne giriş yaptığımızda üzülerek ve endişe duyarak ifade ediyorum ki, organize oldukları her hallerinden belli olan 10’ar kişilik gruplar hem Rabia hem de bozkurt işaretleri yaparak, küfür ve hakaretlerle ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan posterleriyle kendilerince protestolarını gerçekleştirdiler. Birkaç yerde yola atlayarak zarar vermek isteyenler de oldu. Organize olduklarını düşünmemin temel nedeni, belirli aralıklarla ve hiç de özgün olmayan, tek elden çıktığı belli sözlerle kitleyi kışkırtmak istemeleri. Umarım bu organize davranışların neticesi yasaklanmak istenen bir ‘adalet mitingi’ olmaz.

Adil bir hayatı birlikte kurmak isteyen CHP’li iki genç, gelinlik ve damatlığıyla evliliğe ilk adımlarını bu yürüyüşte Kılıçdaroğlu ile attılar. Tam o esnada arkamda uzun yağmurluğu ve şapkası ile lise yıllarından beri hayranı olduğum gruplardan Bulutsuzluk Özlemi ‘nin solisti Nejat Yavaşoğulları’nı gördüm. İnce bir tebessüm ile selamladık birbirimizi.

Yürüyüşün sonlandığı konaklama alanı adeta panayır yeri gibiydi. Bir yanda Kazım Koyuncu’nun şarkıları çalıyor, bir yanda yorulanlar dinlenmek için çaylarını alıp çadırların altına geçiyordu.

Zorlu bir maratonu “şimdilik” hep beraber bitirdikten sonra otobüsümüze binip, dönmek üzere yollara koyulduk. Tabii ki 9 Temmuz’da gerçekleşecek büyük Adalet Mitingi’nde tekrar bir araya gelmek üzere vedalaşarak...

*İşçi B'nin Hikâyeleri/Peter Maiwald/Evrensel Basım Yayın

(EREN SARAN)