EMEKLİ-SEN’DEN GENİŞ KATILIMLI KAHVALTI

11 Ekim 2016, Salı 06:49

     


Emekli-Sen Aliağa Şubesi tarafından düzenlenen kahvaltıda konuşan DİSK Genel başkanı Kani Beko ve Emekli-Sen Genel Başkanı Veli Beysülen iktidara yüklendi.

DİSK’e bağlı Emekli-Sen Aliağa Şubesi tarafından Pazar sabahı geniş katılımlı bir kahvaltı düzenlendi. DİSK Genel başkanı Kani Beko, Emekli-Sen Genel Başkanı Veli Beysülen, DİSK Yönetim kurulu eski üyesi Mustafa Karaday, CHP İzmir İl Sekreteri Alper Yücel, HDP milletvekili Müslüm Doğan, HDP İzmir İl Eşbaşkanları Gülay bilici ve Mahvuz Güleryüz, Aliağa Belediyesi Meclis Üyeleri Ulviye Öztürk ve Erol Güngör, HDP Aliağa İlçe Başkanı Veysel Özbay, ADD Aliağa Başkanı Erol Ertürk, Alevi Kültür dernekleri Aliağa Şube Başkanı Celal Süslü ile çeşitli demokratik kitle örgütü temsilcilerinin de katıldığı kahvaltının açılış konuşmasını Emekli-Sen Aliağa Şube Başkanı Sebahattin Yeşiltepe yaptı.

Konuşmasına başlarken kahvaltıya gelen konuklara teşekkür eden Yeşiltepe “İyi ki varsınız. Sizinle birlikte daha çok güçlenmeye başladık. Biz diyoruz ki, darbelere ne zaman ve nereden gelirse gelsin karşıyız. Acısını şimdi hep beraber çekiyoruz. Öğretmenlerin yok oluşundan mı bahsedelim, işçi arkadaşlarımızın yok oluşundan mı bahsedelim şaşırıyoruz. Kendimize bile sıra gelmiyor. Ama biz burada, sizlerle birlikte çok iyi şeyler yapma, daha büyük güç olma niyetindeyiz.” şeklinde konuştu.

“BİZ TAKİYYE YAPMADIK”

Yeşiltepe’nin konuşmasının ardından mikrofonu alan DİSK Genel Başkanı Kani Beko, organizasyonu düzenleyenlere teşekkür ederek şunları söyledi:“Ülkemiz bir darbe girişimi ile karşı karşıya kaldığında Devrimçi İşçi Sendikalar Konfederasyonu ve konfederasyonumuza bağlı sendikalarımızla ve bu topraklarda eşitlik, özgürlük, demokrasi, barış ve kardeşlik mücadelesi verenlerle yan yana, omuz omuza darbecilere karşı nasıl tavır aldığımızı tüm Türkiye gördü. Biz takiyye yapmadık. Ama bu darbelere karşı mücadele sonrası TBMM’de de 4 siyasi parti gerçekten tavrını koydu. Bu güzel bir duruştu. Ancak, daha sonra Bakanlar kurulu toplandıktan sonra alınan karar ne TBMM’ne, ne ülkemize, ne de bize hiç yakışmadı. Bu memleketin OHAL’le yönetilmesi bize göre doğru değil. Hele hele OHAL’den sonra alınan KHK’ler anti demokratik kararlar olduğu için DİSK olarak karşı durduk ve karşı durmaya devam edeceğiz.

“KAYYUM ATAYACAKSANIZ, ANKARA’YA ATAYIN.”

“Bir protokolde, daha sonra Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç televizyondan da bunu paylaştı; o dönemlerde Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin Ankara’yı parsel parsel yandaşlara sattığını, çok kirli ilişkileri olduğunu ifade eden Bülent Arınç’tı. Biz DİSK olarak belediyelere kayyum atanmasına kesinlikle karşıyız. Ancak, eğer siz belediyelere kayyum atayacaksanız, önce Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne atayın.

Geçtiğimiz hafta doğu bölgesine ziyaret sonrasında hazırladığımız dosyayı İçişleri bakanı Süleyman Soylu’ya sunduk. Kendisine de söyledim, ben sizin yerinizde olsaydım, bu topraklarda yaşayan insanların ekonomik, demokratik, siyasi ve sosyal anlamdaki ihtiyaçlarının ne olduğunu dinlerdim. Ondan sonra hak eden bir belediye varsa oraya mutlaka kayyum atansın, görevden alınsın, suçluysa adalete teslim edilsin. Ama sadece siyasal gerekçe ile muhalefeti susturmak için kayyum atıyorsanız, ana muhalefet liderine de televizyonlarda ve mitinglerde mobbing uyguluyorsanız, bu anti demokratik bir uygulamadır.

Bu memlekette yüz bine yakın kamu çalışanı açığa alındı. On binlerce öğrenci, fişlendi. Bunlar bizim çocuklarımız. Düşünebiliyor musunuz; üç bine yakın akademisyen gözaltına alındı. Ne gerekçeyle? Bu topraklarda DİSK olarak söylediğimiz tek şey, 40 yıldan beri bu topraklar üzerinde kardeş kanı akıyor, biz diyoruz ki kardeş kanı akmasın. Analar ağlamasın, çocuklar ölmesin, barış olsun, kardeşlik olsun diyoruz. Bunu söyleyen bir akademisyeni görevden alamazsınız. Bunu söyleyen bir öğretmeni açığa alamazsınız. Doğuda da bizimle yan yana, omuz omuza yaşamak isteyen o kadar çok öğretmenimiz var ki, o kadar çok akademisyen, o kadar çok işçi kardeşimiz var ki onları anlayabilmek için Soylu’ya da söylediğim gibi, önce Hakkari’ye gideceksin, orada subaylarla değil, yaşayan halkla görüşerek, konuşarak onların sorunlarını dinleyeceksin. Bana göre ülke böyle yönetilir. Biz DİSK olarak kesinlikle isyandan değiliz. Biz barış, kardeşlik, dostluk, arkadaşlık, yol ve yoldaşlıktan yana olduğumuzu birada bir kere daha ifade ediyoruz.”

“AYRUPA’YA ANLATAMIYORUZ”

Geçen ay biz Brüksel’de bir toplantı yaptık. Bizden rapor istiyorlar, mecburen göndermek zorundayız. Gazeteciler gözaltında, akademisyenler gözaltında, yüz bine yakın açığa alınmış öğretmenlerimiz... Şimdi benim yerime siz geçin, buyrun gidin Brüksel’de 86 ülkenin sendika genel başkanlarına Türkiye’deki yaşadıklarımızı anlatın. Neyi anlatacaksınız? 13’ünde heyet olarak Türkiye’ye geleceğiz ve Başbakanı, Çalışma Bakanı’nı, KESK’i ve benzeri demokratik kitle örgütlerini dolaşacağız. Burada yaşananları ben Avrupa’da anlatırken gerçekten çok zorlanıyorum. Tam bir cadı avı. Türkiye, yarı açık cezaevi haline geldi.

İç Güvenlik Reform yasası çıkarıldığında biz diyorduk ki, önümüzdeki dönemlerde savcı talimatı olmadan, mahkeme kararı olmadan polis kapımızı çalacak, gözaltına alacak, dilediğini de cezaevine gönderecek. Ve maalesef üzülerek söylüyorum ki, o noktaya geldik. Ülkemiz giderek diktatörlüğe doğru yol alırken, bizim daha çok birlik ve beraberliğe ihtiyacımız var. Bizim kurduğumuz bir platform var. Emek Demokrasi Güçbirliği. Bu platformun içinde herkesin yer alması gerektiğini düşünüyorum. Gelin yan yana, omuz omuza, birlikte mücadele edelim.

“ÖNCE MÜCADELE, SONRA YASA”

Beko’nun ardından söz alan Emekli Sen Genel Başkanı Veli Beysülen de katılımcılara yönelik yaptığı konuşmasında “Sendikamız 1995 yılında demokrasi mücadelesinden emekli olunmaz sloganıyla kurulmuştur. Bu ülkede demokrasi mücadelesinin içindeyiz. Bu mücadeleyi verirken önümüze çok engel çıkartıldı. Biz bunların bir çoğunu aştık, Ancak en son 2011 yılında çıkarılan bir karar var, dosyamız Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde sonuçlanma aşamasında. Umarız, önümüzdeki günlerde Türkiye’de emeklilerin sendika hakları bulunduğuna dair kararı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden çıkartıp bu ülke topraklarında yaşayan 11 milyon emeklinin, bu ülkenin kalkınmasına ve bu günlere gelmesine emek vermiş olanların örgütlü mücadelesini yasal bir zemine oturtmuş oluruz. Biz yeni ve meşru bir mücadele veriyoruz. Önce mücadele edersiniz, sonra yasalarını yaptırırsınız.

Emekliler, bu ülkede işsizlerden sonra en yoksul kesimi oluşturuyorlar. Bu ülkeye yıllarını vermiş olan insanların içinde bulunduğu koşullar bir utanç tablosudur. Bu tabloyu yaratanlar, bu ülkeyi yönetenlerdir. Sadece bu iktidarla ilgili değildir ama bu iktidarın yaptığı çok büyük tahribatlar vardır. Emekliler hep yok sayıldı, kahve köşelerine itildi, bir an önce ölseler de maaş vermesek diye gözlerimizin içine bakıyorlar. İnadına yaşayacağız ve inadına haklarımızın mücadelesini vereceğiz. İnsanca yaşayabilmek için ne yapılması gerekiyorsa onu yapmaya devam edeceğiz.” dedi.

“SGK PROMOSYONU BAŞKA FAALİYETLERDE KULLANIYOR”

Promosyon konusuna da değinen Beysülen “Promosyonlarla ilgili 14 yıllık AKP iktidarının hemen hemen her Çalışma bakanı koltuğa oturur oturmaz gerekli çalışmaların yapılacağını söylerler. Zaman zaman açıklama yaparlar, yandaş basın da ‘emeklilere müjde; promosyon yakında verilecek’ diye parlata parlata verir. Süleyman Soylu Çalışma Bakanı’yken ‘Bayramdan önce vereceğiz...’ dedi. Soylu değişti, Mehmet Müezzinoğlu geldi, öyle bir taahhütlerinin olmadığını söyledi. Hatta bankaların emeklilerden komisyon isteyebileceklerini söyledi. Promosyon nedir? Yasaya göre, kamu kurumları bankalarla maaş anlaşması yaparken promosyon alacaklar, aldıkları promosyonun üçte ikisini çalışana verecek, üçte birini de kendileri kullanacaklar. SGK bu kurumların içinde en büyüğü. 11 milyon kişiye maaş ödüyor. Dolayısıyla bu genelde SGK’yı bağlıyor. SGK bu promosyonu alıyor, başka faaliyetlerde kullanıyor. Ama hak sahibi olan emekliye vermiyor. Promosyon, aylığı çalıştırıp kar elde eden bankanın, karından bir kısmını hak sahibine vermesidir. Sadece maaşlarımızı çalıştırmıyorlar ki. Bize kredi satıyorlar, kart satıyorlar, işletim ücreti alıyorlar, kart ücreti alıyorlar, havale ücreti alıyorlar. Hepsinden para kazanıyorlar. Buna karşılık biz cüz’i bir miktar istiyoruz, ama bakan ‘çok da üstüne gitmeyin, bankalar sizden komisyon isteyebilir’ diyor. Yani bakan 11 milyon emeklinin değil, üç beş banka sermayedarının sözcülüğünü yapıyor. Bu bakan zaten bir tüccar. Çalışma Bakanlığı’nda ne işi var anlayamadım.” şeklinde konuştu.

“EMEKLİLERİN YÜZDE 75’İ AÇLIK SINIRINDA”

Emeklilerin haklarıyla ilgili yaptıkları çalışmalara da açıklık getiren Beysülen “Son bir yıldır, meclisin yaptığı iki önemli yasa var. Biri özel istihdam bürolarına kiralık işçilik hakkı vermek, yani insan ticareti yapacak yasal düzenleme; diğeri de zorunlu bireysel emeklilik sistemi. Yani 13 milyon çalışan insanı mecburi olarak özel sigorta şirketlerine girmelerini sağlayacak yasal düzenleme. İkisi de sermayenin sömürü sistemine hizmet eden düzenlemelerdir. Bu meclisin çoğunluğunu oluşturanlar, bu anlamda başarılıdır. Bu yasaları çöpe atmak için birlikte mücadele etmemiz gerekmektedir. Zorunlu bireysel emeklilik aynı zamanda emeklilere şunu demektir: ‘Biz size yeterince maaş vermeyeceğiz. Siz gidin özel sektöre, ordan gelir elde edin...’ Yine gerçek bir intibak yasası çıkarılamadığı için emeklilerin yüzde 75’i açlık sınırının altında maaş almaktadır. Bu ülkede 30 milyon insan yoksulluk sınırında yaşıyor ve bunların büyük bölümü emeklidir. Hastanelere randevu istediğimizden itibaren katkı ve katılım payı alınıyor ve bir çok hizmet ‘istisnai tıp hizmeti’ denilerek maalesef sistemin dışına çıkarıldı, hepsini cebimizden karşılamak zorunda kalıyoruz. 65 yaş üstü insanların kentlerde toplu taşımalardan ücretsiz yararlanma hakkı var. Ama, siz bir kentte yaşlılık kartı satıyorsanız, diğer kentlerden gelen kişi kartı olmadığı için bu hakkını kullanamıyor. O yüzden, 65 yaş üstü insanlar kimliklerini göstererek toplu taşıma araçlarını kullanabilme hakkına sahiptirler. Hem de herhangi bir karta gereksinim duymadan. Ama bu hak kullandırılmıyor, bunun mücadelesini vereceğiz.” diyerek konuşmasını tamamladı.

Konuşmaların ardından Emekli-Sen Aliağa Şubesi tarafından Kani Beko, Veli Beysülen ile sendikanın en yaşlı üyelerine plaket verildi. Kahvaltı, canlı müzik eşliğinde saat 13,00”’e kadar devam etti. (BÜLENT PINARBAŞI)