ÖTEKİ KİM?

10 Ocak 2017, Salı

     


Serkan SELİNGİL

Ötekileştirmek… İnsanların kendi  düşüncelerini, yaptıklarını veya kendinde olanları, doğru ve geçerli görüp kendisi gibi düşünce ve davranışlarda bulunmayanlara uyguladığı psikolojik baskı  ya da davranış şekli olarak tanımlanıyor sözlük anlamına baktığımızda. Üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir kavramdır esasında ötekileştirme. Olumlu hiçbir tarafı olmasa da, yaşantımızda sık sık düşmekteyiz ötekileştirmenin tuzağına. Cinsiyetinden, inancından, düşüncelerinden, konuşmasından, doğduğu şehirden, dinlediği müzikten, giyim tarzından, tuttuğu takımdan, zevk ve tercihlerinden; hatta yediğinden, içtiğinden bile ötekileştirmenin bir yolunu buluyoruz.

İnsan bir konudaki fikrinde kalabalıklaştıkça o fikre daha çok inanır. Düşünsenize aynı fikirde olan, aynı şeyleri beğenen, yanlışları görmezden gelen, hayatın değil de kendi doğruları öngörüsünde yaşayan bir insan topluluğu. Başka renklere, başka düşüncelere, kültürlere,  inançlara  kapalı. Fabrikada üretilmiş tek tip, tek renk programlanmış robot gibi. Oysa insanı diğer varlıklardan ayıran  akıl ve irade değil midir?  İnsan bazen kendisine bile fazla geliyor, sıkılıyor. Bu haldeyken bir bakıyorsunuz çevrenize, her tarafınızda size benzeyen bir topluluk.  Ne kadar eğlenceli! Değil mi?

İnsanı diğer varlıklardan ayıran  akıl ve irade değil midir?  Türkiye denildiği zaman köklü bir kültürel geçmişe sahip olmasının yanı sıra  her ne kadar farklı  inançları bünyesinde bulundursa da  halkının %99’u müslüman  olduğu bir ülke tanımlaması yapılmaz mı?  O halde, yaratılanı yaratandan ötürü hoş görmek dinimizin ve kültürümüzün en temel esaslarından birisi değil midir? Karşımızdakini niçin ötekileştiriyoruz? Ötekileştirme hakkına sahip miyiz? Bu sorulara  cevap olarak bilinmesi gereken;  İnsanların kişiliğini geliştirme ve insanca yaşayabilmesi için başkalarının haklarını ihlal etmeden özgürce yaşamasını sağlayan haklar olan; Düşünce, kanaat ve ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, din ve vicdan özgürlüğü, haberleşme özgürlüğü, yerleşme ve seyahat özgürlüğü, toplantı hak ve özgürlüğü, bilim ve sanat özgürlüğünün devlet tarafından anayasa ve yasalarla koruma altına alındığıdır.

Araştırmalar ideolojik kamplaşmaların, terörizmin, ırkçılığın, aşırı milliyetçiliğin ve fanatizmin ötekileştirme kültüründen beslendiğini söylüyor. Tamamen ötekileştirilmiş ve kutuplara ayrılmış toplumların geleceğinin parlak olmadığını söylemek için kâhin olmaya da gerek yok. Geçmişe  bakıldığında,  geçmişe derken öyle tarihin tozlu sayfaları arasında kaybolmaya da gerek yok. Yakın geçmişe ve özellikle yaşadığımız coğrafyada sınır komşularımız olan Irak ve Suriye’nin bugünkü durumlarına  bakmak yeterli.

Ötekileştirmeden, farklılıklara rağmen yaşamak mümkün elbette. Yapmamız gereken karşımızdakinin düşüncesine, tercihlerine gereken saygıyı göstermek, daha fazla empati yapmak. Bu kadar basit. Ne demişti Nazım Hikmet? “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür / ve bir orman gibi kardeşçesine…”

OKUMALI/OLASILIKSIZ

Bitirmek için yarını, başkasına anlatmak için bitirmeyi beklemeyeceksiniz.
Bir sabah, yıllardır görmediğiniz bir arkadaşınızı düşünerek uyandınız. Bir saat sonra, onunla sokakta karşılaştınız. Sizce bu sadece bir tesadüf mü, yoksa çok daha farklı bir anlamı olabilir mi?
Siz hiç lotoda büyük ikramiyeyi kazanmadınız. Ama birileri kazanıyor. Hem de sürekli! Onlar sizden daha mı şanslılar?
Şans nedir gerçekten? İçinizde bütün parayı kırmızıya yatırmanız gerektiğini söyleyen bir his var. Bu his bir öngörü müdür? Yoksa daha fazlası mı?
Yolda gidiyorsunuz. Kafanızı çevirip yandaki küçük parkta baktınız ve bir anda bu anı daha önce de yaşamış olduğunuzu hissettiniz. Evet, Deja Vu. Sizce nedir Deja Vu; Geçmiş mi, rüya mı yoksa geleceği mi görüyorsunuz?
Eğer siz de kontrolün kimde olduğunu merak ediyorsanız, 'Olasılıksız' tam size göre bir roman…

İZLEMELİ/ÇALGI ÇENGİ 2

6 yıl önce bulaştıkları mafya tarafından düğün şarkıcılığı yaptırılan Salih ve Gürkan’ın tehlike ve eğlence dolu macerası bu filmde de devam ediyor. Amatör müzisyen kuzenler, talihsizlikleri yüzünden ünlü olmak için çıktıkları yolda mafya dünyasına girmeyi başarmışlardır. Orada mafyanın moral ekibi olarak karanlık insanların düğünlerinde şarkıcılık yapmaya mecbur bırakılırlar. Sevdiği kızla evlenmek için mafyadan ayrılmak isteyen Salih ve kuzeni Gürkan’a bunu gerçekleştirebilmeleri için tek bir şart koyulur. Gittikleri düğündeki nikah memurunu kaçırmaları. Görevi mecbur kabul ederler. Nikah memuru ise zamanında bir düğünde Tarkan'ı şarkı söylerken keşfeden kişi çıkar ve iki kuzeni yıldız yapmak ister. İkilinin başına beklenmedik ve birbirinden ilginç olaylar gelecektir.

DİNLEMELİ/CEM ADRİAN-SEÇKİLER 2

Müzikte sınırları, tarzları, kuralları dışlayan; kendini sadece "özgür bir müzisyen" olarak tanımlayan Cem Adrian, 2008 yılında yayımladığı "Seçkiler" albümünün ikincisi ile müzikal yolculuğuna devam ediyor.
"Seçkiler 2" albümünde unutulmayan 11 eser Cem Adrian yorumu ile dinleyici ile buluşuyor.
Albümde Ali Kızıltuğ, Aşık Daimi, Aşık Emrah, Abrurrahim Karakoç, Neşet Ertaş, Musa Eroğlu, Mehmet Özcan gibi ustaların eserlerinin yanısıra anonim eserlere de yer verildi.
Türk Müziğinin değerli ismi Musa Eroğlu "Telli Turnam" türküsüne sazı ile eşlik etti.

 



Diğer Yazıları
KAZANMAK MI? KAYBETMEK Mİ? 17 Ocak 2017, Salı
ÖTEKİ KİM? 10 Ocak 2017, Salı
MAZİYE BİR BAKIVER 27 Aralık 2016, Salı
ZOR GÜNLER VE UMUT ÜZERİNE 20 Aralık 2016, Salı
‘KADINLAR İNSANDIR BİZ İNSANOĞLU’ 13 Aralık 2016, Salı
VEFA NEYDİ? 6 Aralık 2016, Salı
NE KADAR MUTLUYUZ? 29 Kasım 2016, Salı
KONUŞUYORUZ DİNLEMEDEN 22 Kasım 2016, Salı
BİZ BÜYÜDÜK VE KİRLENDİ DÜNYA 15 Kasım 2016, Salı
OKUMUYORUM,OKUMUYORSUN,OKUMUYORLAR 8 Kasım 2016, Salı
GİT, GİDEBİLİRSEN... 1 Kasım 2016, Salı
‘BAK BEYİM SANA İKİ ÇİFT LAFIM VAR’ 25 Ekim 2016, Salı