VATANDAŞ ÇİFTE STANDART MAĞDURU MU?

12 Ekim 2016, Çarşamba 06:12

     


Güzelhisar yolu üzerinde, aynı vasıflara sahip iki araziden birine işçi kampı yapılıp diğerine izin verilmemesi vatandaşlar arasında çifte standart olarak değerlendirilirken, bu ‘adam kayırma’nın ardında kimler olduğu ve niçin böyle bir şeye gerek duyulduğu da farklı söylentilere neden oluyor.

Aliağa Belediyesi’nin aynı vasıfta iki araziden birinde kurulan işçi kampına sesini çıkartmayıp diğerine zabıta aracılığıyla kesilen ceza ve tutanaklarla engel çıkartması çeşitli spekülasyonlara yol açarken, söz konusu arazinin sahibi İ.B., Kaymakamlık ve savcılık nezdinde yaptığı girişimlerden de bir sonuç alamadığını ifade etti.

TALİMAT BİZZAT BELEDİYE BAŞKANINDAN

Güzelhisar yolu üzerindeki 198 parselin sahibi İ.B., Özdenizcilik’e ait olan ve aynı güzergahtaki 551 parselde bulunan tarla vasfındaki arazi üzerine kurulan işçi kampının bir benzerini kendi arazisi üzerinde inşa etmek istedi. Bunun üzerine, Aliağa Belediyesi’ne bağlı zabıta ekipleri tutanak düzenleyerek bu faaliyeti engelledi. İ.B.’ün az ilerideki Özdenizcilik’e ait arazi için de aynı uygulamanın yapılıp yapılmayacağını sorması üzerine, yetkililer tutanağın sadece kendi arazisi ile ilgili tutulacağını, diğer tesis ile ilgili herhangi bir uygulama yapılmayacağını ve talimatın doğrudan Belediye başkanı tarafından verildiği bildirerek işlemi tamamladılar.

BURASI ÖZDENİZCİLİK EYALETİ Mİ?

Bunun üzerine arazi sahibi İ.B., 29 Nisan 2016 tarihinde Aliağa Kaymakamlığı ve Aliağa Cumhuriyet Başsavcılığı’na durumu bildirmek üzere bir dilekçe ile başvurdu. Dilekçede olayı anlatan İ.B., “Özdenizcilik şirketi ve ortakları (Cem Oğuz, Mehmet Kahvecioğlu ve Serkan Acar) Aliağa’da Özdenizcilik eyaleti kurduğu halde neden kimse buna dur demiyor? Neden bütün ticaret onların istediği kişilerle ve istediği şartlarda yapılıyor? Neden Star-Socar Rafinerisi’nin hafriyatından başlamak üzere kamp, lojistik vs. işleri bu firma tarafından yapılıyor? Neden tarım arazilerinde kaçak ve ruhsatsız kamp işletmeciliği yaptıkları halde, ruhsatsız hafriyat dökümleri yaptıkları halde hiçbir engellemeyle karşılaşmıyorlar da, ben aynı şartlarda işe başlamaya kalktığımda zabıta başıma dikilip beni engelliyor? Anayasa der ki, kanunlar karşısında tüm vatandaşlar eşit haklara sahiptir. Peki bu eşitlik Aliağa’da neden yok? Yoksa burası gerçekten Özdenizcilik eyaleti mi? Burada T.C. Anayasası geçmiyor mu?” şeklinde sorularını sıraladıktan sonra, bu açıklamalar ışığında belediye başkanı ve Özdenizcilik firmasının yaptığı illegal uygulamaların ortaya çıkarılıp durdurulması ve gerekli yaptırımların uygulanması için suç duyurusunda bulundu.

CEVAP BEKLEYEN SORULAR

Bu dilekçenin akabinde, arazi sahibi İ.B. imzasıyla Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İzmir Valiliği, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Teftiş Kurulu Başkanlığı’na gönderilen bir yazıyla aynı olay anlatılarak, Özdenizcilik’e ait 551 parselin tarım arazisi olduğu, bu alanda izin almak kaydıyla sadece tarımsal depolama yapılabileceği ve bunun için müsaade edilebilecek yapılaşma alanının da yüzde 5 ile sınırlı olabileceği hatırlatılarak şu sorular soruluyor:

a) Bu tesis Belediye başkanı Serkan Acar’ın ortağı olduğu Özdenizcilik şirketine mi aittir?

b) Tesisin bulunduğu arazinin planlardaki vasfı nedir?

c) Şayet tarım arazisi ise, toplam kapalı alan 15,000/%5=750 m2 şartı sağlanmış mıdır?

d) Söz konusu inşaatlar için belediye tarafından her hangi bir inşaat ruhsatı kesilmiş midir, kesildi ise kaç m2’dir?

e) Yapı kullanım izin belgeleri var mıdır ve faaliyet konusu ruhsatta ne yazmaktadır?

f) Tesis yasa gereği tarımsal depo olarak yapılması gerektiği halde, orada insanlara koğuş hizmeti verilmesi yasal mıdır?

g)Bu tesiste koğuş hizmeti yapıldığına göre buranın yangın raporu var mıdır? Tarih ve sayısı nedir?

h) Tesiste yasal hak dışında kapalı alan var mıdır?

I) Tesiste yanıcı patlayıcı her hangi bir madde mevcut mudur? Orada yaşayan insanların yangın ve depreme karşı güvenliği hangi yönetmelik talimatlarına göre sağlanmıştır?

j) Bütün bu kanunsuzluklarda Serkan Acar’ın Özdenizcilik şirketine ortak olmasının ve Çevre Müdürü ile iş çevirmelerinin katkısı ne kadardır?

k) Bu tesis arazisi ile aynı şartlarda olan bizler de aynı tesisten kendi arazimize kurabilir miyiz? Şayet izlerin kurmasına izin verilmez ise, bu mevcut tesise ne gibi yaptırımlar uygulanacak ve yıllardır bu tesise göz yumanlara ne gibi cezalar verilecektir?”

HUKUKA UYGUNSA BEN DE AYNISINI YAPMAK İSTİYORUM

Kendi adı ve imzasıyla böyle bir dilekçenin verildiğini öğrenen arazi sahibi İ.B., 31 Mayıs 2016 tarihinde valilik makamına yazdığı dilekçe ve 8 Eylül 2016 tarihinde Mülkiye Müfettişliği’ne verdiği şikayetçi ifade tutanağı ile ilgili yazıyı kendisinin yazmadığını, ancak oradaki ifadelerin tamamına katıldığını belirterek; “eğer onların yaptığı hukuka uygunsa, ben de aynı şeyi yapmak istiyorum. Eğer hukuka aykırı ise Belediye başkanı ve yetkililer hakkında yasal işlem yapılmasını istiyorum” diyerek şikayet ve talebini tekrarladı. Serkan Acar’ın, belediye başkanı olduktan sonra ortaklıktan ayrıldığı Özdenizcilik firmasının başkanla daha önceki ilişkilerinden ve ortaklık bağlarından dolayı kayırıldığını düşündüğünü ifade eden İ.B., mağduriyetinin giderilmesi ya da ortada bir suç varsa suçlular hakkında gerekli cezai işlemlerin yapılması için yetkili makamlar nezdinde her türlü girişimi yaptığını ve Türk Hukuk sisteminin er geç adaleti yerine getireceğine inandığını belirtti. (BÜLENT PINARBAŞI)