İŞÇİLER 46.YILINDA BÜYÜK DİRENİŞİ ANDI

20 Haziran 2016, Pazartesi 06:43

     


15-16 Haziran işçi direnişinin 46'ncı yıldönümü nedeniyle, Aliağa Emek ve Demokrasi Platformu tarafından, Aliağa Demokrasi Meydanı'nda anma etkinliği gerçekleştirildi. Etkinlikte, işçi sınıfının hak gasplarına yönelik açıklamalar yapıldı.

Aliağa Emek ve Demokrasi Platformu tarafından Cuma akşamı Aliağa Demokrasi Meydanı’nda gerçekleştirilen 15-16 Haziran büyük işçi direnişinin 46'ncı yıldönümü etkinliğinde platform bileşenleri ve işçiler yer aldı. Katılımın az olduğu etkinliğin açılış konuşmasını Petrol-İş Sendikası Aliağa Şube Başkanı Ahmet Oktay yaptı. Hükümete ve Türk-İş yönetimine uyarılarda bulunan Oktay, “Örgütlü olduğumuz işyerlerimizde yaptığımız açıklamalarda söylediğimiz şuydu; ‘Eğer biz işçiler ve emekçiler olarak alanları dolduramazsak bir haftaya kalmaz bu konuyu meclise getirirler’ dedik ve nitekim de getirdiler. Özel İstihdam Büroları aracılığıyla kiralık işçilik olayını yasalaştırdılar. Biz o gün alanları doldurmuş olsak ve bir tepki ortaya koysaydık böyle bir şeye cesaret edemezlerdi. Bunun nedeni konfederasyonlar ve sendikaların merkezleridir. Bunu söyledik ve söylemeye de devam edeceğiz. Bugün en büyük konfederasyon Türk-İş bizim haklarımızı gasp etmek isteyen mercileri sadece izlemekle yetinmiştir. Bundan dolayı da Türk-İş'i bir kez daha şiddetle kınıyorum” dedi. Oktay’ın bu sözlerine meydanda toplanan işçiler ‘Suskun Türk-İş İstemiyoruz’ sloganı ile karşılık verdiler.

“BUGÜN BURADA BİR ÇOBAN ATEŞİ YAKACAĞIZ”

Konuşmasında işçilerin kıdem tazminatı hakkının fona devredilmesi konusuna da değinen Ahmet Oktay, “Bu konu meclisten geçse bile başbakanla, cumhurbaşkanıyla görüşürüz onaylamaz dediler. Yasayı hazırlayan şimdiki cumhurbaşkanıdır. O zaman ki cumhurbaşkanı onaylamadı ama şimdiki cumhurbaşkanı jet hızıyla onayladı ve yasalaştı. Şimdi de Anayasa Mahkemesi iptal eder diyorlar. Anayasa Mahkemesinin nasıl çalıştığını hep birlikte göreceğiz. Sıra geldi kıdem tazminatı hakkımızın fona devredilmesine. Türk-İş ve kendisine bağlı sendikaların büyük bir kısmı yine aynı şeyleri söylüyorlar. Meclisten geçse bile cumhurbaşkanıyla görüşürüz onaylatmayız diyorlar. Bugün burada bir çoban ateşi yakacağız, Aliağa işçileri olarak. Eğer bu ülkedeki örgütlü işçiler, sendikalar herkes kendi bulunduğu bölgede bir çoban ateşi yakarsa kıdem tazminatları ne komisyona, ne meclise gelir, ne de cumhurbaşkanına onaylattırabilirler. Hep beraber bir şeyler yapmamız lazım, biz buna inanıyoruz” diye konuştu.

NECMETTİN GİRİTLİOĞLU ANILDI

Oktay’ın konuşmasının ardından platform adına basın açıklaması metnini Genel İş Temsilcisi Doğan Şah Aydın okudu. 1970 yılında işçi direnişi esnasında yaşamını yitiren Yapı İşçileri Sendikası Genel Başkanı Necmettin Giritlioğlu’nu anarak konuşmasına başlayan Aydın, “ Türkiye işçi sınıfı tarihine altın harflerle kazılmış olan 15-16 Haziran büyük işçi direnişini 46. yılında saygıyla selamlıyor, işçi sınıfına yönelik kapsamlı hak gasplarının yaşandığı günümüzde bu büyük mirastan aldığımız güçle birlik ve mücadelemizi daha da güçlendirerek saldırılara göğüs gereceğimizi tüm kamuoyuna ilan ediyoruz. Bizler Aliağa Emek Demokrasi Platformu Bileşenleri olarak, 1970 yılında o büyük mücadele günlerinde, Aliağa'da katledilen, işçi sınıfının yiğit önderi Yapı İşçileri Sendikası Genel Başkanı Necmettin Giritlioğlu'nu saygıyla anıyor, Aliağalı işçiler emekçiler olarak 15-16 Haziran'ı yaratan işçilerin ve Necmettin Giritlioğlu'nun mücadelelerini daha da ileriye götüreceğimize söz veriyoruz” dedi.

“KULLANDIĞIMIZ BÜTÜN HAKLAR 15-16 HAZİRAN DİRENİŞİNİN ÜRÜNÜ”

1970 yılında çalışma yaşamını ve temel sendikalar mevzuatını düzenleyen 274 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu ile 275 sayılı Sendikalar Yasasında, işçilerin sendika seçme özgürlüğünü kısıtlayan düzenlemeleri içeren değişiklik tasarısının 11 Haziran'da Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'ın onayı ile birlikte yürürlüğe girmesiyle birlikte, DİSK ve bağlı sendikaların yasaya tepki gösterdiklerini hatırlatan Aydın, “ Zaten yasa, asıl olarak işçilerin Türk-İş'ten ayrılarak daha mücadeleci bir çizgi izleyen DİSK'e geçişlerini engellemek amacıyla çıkarılmıştı. Yasaya karşı işçiler tepkisiz kalmadılar. 15 Haziran sabahı başta İstanbul ve İzmit olmak üzere fabrikalarda çalışan işçiler iş bırakarak, üç koldan İstanbul'un merkezine doğru yürüyüşe geçtiler. Yürüyüşe katılan işçilerin önemli bir bölümü Türk-İş üyesiydi ve DİSK'li kardeşleriyle birlikte mücadeleye atılmaktan geri durmadılar. Köprüler açılarak, barikatlar kurularak üç koldan yürüyen işçilerin birleşmesi engellendi. Yapılan müdahaleler sonucunda 4 işçi önderi ve bir esnafla bir polis yaşamını kaybetti. Adalet Partisi Hükümeti 60 günlük sıkıyönetim ilan ederek hareketi şiddetle bastırma yoluna gitti. DİSK yöneticileri ve işçi önderleri tutuklanarak hapse atıldılar. İşçi sınıfımızın bu büyük kalkışması sonucunda yasa tasarısı Anayasa Mahkemesi'nde iptal edildi. 15-16 Haziran direnişi işçi sınıfı tarihimizde çok önemli bir yere oturmuş oldu. Bugün kırıntıları da kalmış olsa, kullanmakta olduğumuz bütün haklar işte bu büyük mücadelelerin ürünüdür” diye konuştu.

“İŞÇİLER SENDİKA AYRIMI GÖZETMEKSİZİN TABANDA BİRLEŞMELİ”

İşçiler birleşerek ayağa kalkmadığı müddetçe haklarının birer birer geri alınacağını kaydeden Aydın, “Ardı sıra Meclis'ten geçirilen yasalar ve gündeme getirilen yasa tasarıları işçi sınıfımıza yönelik büyük bir saldırıyla karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir. İşçilerin, hiçbir hakka sahip olmadan birer eşya gibi kiralanabileceği Özel İstihdam Büroları devreye sokuldu. İşçilerin haklarını mahkemede arama yollarını kapatan Arabuluculuk Kanunu öncelikle iş mahkemelerini kapsamak üzere yasalaştı. Kıdem tazminatlarımızı gasp eden Kıdem Fonu uygulaması adım adım geliyor. Bunun için bütün işçilerin maaşlarından 100 TL kesilmek suretiyle zorunlu Bireysel Emeklilik Uygulamasının hayata geçmesi an meselesi. Esnek çalışma tüm yönleriyle hayata geçiriliyor. Bütün iş yaşamının patronların karının artırılması üzerine kurulduğu bir düzen hayata geçiriliyor. Sendikalaşmanın önündeki engeller katlanarak artıyor. Sendikalaşan işçiler Dost Cam'da olduğu gibi kapı önüne konuyor, fabrika önlerinde onlarca direniş devam ediyor.15-16 Haziran bizler için, adını senede bir yad edeceğimiz nostaljik bir gün değildir. Bugün 15-16 Haziran'a neden olan saldırıların katmerlisi sermaye ve hükümet tarafından hayata geçirilmektedir. O gün işçilerin başarabilmesinin altında yatan tabanın söz ve inisiyatif sahibi olmasıydı. Konfederasyon ayrımı, sendikalı, sendikasız ayrımı gözetmeksizin tabanda birleşmek ve her aşamada işçilerin iradesinin hakim olması. İşte 15-16 Haziran mücadelelerinden alınacak temel ders budur. Bu derslere uygun hareket edildiği takdirde işçi düşmanı yasa ve uygulamaların hiçbiri hayata geçirilemeyecektir” ifadelerini kullandı.

Doğan Şah Aydın’ın basın açıklaması metnini okumasının ardından, “Birleşe Birleşe Kazanacağız”, “Hak Verilmez Alınır, Zafer Sokakta Kazanılır”, “İşçiye Uzanan Eller Kırılsın”, “İşçilerin Birliği Sermayeyi Yenecek”, ”Hükümet Yasanı Al Başına Çal”, “Yaşasın Sınıf Dayanışması” sloganları ile anma etkinliği sonlandırıldı.

(VOLKAN GÜNDÜZ)