12 Aralık 2017, Salı

DEĞİŞEN ZAMAN DÖNÜŞEN İNSAN

11 Nisan 2017, Salı

     


Serkan SELİNGİL

Komşuluk… İnsanın  toplum içindeki  gerek ev, gerekse iş yaşantısındaki en önemli karakterlerden bir tanesi. Atalarımız komşu denince hemen akla gelen  ‘Komşu komşunun külüne muhtaçtır”, ‘Ev alma komşu al’ sözleriyle  komşuluğun ne kadar önemli olduğunu belirtmiş zamanında.  Yıllar ilerledikçe ve imkanlar geliştikçe günümüz modern, kentleşme sürecinde komşuluk  gittikçe zayıflayan bir  değer haline gelmekte. Genelde komşuluktan bahsedilirken ‘Nerede kaldı eski komşular’ diye başlarız hemen söze. Bir üst katımızdaki komşumuzun adını bile bilmeyiz mesela. Sadece simaen tanırız. Asansöre binince sahte bir merhaba ile geçiştiririz. Eve girince umursamayız. Öldü mü, kaldı mı? Aç mı, tok mu? Senelerdir aynı apartmanda oturan komşular vardır ama birbirleriyle konuşmazlar. Asansörde yan yana gelseler bakmazlar, günaydın-iyi günler gibi kavramları yoktur. Başlarını çevirirler birbirlerine ta ki üst komşunun bir şey silkelemesi, gürültü yapması, küvetinin akıtması, tuvaletinin tıkanması gibi durumlarda  ya da  apartmandaki birinin aidatı ödemeyip de kendisinin zarar görmesiyle aynı yerde yaşadıklarının farkına varırlar. 

‘Akşam evdeyseniz size oturmaya geleceğiz’ cümlesini kuran şanslı çocuklardanım. Gerçekten de eskiden  daha bir sıcaktı bu komşuluk ilişkileri.  Misafir mi geldi? Ve o an yağ, şeker, tuz vb... bir şeyin eksik olduğunu veya bittiğini mi fark ettiniz? Komşu sizin acil durum çantanızdı. Sonrasında eksik şey eve alındığında tekrar komşuya geri verilirdi, komşu almazdı. Ya da ufak bir tamire ihtiyacınız mı var? belki komşu anlar diye ona danışılırdı. Yıllar içerinde bir akrabaya dönüşen, dost olan, sırdaş olan, çekinmeden kapısı çalınabilen ve çoğu zaman aileden biriydi komşu.  Ben böyle komşuluklar gördüm hala da yaşanıyor bir yerlerde. Ebeveynlerim evde yokken beni arada bir kontrole gelen komşularımız vardı. Elektrik kesildiğinde anında gelip kapımı çalan... Tatile giderken anahtarımızı verdiğimiz, evimize girip çiçeklerimizi sulayan…  Bunlar çocukken hatırladığım komşuluk anılarım... Daha çok güveniyorduk insanlara, herkesten şüphe duymadığımız, her bakıştan anlam çıkarmadığımız günlerdi. Komşuların önemi, komşuluğun sıcaklığı genelde zor günlerde belli olurdu. Zor günlerinizde size destek olan, acısını sizinle paylaşan komşular gerçekten insana ayrı bir güven ayrı bir huzur verirdi.

Esasında zayıflayan komşuluk ilişkileri yalnız ülkemize has bir durum da değil tabi. Komşuluk ilişkilerini yeniden canlandırmak amacıyla, insanların çevresinde yaşayanları  tanımasını ve iletişim kurmasını teşvik amaçlı,  ilk kez 17 Kasım 1999’da  Paris’te kutlanmaya başlayan ve daha sonra her 17 Kasım'da ülkemizde ve bir çok Avrupa ülkesinde de kutlanan  Dünya Komşular Günü etkinliği de oluşturulmuş.

Günümüzde artık klişe bir tabir olan 'komşuluk ölüyor' kavramının doğruluk payı gerçekten var. Bunu engellemekte bizim elimizde. Komşuluk ilişkilerinin zayıflamasının sebebi her neyse;  gelişen teknolojinin yaşamı değiştirmesi, ekonomik koşullardan dolayı sınıflara ayrılma, siyasi düşünceler ya da vakit darlığı… ‘Nerede kaldı eski komşuluklar’ demek yerine,  geçen zaman ve  değişen yaşam koşullarına rağmen  eskisi gibi olmasa da insanlarla sıcak ve samimi diyalog kurmanın  yollarını aramalı. İlk adımı atmanın yolu da o kadar zor değil. İster merdivenlerde, ister asansörde  ya da  yaşadığımız çevrede  karşımızdaki insana samimi bir gülümseme, ya da içten bir hal hatır sormak yeterli.

OKUMALI/BURADAYIM

Jonathan Safran Foer, uzun bir aradan sonra kaleme aldığı romanı Buradayım’da kendi hayatlarının çeperinde sıkışıp kalmış iki insanın, Jacob ve Julia’nın öyküsünü anlatıyor. Bir kadın ile bir erkeğin, bir anne ile bir babanın ve yaşamın dayanılmaz ve muhteşem yükünü taşımanın öyküsü bu... Dahası var ama: Sevdiklerine kıyamasalar da sevgiye kıyanların, kalp kırıklıklarını hayal artıklarıyla yamayanların ve bitirmeye çalıştıkları hayatlardan bir şeyler biteceğini umanların öyküsü. Jonathan Safran Foer, kendine özgü hassasiyeti, yaratıcılığı ve benzersiz icatlarıyla bu muazzam romanında bir evliliğin çöküşünü, bir ailenin yaşamını ve İsrail’in yıkımına neden olan büyük Ortadoğu savaşını anlatıyor ve olaylar, adeta ağaç halkaları gibi, okuru da sarıp sarmalayarak iç içe geçiyor. Her şeyin bitiminde ve kalbin en derinlerinde, sadece ama sadece sızılar kalıyor.

İZLEMELİ/ŞİRİNLER 3: KAYIP KÖY

Şirinler'in yeni macerasında ekip yine bir görev uğruna yollara koyulur. Gizemli bir harita ortaya çıkar ve gizli bir köyün yerini işaret eder. Bunun üzerine bu köyün güvenliği artık Şirinler'in ellerindedir. Şirine, Gözlüklü Şirin, Sakar Şirin ve Güçlü Şirin gizemli ormanda yolculuk ederek bu köyü keşfetmeye karar verirler. Ancak kötü kalpli Gargamel'in de bu haritadan haberi olur ve o da bu gizemli köyün peşine düşer. Artık bu köyü Gargamel'den önce bulmak Şirinler'in en büyük görevi haline gelir. Bu yolda Şirinler tarihinin en büyük gizemini de çözeceklerdir...

DİNLEMELİ/BİLİNMEYENLE KARŞILAŞMAK

Erkan Oğur ve İsmail Hakkı Demircioğlu beraber yaptıkları Gülün Kokusu Vardı (1998) ve Anadolu Beşik (2000)’den sonra 17 yılın ardından tekrar müzik severlerin karşısına ‘’Bilinmeyenle Karşılaşmak’’ albümü ile raflardaki yerini almaya hazırlanıyor.Albümde Ağlama Yar, Mihrican mı Değdi, Ahçik, Sen Benden Gittin Gideli ve Eski Tüfek gibi eserleri kendilerine has tarzları ile sevenlerine ulaştırmakta.

 

 

 

 

 

 

 

 

                                                                                                                         

 



Yazarın Tüm Yazıları
DEĞER Mİ HİÇ? 12 Aralık 2017, Salı
ENGEL (SİZSİNİZ) 5 Aralık 2017, Salı
KAZANMAK İÇİN VAZGEÇMEK 28 Kasım 2017, Salı
BEKLENEN BEKLENDİĞİ AN GELMEZ 21 Kasım 2017, Salı
Başkaları başkalarıdır, sen kendin ol 14 Kasım 2017, Salı
SEN OLSAN NE YAPARSIN? 7 Kasım 2017, Salı
PİŞMAN MISIN? 31 Ekim 2017, Salı
İZ BIRAKANLAR 24 Ekim 2017, Salı
GÜÇ(LÜK)LERİMİZ… 17 Ekim 2017, Salı
'SEV' Kİ 'SEVGİ' GÖR 10 Ekim 2017, Salı
ÖYLE MİYİZ? 3 Ekim 2017, Salı
OLMAZSA OLMAZ 26 Eylül 2017, Salı
GEÇ BUNLARI 19 Eylül 2017, Salı
KİM OLUYORUZ? 12 Eylül 2017, Salı
HOŞGÖR SEN 29 Ağustos 2017, Salı
NE GEREĞİ VAR? 15 Ağustos 2017, Salı
YÜK ETME AFFET 25 Temmuz 2017, Salı
BEKLENTİSİZ OLUR MU? 18 Temmuz 2017, Salı
BİR VİCDANIMIZ VARDI 11 Temmuz 2017, Salı
NEYİ ARIYORUZ? 4 Temmuz 2017, Salı
ADAM GİBİ DEĞİL İNSAN GİBİ 20 Haziran 2017, Salı
KUŞLAR UÇAR, SEN SAMİMİYETİ HATIRLA 13 Haziran 2017, Salı
BEŞİKTAŞK 6 Haziran 2017, Salı
FARKINDA MISIN? 30 Mayıs 2017, Salı
BİLEN SÖYLESİN 23 Mayıs 2017, Salı
İNAN ÇOK ZOR DEĞİL 16 Mayıs 2017, Salı
BUGÜNE BAK 9 Mayıs 2017, Salı
NE TARAFTASIN? 2 Mayıs 2017, Salı
NE BU ŞİDDET, BU CELÂL? 25 Nisan 2017, Salı
UMUT İNSANDA 18 Nisan 2017, Salı
DEĞİŞEN ZAMAN DÖNÜŞEN İNSAN 11 Nisan 2017, Salı
SOR BAKALIM NİYE TÜKETİYORUZ? 28 Mart 2017, Salı
NEREYE VARACAK BU İŞİN SONU? 21 Mart 2017, Salı
KİM BİLİR? 14 Mart 2017, Salı
'KADIN KADINDIR ÇİÇEK BABANDIR!' 7 Mart 2017, Salı
KALMAK DA GİTMEK DE KAÇ KERE ZORDU? 28 Şubat 2017, Salı
KADER DİYEMEZSİN SEN KENDİN ETTİN 21 Şubat 2017, Salı
14 ŞUBAT YAZISI DEĞİLDİR! 14 Şubat 2017, Salı
KARAR VERMEK MECBUREN 7 Şubat 2017, Salı
DOSTLAR ALIŞVERİŞTE GÖRSÜN 31 Ocak 2017, Salı
İYİ MİDİR İNSAN OLMAK? 24 Ocak 2017, Salı
KAZANMAK MI? KAYBETMEK Mİ? 17 Ocak 2017, Salı
ÖTEKİ KİM? 10 Ocak 2017, Salı
MAZİYE BİR BAKIVER 27 Aralık 2016, Salı
ZOR GÜNLER VE UMUT ÜZERİNE 20 Aralık 2016, Salı
‘KADINLAR İNSANDIR BİZ İNSANOĞLU’ 13 Aralık 2016, Salı
VEFA NEYDİ? 6 Aralık 2016, Salı
NE KADAR MUTLUYUZ? 29 Kasım 2016, Salı
KONUŞUYORUZ DİNLEMEDEN 22 Kasım 2016, Salı
BİZ BÜYÜDÜK VE KİRLENDİ DÜNYA 15 Kasım 2016, Salı
OKUMUYORUM,OKUMUYORSUN,OKUMUYORLAR 8 Kasım 2016, Salı
GİT, GİDEBİLİRSEN... 1 Kasım 2016, Salı
‘BAK BEYİM SANA İKİ ÇİFT LAFIM VAR’ 25 Ekim 2016, Salı