EROL ERTÜRK YAZDI: 13 EYLÜL 1922 ALİAĞA’NIN KURTULUŞU

10 Eylül 2016, Cumartesi 06:40

     


“Sarışın bir kurda benziyordu.

Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.

Yürüdü uçurumun başına kadar,

Eğildi, durdu.

Bıraksalar

İnce, Uzun bacakları üstünde yaylanarak

Ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak

Kocatepe’den Afyon ovasına atlıyacaktı.”

26 Ağustos 1922’de Afyonkarahisar-Kocatepe’de başlayan Büyük Taarruz 9 Eylül 1922 günü İzmir’in kurtuluşu ile bir zafer ile taçlandırılmıştır.

15 MAYIS 1919 günü suyun karşı yanından gelip İzmir’i işgal eden Yunan askerleri işgalden 27 gün sonra 10 HAZİRAN 1919 günü Aliağa Çiftliği’ni de işgal ettiler.

9 Eylül 1922’den sonra çözülen işgal kuvvetleri sadece yurdumuzu en kısa sürede terk etmeyi düşünüyorlardı. Bunun için en kısa sürede bulundukları mevzileri terk ettiler. Geçtikleri şehir ve kasabaları yakıp yıktılar. Geride işe yarar bir malzeme bırakmamak için yanlarında götürebildiklerini götürdüler, kalanları ise imha ettiler.

Anadolu’nun her karış toprağını düşman işgalinden kurtaran Türk Ordusu 13 Eylül 1922 günü Aliağa Çiftliği’ne ulaşmış, düşmanın burayı terk ettiğini görmüş, güvenliği tesis ederek Bergama yönüne düşmanı takip harekatına devam etmiştir. Türk ordusunun yaptığı bir takip harekatı idi ve hiçbir zaman bir imha harekatı olmadı. Düşman askerlerine ülkeyi terk etmeleri için bir koridor bırakılmıştı. Bu nedenle ege kıyılarındaki bazı kentlerde düşman ile çatışma olmamıştır. Çatışmanın olmaması o kentin düşman işgalinden kurtulmadığı anlamına gelmemektedir.

Bugün Aliağa’nın düşman işgalinden kurtuluş günü.

Aliağa’nın kurtuluşunun 94. Yılı hepimize kutlu olsun.

Zafer kazanılmıştı hem de yedi düvele karşı, emperyalist güçlere karşı.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk “ Askeri zaferler ne kadar büyük olursa olsun, iktisadi zaferlerle taçlandırılmadıkça sonuçsuz kalır” inancıyla; zaferin ardından ekonomik, siyasi, toplumsal, eğitim ve hukuk alanında devrimler yapıldı. Ulusun ekonomik bağımsızlığı için sanayi tesisleri açıldı.

Vatan savunması söz konusu değilse savaş bir cinayettir!

Ancak;

Türkiye Cumhuriyeti günümüzde terör örgütlerinin haince saldırıları ile karşı karşıyadır. Daha önce sergilenmek istenen ve başarılamayan oyun tekrar sahnelenmek istenmektedir. Bağımsızlığımıza göz dikenlerin, bin yıllık kardeşliği bozanların oyunlarını bozmalıyız!

 

“Dörtnala gelip Uzak Asya’dan

Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan

bu memleket bizim.

Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak

ve ipek bir halıya benzeyen toprak,

bu cehennem, bu cennet bizim.

Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,

yok edin insanın insana kulluğunu,

bu davet bizim…

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür

ve bir orman gibi kardeşçesine,

bu hasret bizim…”

Yazımı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sözleri ile sonlandırmak istiyorum;

YURTTA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ.

 

EROL ERTÜRK

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ

ALİAĞA ŞUBESİ BAŞKANI